Tefsir ve hadis/usul fıkhının tarihini görmek için aşağıdaki hususları anlamamız gerekir:
1. Hadislerin yayılma sürecinin bilinmesi, insanlar ile Peygamber arasındaki zaman aralığı göz önüne alındığında çok önemlidir. Ancak, mekân ve zaman sınırlamaları Peygamber Efendimiz'in getirdiği mesajın iletilmesine engel teşkil etmemiştir. Çünkü sahabe ve sonraki nesil (Tabi'in), mevcut hadis kitapları bulunana kadar hadis rivayet etmeye devam etmiştir. Hadisin gelişim tarihini incelemek, hem tarihinin gelişimi hem de kitaplaştırılması çok gereklidir. Çünkü bu, hadis ilminin ayrılmaması gereken bir parçası olarak görülmektedir. Hadis ilminin büyüme ve gelişme tarihini incelemeden hadis öğrenenlerin izlediği yol gerçekten karanlıktır. Tabi'in, Kur'an ve Hadis'i öğrenen insanlardır. Yani sahabeler ya da Peygamberle doğrudan görüşmeyen Müslümanlar aracılığıyla. İmamlar tabi'in döneminin sonunun hicri 150, atba'at-tabi'in döneminin sonunun ise hicri 220 olduğu konusunda hemfikirdirler.
2. Sünnet / Hadis etimolojik olarak Tariqoh Mahmudah (övgüye değer yol) veya madmumah (aşağılık). Terminolojiye göre ise Sünnet, Peygamber Muhammed S.A.V.'in doğasında olan her şeydir; sözleri, fiilleri, takrir/kararlılık, halqiyah doğası, kholqiyah ve sirah, ayrıca Peygamber'in görevlendirilmeden önceki ve sonraki hali.
3. Tefsir tarihini anlamak için öncelikle Kur'an-ı Kerim'in tenzil tarihini anlamak gerekir. Muhammed'in bu şekilde davranmasının mantıksal nedenleri hakkında bilimsel görüşler vardır (daha spesifik olarak, Muhammed bir keresinde vahyi nefessiz kalarak, ağzı köpürerek, bazen bayılma noktasına gelerek almıştır), bazıları Muhammed'in epilepsi (Weil) veya aşırı heyecan uyarımı yaşadığını iddia etmektedir.
4. Hadis ve Kuran'ın tarihi, Kuran'ın Muhammed peygamberin ölümünden sonra nasıl anlaşılabileceğine yol açar. Daha sonra Kur'an'ın anlamının yorumlanması doğdu, Peygamber'den sonra müfessir olarak bildiğimiz İbn Abbas Kur'an'ı yorumlayan bir Sehebi. Bu nedenle İbn Abbas figürü çok dikkat çekicidir, çünkü tarih yorumunun ortaya çıkışı neredeyse onun üzerinden anlatılır. Dalları olduğu kadar ilkeleri de anlamamız gerekir. Çünkü Kur'an zaman zaman ayrıntılı öğretiler verir, bu nedenle bir açıklamaya ihtiyaç duymaz, ancak öte yandan Kur'an evrensel öğretiler de içerir, bu nedenle bir beyana ihtiyaç duyar. Bu, Peygamber'in sünnetinde bulunabilir, çünkü sünnet İslam'ın ikinci kaynağıdır.
0 Yorum -
Yorum Yaz
Tefsir ve hadis/usul fıkhının tarihini görmek için aşağıdaki hususları anlamamız gerekir:
1. Hadislerin yayılma sürecinin bilinmesi, insanlar ile Peygamber arasındaki zaman aralığı göz önüne alındığında çok önemlidir. Ancak, mekân ve zaman sınırlamaları Peygamber Efendimiz'in getirdiği mesajın iletilmesine engel teşkil etmemiştir. Çünkü sahabe ve sonraki nesil (Tabi'in), mevcut hadis kitapları bulunana kadar hadis rivayet etmeye devam etmiştir. Hadisin gelişim tarihini incelemek, hem tarihinin gelişimi hem de kitaplaştırılması çok gereklidir. Çünkü bu, hadis ilminin ayrılmaması gereken bir parçası olarak görülmektedir. Hadis ilminin büyüme ve gelişme tarihini incelemeden hadis öğrenenlerin izlediği yol gerçekten karanlıktır. Tabi'in, Kur'an ve Hadis'i öğrenen insanlardır. Yani sahabeler ya da Peygamberle doğrudan görüşmeyen Müslümanlar aracılığıyla. İmamlar tabi'in döneminin sonunun hicri 150, atba'at-tabi'in döneminin sonunun ise hicri 220 olduğu konusunda hemfikirdirler.
