Kur'an ve İnsanın Anlam Arayışı
"Güncel değerler üretip yaşıyorum!"
    • Yaşamak,
      hizmet etmek ve af dilemek için bir mühlettir.
    • Elbistanlı Dr. Rahmi ERAY (1918-1958)
    • Okuyacaksınız, okutacaksınız!
      Kürsüde, minberde, mektepte ve üniversitede.
      İlmin en büyük ibâdet olduğunu halka öğreteceksiniz.
    • Nurettin TOPÇU (1909-1975)
    • Küçük şey yoktur!
    • Kemal URAL
    • İnsanı insan kılan,
      onun bağlı bulunduğu değerler sistemidir.
    • Necati ÖNER
    • Her zaman en güzel eylemi (salih ameli) çıkarabilmek için gayret etmek,
      ben’i bulup biz’i de keşfedip hep beraber yürüyebilmek ve hizmet edebilmek,
      gerçek Ankara İlâhiyatlı olmak işte bu demek.
    • Yaşamak,
      hizmet etmek ve af dilemek için bir mühlettir.
    • Elbistanlı Dr. Rahmi ERAY (1918-1958)
2013-2014 Akademik Yılı Lisans Dersleri
2013-2014 Akademik Yılı Yüksek Lisans Dersleri

Sayfa 4


Sayfa 4    17.04.2013

Kur’ân ve Hadis İlimleri kitabının 5. Ve 6. Ünitelerini okumanızın sonucuna ilişkin raporunuzu 1 Mayıs 2013 hedef tarihine kadar yazınız.

Değerlendirme: Toplam en yüksek puan 30’dur. Dönem sonu sınavı puanına eklenecektir.



11040401 MUHAMMED BAYRAM ÇİNAR

KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ 5. ÜNİTE

TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR  EĞİLİMLERİ

-Kur'an'ı ilk tefsir eden hiç şüphesiz peygamberimizdir. Sahabe döneminde tefsir çalışmaları müşahedelere dayalı ve kişisel bilgi davranış ile olmuştur.Sahabe döneminde en meşhur tefsirciler  Abdullah ibn Abbas ve Abdullah ibn mesud'tur. Tabiun döneminde önemli bir rivayet tefsir çalışması olmuştur.Rivayet tefsirinin yüzde yetmiş dördününü oluşmaktadır.

-Tefsir çalışması İbn Abbas'ın yazılarını toparlamasıyla başlamıştır.günümüze ulaşan Kur'an'ın tam olarak tefsiri Mukati'l bin Süleyman' aittir.

-Tefsir öncekilerin görüşlerini ele alıp, aklı bir çaba ile ilham, sezgi ve anlama ile oluşturulur.

Rivayet Tefsiri: Hz. Peygamber, sahabe ve tabiunun görüşlerinin ele alınmasıyla oluşturulan tefesir çeşididir. Şu üç noktada tenkit edilir; uydurma haberlerin çokluğu, israiliyata yer vermeleri, isnadların hazfedilmesidir.

Dirayet tefsiri:İlk üç görüşün yanısıra müfessirin kendi görüşlerini, yorumlarını ve açıklamalarını de tefsirine almasıdır.Müfessirin bilgi birikimine göre tek yönlü ve çok yönlü olmak üzere ikiye ayrılır;

-Tek yönlü dirayet tefsirleri:Dil bilimsel tefsir, fıkhi tefsir, ilmi tefsir, felsefi tefsir ve tasavvufi tefsirdir.

-Yenilikçi tefsir çalışmalarından biri Muhammed Abduh ve öğrencisi Reşit Rıza'ınTefsir'ul Menar adlı eserleridir. Bu tefsir ilk defa çağdaş düşüncenin gerekleri doğrultusunda tefsir örneklerinin yapıldığını görürüz. Muhammed İzzet Derzeve ilk defa nüzul sırasına göre tefsir yapan kişidir.en uygun yol budur, çünkü sebeb-i nuzülu daha iyi anlamış oluruz.

-Tarihsel-tenkitçi tefsir çalışmaları yapan müfessirler; Kur'an'ın doğru anlaşılması indiği dönemdeki kültürü ve sosyal yapıyı anlayarak ele almakla mümkün olacaktır. Bu sayede eskilerin ulaşmış olduğu sonuçlardan farklı bir sonuca ulaşmak istemişlerdir. Emin el-Huli bu amaçla konulu tefsir çalışmasını oluşturmuştur. Fazlurrahman da tarihe göre ele alınması ve günümüzle kıyaslanıp aktarılması gerektiğini söylemiştir. Buna tek eşlilik, köleliğin olmadığı ve banka faizinin yasak olmaması gerektiğini söylemiştir.

 

 6. ÜNİTE

ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI

Mukatil b. Süleyman:belh'te doğmuştur. İlk fıkhi tefsir olan Tefsiru'l-hamsi Mieti Ayetin Mine'l Kur'an'ı yazmıştır. Kur'an dili, nahiv ve beleğat inceliklerine vakıf olduğu için övülür. Tefsir günümüze kadar ulaşmıştır. Ayetlerin sırasına göre tefsir edilen ilk tefsirdir. İsnadlara yer vermediği için eleştirilir.

İbnu Kuteybe:Kufe'de doğmuştur. İlimde asıl derinleşmesi dil, edebiyat, şiir alanında olmuştur. Kur'an'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik olarak çürüterek tefsir ilmine önemli katkıda bulunmuştur. Te'vilu Müşkilu'l Kur'an ve Garibu'l -Kuran  günümüze kadar ulaşan iki eseridir.

Taberi:Bağdat'a yerleşmiştir. Rivayet tefsirlerin ilklerinden ve önemi büyük olan Camiu'l Beyan'ı yazmıştır. Fıkıh alanında ilk tefsirlerdendir. Özellikle kelime izahlarında, garip lafızların tefsirinde eski arap şiirinden de büyük ölçüde istifade etmiştir. Diğer müfessirlerin tefsirinide toplayıp büyük bir  ''Tefsir Ansiklopedisi'' oluşturmuştur.

İbn Ebi Hatim: Ona göre aklın alanını en aza indiren ve nasları te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir.Tefsiru'l Kur'an'ul Azim'i yazmıştır.

Zemahşeri:Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. İlim tahsilatı için Buhara'ya gitmiş ve ilmi dersler almıştır. Tefsirinin adı kısaca ' keşşaf ' olarak bilinir.Müellifi mutezile olduğu için ve mezhebini teyid eder biçimde te'villere yer verdiği için tenkit edilir, Tefsirinde genellikle soru-cevap -eğer şöyle dersen bende derim ki- şeklinde muhavere metodunu kullanmıştır.

El-Kurtubi: Endülüs alimidir. Kur'an ayetlerini hemen her yönden inceleyen, hatta zamanındaki tabii bilimler ışığında bazı ayetleri tefsire çalışan, geniş bir tefsir olan Ahkamu'l Kur'an'ı yazmıştır.

Fahruddin Razi: En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır.Tefsirinin adı Mefatihu'l Kur'an'dır. Bir ayeti tefsir ederken başka ayetlere de işaret eder. Bu konuda ki ilgili hadis ve rivayetlere de yer verirdi. Sonunda çıkarılabilecek sonuçları neticeleri sıralardı.

İbn Kesir: Tefsiru ibni Kesir ismi ile meşhur olmuştur.Eserinde önce onu kolay ve özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili ayetleri sıralar. Bu nedenle Kur'an'ı  Kur'an'latefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.

Ebussuud: Osmanlı döneminde en önemli medreselerde yetişmiştir. o dönemde kur'an'ın tam tefsiri yapılmıyor sadece bir kısmı yapılıyordu. Bunu  o dönemde yapan kişi olmuştur. Eserinin en önemli özelliği ayetleri fesehat ve belağatı ile yapmış olduğu  tespitlerdir.

İsmail Hakkı Bursevi: Otuz yıl Bursa'da yaşadığı için bu ismi almıştır. Ruhu'l Beyan adlı tefsirini Ulucamii'de verdiği vaazlarla  oluşturmuştur. Rivayet , dirayet ve tasavvufi yorumlarla zenginleştirmiştir.

Muhammed Abduh: El-Ezher üniversitesinde  öğrenim görmüştür. Celalettin Afgani'den  felsefe, kelam ve riyaziye dersleri almıştır. onun yönlendirmesiyle sosyal ve siyasal konularla ilgilenmeye başlamıştır.  Afgani'nin isteğiyle sürgünden  Paris'e gitmiş ve El-Menar dergisini çıkarmaya başlamışlardır. Tefsiru'ul Menar'ı Abduh'un öğrencisi Reşit Rıza üniversite de aldığı notları derleyerek  oluşturmuştur. Abduh tefsirin gayesini kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu söylemiştir.

İzzet Derveze : Maddi imkansızlıklar nedeniyle okula devam edememiş ve memur olmuştur. Arap milliyetçiliğinde aktif rol oynamıştır. Kur'an'ı nüzul sırasına göre ilk defa tefsir eden kişidir. Aynı konuda ki ayetler bir araya tarih sırasına göre sıralanmıştır.

Seyyid Kutup: Ihvan-i Müsliminin fikir elemanı olmuştur. Nasır'a düzenlenen suikastte 15 yıl hapis yatmıştır.Fı-Zılalil Kur'an adlı eseri hapiste tamamlamıştır. Tefsirdeki gayesi, Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum modeli oluşturmaktır.

İbn Aşur: İlk Maliki şeyhulislamı olmuştur.Tefsirinin adı Et'Tahrir ve'l-Tenvir'dir. Ayetleri normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir. Tefsirinde belagat konularına, lügavi ve gramer inceliklerine girmiştir.

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz


NURAY YEŞİLOĞLU/11040347-İDKAB2
KUR’AN VE HADİS İLİMLERİ 5.BÖLÜM
-Tefsir İçinde Tefsir ve Tefsir Eğilimleri
Kur’an’ın tefsirine,anlaşılması ve yorumlanmasına ilişkin çalışmalar Müslümanların geleneklerinde önemli bir yer tutar.Kur’an’da da tıpkı Tevrat ve İncil’deki gibi tefsir zorunluluğu olmuştur.Sadece dini kitaplarda değil;aynı zamanda felsefi,ilmi ve edebi eserlerde de tefsir faaliyeti vardır.
-İlk Dönem Tefsiri
Hz. Peygamberin Yaşadığı Dönemde Tefsir
Kur’an’ı Kerim’in tefsirini Peygamberimizin tefsiri ile başlatmaktadırlar.Kur’an’ı ilk tefsir eden Hz.Muhammed’dir.Peygamberin ashabı anlamadıkları bölümleri Peygambere açıklaması için sormuşlardır.Onun tefsirleri takip edilmiş ve tefsir ilmi ortaya çıkmıştır.Hz.Peygamber,bazen sahabilerin sorularına cevap niteliğinde açıklamalarda bulunur,bazı durumlarda da doğrudan kendisi,herhangi bir ayetle ilgili açıklamalar yapardı.Hz.Peygamber Kur’an’ın tamamını tefsir etmemiştir.
Sahabe Dönemi Tefsiri
Sahabenin tefsirini temelde iki kategoride görmek mümkündür:
1.Müşahedelerine dayalı açıklamalar
2.Kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar
Sahabiler bir yandan Kur’an’daki garib kelimeleri ve müşkil lafızları dil açısından zaman zaman şiirle istişhad ederek açıklarken öbür yandan da özellikle Kur’an kıssalarının açıklamasında Yahudi ve Hristiyan kültüründen de yararlanıyorlardı.İbn Abbas,özellikle Kitab-ı Mukaddes’i iyi bilen kimselerle yakın temas kurmaya çalışmıştır.Rivayet tefsirinin kaynaklarından biri de sahabe tefsiridir.Sahabe dönemine dayanan tefsirle ilgili görüşlerin ve açıklamaların büyük bir kısmı Abdullah b.Abbas’a isnad edilir.
Tabiun Dönemi Tefsiri
Hz.Peygamber’den sonra fetihlerle devletin sınırları genişlemiş,Kur’an hakkında bilgi sahibi sahabiler,devrin siyasi ve sosyal yapılanması çerçevesinde çeşitli merkezlerde dinin temel kaynağı Kur’an’a ve Kur’an’ın anlaşılmasına ilişkin görüşlerini ve müşahedelerini sonraki nesillere,yani tabiun nesline aktarmışlardır.İlmi konuda Arap olmayanlar ön plana çıkmıştır.Bu yüzden tefsir alanında mevali denen grup çeşitli beldelere dağılan sahabilerin bilgi ve tecrübelerinden önemli ölçüde yararlanmışlardır.Kur’an tefsirine ilişkin haberlerin büyük çoğunluğunun kaynağında tabiun müfessirleri vardır.Rivayet tefsirinin gövdesini,büyük ölçüde tabiilerin görüş ve açıklamaları oluşturur.Müşkil ve müphem kelimelerin izahı yanında geniş fıkhi izahlar yapılmış ve ayetlerden çeşitli hükümler çıkarılmıştır.Ahirete ve gayb alemine ilişkin açıklamalarda tabiun dönemi tefsirinin özelliklerindendir.Kelimelerin ve ifadelerin açıklanmasında şiirlerden delil getirilir,garib kelimeler biraz daha geniş bir biçimde açıklanırdı.İsraili rivayetlerin yoğun olarak Kur’an tefsirine girişi tabiun dönemine rastlar.Sadece tefsirin içeriğine yönelik değişiklik olmamıştır; artık basit ihtiyaçları gözeten ve ötesine geçmeyen tefsir yaklaşımı yerini,sistematik olarak Kur’an’ın bütününü tefsire konu eden anlayışa bırakmıştır.Bunun göstergesi olarak pek çok tabii alimin tümevarım yöntemini kullandığını söyleyebiliriz.
Tefsirin Tedvini
Kur’an tefsirine ilişkin yazılı belgelerin İbn Abbas’la başladığını söylemek mümkündür.İbn Abbas’ın öğrencilerinden bir deve yükü kadarını yanında sakladığı nakledilir.Hz.Peygamber’e isnad edilen açıklamalar başta olmak üzere tefsire ilişkin haberler de toplanıp yazılı hale getiriliyordu.İlk dönemlerde müsnedlerde karışık bir biçimde yer alan bu haberler,sonraları çeşitli musannaflarda,camilerde ve sünenlerde ‘Kitabu’t-tefsir’ başlığı altında ayrı bir bölümde yer almışlardır.


0 Yorum - Yorum Yaz


Kaynak ve Yöntem Tercihleri Çerçevesinde Kur’an Tefsirleri
Kur’an’ı tefsire çalışan herkes,ilmi kapasitesine,kavrayış derecesine,çeşitli ilim dallarındaki ihtisasına,siyasi ve mezhebi kanaatlerine ve bilinç muhtevasına göre Kur’an’ı açıklamışlardır.Şahıslar,içinde yaşadıkları çevrenin ürünü olarak o çevredeki siyasi,iktisadi,ahlaki,ilmi,felsefi,ideolojik vs. oluşumlardan etkilenirler.Kur’an Müslümanların düşünce,inanç ve davranışlarını yönlendiren,onlara hayatın çeşitli alanlarında yol gösteren bir kitap olduğu için hemen her müfessir,görüşlerinin ve açıklamalarının Kur’an’a uygunluğunu zaruri görmüştür.Kur’an tefsiri faaliyetini 3 gruba ayırmak mümkündür.
1.Hz.Peygamber ve ilk iki neslin açıklamaları
2.Bu malzemenin yanında kişisel bilgi ve deneyime dayalı görüş
3.Doğuş,keşf,ilham, ve sezgi gibi diğer insani kuvvelerin anlama ve yorumlamada etkin kılınmasını öngören görüş
Rivayet Tefsiri
Rivayet tefsirleri,ayetlerin tefsirine ilişkin Hz.Peygamber’den,sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir.Rivayet tefsirleri müfessirin görüşünü ve anlayışını bir şekilde içinde barındırır.Kur’an tefsirine ilişkin haberler de şifahi ve yazılı olarak sonraki dönemlere isnadlarıyla birlikte nakledilmiştir.Kur’an’ın Kur’an’la tefsiri ise müfessirin Kur’an’ı kendi bütünlüğü içinde anlayıp açıklaması demektir.Dolayısıyla bu açıklama işini yapacak olan,ilgili ayetleri araştırıp bir araya getiren ve kendi kavrayışına göre bir sonuca ulaşan müfessirdir.Dolayısıyla bu bir dirayet işidir.
Dirayet Tefsiri
Kur’an’ı tefsir faaliyeti,anlama,açıklama ve yorumlama unsurlarını içermesi bakımından bir insan faaliyetidir.Her müfessirin kendi bilgi birikimine,tecrübesine,anlayış ve kavrayışına dayalı olarak üretilmiş tespitlerdir,görüşlerdir.Tefsirin rivayet ve dirayet diye iki temel kategoriye ayrılması,tefsir faaliyetinden değil,tefsir eseri ortaya koymadaki tercihlerden kaynaklanmaktadır,dolayısıyla biçimseldir.Müfessirler ayetleri açıklarken Arap dili ve edebiyatı,tarih,dinler tarihi vs. gibi disiplinlerden yararlanmışlardır.Tefsir Tarihi’nde bazı müfessirler,ağırlıklı olarak bir temel kaygıdan ve ilgiden dolayı ,dirayet tefsirlerini çok yönlü dirayet tefsirleri ve tek yönlü dirayet tefsirleri olarak iki kategoride ele almışlardır.
Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri
Bu tefsirde müfessirler pek çok aracı ve kaynağı kullanarak Kur’an’ı tefsir etmişler ve yorumlamışlardır.

Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri
Müfessir hangi alanla çok ilgileniyorsa o alanla ilgili tefsir yapar.
-Dilbilimsel (Filolojik)Tefsir:Pek çok insan fetihlerden sonra Müslüman olmuştur.Bu da Müslüman toplumlarda çeşitli ihtiyaçları doğurmuştur. Bu ihtiyaçların başında Kur’an’ı okuma ve anlama isteği gelmektedir.İbn Abbas,Nafi’ b.el-Ezrak’ın Kur’an’daki garib kelimelerle ilgili pek çok sorusunu şiirle istişhad ederek cevaplandırmıştır.İbnu’n-Nedim, el-Fihrist’inde dilbilimsel tahlillere yer veren pek çok eserin adını kaydeder.El-Ferra’nın Meani’l-Kur’an’ı ve İbn Kuteybe’nin Garibu’l-Kur’an’ı bu isimlerden sadece ikisidir.
-Fıkhi Tefsir:Bu tefsirler,Kur’an’ın ibadet ve hukukla ilgili ayetlerini açıklamayı ve onlardan hükümler çıkarmayı amaç edinirler.Mukatil b.Süleyman’ın Tefsiru Hamsi Mieti Ayetin mine’l-Kur’an’ı ilk fıkhi tefsir olarak kabul edilir.
-İlmi Tefsir:İlmi tefsir,Kur’an’da çeşitli ilimlere,ilmi keşiflere,icadlara ve sonuçlara işaretler bulunduğu düşüncesinden doğmuştur.Dolayısıyla bu düşünceye dayalı tefsirde Kur’an’ın bazı ayetlerinin doğa bilimleri alanındaki gelişmeler ışığında yorumlanması söz konusudur.İlmi tefsir hareketi genellikle Gazali’yle başlatılır.İlmi tefsir,Kur’an’ı bir bilimler ansiklopedisi gibi algılamaya yol açtığı için eleştirilmiştir.Fahruddin er-Razi ilmi tefsirin bazı sakıncaları olduğunu söylemiş ve Bakara Suresinin 22.Ayetindeki “O,yeryüzünü size bir döşek ve göğü de bina kıldı.“ifadesini tefsir ederken bu ayetin,dünyanın dönmediğine delalet ettiğini savunmuştur.
-Felsefi tefsir:Bazı filozofların,temelde vahiy ve peygamberlik anlayışları farklı olduğu için onlar,Kur’ani kavramları tahlil ederken daha özgür hareket etmişler ve lafza bağlı kalmamışlardır.Mesela İbn Sina,vahyi,Hz.Peygamber’in Cebrail ile konuşması olarak görmez.Vahyi,insanlara verilen üst seviyede bir sezgi kuvveti olarak görür.
-Tasavvufi Tefsir:Sufi müfessirlerin,alimlerin,Kur’an ayetlerinin lafzi/zahiri anlamlarının dışında başka manalar aramaları sonucu ortaya çıkmış bir tefsir tarzıdır.Sufi,muayyen bir ruhi ve manevi eğitim sürecini yaşadıktan sonra doğrudan Allah tarafından bilgilendirildiğini düşünür ve herhangi bir ayeti okurken,aldığını hissettiği ilhamla keşf yoluyla o ayetten bir şeyler anlar.Sufi,kalbine doğan bu manayı,kapalı,esrarlı bir üslupla,remiz ve işaret yoluyla dile getirir.Müslüman alimlerin pek çoğu,temelde Kur’an’ın zahirine aykırı olmayan,akli ve şer’i olan herhangi bir şeyle çelişmeyen işari ve Batıni yorumlara olumlu bakmışlardır.

 


0 Yorum - Yorum Yaz


GÜNÜMÜZDE TEFSİR
Yenilikçi Tefsir Çalışmaları
Yenilikçi yaklaşım geçmişteki tefsir geleneğine eleştirilerini vurgulu bir şekilde yaparak ortaya çıkmıştır.Bu yaklaşımda Kur’an’ın bir hidayet kitabı olduğu ve hayata yön vermesi gerektiği belirtilmiştir.Bunu göremediğini düşündükleri tefsir geleneği eleştirilmiştir.Bu tutum önce Cemalettin Afgani tarafından dile getirilmiştir.Buna göre Müslümanların geri kalış nedeni olarak İslam geleneğidir ve bu durumdan çıkmak için Kur’an’ın yeniden okunması ve yorumlanması gerekmektedir.Derveze on iki ciltlik et-Tefsiru’l-Hadis adında nüzul sırasına göre bir tefsir yazmıştır.
İlmi Tefsir Çalışmaları
Tefsirde bu yaklaşım Kur’an’ın çeşitli ilimlere,bilimsel buluşlara bazı atıflar bulunduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır.Gazali,Cevahiru’l-Kur’an adlı eserinde Fahruddin er-Razi de yazdığı tefsirde ilmi tefsir yorumlarına yer vermişlerdir.İlmi tefsirde görülen çaba ise,Kur’an’ın bugünkü bilim ile çelişmediğini ortaya koyarak onun bilim karşısındaki durumunun bir savunmasını yapmak şeklinde ortaya çıkmıştır.Bu konuda en meşhur olmuş çalışma Tantavi Cevheri’nin el-Cevhiru’l-Kur’an adlı çalışmasıdır.Cevheri önceki müfessirleri Kur’an’daki bilimsel yöne eğilmedikleri ve sadece Kur’an’daki ahkam ayetleri üzerinde durdukları için tenkit etmektedir.
İdeolojik Tefsir Çalışmaları
Tefsirde ideolojik türden eğilimler,bütün dünyada ideolojilerin gündeme gelmesi ve İslam dünyasının çeşitli bölgelerinin sömürge yönetimleri altında kalması sonucunda çağdaş bir tutum olarak ortaya çıkmıştır.Mevdudi, Kur’an’ın öğretisiyle bir hayat düzeni ortaya koyduğunu düşünmekte ve tefsirini de bu anlayışı anlatmak için bir araç olarak görmektedir.Onun ideolojik dünyasında İslam ve diğer sistemler belirgin olarak birbirinden ayrıdır ve hatta karşıttırlar.Seyyid Kutub’a göre Kur’an,hayatı düzenleyen bir kitaptır.Ona göre Kur’an’ı anlamak için ilk Müslümanların verdiği mücadeleyi örnek almak gerekir.
Tarihsel-Tenkitçi Tefsir Çalışmaları
Bu tutuma göre Kur’an-ı Kerim tarihin belli bir diliminde ve dünyanın belli bir bölgesinde yaşanmakta olan bir hayata bir müdahale olarak inmiştir.Ancak tarihsel-tenkitçi yöntemi uygulama isteğinin amacı,eski çalışmalar tarafından ulaşılan sonuçlardan farklı sonuçlar üretebilmektir.Bu yönteme göre ayetlerin tarihsel bağlamları incelendikten sonra,Kur’an’ın değerleri ve temel ilkeleri ortaya konur ve bu hikmetler günümüze uydurulmuş yeni hükümler haline getirilir;çünkü eski yorum yöntemleri lafız düzeyinde kaldığı için İslam’ın asıl amaçlarına ulaşamamış ve bu yüzden de çağdaş durumlara çözümler üretememiştir.Ahmet Halefullah tarihsel-eleştirel yöntemi Kur’an’ın kıssalarına uygulamış ve onları Kur’an’da söylendikleri zaman dilimi bağlamında değerlendirmek gerektiğini ileri sürmüştür.Kur’an’da anlatılan kıssalar aslında Kur’an’ın psikolojik amaçlı olarak kullandığı unsurlardandır.Halefullah klasik tefsiri,tefsirin en önemli konularından birisi olan sebeb-i nüzul kavramını yanlış anladığını belirterek eleştirmiştir.Ona göre tefsir,nüzul döneminden her ayet için bir sebeb-i nüzul belirlemiştir.Fazlur Rahman’a göre İslam’ın kültürel yapısını değiştirecek yöntem tarihsel bakış açısına sahip olmalıdır;çünkü Kur’an nassı belli bir tarihi ve sosyolojik arka plana göre şekillenmiştir.Kur’an bu duruma bir cevaptır.Bu bakımdan Kur’an çoğunlukla somut tarihi olaylar içerisinde karşılaşılan belli sorunlara cevap teşkil eden,ahlaki,dini ve toplumsal hükümleri içermektedir.


0 Yorum - Yorum Yaz


NURAY YEŞİLOĞLU/11040347-İDKAB2
KUR’AN VE HADİS İLİMLERİ 6.BÖLÜM
Mukatil b.Süleyman (h.80-150/m.699-767)
Mukatil,80/699 tarihinde Belh’te doğmuş,Merv,Bağdat ve Basra’da ilim tahsil etmiş ve yine aynı yerlerde tedris faaliyetlerinde bulunmuştur.Mukatil’in tefsiri,et-Tefsiru’l-Kebir,Tefsiru Mukatil diye de anılır.Kur’an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.Eserde muğlak kelimelerin izahları yapılmakta,vücuh ve nezair üzerinde durulmaktadır.Ehli kitabı tasvir eden ayetle izah edilirken veya sebebi nüzulleri verilirken bol bol şahıs adları zikredilmektedir.Ayrıca Kur’an kıssaları ile ilgili olarak lüzumsuz ayrıntılara da girilmektedir.
El-Ferra(h.144-207/m.761-822)
Kufe’de halife Mansur zamanında doğdu.Ferra hocası Kisai’nin vefatı üzerine arkadaşlarının ısrarı ile onun yerine geçmiş ve böylece hocalık hayatına başlamıştır.Daha sonra saray tarafından da takdir edilen Ferra,halife Me’mun’un isteği üzerine dil alanında eserler vermiş ve çocuklarına da hocalık yapmıştır.Meani’l-Kur’an adıyla meşhur olmuş eserin asıl adı Tefsiru’l Muşkili İ’rabi’l-Kuran ve Meanihi’dir.Ferra tefsirini mevcut Kur’an tertibi üzerine yazmıştır.Fakat her ayet üzerinde durmamıştır.Tefsirin hedefi Kur’an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.
İbnu Kuteybe(h.213-276/m.828-889)
Kufe’de doğmuştur.Merv’den Kufe’ye yerleşmiş kültürlü bir aileye mensuptur.İbn Kuteybe döneminin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir.İlk derslerini babasından aldıktan sonra Bağdat’ta Cahız’ın öğrencisi oldu.İbni Kuteybe,gençliğinde kendisini ehl-i sünnet ve mutezile mücadelesi içinde bulmuş neticede hocası Cahız’ın karşısında yer alarak mutezileye sert cevaplar vermiştir.Günümüze ulaşan iki eseri Te’vilu Muşkilu’l-Kur’an ile Ğaribu’l-Kur’an’ birbirini tamamlayan iki eserdir.İbnu Kuteybe Ğaribu’l-Kur’an’ına Allah’ın isim ve sıfatlarıyla ilgili 26 kavramı teker teker ele alıp iştikakları ve manaları hakkında bilgiler vererek başlamıştır.Kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş,gramerle ilgili konulara girmekten,hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır.
Et-Taberi(h.224-310/m.838-923)
Taberistan’ın Mul şehrinde 224/338 yılı sonlarında dünyaya geldi,ilk tahsilini burada yaptı.İmam-ı Taberi’nin te’lif ettiği eserlerin birçoğu kaybolmuş ve zamanımıza kadar ulaşamamıştır.Camiu’l-Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an, rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Bu tefsir,kendisinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir.Dirayet yönünden de tespitleri vardır.Taberi tefsirine mukaddime ile başlar.Mukaddimede Kur’an ile ilgili bazı konulara yer verir.Kur’an’ın nazil olduğu Arapça’nın özelliklerinden ve lehçelerinden söz eder.Tefsir ve te’vili terimlerini açıklar.Taberi,eserine “Tefsir“değil de “Te’vil“adını vermiştir.O ihtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahlillerine girişir,ayetlerden çıkarılacak fıkhi hükümlere,bu fıkhi hükümlerin dayandığı delillere temas eder,bu hükümlerden tercih ettiklerine ve tercihine sebep olan delillere işaret eder.
İbni Ebi Hatim(h.240-327/m.854-939)
Rey’de doğmuştur.Hayatında 3 seyahat yapmıştır.Onun çok geniş rivayet malzemesine sahip olması bu seyahatler sayesindedir.İbn Hatim,aklın alanını en aza indiren ve nasları te’viil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir.Ona göre bütün problem nasların sıhhatinden emin olmaktır.Tefsirin tam adı,Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim Müsneden ‘an Rasullillahi ve’s-Sahabetii ve’t-Tabiin’dir.Tefsirin yaklaşık yarısı kayıptır.Bu eseri yazmaktaki hedefi,Hz.Peygamber’den,sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliği içinde derlemektir.

Ez-Zemahşeri(h.467-538/m.1075-1143)
Zemahşeri,Selçuklu sultanlarından Melikşah devrinde Harezm kasabasında Zemahşer’de doğmuştur.Mu’tezile oluşundan dolayı Selçuklu sultan ve vezirleri tarafından ilimde ulaştığı yüksek mertebeye rağmen itibar görmemiştir ama yolundan şaşmamıştır.El-Keşşaf adlı bir eseri vardır.Onun tefsiri dil ve belağat bakımından önemlidir.Çünkü o bu eseriyle belağat yönünden Kur’an’ın mucizeliğini ortay koymaya çalışmıştır.Eserin bu yönünden kendinden sonra gelen bütün dirayet tefsirleri istifade etmişlerdir.Ama müellifi Mu’tezile mezhebinden olduğu ve mezhebini te’yid eder biçimde te’villere ve açıklamalara gittiği için bu tefsir çok tenkide uğramış eserdeki Mu’tezile mezhebinin görüşlerine uygun te’villerin ayıklanması,çürütülmesi ve reddi sadedinde birçok eser,şerh,hülasa,haşiye ve ta’lik kaleme alınmış,kullandığı hadislerin tahrici yapılmıştır.Eserde kıraat farklılıklarına büyük ölçüde işaret edilir.Keşşaf’ın en çok tenkide uğrayan yönlerinden biri de şaz kıraatlara yer vermesi ve bunları tefsirde delil kabul etmesidir.
El-Kurtubi(ö.671/1273)
Kurtuba’da doğdu.Endülüs’ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Kurtibi fıkıhta Maliki mezhebine mensuptur.Fakat tefsirine bakıldığında mezhep taassubuna kapılmadığını zaman zaman diğer mezheplerin görüşlerine de yer verdiği görülür.Kurtubi’nin tefsirinin tam adı el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an ve’l Mübeyyin lima Tedemmenehu mine’s-Sünneti ve Ayi’l-Furkan’dır.Eser ahkam ağırlıklı olduğu için tefsiri Ahkamu’l-Kur’an’lar içinde sayanlar da olmuştur.Ama eser,bütün Kur’an’ın baştan sona kadar tefsirini ihtiva etmektedir.
Er-Razi(h.543-606/m.1149-1210)
Rey şehrinde doğmuştur.Razi’nin en meşhur olduğu ilim dalı Kelamdır.Kelamda bir “felsefi kelam“ekolü oluşturmayı başardı.Tefsirinin asıl adı Mefatihu’l-Ğayb’dır.Eseri yazma amacı akıl prensipleri ve istidlal yolları ışığında Kur’an’a yöneltilen hücumları çürütmek,İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmak olduğunu belirtmiştir.Razi,Şafi mezhebine mensup olup,mezhebini müdafaa eder,Hanefi alimlerinden Cassas’a cevaplar verir.
İbnu Kesir(h.701-774/m.1301-1373)
İbn Kesir fıkıhta Şafii mezhebine mensup olmakla birlikte diğer mezheplerin görüşlerine de açıktı.Tarikatları reddeder,Şiilere karşı tutumu ise serttir.Tefsirinin adı Tesiru’l-Kur’ani’l-Azim’dir.İbn Kesir,eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir.Onu,kolay ve özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar.Bu nedenle onun tefsiri,Kur’an’ın Kur’an’la tefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.Daha sonra konuyla ilgili hadisleri verir.
Ebussuud(h.896-982/m.1490-1574)
Ebussuud İstanbul yakınlarındaki Müderris şimdiki adıyla Metris Köyünde doğdu.Ebussuud 55 yaşında şeyhülislam olmuş ve ikinci Selim Han zamanında şeyhülislamlık yapmıştır.Tefsirinin tam adı,İrşadü’l’Akli’s-Selim ila Mezaya’l-Kur’ani’l-Kerim’dir.Tefsiru Ebissuud ismi ile meşhur olmuştur.Kur’an’daki cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlarla ilgili dikkat çekici tespitleri vardır.Bu konuda bazen şiirlerden de yararlanır.Gerekli gördüğü yerlerde gramerle ilgili açıklamalar yapmıştır.İsrailiyat türünden rivayetlerden de faydalanmış ancak bunlardan bazılarının uydurma olduğunu da belirtmiştir.

İsmail Hakkı Bursevi(h.1060-1137/m.1653-1725)
Bulgaristan sınırları içindeki Aydos’ta doğmuştur.Eserinin tam adı Ruhu’l-Beyan fi Tefsiru’l-Kur’an’dır.Ruhu’l-Beyan adıyla anılır.Tefsirde hem rivayet hem de dirayet metodu birlikte kullanılmış ve müellifin tasavvufi yorumlarıyla zenginleştirilmiştir.Ayetler yine öncelikle ayetlerle ve hadis-i şeriflerle açıklanmıştır.Eserde Farsça şiirlere de sık sık rastlanmaktadır.
Muhammed Abduh(h.1265-1315/m.1849-1905)
Tefsirinin asıl adı,Tefsiru’l-Kur’ani’l-Hakim’dir.Fakat Tefsiru’l-Menar ismi ile meşhur olmuştur.Tefsirinin amacı kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir.Bu sebeple klasik müfessirleri Kur’an’daki hidayet ve irşadı ilham edip sarf,nahiv,belağat vb. ve fıkhi ihtilaflarla uğraşmakla itham eder.Abduh hür akılcılığı ile sahih hadisleri bile te’vil ve inkar yoluna gidebilmiştir.Abduh,ayetleri nazil olduğu dönemle sınırlandırmayıp günümüze de getirip günümüz olayları ile de irtibat kurma taraftarıdır.
Muhammed İzzet Derveze(h.1305-1404/m.1888-1984)
Filistin’in Nablus şehrinde doğdu.Derveze Arap Milliyetçiliği hareketlerinde aktif rol alarak Osmanlı idaresindeki Arap vilayetlerinde adem-i merkeziyetçi idareler kurulmasını isteyen çeşitli parti ve derneklerin kurulmasını isteyen çeşitli parti ve derneklerin kurulmasına öncülük etti.Tefsirinin adı et-Tefsiru’l-Hadis’tir.Tefsirin en önemli özelliği,surelerin nüzul sıralarına tefsir edilmiş olmasıdır.Ayetlerin tefsirinde siyer bilgilerini önemli bir veri olarak kullanmıştır.İlmi tefsire şiddetle karşı çıkmıştır.
Seyyid Kutub(1906-1967)
Mısır’ın Asyut kasabasında doğmuştur.Tefsiri Fi-Zılali’l-Kur’an’dır.Tefsirini yazma amacı,Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan,hayat,toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.Müfessir her surenin girişinde o surenin iniş maksadı,adı,ayet sayısı,Mekki veya Medeni oluşu hakkında bilgiler verir.Kur’an’ın ifade özelliklerini dirayetle ortaya koymuştur.Fıkhi ve kelami konularda mezhepler arasındaki ihtilaflara çok az yer verir bu konularda fazla ayrıntıya girmez.Müteşabih ayetleri,özellikle Allah’ın zat ve sıfatları ile ilgili olanları te’vil etmekten kaçınır.
İbnu Aşur(1879-1973)
Tunus’ta doğmuştur.Yetişmesinde iki dedesinin payı büyüktür.Öğretim üyeliği yapmıştır.1932’de ilk Maliki Şeyhülislamı olmuştur.Tefsirinin adı,et-Tahrir ve’t-Tenvir’dir.Ayetleri Kur’an’daki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş,gerektiğinde Hz.Peygamberin tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade etmiştir.O, Kur’an’ın ilk muhataplarının o devirde yaşayanlar olduğunu kabul etmekle birlikte O’nun her asra hitab ettiğini ifade eder.

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz


DENİZ ÖZYILMAZ 11040424 İDKAB/2

 

KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ  5.ÜNİTE

 

İlk Dönem Tefsiri

 

-Hz. Peygamber'in Yaşadığı Dönemde Tefsir

Hz. Peygamber, bazen sahabilerin sorularına cevap niteliğinde açıklamalarda bulunur, bazı durumlarda da doğrudan kendisi, herhangi bir ayetle ilgili açıklamalar yapardı. O, Kur'an'ın tamamını tefsir etmemiştir.

 

-Sahabe Dönemi Tefsiri

Sahabe dönemi tefsiri iki kategoride incelenir:

1)İttifak ederek yaptıkları

2)Kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar

Sahabelerin Kur'an tefsiri kaynakları: Hz. Peygamber,Arap Dili ve Edebiyatı, kendi müşehadeleri ve Ehl-i kitap alimleri olarak sayılabilir.Rivayet tefsirinin kaynaklarından biri de sahabe tefsiridir.Abdullah b. Abbas sahabe tefsirinde öne çıkan isimdir.Mücahid'in tefsirinde ilk mecazi te'vil örneklerini görmekteyiz.

 

-Tabiun Dönemi Tefsiri

O dönemde ilmi konularda Arap olmayanların ön plana çıktıklarını biliyoruz.Dolayısıyla tefsir alanında mevali denen bu grup çeşitli beldelere dağılan sahabilerin bilgi ve tecrübelerinden önemli ölçüde yararlanmışlardır.Denebilir ki rivayet tefsirinin gövdesini, büyük ölçüde tabiilerin görüş ve açıklamaları oluşturur.İsraili rivayetlerin yoğun olarak Kur'an tefsirine girişi tabiun dönemine rastlar.

 

-Tefsirin Tedvini

Kur'an tefsirine ilişkin yazılı belgelerin İbn-i Abbas'la başladığını söyleyebiliriz.Bu süreç daha sonra tabiun müfessirlerince devam etmiştir.Mutakil b. Süleyman'ın tefsiri Kur'an'ın tamamının tefsiri mahiyetindedir.Bu tefsir yazma olarak günümüze kadar ulaşmıştır.

 

-Kaynak ve Yöntem Tercihleri Çerçevesinde Kur'an Tefsirleri

Kur'an, Müslümanların düşünce, inanç ve davranışlarını yönlendiren, onlara hayatın çeşitli alanlarında yol gösteren bir kitap olduğu için hemen her müfessir, görüşlerinin ve açıklamalarının Kur'an'a uygunluğunu zaruri görmüştür.Hiçbir müfessirin insan olarak kendi tarihselliğini ve öznelliğini bütünüyle aşabilme imkanına sahip değildir.

 

-Rivayet Tefsiri

Rivayet Tefsirleri, ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamber'den, sahabeden tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir.Kur'an'ın Kur'an'la tefsiri müfessirin kendi bütünlüğü içinde anlayıp açıklaması demektir.Dolayısıyla bu açıklama işini yapacak olan, ilgili ayetleri araştırıp bir araya getiren ve kendi kavrayışına göre bir sonuca ulaşan müfessirdir.Hz.Peygamber'in En'am Suresi'nin 82.ayetindeki zulm kelimesini  Lukman Suresi'nin 13. ayetindeki şirk kelimesiyle açıklamış olduğu bir haberdir.

Rivayet Tefsirleri özellikle üç noktadan tenkid edilmişlerdir:

1)Uydurma haberlerin çokluğu

2)İsrailiyyata yer verilmesi

3)İsnadların hazfedilmesidir

 

-Dirayet Tefsiri

Akli tefsir, yani dirayet tefsiri Hz. Peygamber'den beri var olan bir olgudur. Aslında tefsir faaliyeti bütünüyle bir dirayet işidir.Tefsirin rivayet ve dirayet diye iki temel kategoriye ayrılması, tefsir faaliyetinden değil, tefsir eseri ortaya koymadaki tercihlerden kaynaklanmaktadır, dolayısıyla biçimseldir.Dirayet tefsiri sınıfına giren tefsirlerde müfessirler ayetleri açıklarken Arap dili ve edebiyatı, tarih, dinler tarihi, felsefe, tabii ilimler, tıp, matematik, astronomi gibi pek çok disiplinin verilerinden yararlanmışlardır.

Dirayet Tefsirleri:

1)Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri

2)Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri (Dil Bilimsel Tefsir, Fıkhi Tefsir, İlmi Tefsir, Felsesi Tefsir, Tasavvufi Tefsir)

 

-Yenilikçi Tefsir

 

-İdeolojik Tefsir

 

-İlmi Tefsir

 