2. Sünnet / Hadis etimolojik olarak Tariqoh Mahmudah (övgüye değer yol) veya madmumah (aşağılık). Terminolojiye göre ise Sünnet, Peygamber Muhammed S.A.V.'in doğasında olan her şeydir; sözleri, fiilleri, takrir/kararlılık, halqiyah doğası, kholqiyah ve sirah, ayrıca Peygamber'in görevlendirilmeden önceki ve sonraki hali.
3. Tefsir tarihini anlamak için öncelikle Kur'an-ı Kerim'in tenzil tarihini anlamak gerekir. Muhammed'in bu şekilde davranmasının mantıksal nedenleri hakkında bilimsel görüşler vardır (daha spesifik olarak, Muhammed bir keresinde vahyi nefessiz kalarak, ağzı köpürerek, bazen bayılma noktasına gelerek almıştır), bazıları Muhammed'in epilepsi (Weil) veya aşırı heyecan uyarımı yaşadığını iddia etmektedir.
4. Hadis ve Kuran'ın tarihi, Kuran'ın Muhammed peygamberin ölümünden sonra nasıl anlaşılabileceğine yol açar. Daha sonra Kur'an'ın anlamının yorumlanması doğdu, Peygamber'den sonra müfessir olarak bildiğimiz İbn Abbas Kur'an'ı yorumlayan bir Sehebi. Bu nedenle İbn Abbas figürü çok dikkat çekicidir, çünkü tarih yorumunun ortaya çıkışı neredeyse onun üzerinden anlatılır. Dalları olduğu kadar ilkeleri de anlamamız gerekir. Çünkü Kur'an zaman zaman ayrıntılı öğretiler verir, bu nedenle bir açıklamaya ihtiyaç duymaz, ancak öte yandan Kur'an evrensel öğretiler de içerir, bu nedenle bir beyana ihtiyaç duyar. Bu, Peygamber'in sünnetinde bulunabilir, çünkü sünnet İslam'ın ikinci kaynağıdır.
0 Yorum -
Yorum Yaz
Ahmet Yerli
24912716, Tefsir Yüksek Lisans, Güz 2024 öğrencisi
Bu üç ilim; Tefsir, hadis ve fıkıh, İslam’ın temel kaynaklarını
anlamada önemli rolü vardır. Bu ilimler bir araya geldiğinde Kur’an ve Sünnet
daha doğru anlaşılır.
Her bir ilimin tarih ve gelişim süreçleri bilmek; bu ilim
dallarının nasıl geliştiğini, hangi yöntemleri kullandıkları ve nasıl
geliştiklerini anlamamıza yardımcı olur.
Tefsir Tarihi; ile Kur'an ayetlerinin nasıl yorumlanacağı ve yorumlama
yöntemi üzerinde durulur.
Hadis tarihi; ile Peygamber’imizin sözleri ve uygulamalarının
aktarılma yöntem ve süreçleri üzerinde durulur.
Fıkıh tarihi ile; Fıkıh’ın nasıl ortaya çıkıp geliştiği, Kur’an ve
Hadislerden nasıl hükümler çıkarılması gerektiği üzerinde durulur.
Tefsir, hadis ve fıkıh tarihini bir arada okumakla bu ilimlerin
birbirinden bağımsız olmadığını, birbirini destekleyen ve tamamlayan bir yapıda
olduğunu ortaya koyarız.
Bir ayetin tefsirini yaparken, varsa o ayetle ilgili hadisler ve
sahabenin bu ayeti nasıl yorumladığı bilgisi gerekmektedir. Hadis tarihi bu
ayetle ilgili hadislerin hangileri olduğu, kimler tarafından ve nasıl
yorumlandığı inceler. Fıkıh tarihi o ayeti sahabe ve tabiinin bu ayeti nasıl
yorumladığını, uyguladığını inceler.