-Tarihsel-Tenkitçi Tefsir


0 Yorum - Yorum Yaz


4.BÖLÜM
TEFSİR İLMİ
Tefsir Kur'an'ı Kerim'i ilk indiği anlamı ile anlamaya açıklamaya ve yorumlamaya çalışan disipline tefsir denir. Tefsir, te'vilden farklıdır. Te'vil, kesin delillere dayanmadan Kur'an'ı Kerim'i anlamaya, açıklamaya ve yorumlamaya çalışmakken tefsir kesin delillere dayanılarak yapılan disiplindir. Tefsir ilmi kuranı kerimin doğru bir şekilde anlaşılmasını, açıklanmasını ve yorumlanmasını amaçlamaktadır.
Her ilimde olduğu gibi tefsir ilminin de kendine has yöntem ve tekniği vardır. Tefsir ilmi Kur'an'ı kerimi açıklarken iki yöntem kullanır. Bunlar:
1. Dil bilimci yöntem: Tefsir ilk olarak kuranı kerimdeki kelimeleri, cümleleri dil açısından çözümler. Bunu yapabilmek içinde kuranın kullandığı Arapçanın bilinmesi gerekmektedir. Çünkü kuranda kullanılan bir kelime bugün başka bir anlamda kullanılabilir.
2. Tarih bilimsel yöntem: Ayetleri tam anlayabilmek için onların hangi koşullarda indiğinin bilinmesi gerekir. Bunun içinde tarihe ilişkin verilerden yararlanılır.
Tefsir ilmi peygamber efendimizle başlamıştır. Ancak peygamber efendimiz Kur'an'ın hepsini tefsir etmemiş sadece gerekli gördüğü ayetleri ve kelimeleri açıklamıştır. Peygamber efendimizin bu işini daha sonra sahabiler devam ettirmiştir. Sahabilerimiz Kur'an ayetlerinin ne koşullarda, kimin için indiğini ve kullanılan Arapçayı bildikleri için Kur'an'ı açıklamaları daha kolay olmaktadır. Açıklamalar yaparken peygamber efendimizin sünnetinden, Arap dili ve edebiyatından ve ehli kitap âlimlerinden yararlanmışlardır. Bazen de kendi müşahedelerinden yararlanmışlardır. Sahabilerden sonra bunu tabiun âlimleri devam ettirmiştir. Ancak tabiun döneminde tefsirde yöntem ve teknik bakımından farklılıklar oluşmuştur. Tefsir hem içerik hem de biçim olarak değişmiştir. Sahabi Kuran'ı Kerim'i ihtiyaçlara göre açıklarken tabiun Kur'an'ı Kerim'in tamamını açıklamıştır. Müşkil kelimeler açıklanmış, fıkhi izahlar yapılmış ve ayetlerden hükümler çıkarılmıştır. Rivayet tefsirinin neredeyse tamamında tabiun tefsircilerinin görüşleri bulunur.
Kur'an'ı ayetlerinin tefsiri ile ilgili tedvin çalışmaları hadislerin tedvini ile başlamıştır. Tefsir ile ilgili ilk yazılı belgelerin genellikle İbn. Abbas ile başladığı söylenir.
Tefsir ilmi kaynak ve yöntem tercihleri çerçevesinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlar:
1. Rivayet tefsiri: Ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamber'den, sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirdir. Bu tefsirde müfessir kendi görüşlerini tefsire yansıtmaz.
2. Dirayet tefsiri: ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamberden, sahabeden, tabiundan nakledilen rivayetlerin yanında müfessirin kendi yorumunu da eklemesiyle oluşan tefsirdir. Aslında tefsir en başından beri dirayet işidir. Dirayet tefsiri çok yönlü dirayet tefsiri ve tek yönlü dirayet tefsiri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI
Mukatil Bin Süleyman (h. 80-150/m.699-767)
Mukatil bin Süleyman Belh'te doğmuştur. Kur'an'ın tamamını tefsir etmiştir ve bu özelliğiyle günümüze kadar gelen ilk tefsirdir. Mukatil'in tefsiri et-Tefsiru'ul Kebir olarak anılır. Eserlerinde anlaşılması zor kelimelerin üzerinde durmaktadır. Tefsirinde israiliyat, tarihi hadiseler ve sebeb-i nüzül rivayetlere de yer vermiştir. Eserlerinde herhangi bir mezhebin görüşüne yer vermemiştir.
El-Ferra (h. 144-207/m. 761-822)
Küfe'de Halife Mansur zamanında doğmuştur. Ferra hocasını vefatından sonra onun yerine geçmiş ve hocalığa başlamıştır. Tefsirinin adı Tefsiru Müşkili İ'rabi'l-Kur'an ve Meanihi'dir. Ferra Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Her ayet üzerinde durmamış kendine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirinin temel hedefi Kur'an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.
İbn. Kuteybe (h. 213-276/ m. 828-889)
Kufe'de doğmuştur. Dönemin en iyi âlimlerinden ders almıştır. Hadis, tefsir, fıkıh gibi ilimlerle uğraşan âlim asıl derinleşmesini dil, edebiyat ve şiir alanında yapmıştır. Kur'an'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini çürüterek tefsire önemli bir katkıda bulunmuştur. Tefsirinin adı Te'vilu Muşkilu'l Kur'an ile Garibu'l Kur'an'dır. Tefsirine başlarken bazı kelimeler hakkında bilgi vermiş daha sonrada Fatiha'dan başlayarak Nas suresine kadar her surede anlaşılması zor olan kelimeler üzerinde durarak eserine bitirmiştir.
Et- Taberi (h. 224-310/ m. 838-923)
Taberistan'ın Mul şehrinde dünyaya gelmiştir. İlim tahsili için birçok şehir gezmiş daha sonra Bağdat'a yerleşmiştir. Hadis, fıkıh, kıraat ve tarih alanların da birçok âlimden ders almıştır daha sonra bu alanlarda eserler yazmıştır. Eserinin tam adı Camilu'l Beyan an Te'vili Ayi'l-Kur'an'dır. Rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerindendir. Taberi, ihtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahliline girişir, ayetlerden çıkarılacak fıkhı hükümlere ve dayandığı delililere temas ederdi.
İbn Ebi Hatim (h. 240-327/ m. 854-939)
Rey'de doğmuştur. Hatim, aklın alanını en aza indiren ve naslara te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Ona göre bütün problem nasları sıhhatinden emin olmaktır. Tefsirinin tam adı Tefsiru'l Kur'an'il Azim Müsneden ‘an Rasulillahi(sav) ve's-Sahabeti ve't-Tabiin'dir. Bu eseri yazmaktaki amacı, sadece peygamber efendimizden, sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliğinde derlemektir. Tefsiri bir hadis kitabı görüntüsündedir.
Ez- Zemahşeri (h.467-538/m. 1075-1143)
Eserinin tam adı el-Keşşaf an Hakaikı't-Tenzil ve Uyuni'l-Ekavil fi Vücühi't Te'vil'dir. Bu eser daha çok dil açısından önemlidir. Tefsirde genellikle soru-cevap şeklinde bir metod kullanılmıştır. Ehlisünnet görüşlerine ters düşün çokça tevile yer vermesine rağmen Sünni İslam dünyasında en çok okutulan ve istifade edilen eserdir. Harezm kasabasında Zemahşer'de doğmuştur. Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.
El-Kurtubi (ö. 671/1273)
Kurtuba'da doğmuştur. Genellikle ahkâm ağırlıklı olduğu için eseri Ahkamul-Kur'an içinde yer alır. Eserinde hadis, fıkıh, dil ve kelam alanlarında yazılmış olan birçok eseri kaynak olarak göstermiştir. Bu yönü ile ayetlerini hemen her yönde incelediği görülmektedir. Kur'an'ı Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Tefsirinde maliki mezhebinin görüşlerine yer vermiştir.
Er- Razi (h. 543-606/ m. 1149-1210)
Ramazan ayında Rey şehrinde doğmuştur. Fahrettin Razi kelam, fıkıh ve tefsir gibi dini ilimlerle çok meşgul olduğu gibi matematik, astronomi, kimya ve fizik gibi fen ilimlerle de ilgilenmiştir. Razi bu ilimleri kullanarak döneminin yanlış itikad sahiplerinin ve filozofları bozuk düşüncelerini en ince ayrıntınsa kadar araştırmış ve onları düzeltmeye çalışmıştır. Müslümanları bu konuda bilinçlendirmiştir. En meşhur olduğu ilimse kelamdır. Kelam başta sadece mantık metodunu kullanırdı. Gazali buna akli delilleri ve felsefi görüşleri de eklemiş Razi de bunun başarılı bir uygulayıcısı olmuştur. Razi felsefi kelam ekolünün öncüsü durumuna gelmiştir. Tefsirinin adı Mefatihu'l Gayb'dır. Bu eserini yazmaktaki asıl amacı akıl prensipleriyle İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmaktır. Razi tefsirine bazen sebeb-i nüzul ile bazen de ayetler arasındaki münasebetleri kurarak başlar ve sonunda ayetten çıkarılabilecek neticeleri sıralar.
İbn Kesir (h. 701-774/m. 1301-1373)
Şam bölgesinin Busra şehrinde doğmuştur. Tarih, tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış bir âlimdir. Döneminin en önemli âlimlerinden ders almıştır. Kesir, fıkıhta Şafi mezhebini, kelamda ise Hanbelî mezhebinin görüşlerini benimsemiştir. Ancak diğer mezheplerin görüşlerine de saygı göstermiştir. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'an'il-Azim'dir. Eser rivayet tefsirinde ön plana çıkmıştır ancak müfessir eserinde kendi görüşlerine de yer verir. Eserde ilk önce tefsir edeceği ayeti verir daha sonra onu kolay ve özet bir ifade ile açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili ayetleri sıralar. Bu yüzden bu eser Kur'an'ın Kur'an'la tefsirine açık bir örnektir. Tefsirinin en önemli özelliği israiliyyata yer vermemesidir.
Ebussuüd (h. 896-982/ m. 1490-1574)
İstanbul'un Müderris köyünde doğmuştur. Kanuni Sultan Süleyman ve 2. Selim zamanında şeyhülislamlık yapmıştır. Tefsirinin tam adI İrşadü'l Akli's-Selim ila Mezaya'l- Kur'an'il-Kerim ‘dir. Osmanlı döneminde Kur'an'ı Kerim'in tamamını tefsir edenlerin başında gelir. Eserinin en önemli özelliği cümlelerin taşıdığı gizli ve ince anlamlarla ilgili tespitlerinin olmasıdır.
İsmail Hakkı Bursevi (h. 1060-1137/m. 1653-1725)
Bulgaristan'da doğmuştur. Bursa'da yaşamış ve orada ulu camide vaazlar vermiştir. Bu vaazlarda daha sonra Kur'an'ı Kerim'i baştan sona tefsir etmiş ve Rühu'l-Beyan fi Tefsiru'l-Kur'an ortaya çıkmıştır. Eser vaazların toplamı olduğu için mev'iza ağırlıklıdır. Osmanlı döneminde ve İşari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerdendir. Tefsirde hem rivayet hem de dirayet metodunu birlikte kullanmış ve müellifin tasavvufi yorumlarıyla zenginleştirmiştir. Tefsirinde İslam'ın itikat esaslarına ters düşen açıklamalar vardır.
Muhammed Abduh (h.1265-1315/m.1849-1905)
Mısır'da doğmuştur. El-Ezher üniversitesinde eğitim görmüştür. Tefsirinin adı Tefsiru'l- Kur'an'il-Hâkim'dir Abduh tefsirin gayesinin kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı olduğunu belirtir. Tefsirde taklide karşı olup hür bir akıl taraftarıdır. Tefsir anlatırken önceki tefsirler bakmamış ve metinden ne anladıysa onu anlatmıştır. Ayetleri indiği dönemle sınırlandırmamış ve dönemle de bağdaştırmıştır. Tefsirinde ayet ve sureler arasındaki münasebete önem vermiştir. İsrailiyyata yer vermemiştir.
Muhammed İzzet Derveze (H. 1305-1404/M. 1888-1984)
Tefsinin adı et-Tefsiru'l-Hadis'dir. Tefsirin en önemli özelliği surelerin nüzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır. Aynı konuyla ilgili olan ayetleri gruplandırarak incelemiştir. Ayetlerin tefsirinde siyer bilgilerini önemli bir veri olarak kullanmıştır. Nahiv ve kelamla ilgili derin konulara girmemiştir. Kur'an'ın Kur'an'la anlaşılmasına önem vermiştir.
Seyyid Kutub (1906-1967)
Mısır'ın Asyut kasabasında doğmuştur. Tefsirinin adı Fi-Zilali'l-Kur'an'dır. Tefsiri 20.yüzyılda yazılan içtimai ve-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden bibisidir. Bu tefsiri yazmaktaki gayesi Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır. Tefsiri Kur'an'ı Kerim'i gününüzde yaşanan olaylarla irtibatlı bir şekilde anlama ve yorumlama konusunda önemli tespitler yapar.
İbn. Aşur (1879-1973)
Tefsirinin adı et-Tahrir ve't-Tenvir'dir. Ayetleri Kur'an'daki sırasıyla tefsir etmiştir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlerden, Hz. Peygamberin tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden yararlanmıştır. Tefsirinde belağat konularına, lügavi ve gramer inceliklerine de girmiştir.

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz


5.ÜNİTE
Tefsir; K.kerim'i anlamaya açıklamaya ve yorumlamaya çalışan bir disiplindir. Arapça fsr veyahutta sfr fiilinden türetilmiştir. Fsr fiili gizli ve görünmeyen manevi bir şeyi ortaya çıkarmak anlamına gelir. Sfr fiili ise gizli ve görünmeyen maddi bir şeyin üzerini açmak, ortaya çıkarmak anlamına gelir. Tefsirin bir başka tanımı ise Kuran'ın açıklanmasındaki tevfiki beyanlardır. Tevfikte akıl ve içtihadın yerini peygamber ve sahabi sözleri alır. Tefsir kural koyucu bir disiplin değildir. Onun işlevi Kur'an'ı Kerim'i anlamak, açıklamak ve yorumlamaktan ibarettir. Çünkü K.Kerim İslamın ana kaynağıdır. Ve her şey onda gizlidir. Onu doğru anlamak hayata doğru adımlar atıp girdiğimiz bu imtihanda başarılı olmamızı sağlar.
TEFSİR İLMİNİN YÖNTEMİ
Tefsir ilminin de diğer disiplinler gibi kendine has yöntemleri vardır. Tarihsel ve dil bilimsel yöntem. Müfessir bir ayeti açıklarken Arapçayı ve o dönemin Arap kültürünü iyi bilmesi gerekir. Çünkü tarihsel süreç içerisinde o kelimenin anlamsal olarak içeriğinin değişme ihtimali vardır. Ayrıca müfessirin ayetlerin nüzul Sebenlerinin de araştırması ve bilmesi gerekir. Ancak tefsir için belli bir ayetin indiği ortam değil bütünüyle Kuran'ın indiği ortamın tarihine ilişkin bilgilerde gerekir. Bu sayede K.Kerim'in kastettiği anlamın dışına çıkılmamış olur.
TEFSİR VE TE'VİL
Te'vil müfessirlerin ellerindeki deliller açısından seçimler yaparak bir yoruma gitmeleri durumudur. Maturidi'ye göre tefsir sahabinin işi te'vil ise âlimlerin işidir. Buna dayanarak bizde günümüzdeki tefsir çalışmalarına te'vildir diyebiliriz. Çünkü tefsir bizi kesin sonuçlara götürürken te'vil bizi kesin sonuçlara götürmez. Çünkü kaynakları kesin deliller değildir.
Terceme; sözün veya metnin içerisine herhangi bir şey katılmaksızın başka bir dile çevrilmesidir. İkiye ayrılır; lâfzî terceme, metne bağlı kalınarak metnin harfi harfine ve kelimesi kelimesine başka bir dile çevrilmesidir, meali terceme ise bir kelime veya metnin mana ile tercümesidir. K.Kerim meali bir terceme işidir. Meal manayı kastedip taşıma işlevidir.
TARİH İÇİNDE TEFSİR
Hz. Peygamberin Yaşadığı Dönemde Tefsir
Peygamber efendimiz bazı ayetlere açıklamalar getirmiş ve bu açıklamalar daha sonra tefsir kavramıyla özdeşleştirilmiştir. Her ayete açıklama yapmamış tır. Çünkü Arapça bütün sahabilerin anladığı bir dil olduğu için sadece anlamadığı kelimeleri soruyorlardı. Bazen de kendi sahabilere açıklıyordu. Hz. peygamber dirayet tefsirinin öncüsüdür zaten tefsir tamamıyla bir dirayet işidir.
Sahabe Döneminde Tefsir
Fetihler artmış, İslam çeşitli ülkelere dağılmıştır. Bu yüzden K.Kerim'in anlaşılmasına ve açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Sahabiler kıssaları açıklarken ehli kitap âlimlerinden faydalanmışlardır. Anlaşılması zor kelimeleri açıklarken şiirleri kullanmışlardır. Sahabiler ihtiyaç doğrultusunda açıklamalar yapıyorlardı. Tümdengelim yöntemini kullanmışlar ve kaynakları da Hz. Peygamber, Arap dili ve edebiyatı, kendi müşahedeleri ve ehli kitap âlimleri olmuştur.
Tabiin Dönemi Tefsiri
Rivayet tefsirlerinin kaynaklarının çoğu bu döneme rastlar. Yeni yeni mezhepler ortaya çıkınca fıkıhla ilgili hükümlerde ortaya konulmuştur. Yine şiirlerle açıklamalar getirmişlerdir ve israiilliyat ile ilgili haberler daha da artmıştır. Bu dönemde sadece içerik değil yöntemde değişmiştir. Tümevarım yöntemini kullanmışlar ve sadece ihtiyaç doğrultusunda değil, gelecek nesilleri düşünerek Kuran'ın bütününü tefsir etmişlerdir. Kaynakları da sahabi dönemi kaynakları yanında kendi kavrayış ve bilgileri olmuştur.
Tefsir'in tedvinide hadislerin tedviniyle aynı zamanda başlamıştır.
KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ AÇISINDAN TEFSİR ÇEŞİTLERİ
Üçe ayrılır; rivayet tefsirinin kaynağı peygamber ve sahabi sözleridir. En önemli temsilcisi Taberidir. Dirayet tefsirinin kaynakları içerisinde peygamber ve sahabi sözlerinin yanında müfessirlerin akli çabası yer alır. Tasavvufi tefsirde; ilham, keşf ve hislerin anlamaya ve yorumlamaya etkisi vardır. Dirayet tefsirinin içinde rivayet; rivayet tefsirinin içinde de dirayet vardır. Çünkü müfessir kaynak olarak rivayetlerden faydalanır ve kendi akli çabasını ortaya koyar. Dirayet tefsiri ikiye ayrılır; tek yönlü dirayet tefsirinde müfessirler uzmanlık alanlarına giren ayetler üzerinde tefsir yaparlar. Çok yönlü dirayet tefsirinde ise müfessirlerin çoğu birden çok alanda uzmanlaştıkları için birden çok kaynak ve konuyu ele alıyorlar. En önemli temsilcisi Fahreddin Razidir. Bu tefsirleri beş başlık altında toplamışlar bunlar: Fıkhi, ilmi, tasavvufi, dil bilimci ve felsefi tefsirdir.
6.ÜNİTE
Mukatil b. Süleyman
Mukatil, 80/699 yılında Belh ‘te doğmuş ve 150/767 yılında vefat etmiştir. K.Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Bu özelliğiyle bize kadar ulaşan ilk tefsirdir. Mukatil'in eseri et Tefsiru'l Kebir olarak anılır. Tefsirinde israili haberlere ve tarihi hadiselere de yer vermiştir. Bazı ayetlerin isnadı bulunmadığı için eleştirilmiş; eserlerinde her hangi bir mezhep mücadelesine yer vermediği için de övülmüştür.
El Ferra
El Ferra 144/761'de Kufe'de doğmuş ve 207/823 yılında vefat etmiştir. Tefsirinin adı Tefsiru Muşkili İ'rabi'l Kur'an ve Meanihidir. Ferra her ayet üzerinde durmamış sadece kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirinde kelimeleri açıklarken yer yer Arap şiirine de yer verir. Bu bağlamda Ferra'nın tefsiri dil bilimci tefsir alanında ele alınan bir eserdir.
İbnu Kuteybe
213/828 yılında Kufe ‘de doğmuştur ve 276/889'da Bağdat'ta vefat etmiştir. Eserlerinin ismi Te'vilu Muşkilu'l Kur'an ile Garibu'l Kur'andır. Tefsirine başlarken ilk önce kırk kelime hakkında bilgi vermiş daha sonrada Fatiha suresinden başlayarak Nasr suresine kadar her surede anlaşılması zor olan kelimeleri açıklamıştır. Tefsirini ele alırken K.Kerim'den, müfessirlerin ve lügatçıların ifadelerinden faydalanmıştır.
Et Taberi
Et Taberi 224/838 yılında Mul şehrinde doğmuş ve 310/923 yılında Bağdat'da vefat etmiştir. Eserinin adı Camiu'l Beyan an Te'vili Ayi'l Kur'an'dır. Rivayet tefsirinin ilklerindendir ancak dirayet tefsirinde de önemli tespitleri olmuştur. Taberi eserine tefsir değil te'vil adını vermiştir. Tefsirinde ayet tefsirine ilişkin kendisine ulaşan muhtelif rivayetlerden birbirini destekleyenleri aynı anlamda olan ve birbirini tamamlayan rivayetleri senetleriyle bir arada vermiştir. Taberi kendinden önceki bütün müfessirlerin görüşlerini bir araya getirmiş ve büyük bir tefsir ansiklopedisi oluşturmuştur. Ancak zayıf âlimlerden nakilde bulunmamaya gayret etmiştir.
İbn Ebi Hatim
Ebi Hatim 240/854 yılında Rey'de doğmuş ve 327/939 yılında vefat etmiştir. Onun tefsiri bir hadis kitabı görüntüsündedir. Çünkü tefsiri kaleme almadaki amacı sadece Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini titizlik içerisinde derlemekti. Bu yüzden eserinde kendi görüşlerini ifade etmekten kaçınmış toplamda iki sayfa kendi görüşüne yer vermiştir. İlk önce bir ayetin tefsiriyle ilgili bizzat Hz. Peygamberden rivayet varsa onunla yetinir, sahabe ve tabiinden aldığı rivayetlerde ise içerisinde en sağlam isnada sahip rivayeti alırdı. İbn Hatim kendisinden sonraki kaleme alınan rivayet tefsirlerine zengin tefsir koleksiyonu sayesinde kaynaklık etmiştir.
Ez Zemahşeri
Zemahşeri 467/1075 yılında doğmuştur. Tefsirinde dil yönünden Kur'an ‘ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. El Keşşaf tefsirlerin anası olarak kabul edilir. Bu bakımdan dirayet tefsircileri bu eserinden faydalanmışlardır. Tefsirinde soru cevap yöntemini kullanır. Kendisi mutezile olmasından dolayı eserinde çok fazla mezhebin görüşüne yer verdiğinden dolayı eleştirilmiştir. Ehlisünnet görüşlerine ters düşen çokça tevile yer vermesine rağmen Sünni İslam dünyasında en çok okutulan ve istifade edilen eserdir.
El Kurtubi
Kurtubi 600/1200 yılında Kurtuba'da doğmuş ve 671/1230'da vefat etmiştir. Tefsiri K.Kerim'in tamamını kapsar. Genellikle ahkâm ayetlerinin tefsirine yer verdiği için eseri Ahkamu'l Kur'an tefsiri içinde yer alır. Kurtubi eserinde sadece ahkâm ayetlerini değil K.Kerim'in bütün ayetlerini her yönden incelemiş hatta zamanındaki tabii ilimler ışığında bazı ayetleri tefsire çalışmıştır.
Er Razi
Fahreddin razi 543/606 yılları arasında yaşamıştır. Razi'nin en meşhur olduğu ilim dalı kelamdır. Razi tabii ve nakli ilimleri kullanarak zamanındaki yanlış itikad sahipleri ve filozofların bozuk düşüncelerini araştırdı. Onları düzeltmeye çalıştı ve Müslümanları araştırmaya yönlendirerek uyardı. Kelam başta mantık metodunu kullanıyordu ancak Razi döneminde bu metodun yanında akli delilleri ve felsefi görüşleri kullandı ve felsefi kelam ekolünü başlattı.
İbn Kesir
İbn Kesir 701/774 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'ani'l Azimdir. Tefsiri rivayet tefsirleri arasında önemli bir yere sahiptir. İbn Kesir önce tefsir edeceği ayeti verir onu açıkladıktan sonra varsa o konu ile ilgili ayetleri sıralardı. Bu yüzden onun tefsiri K.K'in K.K'le tefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.
Ebussuud
896/982 yılları arasında İstanbul'da yaşadı. Osmanlı'da Yavuz Sultan Selim ve Kanuni döneminde şeyhülislamlık yapmıştır. O dönemde K.Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Tefsirinin en önemli özelliği israilliyata yer vermemesidir ve ona göre cümlelerin taşıdığı gizli ve ince anlamlar vardır.
İsmail Hakkı Bursevi
160/1137 yılları arasında yaşamıştır. Eserinin adı Ruhu'l Beyan fi Tefsiru'l Kur'an'dır. Tefsiri işari tefsir yöntemiyle yazılmıştır. Tefsirinde hem rivayet hem de dirayet metodunuda kullanmıştır.
Muhammed Abduh
1849/1905 yılları arasında yaşamıştır. Tefsiru'l Menar isimli eserini insanların teknik ve yararsız bilgilerden ziyade dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru ve yararlı bilgilerle sunmuştur diğer müfessirlerin tefsirlerinde mezhebi çatışmalarına yer vermelerine karşı çıkar.
Muhammed İzzet Derveze
1888/1984 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirini Türkiye'deki esareti yıllarında kaleme almıştır. Tefsirinin adı et Tefsiru'l Hadistir ve K.Kerim'i nüzul sırasına göre tefsir etmeyi başardı. Ayetleri sırasıyla tefsir etmek yerine aynı konuyla ilgili ayetleri bir çatı altında gruplandırdı.
Seyyid Kutub
1906/1967 yılları arasında yaşamıştır. Seyyid Kutubta esareti yıllarında tefsirini kaleme almıştır. Eserinin adı Fi Zilali'l Kur'andır. Dili ve ele aldığı ayetlerde konu bütünlüğü göze çarpar. Eserinde Kuran ‘ın Kur'an'la tefsirine çokça başvurur. Tefsirinde geçmiş zamanı belirten ifadeler yerine sürekliliği ifade eden ifadeler yer alır. Tefsirini yazmasındaki amacı K.Kerim'in önderliğinde birey ve toplum oluşturmaktır.
İbn Aşur
1879/1973 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirinin adı et Tahrir ve't tenvirdir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuştur. Diğer tefsirlerde oluğu gibi o da K.Kerim'in dil inceliklerine de değinmiştir.