Kur'an'daki bir ayetin tefsirini yaparken, o ayetle ilgili
hadislerin bilinmesi gerekir. Aynı şekilde, ayetin hukuki bir hükme işaret
etmesi durumunda, bu hükmün nasıl yorumlandığını ve uygulandığını fıkıh tarihi
açıklayabilir.
Burada disiplinlerarası bir ilmi ilişki gerekir.
Sahabe döneminde henüz
külliyat yoktu. Sahabenin, Hz. Peygamberin söz ve fillerini anlama çalışmaları
hadis ve fıkıh tarihinin esaslarını oluşturmuştur.
Tefsir, hadislerin
değerlendirilmesinde ve fıkhi hükümlerin çıkarılmasında rol oynar.
Ayetin farklı yorumlanmasıyla
farklı fıkhi görüşler ortaya çıkmıştır.
Hadisler de fıkhın
kaynaklarındandır, hadisler ayetleri Peygamber’imiz nasıl anladığı ve
uyguladığını gösterdiği için fıkha katkı yapmıştır.
Fıkhi çalışmalar yapılırken
ayet ve hadislere baş vurulduğu için bu kaynakların yorumlama biçimleri de
ortaya çıkmıştır.
Kur’an ve Hadisleri
Peygamberimizden öğrenen sonraki tabiin, Kuranı ezberlemişler ve Hadisleri
rivayet etmişler, daha sonra etbau tabiin döneminde hadis ve fıkıh külliyatı
oluşmaya başlamıştır.
Bu konuda İbnu Abbas çok
önemli yer tutar.
0 Yorum -
Yorum Yaz
Selçuk Doğru
23912731
Tefsir Yüksek Lisans
Bu ilmi disiplinlerin hepsi birbiri ile sıkı ilişki halindedir. Tıpkı insan vücudunun organları gibi. Bunun sebebiyse hepsinin aynı yapının altında bulunması ve aynı amaca hizmet etmesidir. Bundan dolayı klasik dönem ulema tefsir yazmak için bunların hepsinde uzmanlaşmak gerektiğini savunmuştur. Bu ilmi disiplinlerin ihtiva ettiği konular bir şekilde birbirleri ile ilişkilidir. Ve kendileri hakkında doğru yargı üretebilmek için hepsine bir şekilde hakim olunabilmeli ve toplu bir şekilde değerlendirilebilmelidir. Tefsir tarihi ve usulü, hadis tarihi ve usulüyle şu noktada bağlantılıdır; tefsir büyük oranda hz. Peygamber, sahabe, tabiin ve tebeü't-tabiinden nakledilen rivayetlerle ilişkilidir. Ki bu rivayetlerin gerek subut gerekse mana açısından tespiti ancak hadis ilminin dinamikleri ile olur. Aynı zamanda tefsir rivayetlerinin nakledilişi, hadis eserlerinde tefsir rivayetleri ve tefsire dair mükerrer isnadlar bize tefsirin tarihi ile alakalı malumatlar vermektedir. Bu malumatlar tarihi seyrin içinde ve nüzul döneminde vahyin nasıl anlaşıldığına dair önemli noktalar göstermektedir. Bu noktada nasılsın bir çıkarım de bulunmamız ve pratiğe dökeceğimiz bilgini bile fıkıh ilmi vermektedir. Aynı zamanda Kur'an insan hayatına dokunan ve ona çeki düzen veren bir kitaptır. İçinde ahkama dair büyük bir yekün bulundurmaktadır. Kaçınılmaz olarak insanların vazifelerinden biri de bu yekünü anlamak ve pratiğe dökmektir. Ancak tutarlı bir fıkıh metodunuz olmadıkça -ayetin illetini tespit etmek gibi- aynı zamanda selefin ayetleri nasıl anladıklarına ve amel ettiklerine dair malumatınız yoksa -ki bu malumatı hadis ilmi ulaştırır- literal anlam üzerinden tespit ve amel etme çabası amatör kalmakla birlikte bugün ayetin maksadına aykırı sonuçlar doğurabilir.
0 Yorum -
Yorum Yaz