 


0 Yorum - Yorum Yaz


5.ÜNİTE


   TEFSİR İLMİNİN TANIMI
  TEFSİR:Kur'an'ın kullandığı Arap dili bilgilerine ve ayetlerin indiği döneme ait bilgileri bize bildiren rivayetlere dayanarak,ayetlerin indiği zaman kastettiği anlamları açıklayan disipline denir.Tefsir açısından dönemin şartları, Peygamberimizden ve sahabeden gelen bilgiler çok önemli.Bu bilgiler onların ayetleri nasıl anladıklarını bildirir.Tabiundan gelen bilgiler de çok önemli çünkü onlar da sahabeye ve Rasulullaha dayanır.
Tefsir disiplininde delillerdeki kesinsizlik müfessirlerin öznelliğine yer açar.Bu da bazı aksama ve eksikliklere neden olur.Yöntem ve kaynaklar müfessirlerin öznelliğini en aza indiriyor.
   TE'VİL:Ayetlerdeki kelimeler birkaç anlamı aynı anda taşıyabilir ve hangi ayette kullanıldığını belirten kesin bir delil bulunamayabilir.Bu durumda müfessir elindeki delilleri değerlendirir ve bunlar arasında seçimler yaparak yoruma gitmek durumunda kalır.Ancak bu bilgiler onu bir kesinliğe götürmez.İşte bu yoruma te'vil denir.Tefsirden farklı olarak te'vilde yorumlayan kişinin yorumdaki etkisi daha fazladır.Çünkü ellerindeki deliller onları bir kesinliğe ulaştırmıyor.Bundan dolayı kendi tercihlerini etkin kılıyorlar.
Her insan belli bir kültür dünyası içinde doğar.Kişinin bundan tamamen sıyrılması mümkün değildir.Bu müfessirler için de geçerlidir bundan dolayı, Kur'an'ı yorumlarken onu yaşadığı dünyadan soyutlanarak boş bir zihinle yorum yapması mümkün değildir.
   TERCEME:Bir sözü,bir dilden başka bir dile çevirmek;bir sözün anlamını diğer bir dilde dengi bir söz ile aynen ifade etmek anlamına gelir.2 şekilde yapılır:
1)-Lafzi terceme:Her kelimeye tercüme edilen dilde bir anlam verilir.Bu tercüme Kur'an için imkansızdır çünkü O,Allah'ın kelamıdır, bundan dolayı onu bütün fesahat,belagat,icaz ve üslup özellikleriyle başka bir dİle çevirmek imkansızdır.
2)-Tefsiri terceme:Bunda kelimeler bire bir tercüme edilmez.Metnin ifade ettiği "anlam" esas alınır.Lafzi tercümenin zorlukları yüzünden, Kur'an'da bu tercüme tercih edilir.Kur'an tercümesi için "meal" kelimesi kullanılır.Bu tercümenin, mana dikkate alınarak yapıldığını ve eksik , yetersiz olabileceğini belirtmek içindir.
Tercüme zor olsa da bundan vazgeçilmemelidir.Çünkü Kur'an Arapça olsa da tüm insanlara inmiştir.
   TEFSİR İLMİNİN AMACI
Kur'an-ı Kerim'i vahiy yolu ile Cebrailden alan peygamberimiz ve Kur'an'ı peygamberimizden duyan ilk Müslümanlar ayetlerin ne demek istediklerini kolayca anlıyorlardı.Çünkü Kur'an-ı Kerim onların dilini kullanıyordu.Ayrıca,onlar ayetlerin işaret ettiği durum ve olayları biliyorlardı.Anlamadıkları ayetler olduğunda da bu ayetleri peygamberimiz müslümanlara açıklıyordu.Ancak, daha sonraki kuşakların Arapçayı çok iyi bilmeleri ve ayetlerin indiği ortamı öğrenmeleri gerekiyordu.İşte tefsir, Kur'an ayetlerinin ilk indikleri anda kastettikleri anlamları sonraki kuşaklara açıklamak amacıyla geliştirilmiştir.Kur'an'ın anlaşılması için tefsire ihtiyaç vardır.
   TEFSİR İLMİNİN YÖNTEMİ
Tefsir ilmi,ele aldğı Kur'an cümlesinin indirildiği anda kastettiği anlamını verme hadefini güder.Tefsir ilmi ayetlere açıklama getirirken bazı işlemler gerçekleştirir.Bu işlemleri iki ana başlık altında toplayabiliriz.
1)-Kur'an'ın kullanıldığı Arapçanın bilinmesi gerekir.Tefsir edilen ayette geçen bir sözcüğün Kur'an'ın indiği dönemde,Kur'an'ın kendilerine hitab ettiği Araplar tarafından hangi anlamda kullanıldığı ortaya konmalıdır.Kur'an'ın açıklanmasında Kur'an öncesi Arapça gözden uzak tutulmamalıdır.Kur'an edebi sanatlar açısından da ele alınmalıdır.
2)-Ayetleri doğru bir şekilde tefsir edebilmek için onların ne gibi koşullarda indiğini de incelememiz gerekir.
Tefsirin öngördüğü bu işlemler yerine getirilmezse ayetlerin ilk vahyedildiğinde kastettikleri anlamları doğru bir şekilde anlayamayız.Bu da Kur'an'a yanlış açıklamalar getirmekle sonuçlanır.Re'y ile tefsir yani rivayete dayanmadan yorum yapmak,tefsirde bilinmesi gereken bilimleri bilmeden tefsir yapmak,Allah'tan başkasının bilemeyeceği müteşabih ayetleri tefsir etmeye çalışmak,bir delile dayanmadan,kendi arzularına göre tefsir yapmak kabul edilemez.Çünkü kişi doğru yöntemi izlememiştir ve ilkesiz davranmıştır.
   İLK DÖNEM TEFSİRİ
A)HZ. Peygamberin yaşadığı dönemde tefsir:Hz peygamber bazen sahabilerin sorularına cevap niteliğinde açıklamalarda bulunur,bazen de doğrudan kendisi herhangi bir ayetle ilgili açıklamalar yapardı.Örneğin Bakara s.a:238'degeçen "salatu'l vusta" kelimesini "ikindi namazı" olarak açıklamıştır.
Kaynaklarda Hz. Peygambere isnad edilen açıklamaların sahabe ve tabiundan nakledilen tefsirlere oranla çok az oluşu,peygamberin Kur'an'ın tamamını tefsir etmediğini gösterir.
B)-SAHABE DÖNEMİ TEFSİRİ:Sahabe tefsirini iki kategoride görmek mümkün:1)-müşahedelerine dayalı açıklamalar 2)-kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar
Sahabe bazen Kur'an'daki garip kelimeleri ve müşkil lafızları dil açısından zaman zaman şiirle açıklarken,diğer yandan mesela kur'an kıssalarının açıklanmasında ehli kitap kültüründen yararlanıyorlardı.Sahabilerin Kur'an tefsiri kaynakları,hz. Peygamber,Arap dili ve edebiyatı,kendi müşahedeleri ve ehl-i kitab alimleri dir.Tefsir denilince sahabelerden Abdullah b. Abbas ismi öne çıkar.
C)-TABİUN DÖNEMİ TEFSİRİ:Peygamberimizden sonra fetihlerle devletin sınırları genişledi.Sınırlar genişledikçe dili,kültürü vs. farklı insanlara hitap edildi.İnsanlar değiştikçe ihtiyaçlar vs değişti. Bu dönemde tefsir biçim değiştirdi.Pek çok tabiin alimi tümevarım tarzın kullanarak kelime tahliline girişmiştir.Kelimelerin açıklanmasında şiirlerden delil getirilmiş,garip kelimeler biraz daha geniş bir biçimde açıklanmıştır. İsraili rivayetlerin yoğun bir şekilde Kur'an tefsirine girişi tabiun dönemine rastlar.Rivayet tefsirine bakıldığında Kur'an tefsirine ilişkin haberlerin büyük çoğunluğunun kaynağında tabiun müfessirlerinin olduğu görülür.İsnadın %74'ü tabiun ve sonrasına aittir. Tabiin kaynakları Sahabe,ehli kitab, kendi bilgi ve kavrayışlarıdır.
   TEFSİRİN TEDVİNİ
Kur'an tefsirine ilşkin yazılı belgeler ibn.Abbas ile başlar.İbn Abbas'ın öğrencilerinden Kureyb b.ebi Müslim hocasına ait bir deve yükü yazılı belgeyi yanında sakladığını nakl eder.İbn Abbas ile başlayan bu süreç tabiun müfessirlerince devam etmiştir.Bir çok tefsirden bahsedilir fakat günümüze kadar ulaşabilmiş ve Kur'an'ın tamamının tefsiri mahiyetinde olan tek tefsir Mukatil b.Süleyman'ın tefsiridir.
   KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KUR'AN TEFSİRLERİ

  İlim ve fikir çevrelerinin niteliklerine göre Kur'an'ın anlaşılmasında ve yorumlanmasında farklı eğilimler ortaya çıkmıştır.Kur'an'ı tefsire çalışan herkes ilmi kapasitesine,kavrayış derecesine,uzmanlık alanına,siyasi-mezhebi kanaatlerine,idrak-anlayışlarına göre Kur'an'ı açıklamıştır.Bütün bunlar Kur'an'ı anlama ve yorumlamada çeşitlenmeyi ve farklılaşmayı doğurdu.Ayrıca müfessir hangi konunun uzmanı ise Kur'an'ın o konu ile ilgili ayetlerini daha geniş bir şekilde açıklama çabasında olmuştur.
   TEFSİRİN KULLANILAN KAYNAK VE YÖNTEMLERE GÖRE SINIFLANDIRILMASI

  Tefsirde esas alınan 3 nokta:1)-Öncekilerin görüşleri 2)-Akli çaba 3)-ilham
A)-RİVAYET TEFSİRİ:Ayetlerin tefsirinde Hz.peygamber,sahabe ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirdir.Taberi'nin Camiu'l Beyan an Te'vil-Kur'an adlı 30 cüzlük tefsiri önemli örneklerindendir.Açıklama işini yapacak olan önceki görüşleri nakledrken,diğer yandan da kendi görüşlerini de ortaya koyar,kendi kavrayışına göre bir sonuca ulaşır.Bu bir dirayet işidir.Dolayısı ile rivayet tefsirinde dirayet vardır diyebiliyoruz.
B)-DİRAYET TEFSİRİ:Peygamberimiz ve diğer iki neslin açıklamalarının yanında kişisel bilgi,tecrübeye dayalı akıl yürütmeyi kişisel anlama, değerlendirme, açıklama ve yorumlamayı esas alan anlayıştır.Bu tefsirde müfassirler ayetleri açıklarken yaşadıkları kültürün,ilim ve fikir çevrelerinin mensup oldukları ekolün izlerini eserlerine yansıtırlar.Örneğin Fahrettin Razi,döneminin biliminden etkilenerek dünya düzdür demiştir.Tefsir faaliyeti aslında bütünüyle dirayet işidir.Bu tefsir ikiye ayrılır: 1)-Çok yönlü dirayet tefsiri 2)-Tek yönlü dirayet tefsiri (dilbilimsel tefsir,fıkhi tefsir,ilmi tefsir,felsefi tefsir,tasavvufi tefsir)

6. ünite        

           ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ARAŞTIRMALARI

1)-MUKATİL B. SÜLEYMAN:80/ 699 tarihinde Belh’te doğdu.Lehinde ve aleyhinde pek çok sözler söylenmiş olmasına rağmen tefsir ilminde şöhret yapmış temel şahsiyetlerden birisidir.Merv,Bağdat ve Basra’da ilim tahsil etmiş ve yine aynı yerlerde tedris faaliyetlerinde bulunmuştur.150/767 senesinde vefat etmiştir.Gerek nakli tefsire ve gerek Kur’an dilinin lügat,nahiv belağat inceliklerine vakıf oluşu ve bunun yanında başarılı akli terkip ve tahlillerde bulunuşu nedeniyle başta İmam-ı Şafii olmak üzere birçok muteber şahsiyet tarafından takdir edilmiştir.Tefsiri et-Tefsiru’l-Kebir,Tefsiru Mukatil diye de anılır.Kur’an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilir.

2)-EL-FERRA:144/761-62’DE Kufe’de Halife Cafer el-Mansur zamanında doğdu.207/823 yılında vefat etmiştir.Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkısı olmuştur.Tefsiri Meani’l-Kur’an adıyla meşhur olmuş eserin asıl adı Tefsiru Muşkili İ’rabi’l Kur’an ve Meanihi’dir.Tefsirin hedefi Kur’an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.Bu sebeple o,önce ele aldığı ayette izaha ihtiyaç duyulan kelime ve kelimelerin irabı üzerinde durmakta ve kendi irab tercihine uygun olarak ayetin manasını vermektedir.Eserinde sık sık arap şiirine başvurur.Gerektiği yerlerde de sebeb-i nüzul rivayetlerinden de yararlanır.

3)-İBNU KUTEYBE:213/828 yılında Kufe’de doğdu.Dönemin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişti.Hadis,tefsir,fıkıh,tarih,kelam gibi ilimlerle uğraşan Kuteybe asıl derinleşmesini dil,edebiyat ve şiir alanında yapmış,Kur’an’ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine de önemli katkılarda bulunmuştur.Günümüze kadar ulaşan iki eseri Te’vilu Muşkilu’l Kur’n ile Ğaribu’l-Kur’an’ı birbirini tamamlayan iki eserdir.Daha sonraları İbn Mutarrif el-Kinani tarafından bu iki eser birleştirilerek “el-Kurteyn” adıyla yeniden derlenmiştir.Kitabında lüzumsuz uzatmalardan ,hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır.Eseri kendinden sonra yazılan tefsirler için önemli bir kaynak olmuştur.

4)-ET-TABERİ:Taberistan’ın Mul şehrinde 224/838 yılı sonlarında dünyaya geldi.Birçok şehir ve ülkeyi dolaştıktan sonra ,hilafet merkezi olan Bağdat’a yerleşti.Hadis,Fıkıh,Kıraat,tarih ve edebiyat sahalarında birçok meşhur alimden ders aldı.Kırk sene süreyle,her gün kırk varak yazmak suretiyle,son derece hacimli eserler meydana getirdi.310/923 yılında Bağdat’da vefat etti.Eseri Camiu’l-Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an’dır.Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Bu tefsir kendinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir.Taberi eserine Tefsir değil de Te’vil adını vermiştir.Taberi özellikle kelime izahlarında,garip lafızların tefsirinde eski arap şiirlerinden büyük ölçüde yararlanmıştır.Tefsir ekollerinin müfessirlerinden ve diğer müstakil alimlerden elde ettiği bütün rivayetleri toplamış böylece büyük bir “tefsir ansiklopedisi” meydana getirmiştir.

5)-İBN EBİ HATİM:240/854 Yılında Rey’de doğdu ve yine aynı yerde 85 yaşında 327/939 ‘da vefat etmiştir.En başta gelen hocalarından birisi zamanın önemli bir hadis alimi olan babası Ebu Hatim’dir.Razi’nin de Hatim’in yetişmesinde büyük etkisi vardır.Henüz çok küçük yaşta iken bölgenin en meşhur Kıraat alimlerinden eFadl b. Şazan’a teslim edilmiştir.İbn Hatim,aklın alanını en aza indiren ve nasları te’vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir.Rivayet zincirlerinin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesine önem vermiş,bu konu ile ilgili el-Cerh ve Ta’dil isimli bir eser kaleme almıştır.İslami ilimlerin çeşitli dalları ile ilgili 22 kadar eseri vardır.Tefsirinin tam adı,Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim Müsneden’an Rasulillahi (s.a.v) ve’s Sahabeti ve’t-Tabiin’dir.Tefsirin yaklaşık yarısı kayıptır.Hatim’in bu eseri yazmadaki hedefi,Hz. Peygamberden,sahabeden ve Tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliği içinde derlemektir.Tefsirinde kendi görüşlerini belirtmekten özellikle kaçınmıştır.Zengin bir rivayet koleksiyonu olan tefsir ,kendisinden sonra yazılan pek çok tefsire kaynaklık etmiştir.

6)-EZ-ZEMAHŞERİ:Selçuklu sultanlarından Melikşah devrinde Harezm kasabalarından Zemahşer’de 467/1075 yılında dünyaya geldi.Büyük bir dilci,edebiyatçı,kelamcı ve müfessirdir.Buhara’da muhtelif hocalardan usulü fıkıh,hadis,tefsir,kelam,mantık,felsefe ve Arapça dersleri aldı.Zemahşeri,itikada mu’tezile,fıkıhta ise hanefidir.Eserinin adı el-Keşşaf an Hakaikı’t-Tenzil ve uyuni’l-Ekavil fi vücühi’t-Te’vil’dir.Kısaca Keşşaf olarak tanınır.Tefsir tarihinde önemli bir yer tutan,leh ve aleyhinde çok söz söylenen,üzerinde yüzlerce şerh,haşiye,ta’lik ve reddiye yazılmış bir kitaptır.Bu tefsir dil ve belagat bakımından önemlidir.Zemahşeri bu eseri ile belagat yönünden Kur’an’ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır.Eserin bu yönünden kendinden sonra gelen bütün dirayet tefsirleri istifade etmişler ve tefsirlerin anası veya ana tefsir olarak kabül edilmiştir.Bu tefsir çok tenkide uğramıştır.En çok tenkide uğrayan yönlerinden biri de şaz kıratlara yer vermesi ve bunları tefsirde delil kabul etmesidir.Öte yandan bu eser Kur’an-ı kerimin belagat ve icazını en güzel ortaya koyan eserdir.

7)-EL-KURTUBİ:Kurtuba’da doğdu.Hicri 600,miladi 1200 yıllarında doğduğu tahmin ediliyor.Maliki mezhebine mensuptur.Fakat mezheb taassubuna kapılmamış,hatta eserinde zaman zaman diğer mezheplerin görüşlerine de yer vermiştir.Eserinin tam adı el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an ve’lMübeyyin lima Tedammenehhu mine’s-sünneti ve Ayi’l-Furkan’dır.Eser Kur’an’ın baştan sona kadar tefsirini ihtiva eder.Kurtubi bu tefsirinde,liste olarak verilse sayfalarca tutacak derecede çok hadis,fıkıh,kıraat,dil ve belagat,akaid,ve kelam,tarih sahalarında zamanına kadar yazılmış birçok eserden çoğu kere kaynak belirterek istifade etmiş ve tefsirinde bunlardan alıntılar yapmıştır.Kurtubi tefsiri Kur’an-ı kerim’in bütün ayetlerini hemen her yönden inceleyen,hatta zamanındaki tabii bilimler ışığında bazı ayetleri tefsire çalışan geniş bir tefsirdir.

8)-ER-RAZİ:543/1149 senesinin ramazan ayında Rey şehrinde doğdu .İslami ilimler ile birlikte zamanın bütün ilimlerinde mütehassıs idi.Pek çok alim yetiştiren Fahruddin Razi,kelam,tefsir,fıkıh ve usulü fıkıh gibi dini ilimlerde çok derin bir alim olduğu gibi,edebi ilimler,matematik,fizik,kimya,astronomi,tıp gibi zamanın fen ilimlerinde de söz sahibiydi.Bu ilim dallarının gelişmesinde büyük katkıları oldu.En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır.Kelam ilmini ilimlerin en şereflisi ve mükemmeli olarak görür.Kelamda bir “felsefi kelam”ekolü oluşturmayı başardı.Kendisinden sonrakiler tarafından bu ekolün kurucusu kabül edildi.Tefsirin adı Mefatihu’l-Ğayb’dır.O, çeşitli İslami ilim dallarının yanında felsefe,fen bilimleri,bilhassa astronomi ilimlerinin sahasına girmiştir.Bu durum onun bazen yanılmasına da sebep olabilmiştir. Bunun meşhur bir örneği “o,yeryüzünü size bir döşek yaptı” ayetinden dünyanın dönmediği neticesini çıkarmasıdır.

9)-İBNU KESİR:701/1301 veya 1302’de Şam bölgesinin Busra şehrinin Müceydilülkarye köyünde dünyaya geldi.Tarih,tefsir,hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış olan alimlerimizdendir.Hayatının sonlarına doğru gözlerini kaybeden İbn Kesir 20 şubat 1373’de Dımaşk’ta vefat etmiştir.Tefsirinin adı Tesiru’l-Kur’an-i’l-azim’dir.Tefsiru İbni Kesir ismi ile meşhur  olmuştur.Eserin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır.Tefsirin başlıca özelliklerinden birisi de İsrailiyyat ile ilgili rivayetlerden kaçınılması gerektiği ile ilgili hassasiyetidir.

10)-EBUSSUUD:896/1490 YILINDA İstanbul yakınlarındaki şimdiki adıyla Metris köyünde doğdu.26 yaşında müderris oldu sonra çeşitli medreselerde müderrislik yaptı.55 yaşında iken şeyhulislam oldu.Kendisi Osmanlının 13.şeyhlislamı’dır.25 ağustos 1574 tarihinde 84 yaşında vefat etti.Tefsirinin tam adı İrşadü’l akli’s-selim ila Mezaya’l-Kur’ani’l- Kerim’dir.Tefsiru Ebissuud ismi ile meşhur olmuştur.Ebussuud Kur’an’ın tamamını tefsir edenlerin başında yer alır.Tefsirinin başlıca özellikleri şunlardır:Eserine yazdığı mukaddimede kendisinin pek çok tefsiri okuyup istifade ettiğini bunlar arasında bilhassa Zemahşeri,Razi ve Beyzavi’nin tefsirlerinden faydalandığını belirtmiştir.Eserin en önemli özelliği,Kur’an ayetlerinin fesahat ve belagatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir.Cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlarla ilgili dikkat çekici tesbitleri vardır.Bu konuda bazen şiirlerden de yararlanır.   

11)-İSMAİL HAKKI BURSEVİ:1060/1652’de Aydos’ta doğdu.Bursa da 30 seneden fazla ikamet edip burada vefat ettiği için Bursevi nisbesiyle meşhur olmuştur.72 yaşında iken vefat etti.Kabri Tuzpazarında kendi yaptırdığı caminin kıble tarafındadır.Eserin tam adı Ruhu’l beyan fi Tefsiri’l-Kur’an’dır.Kısaca Ruhu’l Beyan ismi ile anılır.Osmanlı döneminde ve işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerdendir.Tefsirde hem rivayet,hem de dirayet metodu birlikte kullanılmış ve müellifin tasavvufi yorumlarıyla zenginleştirilmiştir.Ayetler yine öncelikle ayetlerle ve hadis-i şeriflerle açıklanmıştır.Bu arada manayı açmak için gramer ve kelime tahlillerine de girmiş,gerektiğinde belagatla ilgili bilgilere de başvurmuştur. 

12)-MUHAMMED ABDUH:1265/1849’da Mısır’da dünyaya geldi.Babasının yakınlarından şeyh derviş Hızır ile görüşmesi hayatının bir dönüm noktası oldu.Çünkü ondan duydukları ile içine bir ilim aşkı düştü.El-Ezher ünv. ‘de öğrenim gördü ve mezun olunca oraya hoca olarak tayin edildi.İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri sebebi ile üç yıllığına Beyrut’a   sürüldü.1883 sonlarında Efganinin daveti üzerine Paris’e gitti ve onunla el-Urvetu’l-Vüska dergisini çıkarmaya başladı.Bir süre sonra Efganiden farklı bir yol izlemeye karar verdi.1898’den itibaren yayın hayatı 42 yıl sürecek el-Memar dergisinin öğrencisi Muhammed Raşid Rıda’nın yönetiminde kurulmasına öncülük etti. Tefsirinin adı Tefsiru’l-Kur’ani’l-Hkim’dir.Fakat Tefsiru’l-Menar ismi ile meşhur olmuştur.12 cilttir.Abduh,tefsirin gayesinin kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir.Melekleri,tabiat kuvvetleri,cinleri bir nevi mikrop,fil ordusuna atılan taşları çiçek hastalığı mikrobu ile izah etmeye kalkmış,Darvin teorisine sıcak bakmıştır.Bu yüzden haklı tenkitlere uğramıştır.

13)-MUHAMMED İZZET DERVEZE:21 Haziran 1888’de Filistinin Nablus şehrinde doğdu.Maddi imkansızlıklar sebebi ile öğrenimine devam edemeyince 18 yaşında memuriyet hayatına başladı.Memur,müdür ve müfettiş olarak çeşitli görevlerde bulundu.1906’dan itibaren Osmanlı devletindeki fikir hareketleri ile de yakından ilgilendi.2. meşrutiyetin ilanından sonra İttihat ve Terakki cemiyetine üye oldu.Derveze Kur’an’ı anlama ve yorumlama metodu ile ilgili olan el- Kur’anü’l-Mecid isimli eserini yazdı ve Kur’an’ı nüzul sırasına göre tefsir etmeyi planladı.Tefsirinin adıET-Tefsiru’l-Hadis’tir.Tefsirinin en önemli özelliği,surelerin nüzul sırasına göre tefsir edilmiş olmasıdır.Ayetleri sırasıyla ele alma yerine, aynı konu ile ilgili olanları gruplandırarak işlemektedir.Kur’an’ın yine Kur’an ile anlaşılmasına önem verdi.

14)-SEYYİD KUTUB:1906 yılında Mısır’da dünyaya geldi.Kahire ünv.’nin Daru’l-ulum fakültesine girdi.1933 yılında mezun olduğu fakülteye aynı yıl Arap dili ve Edebiyatı öğretim görevlisi olarak tayin edildi.1941’de sosyoloji doktorası yapmak üzere Amerika’ya gönderildi.1954’de Mısır’a döndü.1954’de Cemal Abdünnasır’a düzenlenen suikast girişimi nedeni ile tutuklandı.Yargılama sonucunda kendisine 15 yıl ağır hapis cezası verildi.Hapiste daha önce telifine başladığı tefsiri, Fizili’i-Kur’an’ı tamamladı.10 yıl hapisten sonra affedildi.Yodaki işaretler isimli kitabını kaleme aldı.1965’de Nasır’a karşı darbe girişimi suçlaması ile tekrar tutuklandı.1966’da idam edildi.Fizilali’l-Kur’an isimli tefsiri 20.yy’da yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birisidir.Tefsiri yazma gayesi;Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan,hayat,toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.

15)-İBNU AŞUR:1879’da Tunus’da doğdu.Zekası ve üstün kabiliyeti sebebi ile kendisine özel bir program uygulandı,pek çok hocadan dersler aldı.1932’de ilk Maliki şeyhülislamı oldu.Aynı zamanda Zeytune ünv. Rektörlüğüne de atandı.1973’de Tunus’ta vefat etti.Tefsir,hadis,fıkıh usulü,Arap dil ve edebiyatına dair telif,şerh,haşiye türünde 40’a yakın eser bırakmıştır.Tefsirini adı et-Tahrir ve’t-Tenvir’dir.Ayetleri Kur’an’daki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş,gerektiğinde Hz. Peygamberin tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade etmiştir.Eser, hem klasik hem de çağdaş anlayışların birleşiminden meydana gelmiş önemli bir tefsirdir.

 


0 Yorum - Yorum Yaz


İbrahimkundu/11040235/İDKAB-2

ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI(ilitan yayınları 6.bölüm)

       Mükatil  b. Süleyman (h.80-150) tefsir ilmin de  şöhret yapmış temel şahsiyetlerden biridir.Müfessirin pek çok eserinin yanın da ilk fıkhi tefsirlerden  biri olan Tefsiriu’l-hamsi Miete Ayetun minel Kur’an adlı eseriyle birlikte Kur’an kelime bilgisi açısından arz eden el-Vucuh ven Nezair adlı eseri Kur’an ilimleri sahasın da önemli bir çalışmadır.Mükatilin tefsiriKur’an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bu özelliğiyle bize ulaşan ilk tefsir kabul edilir.Kelimeler  üzerin de durmuş ve israiliyat şeylerden yararlanmıştır.el-Ferra (h.144-207) arap dilini özellik ve kurallarının tesbit edilmesin de  büyük katkı sağlamıştır.Tefsirinin amacı Kur’an’ın anlaşılmasın da ortaya çıkan dil problemlerini ortadan kaldırmaktır.Eserin de sık sık arap şiirine baş vurmuştur.İbn Kuteybe (h.213-276) dönemin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir. Hadis ,Tefsir,Fıkıh,Kelem gibi ilimlerle uğraşan Kuteybe asıl derinleşmesini Dil,Edebiyat ve Şiir alanın da  yapmış Kur’an’ı kendi görüşlerine göre  yorumlayanların  görüşlerini  fizyolojik delillerle  çörüterek  tefsir ilmine de önemli katkılar da bulunmuş iki eseri vardır bunlar:Te’vilu Müşkilu’l-Kur’an ile Ğaribu’l-Kur’an dır .Bu iki eser aslın da birbirini tamamlar niteliktedir

          Taberi(h.224-310) ilim için çeşitli yerleri gezdikten sonra bağdata yerleşmiş ve orada devam etmiştir .Zamanında hadis fıkıh,kıraat,tarih ve edebiyat sahaların da bir çok meşhur alimden ders almıştır.Zamanla bu alanlar da eser vermiştir. Ve eserinin adı tam olarak Camiu’l Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an dır. Rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlililerinden  biridir.Bu tefsir kendinden sonraki rivayet tefsirlerine  kaynaklık etmiştir.Taberi Kur’an’dan hükümler  çıkarır ve bunu seçmekteki sebebini de beraberinde açıklamıştır.Taberi diğer müstekil alimlerden elde ettiği bütün rivayetleri toplamış ,böylece büyük bir “Tefsir Ansiklopedisi” meydana  getirmştir.İbn Ebi Hatim (h.240-327) küçük yaşta babasında Kıraat  Kur’an eğitimi almıştır daha sonra babasıyla ilmi seyahatlarda bulunmuş. Böylece çeşitli bölgelerdeki  rivayetlere ve rivayet kalıplarına ulaşabilmiştir. Ona göre bütün  problem nasların sıhhatinden emin olmaktır.  Tefsirinin tam adı Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim Müsneden  an Resulluhlahi(s.a.v) ve’s-Sahabeti ve’t-Tabiin dir Zengin bir rivayet koleksiyonu olan tefsir , kendinden sonra yazılan pek çok tefsire  kaynaklık etmiştir.Ez-Zemahşeri(h.467-538) Büyük bir dilci ,Edebiyatçı,Kelamcı ve Müfessirdir.okuma yazma öğrenip hafız olduktan sonra ilim tahsili için o zaman büyük bir ilim ve medeniyet merkezi olan Buhara ya  gitti.Bura da çeşitli alimler tarafından ders aldı. Eserini tam adı el-Keşşaf an Hakaikı’t-Tenzil ve Uyunubi’l-Ekavil fi Vucuhi’t-Te’vil dir.Soru-cevap muhtevası olan  bir metot kullanmıştır.El-Kurtubi(ö.671) Endülüs’ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir Kurtubi önce Kurtuba da daha sonra Mısırda dil,edebiyat ,Kur’an ilimleri Kıraat Tefsir,Hadis ve Fıkıh dersleri alarak ilmini artırdı.Ahkam ağırlıklı olduğu için Ahkamul Kur’an’lar için dede yer alır.Bunun yanın da Kur’an’ın ayetlerini neredeyse  her yönden açıklayan bir tefsir niteliğindedir.

           Fahruddın Razi(h.543-606) Kelam ,Tefsir ,Edebiyat ,Matematik, gibi ilimlerin gelişmesin de büyük katkı da  bulunmuş.En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır.Tefsirinin asıl adı Mefatihul Ğaybtır.Eserini amacı Kur’an’ın ışığın da Kur’an’a yöneltilen hucumları çörütmek.Ayetleri açıklarken önceliği Kur’an’a verir aha sonra hadislere yer verir sonun da da çıkarılacak neticeyi verir.İbn Kesir (h.701-774) tarih, tefsir ,hadis ve fıkıh ilimlerin de  öne çıkmış alimlerimizdendir.Tefsirinin adı Tesiru’l-Kur’an’l-Azim’dir Eserin rivayet tefsiri arasın da  önemli bir yeri vardır.Önce ayeti verir sonra Kur’an da varsa onunla ilgili ayet onu verir.Bu nedenle Kur’an’ı Kur’anla  tefsir etmede ön kazanştır.

 

 

İbrahimkundu/11040235/İDKAB-2

TARİH   İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR ÇALIŞMALARI(İlitan yayınları 5.bölüm)

              Kur’an’ın tefsirine ,anlaşılmasına ve yorumlanmasına ilişkin çalışmalar Müslümanların geleneklerinde önemli bir yer tutar.  Başlangıçtan günümüze Kur’an’ı anlama ve onun rehberliğinde bir dünya kurma düşüncesi , Müslümanların duygu,zihin ve inanç dünyalarında  hep mustesna yerini buluştur.

             İlk dönem tefsirine bakacak olursak ,bura da tefsir alanın da önemli bir dönem Hz Peygsmber dönemidir .Peygamberimiz Kur’an ilk indiği andan itibaren açıklamaya  ve onu tefsir etmeye başlamıştır.Gerek kendi ihtiyaç bulduğu gerek sahabilerin sorusuna cevap olarak açıklama  gereği duymuştur.İbn Ebi Hatim’in tefsirinde isnatların %4 Hz peygambere isnat edildiği görülüyor.Hz peygamber Kur’an’ı ilk tefsir eden kişidir.Peygamberimizden sonra bu görevi sahabiler üstlenmiştir.Sahabiler inen ayetlerin iniş sebebini en iyi bilen insanlardı bu yüzden Kur’an’la olgular arasındaki bağlantıyı diğer insanlardan daha iyi biliyorlardı.Sahabiler müşkil lafızları istishas yaparakbir yandan da özellikle kıssaları açıklamada Yahudi ve Hristiyan kültüründen yaralanmışlardır ve bununla birlikte israiliyatlar dinimize girmeye başlamıştır.Sahabilerin tefsir kaynakları,Hz peygamber Arap dili ve Edebiyatı ,kendi müşahadeleri ve Ehli kitap alimleri olarak sayabiliriz. Rivayet tefsirinin kaynaklarından biri de sahabi isnatlarıdır. Fakat bu tabiunlara göre az sayıdadır.bu sahabilerden bir kaçını söylemek yerinde olur:Abdullah İbn Abbas ,Abdullah İbn Mesut ,Ali b.Ebi Talip önde gelen sahabilerdir Sahabiler dönemine isnat edilen haberlerin  çoğu İbn Abbasa  isnat edilir. Tabiun dönemine  gelince Sahabiler İslam coğrafyasını genişlemesiyle çeşitli yerlere ayrılmış ve buralarda hizmette bulunmuşlar.Özellikle İbni Abbas önemli çalışmalarda bulunmuş ve öğrenci yetiştirmeye başlamiş. Bunlardan biri de tefsir ilmine büyük katkısı bulunan Mücahittir.Özellikle rivayet tefsirin de önemli bir kısmını  tabiun tefsiri oluşturur.Ebu Hatim deki isnadın %74 u tabiunlara  ait olduğunu görüyoruz. Bu dönem de artık tefsir Kur’an’ın tamamına yapılmaya başlanmış ve sistematikleşmeye başlamıştır.tefsir tedvinin ilk örneklerini yine İbni Abbasa dayandırıldığını görüyoruz.İbn Abbas’la başlayan tefsir tedvin tabiun müfesirleri tarafından devam ettirilmiştir. Mukatil bin Süleyman Kur’an’ın tamamını  ilk olarak tefsir etmiştir.

                 Kaynak ve yöntem tercihine gelince Kur’an çeşitli asırlarda  çeşitli bilim alanların da isim yapmış kişiler  tarafında yorumlanmış. Kur’an’ı yorumlayan her insanin yaşadığı çevre ve aldığı eğitim farklı olduğundan Kur’an yorumlanmada da çeşitlenmeye ve  farklılıklara yol açmıştır.Müfessirler kaynak bakımından eşitli yöntemler kullanmışlar  bunların başında  rivayet tefsirler gelir.Rivayet tefsiri;Hz Peygamberden, sahabilerden ve tabiundan nakledilen rivayetlerden oluşan tefsirdir.Bu alanda ki rivayet külliyatını hicri üçünü asrın sonları ile dördüncü asrın başların da Taberi’nin Camiu’l-Beyan an Te’vili’l-Kur’an adlı eserin de toplamıştır.Rivayet müfessirleri de rivayetleri seçerken ve ya sıralarken  dirayette bulunuyorlar.Dirayet tefsiri daha çok müfessirin görüşlerini içerir . Dirayet tefsiri  hazreti peygamberden beri var.Tefsirin ikiye ayrılmasının sebebi tefsir faliyetinden dolayı değil.Tefsir eserii ortaya konulurken yapılan tercihten kaynaklanıyor bu yüzden biçimseldir.

Çok yünlü tefsirler Kur’an’ın baştan sona tefsir edilmesidir.Tek yönlü dirayat tafsirleri ise daha çok kendi alanlarıyla ve Kur’an’ı baştan sona değil de belli bir konuyu tefsir etme

          Günümüz tefsiri:Tefsir ilmi yapıldığı zamanın düşünce ,kültür dünyasından etkilenir .Bunun yaninda Batıdaki düşüncelere etki ve tepki çokça görülür . Günümüzde İslam uygarlığı ile batı uygarlığı karşılaştırılmış bazı konulardaki yetersizlik yüzünden  batıya yenilmiş  ve sorgulama başlamış,  nerede yanlış yapıldığını tespit etmeye çalışmışlar bunun sonucun da bizim Kur’an’ı yeteri kadar anlıyamadığımız ve hayatımıza geçiremediğiz görülmüş.bunun yaninda çoğu yenilikçi eskiyi ve gelenekçileri leştirmişler .Müslümanları geri kalmasını sebebini  gelenekçilerin olduğnu ileri  sürmüşler.

 


0 Yorum - Yorum Yaz


Tarih İçinde Tefsir ve Tefsir Eğilimleri(5. Ünite)

Kur’an’ın anlaşılması ve yorumlanmasına ilişkin çalışmalar İslam geleneğinde önemli bir yere sahiptir.Kur’an’ın yorumu sadece, tefsirlerde değil bütün İslam kültür ve medeniyetinin dokularında yer almaktadır. Hz. Peygamber, Kur’an’ı ilk tefsir eden kişidir. Hz. Peygamber, sahabilerin sorularına ya da doğrudan kendisi herhangi bir ayetle ilgili açıklamalarda bulunurdu. Hz. Peygamberin Kur’an’ın tamamını tefsir etmesi söz konusu değildir. Sahabe Hz. Peygamberin vefatından sonra Kur’an’ı anlama, açıklama ve yorumlama işiyle ilgilenmişlerdir. Sahabenin Kur’an tefsiri müşahedelerine, kişisel bilgi ve tecrübelerine dayanmaktadır.Sahabiler Kur’an ayetlerinin iniş sebeplerini dolayısıyla vahiy ile vakıa arasındaki ilişkiyi sağlıklı kurabilmekteydiler. Tabiun, sahabe neslinden sonra Kur’an tefsiriyle ilgilenmişlerdir.Bu dönemde mevali denen Arap olmayan gruplar tefsir alanında öne çıkmışlardır.  Kur’an tefsirine ilişkin rivayetlerin büyük çoğunluğu Tabiun müfessirlerine aittir.Bu dönemde kelime ve kavram açıklamaları yapılmış ve İsraili rivayetler yoğun bir şekilde kullanılmıştır.Kur’an tefsirine ilişkin yazılı kaynaklar İbn Abbas ile başlamaktadır.Hadis tedvini içerisinde Hz. Peygambere isnad edilen haberler, hadis eserlerinde kitabu’t-tefsir başlığı altında toplanmıştır.Bunların sayıları, rivayet tefsirlerinde yer alan haberlere oranla çok azdır.Rivayet tefsiri, ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplar.Rivayet tefsirleri de dolaylı yoldan müfessirlerin anlayışını ve görüşlerini(dirayet) yansıttığı söylenebilir.Dirayet Tefsiri, yani akli tefsir her bir müfessirin kendi bilgi birikimine, tecrübesine, anlayış ve kavrayışına dayalı olarak üretilmiş görüşler olması bakımından Hz. Peygamber’den beri var olan bir tefsirdir.Çok yönlü dirayet tefsirleri ve tek yönlü dirayet tefsirleri olarak ikiye ayrılır.Kur’an’ı pek çok araç ve kaynak vasıtasıyla açıklayan tefsirlere Çok Yönlü Dirayet Tefsiri, Kur’an’ı bir ilgi veya konu noktasından yola çıkarak açıklayan tefsirlere Tek Yönlü Dirayet Tefsiri adı verilir.Kur’an’ın filolojik açıdan tahlilini yapan Dilbilimsel Tefsir, ibadet ve hukukla ilgili ayetleri açıklamayı konu edinen Fıkhi Tefsir, Kur’an’da çeşitli ilimlere, keşiflere, icadlara olan işaretleri inceleyen İlmi Tefsir ve Kur’anî kavramları daha çok Batıni şekilde açıklayan Felsefi Tefsir bu kategoride değerlendirilir.Tefsir Müslüman düşüncesinin bir ürünü olarak günümüzde de devam etmiştir.Ancak günümüzde batıya ait düşüncelerin etkisi hissedilmektedir.Kur’an’ın yorumlanmasında eskiden farklı çalışmalar ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmalarda genellikle İslam geleneğinin temel yaklaşımları eleştirilmiştir.Yüzyılı aşan bir süre içerisinde batı kültüründe ortaya çıkan her düşünce Kur’an’ı yorumlamada kullanılmıştır.

Örnek Tefsir Metinleri ve Alıştırmaları(6. Ünite)

Mukâtil b. Süleyman: Tefsir ilminde şöhret yapmış temel şahsiyetlerden birisidir.İlk fıkhî tefsirlerden birisi olan Tefsîru’l-Hamsi Mieti Āyetinmine’l-Kur’an dalı eseri ile birlikte Kur’an kelime bilgisi açısından önem arzeden el-Vücûh ve’n-Nezâir adlı eseri Kur’an ilimleri sahasında önemli bir çalışmadır.Mukâtil’in tefsiri, Kur’an’ın tamamını âyet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.Mukâtil, sebeb-i nüzul rivayetlerine, kıssalarda detaylı açıklamlara, israili haberlere tefsirinde yer vermektedir.

El-Ferrâ: Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Tefsîru Muşkili  İ’râbi’l-Kur’an ve Meânîhi adlı eseri önemlidir.Tefsirin temel hedefi Kur’an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.Bu sebeple o, önce ele aldığı ayette izaha ihtiyaç duyulan irabı üzerinde durmakta ve kendi irab tercihine uygun olarak âyetin mânâsını vermektedir.Ferrâ eserinde sık sık Arap şiirine başvurur. Gerektiği yerde sebeb-i nüzul rivayetlerinden de yararlanır.

İbnu Kuteybe: Döneminin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir. Birçok ilimle uğraşan İbn Kuteybe asıl derinleşmesini dil, edebiyat ve şiir alanında yapmış, Kur’an’ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine de önemli katkılarda bulunmuştur. Tefsirde günümüze kadar ulaşan iki eseri Te’vîlu Muşkilu’l-Kur’an ile Garîbu’l-Kur’an’ı birbirini tamamlayan iki eserdir.İbn Kuteybe kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş, gramerle ilgili konulara girmekten, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır.

Et-Taberî: İlim tahsili için Rey, Basra, Kûfe, Medine, Suriye ve Mısır gibi şehir ve ülkeleri dolaştıktan sonra hilafet merkezi olan Bağdad’a yerleşmiştir.Câmiu’l-Beyan an Te’vîli Kur’an adlı eseri rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Taberî ihtiyaç duyduğu yerde âyetlerin gramer tahlillerine girişir, âyetlerden çıkarılacak fıkhî hükümlere, bu fıkhî hükümlerin dayandığı delillere temas eder, bu hükümlerden tercih ettiklerine ve tercihine sebep olan delillere işaret eder.Taberî, diğer müstakil âlimlerden elde ettiği bütün rivayetleri toplamış, böylece byük bir Tefsir Ansiklopedisi meydana getirmiştir.

İbn Ebî Hatim: Küçük bir yaşta iken babası tarafından Kur’an ve Kıraat eğitimi almıştır.İbn Hatim aklın alanını en aza indiren ve nasları te’vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Tefsir kitabının tam adı Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azim Müsneden an Rasûlillâhi (sav) ve’s-Sahâbeti ve’t-Tâbiîn’dir.Bu eseri yazmaktaki hedefi, sadece Hz. Peygamber’den, sahâbeden ve tâbiînden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliği içinde derlemektir.

Ez-Zemahşerî: Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.Tefsir eserinin tam adı el-Keşşaf an Hakâiikı’t-Tenzil ve Uyûni’l-Ekâvîl fî Vücühü’t-Te’vîl’dir.Dil ve belâğat bakımından önemli bie eserdir.Ancak, Mu’tezile mezhebini te’yid eder biçimde te’villere ve açıklamalara gitiği için bu tefsir çok tenkide uğramıştır.

El-Kurtubî: Endülüs’ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Eserinin adı el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an ve’l Mübeyyin limâ Tedammenehû mine’s-Sünneti ve Āyi’l-Furkân’dır.Eseri Ahkâmu’l-Kur’an’lar içinde sayanlar da olmuştur.Bu eserinde sayfalarca tutacak kadar çok hadis, fıkıh, kıraat, dil ve belâğat, akâid ve kelâm, tarih sahalarında zamanına kadar yazılmış birçok eserden alıntılar yapmıştır.

Fahruddîn Râzi: Kelam, Tefsir, Fıkıh ve Usûlü Fıkıh gibi dini ilimlerde çok derin bir alimdir.En meşhur olduğu ilim dalı Kelâm’dır.Eserinin adı Mefâtihu’l-Ğayb’dir.Müfessir eserini yazmaktan maksadının akıl prensipleri ve istidlal yolları ışığında Kur’an’a yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmak olduğunu belirtmiştir.Razi, ayetlerin tefsirine, bazen sebeb-i nüzûü ile, bazen kelime tahlilleri ile, bazen de farklı kıraatleri zikretmekle, çoğunlukla da ayetler arasındaki münasebeti kurarak başlar.Bir ayeti tefsir ederken genellikle önce onu açıklayan başka âyet veya âyetlere işaret eder.

İbn Kesir: Tarih, Tefsir, Hadis ve Fıkıh ilimlerinde öne çıkmış âlimlerimizdendir. Tefsirinin adı  Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm’dir.Eserin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır. Bununla birlikte müfessir kendi görüşlerine de yer vermiştir.Eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir, onu özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar.Bu nedenle bu eseri Kur’an’ı Kur’an’la tefsirinde şöhret yapmıştır.Daha sonra da konu ile ilgili hadisleri verir.

Ebussuûd: Osmanlı döneminin en önemli medreselerinde görev yapmıştır.Tefsirinin adı İrşâdü’l-Akli’s-Selim ilâ Mezâya’l-Kur’âni’l-Kerim’dir.Ebussuûd Osmanlı döneminde Kur’an’ın tamamını tefsir edenlerin başında gelmektedir.Eserin en önemli özelliği, Kur’an âyetlerinin fesâhat ve belâatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir.

İsmâil Hakkı Bursevî: Bursa Ulucâmi’de verdiği vaazlarda Fatiha’dan itibaren Kur’an’ı tefsir etmeye başlamıştır.Böylece zaman içinde meşhur tefsiri Rûlıu’l-Beyân fî Tefsîi’l-Kur’an ortaya çıkmıştır.Osmanlı döneminde ve İşârî tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir.Tefsirde hem rivayet hem de dirâyet metodu birlikte kullanılmış ve müllifin tasavvufî yorumlarıyla zenginleşmiştir.

Muhammed Abduh: Cemâleddin Efgânî’den 1871 yılından itibaren Riyâiye, Felsefe, Kelâm dersleri almıştır.İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri sebebiyle üç yıllığına Beyrut’a sürüldü.1883 sonlarında Efgânî’nin daveti üzerine Paris’e gitti ve onunla el-Urvetu’l-Vüskâ dergisini çıkarmaya başladı.El-Menar dergisinin öğrencisi Muhammed Reşid Rıdâ’nın yönetiminde kurulmasına öncülük etti.Tefsirinin adı, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Hakîm’dir.Abduh, tefsirin gayesinin kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir.

İzzet Derveze: Uzun yıllar memur, müdür ve müfettiş olarak çeşitli görevlerde bulundu.1906’dan itibaren Osmanlı Devleti’ndeki fikir hareketleri ike yakından ilgilendi.Türkiye’de hapishane hayatı süresünce Kur’an’ı anlama ve yorumlama metodu ile ilgili olan el-Kur’ânü’l-Mecîd isimli eserini yazdı ve Kur’an’ı nüzul sırasına göre tefsir etmeyi planladı.Tefsirinin adı et-Tefsîru’l-Hadis’tir.En önemli özelliği surelerin nüzul sırasıyla tefsir edilmiş olmasıdır.Aynı konuyla ilgili olanları gruplandırarak işlemektedir.

Seyyid Kutub: 1941’de sosyoloji doktorası yapmak üzere Maarif Vekâleti tarafından Amerika’ya gönderildi.1951’de İhvan-ı Müslimin teşkilatının bir fikir elemanı olarak çalıştı.1954’te tutuklanarak on beş yıl hapis cezası aldı.Hapiste daha önce telifine başladığı tefsiri, Fî-Zılâli’l-Kur’an’ı tamamladı.Yazarın tefsirini yazmakta gayesi Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.

İbn Āşûr: Üniversitede çeşitli ilimler okuttu.1913’ten itibaren on yıl Mâlikî Kadılığı yaptı.1932’de ilk Mâlikî Şeyhülislam’ı oldu.Tefsirinin adı et-Tahrîr ve’t-Tenvîr’dir.Ayetleri Kur’an’da normal sırasına göre tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş, gerektiğinde Hz. Peygamberin tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade etmiştir.

 

  

 

 

                                                                                          


0 Yorum - Yorum Yaz


Tarih İçinde Tefsir ve Tefsir Eğilimleri(5. Ünite)

ELİF TOK-11040305

Kur’an’ın anlaşılması ve yorumlanmasına ilişkin çalışmalar İslam geleneğinde önemli bir yere sahiptir.Kur’an’ın yorumu sadece, tefsirlerde değil bütün İslam kültür ve medeniyetinin dokularında yer almaktadır. Hz. Peygamber, Kur’an’ı ilk tefsir eden kişidir. Hz. Peygamber, sahabilerin sorularına ya da doğrudan kendisi herhangi bir ayetle ilgili açıklamalarda bulunurdu. Hz. Peygamberin Kur’an’ın tamamını tefsir etmesi söz konusu değildir. Sahabe Hz. Peygamberin vefatından sonra Kur’an’ı anlama, açıklama ve yorumlama işiyle ilgilenmişlerdir. Sahabenin Kur’an tefsiri müşahedelerine, kişisel bilgi ve tecrübelerine dayanmaktadır.Sahabiler Kur’an ayetlerinin iniş sebeplerini dolayısıyla vahiy ile vakıa arasındaki ilişkiyi sağlıklı kurabilmekteydiler. Tabiun, sahabe neslinden sonra Kur’an tefsiriyle ilgilenmişlerdir.Bu dönemde mevali denen Arap olmayan gruplar tefsir alanında öne çıkmışlardır.  Kur’an tefsirine ilişkin rivayetlerin büyük çoğunluğu Tabiun müfessirlerine aittir.Bu dönemde kelime ve kavram açıklamaları yapılmış ve İsraili rivayetler yoğun bir şekilde kullanılmıştır.Kur’an tefsirine ilişkin yazılı kaynaklar İbn Abbas ile başlamaktadır.Hadis tedvini içerisinde Hz. Peygambere isnad edilen haberler, hadis eserlerinde kitabu’t-tefsir başlığı altında toplanmıştır.Bunların sayıları, rivayet tefsirlerinde yer alan haberlere oranla çok azdır.Rivayet tefsiri, ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplar.Rivayet tefsirleri de dolaylı yoldan müfessirlerin anlayışını ve görüşlerini(dirayet) yansıttığı söylenebilir.Dirayet Tefsiri, yani akli tefsir her bir müfessirin kendi bilgi birikimine, tecrübesine, anlayış ve kavrayışına dayalı olarak üretilmiş görüşler olması bakımından Hz. Peygamber’den beri var olan bir tefsirdir.Çok yönlü dirayet tefsirleri ve tek yönlü dirayet tefsirleri olarak ikiye ayrılır.Kur’an’ı pek çok araç ve kaynak vasıtasıyla açıklayan tefsirlere Çok Yönlü Dirayet Tefsiri, Kur’an’ı bir ilgi veya konu noktasından yola çıkarak açıklayan tefsirlere Tek Yönlü Dirayet Tefsiri adı verilir.Kur’an’ın filolojik açıdan tahlilini yapan Dilbilimsel Tefsir, ibadet ve hukukla ilgili ayetleri açıklamayı konu edinen Fıkhi Tefsir, Kur’an’da çeşitli ilimlere, keşiflere, icadlara olan işaretleri inceleyen İlmi Tefsir ve Kur’anî kavramları daha çok Batıni şekilde açıklayan Felsefi Tefsir bu kategoride değerlendirilir.Tefsir Müslüman düşüncesinin bir ürünü olarak günümüzde de devam etmiştir.Ancak günümüzde batıya ait düşüncelerin etkisi hissedilmektedir.Kur’an’ın yorumlanmasında eskiden farklı çalışmalar ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmalarda genellikle İslam geleneğinin temel yaklaşımları eleştirilmiştir.Yüzyılı aşan bir süre içerisinde batı kültüründe ortaya çıkan her düşünce Kur’an’ı yorumlamada kullanılmıştır.

Örnek Tefsir Metinleri ve Alıştırmaları(6. Ünite)

ELİF TOK-11040305

Mukâtil b. Süleyman: Tefsir ilminde şöhret yapmış temel şahsiyetlerden birisidir.İlk fıkhî tefsirlerden birisi olan Tefsîru’l-Hamsi Mieti Āyetinmine’l-Kur’an dalı eseri ile birlikte Kur’an kelime bilgisi açısından önem arzeden el-Vücûh ve’n-Nezâir adlı eseri Kur’an ilimleri sahasında önemli bir çalışmadır.Mukâtil’in tefsiri, Kur’an’ın tamamını âyet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.Mukâtil, sebeb-i nüzul rivayetlerine, kıssalarda detaylı açıklamlara, israili haberlere tefsirinde yer vermektedir.

El-Ferrâ: Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Tefsîru Muşkili  İ’râbi’l-Kur’an ve Meânîhi adlı eseri önemlidir.Tefsirin temel hedefi Kur’an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.Bu sebeple o, önce ele aldığı ayette izaha ihtiyaç duyulan irabı üzerinde durmakta ve kendi irab tercihine uygun olarak âyetin mânâsını vermektedir.Ferrâ eserinde sık sık Arap şiirine başvurur. Gerektiği yerde sebeb-i nüzul rivayetlerinden de yararlanır.

İbnu Kuteybe: Döneminin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir. Birçok ilimle uğraşan İbn Kuteybe asıl derinleşmesini dil, edebiyat ve şiir alanında yapmış, Kur’an’ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine de önemli katkılarda bulunmuştur. Tefsirde günümüze kadar ulaşan iki eseri Te’vîlu Muşkilu’l-Kur’an ile Garîbu’l-Kur’an’ı birbirini tamamlayan iki eserdir.İbn Kuteybe kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş, gramerle ilgili konulara girmekten, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır.

Et-Taberî: İlim tahsili için Rey, Basra, Kûfe, Medine, Suriye ve Mısır gibi şehir ve ülkeleri dolaştıktan sonra hilafet merkezi olan Bağdad’a yerleşmiştir.Câmiu’l-Beyan an Te’vîli Kur’an adlı eseri rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Taberî ihtiyaç duyduğu yerde âyetlerin gramer tahlillerine girişir, âyetlerden çıkarılacak fıkhî hükümlere, bu fıkhî hükümlerin dayandığı delillere temas eder, bu hükümlerden tercih ettiklerine ve tercihine sebep olan delillere işaret eder.Taberî, diğer müstakil âlimlerden elde ettiği bütün rivayetleri toplamış, böylece byük bir Tefsir Ansiklopedisi meydana getirmiştir.

İbn Ebî Hatim: Küçük bir yaşta iken babası tarafından Kur’an ve Kıraat eğitimi almıştır.İbn Hatim aklın alanını en aza indiren ve nasları te’vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Tefsir kitabının tam adı Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azim Müsneden an Rasûlillâhi (sav) ve’s-Sahâbeti ve’t-Tâbiîn’dir.Bu eseri yazmaktaki hedefi, sadece Hz. Peygamber’den, sahâbeden ve tâbiînden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliği içinde derlemektir.

Ez-Zemahşerî: Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.Tefsir eserinin tam adı el-Keşşaf an Hakâiikı’t-Tenzil ve Uyûni’l-Ekâvîl fî Vücühü’t-Te’vîl’dir.Dil ve belâğat bakımından önemli bie eserdir.Ancak, Mu’tezile mezhebini te’yid eder biçimde te’villere ve açıklamalara gitiği için bu tefsir çok tenkide uğramıştır.

El-Kurtubî: Endülüs’ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Eserinin adı el-Câmiu li-Ahkâmi’l-Kur’an ve’l Mübeyyin limâ Tedammenehû mine’s-Sünneti ve Āyi’l-Furkân’dır.Eseri Ahkâmu’l-Kur’an’lar içinde sayanlar da olmuştur.Bu eserinde sayfalarca tutacak kadar çok hadis, fıkıh, kıraat, dil ve belâğat, akâid ve kelâm, tarih sahalarında zamanına kadar yazılmış birçok eserden alıntılar yapmıştır.

Fahruddîn Râzi: Kelam, Tefsir, Fıkıh ve Usûlü Fıkıh gibi dini ilimlerde çok derin bir alimdir.En meşhur olduğu ilim dalı Kelâm’dır.Eserinin adı Mefâtihu’l-Ğayb’dir.Müfessir eserini yazmaktan maksadının akıl prensipleri ve istidlal yolları ışığında Kur’an’a yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmak olduğunu belirtmiştir.Razi, ayetlerin tefsirine, bazen sebeb-i nüzûü ile, bazen kelime tahlilleri ile, bazen de farklı kıraatleri zikretmekle, çoğunlukla da ayetler arasındaki münasebeti kurarak başlar.Bir ayeti tefsir ederken genellikle önce onu açıklayan başka âyet veya âyetlere işaret eder.

İbn Kesir: Tarih, Tefsir, Hadis ve Fıkıh ilimlerinde öne çıkmış âlimlerimizdendir. Tefsirinin adı  Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm’dir.Eserin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır. Bununla birlikte müfessir kendi görüşlerine de yer vermiştir.Eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir, onu özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar.Bu nedenle bu eseri Kur’an’ı Kur’an’la tefsirinde şöhret yapmıştır.Daha sonra da konu ile ilgili hadisleri verir.

Ebussuûd: Osmanlı döneminin en önemli medreselerinde görev yapmıştır.Tefsirinin adı İrşâdü’l-Akli’s-Selim ilâ Mezâya’l-Kur’âni’l-Kerim’dir.Ebussuûd Osmanlı döneminde Kur’an’ın tamamını tefsir edenlerin başında gelmektedir.Eserin en önemli özelliği, Kur’an âyetlerinin fesâhat ve belâatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir.

İsmâil Hakkı Bursevî: Bursa Ulucâmi’de verdiği vaazlarda Fatiha’dan itibaren Kur’an’ı tefsir etmeye başlamıştır.Böylece zaman içinde meşhur tefsiri Rûlıu’l-Beyân fî Tefsîi’l-Kur’an ortaya çıkmıştır.Osmanlı döneminde ve İşârî tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir.Tefsirde hem rivayet hem de dirâyet metodu birlikte kullanılmış ve müllifin tasavvufî yorumlarıyla zenginleşmiştir.

Muhammed Abduh: Cemâleddin Efgânî’den 1871 yılından itibaren Riyâiye, Felsefe, Kelâm dersleri almıştır.İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri sebebiyle üç yıllığına Beyrut’a sürüldü.1883 sonlarında Efgânî’nin daveti üzerine Paris’e gitti ve onunla el-Urvetu’l-Vüskâ dergisini çıkarmaya başladı.El-Menar dergisinin öğrencisi Muhammed Reşid Rıdâ’nın yönetiminde kurulmasına öncülük etti.Tefsirinin adı, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Hakîm’dir.Abduh, tefsirin gayesinin kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir.

İzzet Derveze: Uzun yıllar memur, müdür ve müfettiş olarak çeşitli görevlerde bulundu.1906’dan itibaren Osmanlı Devleti’ndeki fikir hareketleri ike yakından ilgilendi.Türkiye’de hapishane hayatı süresünce Kur’an’ı anlama ve yorumlama metodu ile ilgili olan el-Kur’ânü’l-Mecîd isimli eserini yazdı ve Kur’an’ı nüzul sırasına göre tefsir etmeyi planladı.Tefsirinin adı et-Tefsîru’l-Hadis’tir.En önemli özelliği surelerin nüzul sırasıyla tefsir edilmiş olmasıdır.Aynı konuyla ilgili olanları gruplandırarak işlemektedir.

Seyyid Kutub: 1941’de sosyoloji doktorası yapmak üzere Maarif Vekâleti tarafından Amerika’ya gönderildi.1951’de İhvan-ı Müslimin teşkilatının bir fikir elemanı olarak çalıştı.1954’te tutuklanarak on beş yıl hapis cezası aldı.Hapiste daha önce telifine başladığı tefsiri, Fî-Zılâli’l-Kur’an’ı tamamladı.Yazarın tefsirini yazmakta gayesi Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.

İbn Āşûr: Üniversitede çeşitli ilimler okuttu.1913’ten itibaren on yıl Mâlikî Kadılığı yaptı.1932’de ilk Mâlikî Şeyhülislam’ı oldu.Tefsirinin adı et-Tahrîr ve’t-Tenvîr’dir.Ayetleri Kur’an’da normal sırasına göre tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş, gerektiğinde Hz. Peygamberin tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade etmiştir.

 

  

 

 

                                                                                         

 


0 Yorum - Yorum Yaz


                                                                ÜNİTE 5

-Kur’an her dönemde yorumlanmıstır.Bu zorunlu bir ihtiyaçtır.

-Hz. Peygamber de Kur’an’ı ilk yorumlayan, açıklayandır.Yani ilk müfessirdir.Çünkü o bizzat Kur’an’a muhattap ve onu başkalarına aktaran kişidir.

-Hz. Peygamber  Kur’an’ ı sahabiye bazen doğrudan vahiy geldlğinde açıklamış veya sahabi anlamadığı ayetleri ona sormuş ve o da açıklamıştır.

Fakat Hz. Peygamber Kur’an’ın hepsini tefsir etmemiştir.Çünkü yanındakiler gelen ayetlerin ne için geldiğini  hangi olaya binaen indiğini ve hangi kişilere gönderildiğini biliyorlardı o yüzden de Hz. Peygamberde çoğu şeyi açıklamamıştır.

-Sahabe döneminde ise tefsir çalışmaları olmuştur.Bunun nedeni ise Hz. Peygamberin vefatından sonra  Kurân ı açıklamaya ve yorumlamaya  başlamıştır.

-Sahabenin Kur’an tefsiri kişisel  bilgi ve tecrübelerine ve şahitlik ettiği olaylara dayanıyordu.

-Sahabiler vahiy ve vaka arasındaki bağlantıyı o döneme şahit oldukları için kolayca kurabiliyordu.

-Sahabe kendi bilgilerini tabiuna aktarmıştır.Kendi öğrencilerine sahabe bilgilerini, tecrübesini anlatmış ve öğretmiştir.

-Tabiun döneminde arap olamayan yani mevali dediğimiz grub tefsir alanında öne çıkmaya başlamıştır.

-Tefsirlerin çoğu bu döneme aittir.Çünkü bu dönemde Kur’an’ın açıklanması çok önem kazanmıştır.Bu dönemde arap olmayanların ve müslümanların sayısı çoğalmış Kur’an anlaşılamamış, bunun nedeni olarak da tefsir faaliyetleri  önem kazanmıştır.

-Tefsir ikiye ayrılır.Rivayet tefisri, dirayet tefsir.

-Rivayet tefsiri ; Hz. Peygamberden, sahahabeden ve tabiunun görüşlerini  bünyesinde toplayan tefsirlerdir.

-Dirayet tefsiri ise;  tefsir edenin görüşlerinin ve yorumlarının olduğu tefsirdir.Rivayet tefsirler aynı zamanda dirayet tefsiridir.Çünkü rivayetleri müfessir kendi seçmektedir  bu da bir dirayettir.

-Tefsir çeşitleri;

-Filolojik açıdan tahlilini yapan tefsirdir.Ahkam ile ilgili ayetleri açıklayan tefsire de fıkhi tefsir denir.İlmi tefsir ve felsefi tefsirler  de vardır.


0 Yorum - Yorum Yaz


                                                             ÜNİTE 6

-Mukatil bin süleyman; ilmi tefsir çalışmalarıyla ünlenmiştir.Değişik farklı konularda tefsirleri de vardır.Mukatilin tefsiri ayet sırasına göre tefsir edilmiştir.Eserinin ismi Tefsiru müşkili i’rabil Kur’an  ve Meanihi’dir.Eserinde vücuh nezair ve sebebi nüzul, kısaalar üzerinde birçok açıklamalrı vardır.

-İbni Kuteybe; hadis, fıkıh,kelam, tefsir, tarih gibi ilimlerle uğraşmış, fakat asıl derinleşmesini dil, edebiyat ve şiir üzerinde yapmıştır.Tefsirini filolojik delillerle yapmıştır.Eserleri Te’vilu Müşkilül Kuran ve Garibul Kur’an ‘dır.Fazla detaylara inmemiş, garip kelimeleri açıklarken yine Ku’an a başvurmuştır.En yaygın olan anlamıyla kelimeleri kullanmıştır.

-Taberi; birçok dalda, birçok alimden ders almıştır.Değişik mezhep fıkıhlarını da bilmektedir.Eserinin ismi Cami-ul Beyan Et-Te’vili AYİ’L kur’an’dır.Rivayet tefsirinin ilk örneklerindendir.Bu  eserde taberi ihtiyaç duyduğunda fıkhi konulara veya gramerlerini ilişkin yorumlar yapmıştır.Eski arap şirilerinden garip kelimelerin anlaşılmasında yardım almıştır.

-İbni Ebi Hatim; aklın alanını en aza indiren  ve nasları te’vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmaya çalışmıştır.Ona göre bütün problem nassların sıhhatinde emin olmaktır.Eserinin ismi Tefsirul Kuranil Azim Müsneden AN Rasulullahi ves sahabeti vettabiundur.Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiundan gelen rivayetleri bir muhaddis titizliğinde incelemiştir.

-Zemahşeri; usulul fıkıh,kelam,hadis, tefsir, mantık, felsefe ve arapça dersleri almıştır.Eserinin ismi el Keşşaf an Hakaıtıl Tenzil ve Uyunil-Ekavil’dir.Tefsiri daha çok soru-cevap şeklindedir.Mutezili görüşe sahip olduğu için çokça tenkit edilmiştir.

-Fahruddin-Razi
Birçok ilim seyahatinde bulunmuştur. Sadece hadis ilminde değil, birçok fen ve dini ilimle uğraşmıştır. Ancak meşhur olduğu ilim dalı kelamdır. Felsefi kelamın kurucusu kabul edilir. Akıl-vahiy uyumundan en iyi şekilde yararlanır. Tefsirinin ismi mefatihu’l-gayb dır. Çok büyük ve geniş bütün her şeyi ihtiva ettiği için kimilerine göre en mükemmel tefsir olduğu için tefsiru’l-kebir de denmiştir. Her ayeti farklı yönlerden açıklamıştır. Ehl-i sünnete mensuptur. Eserinde kelam ilminin birçok konusunu da paylaşmıştır. Şeriat ilimlerinde de âlim bir usulcü idi. Tefsirinde kendi münazaralarından, seyahatlerinden ve hususiyetlerinden bahseder. Ayeti ayetle tefsire önem arz etmiştir. Taberinin tefsirinden ve cassas’tan, ibn kesir’den oldukça yararlanmıştır. Kurandaki sağlam kaidelerden istifadeyi en güzel delil olarak görür. İsrailiyatı faydalı görmez. Kelami mücadelelerini genellikle mutezile ile yapmıştır.Kurtubada doğmuştur. Çeşitli ilimlerde eğitim almıştır. Babasının şehit edilmesinden sonra ailesine bakmıştır. Eserinden mezhep taassubuna kapılmadığı görülür. Ahkâm ağırlıklı tefsirdir. Kuranı baştan sona tefsir etmiştir. Uzun bir mukaddimesi vardır. Ayet bir hüküm ihtiva etmiyorsa tefsir ve te’vilini vermeye çalışır. Tefsiri rivayet ağırlıklıdır ancak dirayete de yer vermiştir. Bütün mezheplerden yararlanmaya çalışmıştır. Batıl mezhepleri çürütme çabası içindedir. İbnul Arabiyi ne kadar tenkit etse de en önemli kaynakları arasında yer alır. En son mısır’da12 ciltlik baskısı yapılmış ve Müslümanların istifadesine sunulmuştur.

İbni Kesir;Tarih tefsir hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış âlimlerimizdendir. 7 yaşında iken dımaşk’a göç etti ve ilmini orada artırdı.en çok ibn teymiyyeden etkilendi. Onu etkisiyle Hanbeli kelamını benimsedi. Şiileri sevmezdi. Hayatının sonlarına doğru gözlerini kaybetti. Tefsirinin adı tefsiru’l-kuranu’l-azimdir. Rivayet tefsirlerinin en önemli olanıdır. Kuranın kuranla tefsirinde ün yapmıştır. İsrailiyyattan kaçınmıştır. İbn hacere hocalık yapmıştır.
Ebu Suud;İstanbul yakınlarında doğmuştur. O da ilk dersini babasından aldı. Yavuz sultan selim zamanında hocalık yaptı. Osmanlının 13. şeyhülislamıdır. Şeyhülislam makamında 30 sene kalarak en uzun süre bu görevi yapan kişi olmuştur. Devlet kanunlarını dinin hükümlerine uygun şekilde telif etmiştir. Üslubu latifeliydi. Kuranın tamamının tefsir etmiştir. Zemahşeri razi beydavi’nin tefsirlerinden yararlanmıştır. Ancak bazen de isim vermeden tenkit etmiştir. Kıraat farklılıklarından yararlanır. İsrailiyyattan yararlanmış ancak bazen de bunların uydurma olduğunu belirtmiştir. Ahkam ayetlerde Hanefi mezhebinden yararlanmıştır. Ancak diğerlerine de yer vermiştir. Bazen zayıf ve uydurma hadisleri almıştır. Dirayet tefsiri olmasına rağmen ayetlerin ayetleri izahı ve Hz. Peygamberin sünnetiyle beyan edilmesine dair örnekler olduğu için bazen rivayet tefsirine örnek gösterilir. Sebeb-i nüzule önem vermiştir. Tasavvuftan da bahsetmiştir.

İsmail Hakkı Bursevî h.160-1137 / m.1653-1725
Bulgaristan’da doğmuştur. Bursa’da ikamet etmiştir. Küçükken elini öpüp duasını aldığı Osman Fazlı Efendi ilerde şeyhi olmuştur. Onun dışında İstanbul’da başka hocalardan da ders almıştır. Hat dersleri de almıştır. Birçok yerde vaaz verdi halifelik yaptı. Bursa’da verdiği vaazları toplayıp düzenledi ve tefsirini oluşturdu. Ruhu’l-beyan yaklaşık yirmi yılda tamamlandı. İki defa hacca gitti ve ilkinde eşkıya baskınına uğradı. Osmanlı döneminde Îşâri tefsir ekolünde yazılmış önemli eserlerdendir. Hem rivayet hem de dirayet kullanılmıştır. İslamın itikat esasları ile ters düşen tespitleri vardır. Örneğin nübüvvetin sona ermediğini veliler aracılığıyla devam ettiğini belirtir. 

Muhammed abduh ;Aslen Türkmen olup mısır’da doğmuştur. Derviş Hızır ile tanıştıktan sonra ilme olan ilgisi artmıştır. El-Ezher üniversitesinden mezun oldu ve orada hocalık yaptı. Ayrıca hakimlik görevleri de aldı. Başta el-Ezher üniversitesi olmak üzere Mısır’daki eğitim ve yargı kurumlarının yeniden yapılandırılması için faaliyetlerde bulundu. Hayatının sonuna kadar tefsir çalışmasında bulundu. Hocası Reşid Rıda’nın yarım kalan tefsirini tamamlama yolunda gitmiştir ve onun metodunu kullanmıştır. Ancak bazen kendisi ile hocası arasında çelişmeler olmuştur. Tefsirinin gayesi dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmaktır. Kendisi aşırı derecede hür akılcıdır ve bu bazen onun sahih hadisleri bile inkarına gitmiştir. İsrailiyyata yer vermemiş ve verenleri de tenkid etmiştir. 

Muhammed İzzet Derveze ;Filistin’de doğdu. Maddi imkanı olmadığı için eğitimi yarım kaldı. Daha sonra İngilizlere karşı olan ayaklanmaya karşı mücadele ettiği için görevden alınmıştır. Bir süre Fransız askeri mahkeme kararınca tutuklu kaldı. Ancak bu sürede vazgeçmedi ve kuranı hıfzetti. Daha sonra da İngilizlerin baskısı oldu ve en sonunda dayanamayarak Türkiye’ye geldi. Kuran’ı nüzul sırasına göre tefsir etti. Tefsirinin ismi tefsiru’l-hadistir. Tefsirinde siyerden oldukça yararlanmıştır. İlmî tefsire karşı çıkmıştır. Muhammed Abduh’tan etkilenmiştir.

Seyyid Kutub ;Dini ilimle ilgilenen bir ailede mısır’da doğmuştur. Dini ilimlere adımı sayılan bir makale yayınlamış ve Müslümanları, toplumun ıslahına çağırmıştır. Bir suikast girişimi nedenile o da bir müddet tutuklu kalmıştır. Mahmeme’ye göre 15 yıl hapis cezası verildi. Ancak bir müddet sonra da idam edildi. İçtimai-ilmi tefsir tarzı vardır. Edebiyat bilgisinden de yararlanmıştır. Kuranın kuranla tefsirine önem vermiştir. Hapiste kitap sıkıntısı çektiği için hadislerden pek yararlanamamıştır. Kuranı geçmişte olmuş bitmiş bir hadise olarak değil günümüze göre yorumlamıştır. Müteşabih ayetlerin yorumundan uzak durmuştur. 

İbnu Âşur ;Tunus’ta doğmuştur. En sevdiği hocaları dedeleridir. İbn Âşur mücadeleci bir şahsiyete sahipti ve ülkesinin bağımsızlığı için sonuna kadar mücadele etmiştir. Hayatını kuranın ve sünnetin anlaşılmasına adamıştır. Yaklaşık 40 eseri bize kalmıştır. İslam’daki emirlerin hikmeti üzerinde düşünmüştür. Hem klasik hem de çağdaş anlayışı içeren muazzam bir eserdir


0 Yorum - Yorum Yaz

ÜNİTE/5 TEFSİR İLMİ    01.05.2013

ÜNİTE/5 TEFSİR İLMİ

Eser KUŞ/11040240/ İDKAB-2

*Kur'an'ın kullandığı Arap dili bilgilerine ve ayetlerin indiği döneme ait bilgileri bize bildiren rivayetlere dayanarak, ayetlerin indiği zaman kasdettiği anlamı açıklayan disipline tefsir denir. Tefsir edilen ayet incelenirken esas olan; Kur'an'ın indiği dönemde kullanılan Arapça ve ayetlerin geldiği zaman diliminin şartlarıdır. Tefsirde kesin olarak ayet şu anlamı ifade ediyor denilebilir. Tefsirde genellikle nesnel bilgiler kullanılır. Fakat delillerde bir kesinsizlik varsa bu, müfessirin öznelliğine yol açar.Bir ayetle ilgili farklı görüşlerin olması her zaman bir eksiklikten değil, bazen müfessirlerin kullandığı delillerin eşit düzeyde güçlü olmalarından kaynaklanmaktadır.

*Ayetlerdeki kelimeler birkaç anlamı aynı anda taşıyabilirler ve hangi anlamın ayette kullanıldığını belirten kesin bir delil bulunamayabilir. Bu durumda müfessir elindeki delilleri değerlendirir ve bunlar arasında seçim yapıp bir yoruma gider. Bu bilgiler kesin olmayıp bu yoruma te'vil denir.İmam Maturidi'ye göre tefsir sahabenin işi, te'vil ise alimlerin işidir.Tefsir'den farklı olarak te'vilde yorumlayan kişinin yorumdaki etkisi daha fazladır.

*Bir sözü bir dilden başka bir dile çevirmeye tercüme denir. İki şekildedir:Metne bağlı kalınarak yapılan tercümeye "lafzi tercüme", metnin ifade ettiği mana esas alınarak yapılan tercümeye "tefsiri tercüme" denir. Türkiye'de Kur'an'ın tercümesi için daha çok "meal" kelimesi kullanılmaktadır.Meal bir sözün anlamının her yönüyle aynen değilde biraz noksanıyla ifade edilmesi demektir. Kur'an'ın özelliklerinden kaynaklanan tercüme zorlukları onun tercümesine engel olmayıp her insana ulaştırılmalıdır. Çünkü O'nun mesajları evrenseldir ve tüm insanlığa ulaştırılması gerekmektedir.

*Tefsir Kur'an-ı Kerim'in ifadelerine doğru açıklamalar getirmeyi amaçlar. Sahabeden sonraki kuşaklara ayetlerin açıklanması gerekiyordu. Çünkü onlar Kur'an'ın indiği döneme uzak kalmışlardı. İşte tefsir, Kur'an'ın ayetlerinin ilk indikleri anda kasdettikleri anlamları sonraki kuşaklara açıklamak amacıyla geliştirilmiştir.

*Tefsir ilminde öncelikle dil biliminin çerçevesine konulabilecek yöntemler ve bilgiler kullanılır. Ayrıca ayetlerin açıklanmasında tarih bilgisine başvurmaktadır. Tefsir ilk olarak Kur'an'ı Kerim'in cümlelerini dil açısından çözümler. Bunun için Kuran'ın kullandığı Arapça'nın bilinmesi gerekir.Tefsir edilen bir ayette geçen sözcüğün Kuran'ın indiği dönemdeki Araplar tarafından hangi anlamda kullanıldığı ortaya konmalıdır. Tefsirde Arap dilinin kuralları (gramer, kök kelimelerden yeni kelimelerin türetilme kuralları, hakiki ve mecazi anlamlar vb...) bilinmelidir. Ayetlerin doğru bir şekilde tefsiri için onların ne gibi koşullarda indiği de bilinmelidir. Ayet hangi olaydan sonra inmiştir, ya da ayetin inmesine neden olan bir soru mu sorulmuştur, gibi sorular dikkate alınır. Tefsirde izlenen dil ve tarih bilgisine dayanan yöntemin amacı Kur'an'ın ön yargılardan uzak olarak anlamlandırılmasını sağlamaktır. Tefsiri ön yargı ve öznelliğe kapatmak amacıyla Kuran'ın"re'y" ile tefsiri kabul edilmemiştir.

*Tefsir dil bilimleriyle, hadis, tarih bilimleriyle ilişki içindedir.

 

Tarih İiçnde Tefsir ve Tefsir Eğilimleri

*Hz. Peygamber'in Yaşadığı Dönemde Tefsir: Kuran'ı ilk tefsir eden Hz Peygamber'dir. Onun tefsirinden birkaç örnek: "salatu'l vusta" kelimesini "ikindi namazı" olarak "makam" kelimesini "şefaat" olarak açıklamıştır.

*Sahabe Dönemi Tefsiri: iki kategoride görmek mümkündür.

1. Müşahedelerine dayalı açıklamaları.

2.Kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar.

Sahabiler bir yandan Kur'an'daki garib kelimeleri dil açısından şiir ile istişhad ederek açıklarken, diğer yandan Kur'an kıssalarının açıklanmasında Yahudi ve Hristiyan kültüründende yararlanıyorlardı. Bu yararlanmasonucu oluşan bilgilere ve yorumlara İsrailiyyat denir.

Sahabilerin Kur'an tefsir kaynakları, Hz. Peygamber, Arap Dili ve Edebiyatı, kendi müşahedeleri ve Ehl-i kitap alimleridir. İbn Abbas ve öğrencileri Re'y tefsirine de öncülük etmişlerdir.Tefsir denilince sahabiler arasında İbn Abbas ismi öne çıkar.

*Tabiun Dönemi Tefsiri: O dönemlerde ilmi konularda Arap olmayan mevalilerin ön plana çıktıklarını görüyoruz. Tefsir alanında mevaliler çeşitli beldelere dağılan sahabilerin bilgi ve tecrübelerinden önemli ölçüde yararlanmışlardır.Rivayet tefsirlerinin gövdesini büyük ölçüde tabiilerin görüş ve açıklamaları oluşturur.

Tabiin dönemi tefsirinin özelliklerine bakacak olursak;ahiret ve gayb alemine ilişkin açıklamalar vardır. Kelimelerin açıklanmasında şiirlerden deliller getirilir, ehl-i kitap alimlerinden çokça yararlanılır. Bu dönemde tefsir biçim değiştirmiştir. Basit ihtiyaçları gözeten tefsir yaklaşımı yerini Kur'an'ın bütününü tefsire konu eden anlayışa bırakmıştır. Tümevarım tarzı kullanıldı.

*Tefsirde esas alınan üç araç vardır: öncekilerin görüşü, akli çaba ve ilham.

*Rivayet Tefsiri:Ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamber'den, sahabedeb ve tabiinden nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirleridir.İlk asırlarda gerçek ilmin öncekilerden nakledilen bilgiler olduğu kabul edilir. Tabiin müfessirler bir yandan hocalarının görüşlerini naklederken, diğer yandanda kendi görüşlerini ortaya koyuyorlardı. Bu da rivayet tefsiri malzemesini giderek artırıyordu. Bu alandaki rivayet külliyatını Taberi, Camiul Beyan an Te'vili'l Kur'an adlı 30 cüzlük tefsirinde toplamıştır.Bu tefsirdeki isnad sayısının 37000 olduğu söylenir. Rivayet tefsirinde müfessirin görüşlerini dolaylı bir şekilde yansıttığı görülür.Rivayet tefsirleri üç noktada tenkit edilmişlerdir. Bunlar: uydurma haberlerin çokluğu, İsrailiyyata yer verilmesi, isnadların hazfedilmesidir.

*Dirayet Tefsiri:Kur'an tefsiri, anlama, açıklama ve yorumlama unsurları bakımından bir insan faaliyetidir. Bu ilk müfessir Hz Peygamber'den beri böyledir. Akli tefsir, yani dirayet tefsiri Hz. Peygamber'den beri varolan bir olgudur. Çünkü tefsire ilişkin malzeme Hz. Peygamber'in açıklamalarıyla başlamış ve bu açıklamalardan sahabe ve tabiin dönemlerinde artarak devam ettiğini biliyorsak bütün bunların ilgilileri tarafından üretildiğini kabul etmemiz gerekir.Dirayet tefsirlerinde müfessirler, Arap Dili ve Edebiyatı, tarih, dinler tarihi, felsefe, tabii bilimler, tıp vs... pekçok disiplinden yararlanmışlardır. Onlar içinde oldukları kültürün, mensup oldukları ekolün izlerini ve etkilerini taşıdıkları için bu tür unsurlarıda tefsirlerine taşımışlardır. Dirayet tefsirleri çift yönlü dirayet tefsirleri ve tek yönlü dirayet tefsirleri olmak üzere ili kategoriye ayrılır.Dirayet tefsirleri dilbilimsel, fıkhi, ilmi, felsefi ve tasavvufi tefsir şeklinde kategorilere ayrılmıştır.

Günümüzde Tefsir

Günümüzdeki tefsir çalışmaları da, geçmişte olduğu gibi, içinde yapıldığı zaman diliminin düşünce ve kültür dünyasının ürünleri olmuştur. Günümüzde eski tefsir çalışmalarını sürdürenlere örnek olarak Türk müfessir, Elmalılı Hamdi Yazır gösterilebilir.

*Son yüzyılda Kur'an'ın yorumlanmasına ilişkin olarak beliren yeni yaklaşımlara şekil veren durum, İslam uygarlığının, Batı uygarlığı karşısındaki konumudur. Batıda üretilen bilimsel ve düşünsel birikim Kur'an'ı yorumlamak için kullanılmaya çalışılmıştır. Böylece Kur'an'ın daha iyi anlaşılacağı ve bununda Müslümanları eski başarılı dönemlerine tekrar taşıyacağı düşünülmüştür. Ayrıca Batı'nın en önde olduğu bilim ve teknoloji alanında Kur'an'ın'da söyleyecek bir sözü olduğunun ortaya konulması gerektiğine inanılmaktaydı.

*Yenilikçi Tefsir Çalışmaları:Önde gelen isimlerinden birisi Muhammet İzzet Derveze'dir. Derveze tefsirinde mushafta takip edilen sure sıralamasını değil,, surelerin tarihi olarak iniş sırasını esas almıştır. Bu tefsir tarihinide ilk uygulamadır ve Kur'an'ın tefsiri için en uygun yoldur. Çünkü bu tefsiri okuyacak kişi Peygamberin hayatını ve nüzulun aşamalarını açıkça izleyebilecektir. Bu tutumda batıda ortaya çıkan düşünce kalıplarının Kur'an tefsirinde uygulanmaya başlandığını görüyoruz. Yenilikçi tefsir çalışmalarına göre İslam geçmişteki bidatlerden temizlenmeli ve Kur'an yeni yaklaşımlarla yeniden yorumlanmalıdır.

*İlmi Tefsir Çalışmaları:Kur'an'ın çeşitli ilimlere, bilimsel buluşlara bazı atıflar bulunduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Gazali, Cevahiru'l Kur'an adlı eserinde, Fahreddin er-Razi de yazdığı tefsirde ilmi tefsir diyebileceğimiz yorumlara gitmiştir. Suyuti, el-İtkan adlı eserinde Mursi adında bir alimin, ziraat gemicilik, örme, dokuma, tıp, astronomi ve inci çıkarmak gibi mesleklerin dayanağını Kur'an'da bulma gayreti gösterdiğini belirtmektedir.19. yy. dan itibaren batı biliminin yoğun olarak gündeme gelmesi sebebiyle Müslümanlar tarafından da bu bilim ile Kur'an'ın çatışmadığını göstermek amacıyla tefsirler kaleme alınmaya başlanmıştır.

*İdeolojik Tefsir Çalışmaları:Bütün dünyada ideolojilerin gündeme gelmesi ve İslam dünyasının çeşitli bölgelerinin sömürge yönetimleri altında kalması sonucunda ortaya çıkan çağdaş bir yaklaşımdır. Bu tutumda geleneği tenkit, İslam'ı sadece Kur'an'a başvurarak yorumlama ve Kur'an'ı hidayete çağıran bir mesajı olduğunu vurgulama özelliklerini görmekteyiz. Bu yorumlarda İslam'ın özgürleştirici siyasal bir ideoloji olarak algılanışı vardır. Bu yaklaşımın önde gelen isimleri Ebu'l-A'la el-Mevdudi ve Seyyid Kutub'dur.

*Tarihsel-Tenkitçi Tefsir Çalışmaları:Bu tutuma göre, Kur'an tarihin belli bir diliminde ve dünyanın belli bir bölgesinde yaşanmakta olan bir hayata müdahale olarak inmiştir.Bu yaklaşım yüzyılın ikinci yarısından itibaren çağdaş İslam düşüncesinde daha çok görülmeye başlanmıştır. Bu da aynı dönem içerisinde yorum bilim (hermeneutik) çerçevesindeki tartışmaların Kur'an'a yansıtılmasından kaynaklanmaktadır. Bu yaklaşımda ayetlerin tarihsel bağlamlarını inceledikten sonra Kur'an'ın değerleri ve ve temel ilkeleri ortaya koyulur. Bu hikmetler günümüze uydurulmuş yeni hükümler haline getirilir.Bu yaklaşımın temsilcilerinden Huli şöyle demektedir :"Kur'an tefsirinde öncelikle konu birliğine sahip ayetler biraraya getirilmelidir. Biraraya getirilen ayetlerin tarihi bağlamları dikkate alınmalıdır. Müfessir Kur'an'ın indiği Arap kültürünü mümkün olduğunca ayrıntılı bir şekilde ele almalıdır," der.


0 Yorum - Yorum Yaz


5. ÜNİTE    Diğer  ilahi kitaplar için  anlaşılma ve yorumlanma meselesi Kuran için de geçerlidir.İşte Kuran'ı anlama , yorumlama ve açıklamaya çalışma ilmine tefsir, bu ilimde faal olana da müfessir denir.İlk müfessir Hz. Peygamber kabul edilir.Hz. Peygamberden sonra Sahabe Kuran'ı tefsire çalışmıştır.Çünkü onlar Kuran ayetlerinin iniş sebebini bilebiliyorlardı.Veya Peygamberimize sorabiliyorlardı.Sahabe tefsirinin gelecek  nesiller için ne kadar önem arzettiği ortada.Sahabeden sonra bu işi Tabiiun üstlendi.Tabiiun tefsiri  tefsir  faaliyetinin zirveleridir. Bunun sebebi İslam yayıldıkça farklı zihniyetteki insan sayısı artması ve artagelen bilgi birikimi.Günümüzde de insan sayısı ve bilgi birikimi fazla fakat anlayış farklı .    (Bazıları sanki tahrif edilen kitaplara göre amel ediyor,hele hele (bazı)ilahiyatçılarda bunu görmek işin o zamandan neden farklı olduğunu  gösteriyor sanki.İslamiyet Avrupa'dan gelse herhalde daha dindar olurduk.)             Tabiundan sonra Tebe-i Tabiun gelir ve tefsir faaliyetinin çekirdek dönemi oluşmuş olur.Tefsir kendi içerisinde ikiye ayrılır:Dirayet ve rivayet tefsir.Rivayet tefsir , müfessirin kendi görüşleri doğrultusunda çekirdek dönemdeki görüşlerden seçmesidir.Dirayet tefsir ise alimin bilgi birikimi ve  donanımı ile ayetleri tefsir edişi diyebiliriz.Dirayet tefsir müfessirin temel aldığı konu bakımından alt dallara ayrılır....................................................................................6.ÜNİTE  Bu ünitede tefsir ilminde öne çıkmış ulemanın isimleri ve faaliyetleri yer alır.Burada mütalaa yok rapor var fakat ünitenin aynısını yazmaya gerek yok.İsimleri geçen ;Mukatil b. Süleyman,el-Ferra,İbn Kuteybe,Taberi,İbn Ebi Hatim,Ez-Zemahşeri,el-Kurtubi,Fahruddin Razi,İbn Kesir,Ebussuud,İsmail Hakkı Bursevi,Muhammed Abduh,İzzet Derzeve,Seyyid Kutub,İbn Aşur  gibi alimlerdir.Hayatlarına genel anlamda baktığımızda sadece bir ilme değil birçok ilme vakıftırlar,meşhur olmak için yazmamışlar;yazdıkları için meşhur olmuşlar,çekirdek dönemi çok iyi araştırmış ve kavramışlardır,işari tefsirde de  ön plana çıkanlar vardır,hayatları kısaca  tahsil,tasnif,tesbit,izah ve isbatlarla geçmiştir.
0 Yorum - Yorum Yaz


5.ÜNİTE Seviyesi yüksek olan kitaplar her insanın ilk bakışta anlamasına imkan vermez. İnsanlar onu her okuduğunda yeni bir şey anlar. İlmi ışığında o kitabı algılarlar. Bu Kur'an ki alemlerin Rabbi olan Allah'ın eseridir. Kitapların en anlamlısı, seviyece en yücesidir.Bütün insanların onu anlaması gerekir.Fakat herkesin anlama seviyesi bir değildir. Onu anlayan birinin açıklaması gerkmektedir. İşte bu yüzden Efendimiz Kur'an'ı tebliğin yanın da gerektiğinde tefsirini de yapmıştır. Onun vefatından sonra sahabeden de tefsir yapanlar olmuştur.Fetihlerle birlikte yeni toplumlarla tanışılmış ve onlardan ilim sahibi olnlar (tabiun) sahabe ve Efendimizin tefsirinden yararlanarak (rivayet) tefsiri yapmışlardır.

Zamanla Batının ilimde ilerleyip İslam aleminin ilimce geri kalması müslümanları (islam alimlerini) Kur'an'dan bilimsel bilgiler öğrenmeye ve islamın gerici olmadığını gösterme çabasına itmiştir.

Kur'an'ı anlamak için indiği ve indirildiği dönemin genel özellikleri ve kitabın dili olan arapçayı bilmek gerekmektedir. Böylece kitabı daha iyi anlarız. Örneğin; Kur'an erkeklere  dörde kadar evlenmeyi serbest bırak mıştır. Eğer islamdan önce daha çok eşliliğin olduğunu bilmesek islamın kadınlara haksızlık yaptığını, onları ezdiğini düşünürdük. Halbuki Kur'an var olan bir adeti sınırlamış, kadınları korumutur.

Tefsir rivayet ve dirayet diye ikiye ayrılır;

Rivayet Tefsir, Hz. peygamber, sahabe ve tabiundan nakledilerek oluşturulmuştur.Müfessir dolaylı yoldan görüşünü yansıtır. 

 Dirayet Tefsir de ise müfessir kendisi ilmince açıklar.                                                                                                          

Dirayet Tefsir, ikiye ayrılır;

Tekli dirayet tefsir; Yalnız bir konuda ya da bir ilim ışığında yaılan tefsir.

Çoklu dirayet tefsir; Birden fazla konu ya da ilimle yapılan tefsirdir.


0 Yorum - Yorum Yaz


ESRA UĞUR / 11040330  İDKAB-II

TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ (5.ünite)
Tefsir, Kur’an’ın indirildiği dönemde kastettiği anlamın açıklanması ve anlaşılması için uğraşan bir disiplindir. Tefsir, kesin delillere dayanılarak yapılır ve nesnel bilgiler içerir.
Te’vil, tefsirden farklıdır. Kesin deliller bulunmadığında müfessir elindeki delilleri değerlendirerek bir yoruma gider. Buna te’vil denir. Kişi öznelliği olduğu için kesinlik içermez.
Tefsir ilminin amacı, ayetlere doğru açıklamalar getirerek bunları sonraki kuşaklara anlatmaktır.
Tefsir ilmi, Kur’an’dan kastedilenin dışında anlamlar çıkarılmasını ve öznel düşünceleri önlemiştir. Bu yöntemle Kur’an önyargılardan uzak tutulmuş olur.
Tefsir hadis, tarih, dil bilimleri gibi bilimlerden de yararlanabilir. İki başlıkta incelersek:
1-Dil bilimlerinden kelimeleri ve ayetleri açıklamak için yararlanır. Bunu yapabilmesi için de Arapça’nın bilinmesi gerekir.
2-Kur’an’ın indiği dönem bilgilerine sahip olmak gerekir. Bu noktada hadis ilminden yararlanırken benzeri amaçlarla da tarih ilminden de yararlanırlar.
Tefsir ilmi Peygamberimiz ile başlamıştır. Gerek sorulara cevap olarak gerekse doğrudan kendi açıklamalarıyla tefsir ilmini başlatmıştır. Peygamberimizden sonra sahabe bu görevi devralmışlardır. Onlar ayetlerin hangi sebeple, hangi olay üzerine, kim hakkında indiğini biliyorlardı. İşte bunun için sahabe tefsiri sonraki nesiller için oldukça önem arzeder. Sahabenin tefsir kaynakları, Hz. Peygamber, Arap Dili ve Edebiyatı, kendi müşahadeleri ve Ehli kitap alimleriydi. Sahabeden sonraki halka tabiindir. Tabiun tefsirinde Kur’an’ın tamamını açıklamaya yönelik anlayış gelişmiştir. Fıkhi izahlar, hükümler çıkarılmıştır. Alimler tümevarım tarzını kullanmışlardır. Bir kelimenin anlamının Kur’an’ın tamamında ne anlama geldiği tabiun dönemi tefsir anlayışının özelliğidir. Rivayet tefsirinin gölgesi durumundadır. Tabiun tefsir kaynakları; ehli kitap, kendi bilgi kavrayışları ve sahabedir.
Kur’an tefsirinde yazılı belgelerin ilk İbn Abbas ile başladığı bilinir. Tedvin çalışmaları hadis tedvini ile başlamıştır. Kur’an’ın tamamını tefsir niteliğinde ilk çalışmayı Mukatil b. Süleyman yapmıştır. 
Tefsir ilmi kaynak ve yöntem tercihleri açısından ikiye ayrılır.
1-Rivayet Tefsiri: Hz. Peygamber, sahabe ve tabiundan gelen rivayetleri barındıran tefsirdir. Öznellik içermez. Kaynağının büyük çoğunluğu tabiun müfessirlerinden oluşur.
2-Dirayet Tefsiri: Hz. Peygamber, sahabe ve tabiundan gelen rivayetlerin yanında bir de öznel yorumların eklenmesiyle oluşan tefsirdir. Dirayet tefsiri akli tefsirdir. Dolayısıyla tefsir en baştan beri dirayet işidir. Bu tefsirin niteliği müfessirin ilgisine bağlıdır. Çok yönlü ve tek yönlü olarak ikiye ayrılır. Çok yönlü dirayet tefsirlerinin kelam, fıkıh ve edebi sanatlar gibi birçok ilgi alanı olabilir. Tek yönlü dirayet tefsirinde ise en çok ilgi duyulan alana yer verilir.
Kur’an hidayet rehberi olduğu için yeni yaklaşımlarla yeniden yorumlanmalıdır. İlk kez çağdaş düşünce doğrultusunda tefsir örneklerini Muhammed Abduh ve öğrencisi Reşit Rıza vermiştir. Bu şekilde yenilikçi görüşte olan bir başka isimde İzzet Derveze’dir. 
İlmi tefsir çalışmaları bilim ile Kur’an’ın çatışmadığını göstermek için yapılmıştır.
Tefsirde ideolojik türden çalışmalar ise İslam dünyasının çeşitli bölgelerinin sömürge yönetimi altında kalması sonucu çağdaş tutum olarak ortaya çıkmasıdır.
Son olarak tarihsel-tenkitçi çalışmalarda da Kur’an’ın yapısının ve içeriğinin tarihle bağlantılı olması gerektiği vurgulanır.

ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI (6.ünite)
Mukatil Bin Süleyman (h. 80-150/m.699-767)
Belh'te doğmuştur. Kur'an'ın tamamını tefsir eden ilk tefsir çalışmaları ona aittir. Kur’an’ı ayet sırasına göre tefsir etmiştir. Tefsirinin adı et-Tefsiru'ul Kebir’dir. Eserlerinde anlaşılması zor kelimelerin üzerinde durmaktadır. Tefsirinde israiliyyat, tarihi hadiseler ve sebeb-i nüzül rivayetlere de yer vermiştir.

El-Ferra (h. 144-207/m. 761-822) 
Halife Mansur zamanında Kufe’de doğmuştur. İlk tahsil yıllarını ve çocukluğunu burada geçirdikten sonra Basra’ya giderek büyük alimlerden ders almıştır. Ferra hocasını vefatından sonra onun yerine geçmiştir. Tefsirinin adı Tefsiru Müşkili İ'rabi'l-Kur'an ve Meanihi'dir. Ferra’nın hedefi Kur'an metnindeki dil problemlerini çözmektir.

İbn. Kuteybe (h. 213-276/ m. 828-889)
Kufe'de doğmuştur. İlk derslerini babasında almak üzere döneminin en iyi âlimlerinden ders almıştır. Hadis, tefsir, fıkıh gibi ilimlerin yanında dil, edebiyat ve şiir alanında derinleşme yakalamıştır. Kur'an'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini çürütmüş ve böylece tefsire önemli bir katkıda bulunmuştur. Tefsirinin adı Te'vilu Muşkilu'l Kur'an ile Garibu'l Kur'an'dır. Tefsirinde bazı kelimeler hakkında bilgi vermiş hadis ve isnaddan kaçınmıştır. Daha sonrada Fatiha'dan Nas’a kadar her surede anlaşılması zor olan kelimeler üzerinde durarak eserini tamamlamıştır.
Et- Taberi (h. 224-310/ m. 838-923)
Taberistan'ın Mul şehrinde doğmuştur. İlim tahsil etmek için birçok şehir gezmiş en son Bağdat'a yerleşmiştir. Hadis, fıkıh, tarih gibi alanlarda dönemin meşhur alimlerinden ders almıştır. Eserinin tam adı Camilu'l Beyan an Te'vili Ayi'l-Kur'an'dır. Rivayet tefsirinin ilkleri arasındayken en önemlisidir de. Taberi, gramer tahlili yapar, ayetlerden çıkarılacak fıkhı hükümlere de işaret ederdi. Eski Arap şiirinden oldukça yararlanmıştır. Topladığı tüm rivayetlerle Tefsir Ansiklopedisi yazmıştır.

İbn Ebi Hatim (h. 240-327/ m. 854-939)
Rey'de doğmuştur. Hatim, aklı az kullandıran ve nasları te’vil etmeden hüküm çıkarmayı esas alan anlayışı benimsemiştir. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'an'il Azim Müsneden ‘an Rasulillahi(sav) ve's-Sahabeti ve't-Tabiin'dir. Bunu yazmaktaki amacı, yalnızca Peygamberimizden, sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini titizlikle derlemektir. Kendinden sonra yazılan çoğu tefsire kaynaklık etmiştir. İlim öğrenmek için Buhara’ya gitmiştir. İyi bir dilci, kelamcı, edebiyatçı ve müfessirdir.
Ez- Zemahşeri (h.467-538/m. 1075-1143)
Harezm kasabasında Zemahşer'de doğmuştur. Buhara’daki alimlerden hadis, fıkıh, kelam, tefsir dersleri almıştır. Eserinin adı el-Keşşaf an Hakaikı't-Tenzil ve Uyuni'l-Ekavil fi Vücühi't Te'vil'dir. Eseri dil özellikleri açısından oldukça önemlidir. Tefsirinde soru-cevap metodunu kullanılmıştır. Coğu kez tenkide uğrasa da İslam dünyasında en çok yararlanılan eserdir. Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.

El-Kurtubi (ö. 671/1273)
Kurtuba'da doğmuştur. Endülüs’ün yetiştirdiği büyük alimler arasında yerini almıştır. Mısır’da pek çok ders alarak kendini geliştirmiştir. Eseri Ahkamul-Kur'an hüküm ağırlıklıdır. Eserinde hadis, fıkıh, dil ve kelam alanlarında yazılmış olan birçok eseri kaynak olarak göstermiştir. Eser bu yönüyle Kur’an ayetlerini her yönde incelediği görülür. Kur'an'ı Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Az da olsa israiliyyata yer vermiştir. 

Er- Razi (h. 543-606/ m. 1149-1210)
Rey şehrinde doğmuştur. Fahrettin Razi ilk olarak büyük bir alim olan babası Ziyauddin Ömer’den daha sonra da önemli alimlerden ders almıştır. Kelam, fıkıh, tefsir gibi ilimlerin yanında matematik, kimya, fizik, astronomi gibi fen ilimleriyle de ilgilenmiştir. Bu ilimleri ayrıntılı olarak incelemiş ve yanlış bilinenleri düzeltmeye çalışmıştır. En meşhur olduğu ilim dalı ise Kelam’dır. Kelam mantık metoduyken Gazali buna akli delilleri ve felsefi görüşleri de eklemiş ve Razi de bunu başarılı bir şekilde uygulamıştır. Böylece kelam ilminin öncüsü durumuna gelmiştir. Fıkıh alanında da ileri seviyeye ulaşmış ve eser yazmıştır. Tefsirinin adı Mefatihu'l Gayb'dır. Bu eserini yazmaktaki asıl amacı akılla İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konulardaki karşıt fikirleri geçersiz bırakmaktır. Razi tefsirine genellikle ayetler arasında ilişkiler kurarak başlar. Daha sonra ayetten çıkarılacak sonuçları yazar.
İbn Kesir (h. 701-774/m. 1301-1373)
Şam bölgesinin Busra şehrinde doğmuştur. Tarih, hadis, tefsir ve fıkıh ilimlerinde önemli bir alim olmuştur.  Döneminin önemli âlimlerinden ders almıştır. Kesir, fıkıh ilminde Şafi mezhebinin görüşlerini benimserken, kelam ilminde Hanbelî mezhebinin görüşlerini benimsemiştir. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'an'il-Azim'dir. Eser rivayet tefsiri arasında önemlidir ama müfessir eserinde kendi görüşlerine de yer vermiştir. Kesir, öncelikle tefsir edeceği ayeti verip onu anlaşılır bir üslupla açıkladıktan sonra konuyla ilgili ayetleri verir. Bu yüzden bu eser Kur'an'ın Kur'an'la tefsirine açık bir örnektir. Tefsirinin en önemli özelliği israiliyyata yer vermemesi olmuştur.

Ebussuud (h. 896-982/ m. 1490-1574)
İstanbul'un Müderris köyünde doğmuştur. Osmanlı döneminde şeyhülislamlık yapmıştır. Bu dönem alimlerinin tefsirleri genellikle önceki dönem tefsirlerinin devam niteliğindedir. Tefsirinin adı İrşadü'l Akli's-Selim ila Mezaya'l- Kur'an'il-Kerim ‘dir. O dönemde Kur'an'ı Kerim'in tamamını tefsir edenlerin başında gelir. Ahkam ayetlerinin tefsirinde ise bağlı olduğu Hanefi mezhebinin görüşlerine de yer vermiştir. Cümlelerin gizli ve ince anlamlarıyla ilgili tespitleri eserinin en önemli özelliğidir.

İsmail Hakkı Bursevi (h. 1060-1137/m. 1653-1725)
Bulgaristan'da doğmuş, Bursa'da yaşamıştır. Verdiği vaazlarla Kur'an'ı Kerim'i baştan sona tefsir etmiştir. Böylece Rühu'l-Beyan fi Tefsiru'l-Kur'an eserini ortaya çıkmıştır. Eseri vaazlardan oluştuğundan mev'iza ağırlıklıdır. Osmanlı döneminde ve İşari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerdendir. Tefsirde hem rivayet hem de dirayet metodunu birlikte kullanarak zenginleştirmiştir. Yalnız tefsirinde İslam itikat esaslarına ters düşen açıklamalar mevcuttur.

Muhammed Abduh (h.1265-1315/m.1849-1905)
Mısır'da doğmuş, El-Ezher Üniversitesi’nde okumuştur. Kelam, felsefe dersleri almıştır. Kendini geliştirmiş ve El-Ezher’de hoca olarak görevlendirilmiştir. Tefsirinin adı Tefsiru'l- Kur'an'il-Hâkim'dir. Tefsirinin amacı, insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir yaşayış programı sunmaktır. Özgür akıl yanlısıdır. Tefsir anlatırken metinden ne anladıysa onu anlatma yoluna gitmiştir. Ayetleri indiği dönemin yanı sıra günümüzle de değerlendirerek sunmayı yeğlemiştir. Ayet ve sureler arasındaki ilişkiyi önemsemiş, İsrailiyyata yer vermemiştir.

Muhammed İzzet Derveze (H. 1305-1404/M. 1888-1984)
Filistin’in Nablus şehrinde doğmuştur. Maddi imkansızlıklar yüzünden erken yaşta çalışma hayatın atılmış çeşitli resmi görevlerde bulunmuştur. Tefsinin adı et-Tefsiru'l-Hadis'dir. Tefsirin en önemli özelliği, sureler iniş sırasına göre tefsir edilmiştir. Ortak konuyla ilgili ayetleri gruplandırarak incelemiştir. Ayetlerin tefsirinde siyer bilgilerini önemli bir veri olarak kullanmıştır. Kur'an'ın Kur'an'la anlaşılmasını esas almıştır.

Seyyid Kutub (1906-1967)
Mısır'ın Asyut kasabasında doğmuştur. Ortaokul ve liseyi El-Ezher’de okumuş daha sonra Kahire Üniversitesi Dar’ul-Ulum Fakültesi’ne girmiştir. Mezun olduktan sonra bu fakültede Arap Dili ve Edebiyatı öğretim görevlisi olmuştur. Tefsirinin adı Fi-Zilali'l-Kur'an'dır. 20.yüzyılda yazılan içtimai ve edebi tefsirlerin en ilgi çekici olanlarından birisi olmuştur. Amacı ise,  Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak ideal bir insan, hayat, toplum modeli oluşturmaktır. Tefsirinin Kur'an'ı Kerim'i günümüzde yaşanan olaylarla ilişkilendirerek anlama ve yorumlama konusunda önemli tespitleri vardır.

İbn. Aşur (1879-1973)
Tunus’ta doğmuştur. Zeytune Üniversitesi’nde Arap Dili ve Edebiyatı, Fıkıh Usulü, Hadis, Tefsir dersleri vermiştir. Tefsirinin adı et-Tahrir ve't-Tenvir'dir. Ayetleri Kur'an'ın normal sırasıyla tefsir etmiştir. Ayetlerin tefsirinde ayetlere başvurmuş bunun yanında Hz. Peygamberin tefsirinden de yararlanmıştır. Tefsirinde belağat konularına, gramer inceliklerine de değinmiştir. Eseri hem klasik hem çağdaş anlayışların birleşiminden meydana geldiğinden önemli bir tefsirdir.

0 Yorum - Yorum Yaz


TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ (5.ÜNİTE)


İLK DÖNEM TEFSİRİ
Kuranı kerimin tefsiri Peygamberimizin tefsiri ile başlamaktadır. Ashab Kuranın inişine şahit olmalarına rağmen anlayamadıkları bazı ayetleri Peygamberimize sormuşlar ve tefsirde Peygamberimizin getirdiği açıklamalarla başlamıştır.


HZ. PEYGAMBERİN YAŞADIĞI DÖNEMDEKİ TEFSİR
Kuranı ilk tefsir eden Hz . Peygamberdir.Kuranın indirildiği dönemlerde Hz.Peygamberin kuran ifadeleriyle ilgili birtakım açıklamalar yapmıştır.Hz peygamber bazen sorulara cevap niteliğinde ,bazende doğrudan kendisi herhangi br ayetle ilgili açıklamalar yapardı.Hz peygamber Kuranın hepsini tefsir etmemiştir.


SAHABE DÖNEMİ TEFSİRİ
Hz . Peygamberin vefatından sonra Kuranı açıklama işiyle sahabiler ilgilenmişlerdir. Sahabiler Kuran ayetlerinin kimler hakkında, hangi olayla ilgili olduğunu ve olayların sebebi nüzulunu bilen kişilerdir.Sahabiler vakıa /olgu arasındaki ilişkiyi sonraki nesillerden daha sağlıklı biçimde kurabilmişlerdir.Sahabenin tefsirini iki maddede görmek mümkündür bunlar : 1.müşahedelerine dayalı açıklamaları .2. si de kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar.Sahabiler Kurandaki garip kelimeleri ve anlaşılamayan kelimeleri dil açısından iştihat ederek açıklarken ,diğer yandanda Kuran kıssalarının açıklanmasında Yahudi ve hristiyan kültüründen yararlanmışlardır.
Bu yararlanmayada israiliyyat adı verilir.Yine ibn Abbas ve öğrencileri rey tefsirine yer vermişlerdir. İbn Abbasın öğrencisi Mücahid tabiin döneminde rey tefsirini ileri noktalara götürmüştür.
Sahabilerin Kuran tefsiri kaynakları :Hz .Peygamber ,arap dili ve edbiyatı, kendi müşahadeleleri ve ehli kitab alimleridir.Sahabe tefsiri aynı zamanda rivayet tefsirinin kaynaklarından birisidir.
Sahabe tefsircilerinin bazıları şunlardır : Abdullah ibn Abbas, Ali bin Ebi Talib, Abdullah ibn Mesud, Ebu Musa el Eşari, Zeyd b. Sabit,Ebu Hureyre


TABİUN DÖNEM TEFSİRİ
Sahabe neslinden sonrada tabiiler Kuran tefsiriyle ilgilenmişlerdir. Kuran tefsirine ilişkin haberlerin çoğunluğunun kaynağında tabiu müfessirleri bulunur. Rivayet tefsirlerinin gövdesini oluşurur tabilerin görüşleri ve açıklamaları.Kurandaki kelimeler daha ayrıntılı şekilde açıklanmıştır, ayetlerden hüküm çıkarılmıştır.Ahirete ve gayb alemine ilişkin açıklamalar vardır.İsraili rivayetler bu dönemde yoğunluktadır.Tabiun dönemi tefsirinde bir kelimenin yada kavramın Kuranın tamamında ne anlama geldiğini ortaya koymaya çalışmışlardır.
Tabiun tefsirinin kaynakları :sahabe ,ehli kitab ve kendi bilgi ve kavrayışlarıdır.
Tabiun tefsircilerinin bazıları şunlardır : Mucahid ,İkrime ,Said b.Cubeyr ,Vehb b. Munebbih,İbn Cureyc


TEFSİRİN TEDVİNİ
Tedvin : toplamak ,kaydetmek ,yazıya geçirmek anlamına gelir. Rivayet yoluyla hafızadan hafızaya nakledilen ve çeşitli yazı malzemeleri üzerinde dağınık halde bulunan tefsirle ilgili söz ve metinleri toplamak ,düenli bir şekilde yazıya geçirmek tir. Yazılı belgeler İbn Abbasla başlamıştır, tabiun müfessirlerince devam ettirilmiştir.
Bu konudaki bazı müfessirler şunlardır: Said b. Cubeyr, El Hasenul Basri, Mukatil b. Süleyman, Ata b.Ebi Rebah,Ali b. Ebi Talha

Mukatil b. Sülayman Kuranı baştan sona tefsir etmiştir.


KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KURAN TEFSİRLERİ
Burada iki tercihle karşılaşırız. Birincisi : Kuran tefsirini Hz .Peygamber ve ilk iki neslin açıklamalarından ibaret sayan görüş .ikincisi ise :bunun yanında kişisel bilgi ve tecrübeye dayalı akıl yürütme, anlama ,değerlendirme ,açıklama ve yorumlamaya dayalı görüştür.üçüncü ek görüş olarak ise ilham, sezgi ,doğuş bibi insani kuvvelerin anlama ve yorumlamada etkin kılınmasıdır.
Kanak ve yöntem bakımından tefsir iki ye ayrılır bunlar :
1.rivayet tefsiri
2.dirayet tefsiri


Rivayet tefsiri
Ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamberden ,sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirdir.Rivayet tefsirinde amaç :Kuranın tefsirine ilişkin öncekilerin görüşlerini bir araya getirmektir. Kuran ın kuranla tefsiri müfessirin Kuranı kendi bütünlüğü içinde anlayıp ,açıklaması demektir. Bu açıklama işini yapacak olan kişide müfessirlerdir, dolayısıyla bu dirayet işidir.Rivayet tefsirindede müfessirler rivayetleri seçerken kendi tercihlerin göz önünde bulundururlar.
Meşhur rivayet tefsirleri şunlardır :
- İbn Cerir et Taberinin Camiul Beyan an Tevilil Kuran , -İbn Ebi Hatimin Tefsirul Kur'anil Azimi , -semerkandinin tefsiri , -İbn Kesirin Tefsirul Kuranil Azimi, -Bagavinin Mealimut Tenzili


Dirayet tefsiri
Her bir müfessirin kendi bilgi birikimine ,tecrübesine ,anlayış ve kavrayışına dayalı tespitler,düşüncelerdir. Akli tefsirde denir. Ayetlerle ilgili rivayetler yanında dil bilim ve diğer bilimlerdende faydalanıp kendi görüşünü aktaran tefsire denir.Tefsir faaliyeti bütünüyle dirayet işidir. Dirayet tefisirinde müfessirler ayetleri açıklarken arap dili ve edebiyatı, tarih , dinler tarihi, felsefe, tıp,matematik gibi disiplinlerdende yararlanırlar .Müfessirler rey ve içtihata sıkça başvurmuşlardır.
Dirayet tefsiri yazarlarının hepsinin mezhebe bağlı olduğu görülmüştür. Dolayısyla müfessirler mezheblerine bağlı kendi bakış açılarını getirirler.Tefsirin dirayet ve rivayet diye ikiye ayrılması tefsir eseri ortaya koymadaki tercihlerden kaynaklanır.
Dirayet tefsiri kendi içersinde ikiye ayrılır.


-Çok yönlü dirayet tefsiri :çok sayıda arac ve kaynağı kullanarak Kuranı tefsir edilir. Dil bilimsel analizler, edebi sanatlar, kelami ,fıkhi, ahlaki, felsefi ... izahlar yer alır.
Zemahşeri , Fahruddin er Razinin , Kurtubinin ,Beydavinin ,Nesefinin tefsirleri vardır.


Tek yönlü dirayet tefsiri
Müfessirler tefsirlerinde bazı konuları diğerlerine oranla daha çok önemserler o konu üzerinde odaklanırlar,daha çok ilgi duydukları sorunlara ve konulara tefsirlerinde daha çok yer ayırırlar.Bu tefsirede dirayet tefsiri denir. Dirayet tefsiride kendi içerisinde : Dil bilimsel tefsir (filolojik) , Fıkhi tefsir , İlmi tefsir , Felsefi tefsir ,Tasavvufi tefsir olarak ayrılır.


Dilbilimsel Tefsir : Kur'anın filolojik açıdan tahlilini yapan tefsirdir. Kuranı açıklarken arap dili açısından da değerlendirmeler yapmışlardır.Kuranda kullanılan garip kelimeleri tartışarak cevaplandırma yapılmıştır.
Fıkhi Tefsir : İbadet ve hukukla ilgili ayetleri açıklamayı ve onlardan hüküm çıkarmayı hedefleyen tefsirdir.Genelde ahkamla ilgili ayetlerin üzerinde durulmuştur.
İlmi Tefsir : Kuranda ilimlere ,keşiflere ,icadlara olan işaretleri inceler.Kuranın bazı ayetlerini doğa bilimleri alanındaki gelişmeler açısından yorumlanır.
Felsefi Tefsir : Kurandaki kavramları batini şekilde açıklayan tefsirdir.
Tasavvufi Tefsir : Müslümanlar arasında özellikle dünyevileşmeye tepki olarak yayılan ,ahlaki hayat sürme ve ruhu arındırma anlayışı sonucu ortaya çıkan tefsirdir.


YENİLİKÇİ TEFSİR ÇALIŞMALARI
Geçmişteki tefsir geleneğine eleştiri yaparak ortaya çıkmışlardır. Kuranın hidayet kitabı olduğu ve hayata yön vermesi gerektiği belirtilmiştir. Bunu göremediğini düşündükleri tefsir geleneği eleştirilmiştir.Başta Cemallettin afgani tarafından dile getirilmiştir.Buna göre Müslümanların geri kalma nedeni islam geleneğidir ve bu durumdan çıkmak içinde kuranı yeniden okumak ve yorumlamak gerekir.Geçmişte yazılan tefsirlerin toplumlara yön veren tarafı görülmemiş, israiliyat haberleri ,hurafeler ,uydurma hadisler kullanılmıştır.Afgani Reşit Rıza ve Muhammed Abduhu da etkilemiştir.Reşit rıza Tefsirul menar adlı tefsir yenilikçi akımları etkilemiştir. Çağdaş görüşler ışığında tefsir yapılmıştır. Yine Muhammed izzet dervezede yenilikçi görüş tefsircisidir. Derveze Kurandaki surelerin tarihine göre sıralamıştır,bu tefsir tarihinde ilk uygulamadır. Bu tefsir çalışmaları yenilkçiler tarafından islamın ilk ve safkaynağına dönüş olarak kabul edilmektedir.Bu da selefilik olarak görülebilir.


İlmi Tefsir Çalışmaları
Kuranın ilimlere ,bilimsel buluşlara ayetlerle işaret edildiği düşüncesinden ortaya çıkmıştır.Bilimle kuranın çelişmediği düşüncesi yine etkilidir.Bilimin ve teknolojinin sonuçlarının Kurandan çıktığını açıklamışlardır.İlmi tefsirde amaç , Kuranın bugünkü bilimle çelişmediğini ortaya koyarak onun bilim karşısındaki savunmasını yapmaktır .


İdeolojik Tefsir Çalışmaları
Bütün dünyada ideolojilerin gündeme gelmesi ve İslam bölgelerinin çeşitli bölgelerinin sömürge altında kalmasıyla ortaya çıkmıştır.Bu yaklaşımın örneği olarak Mevdudiyi verebiliriz.Mevdudı Kuranın hayat düzeni ortaya koyduğunu söyler ve tefsirini de bunda araç görür.Bu yaklaşımla tefsir yazmış başka kişide Seyyid Kutuptur.Seyit kutup Kuranın edebi inceliklerini göstermeye çalışmıştır.Kuran kutuba göre hayatı düzenleyen kitab olup ,kuranı anlamak için ilk Müslümanların verdiği mücadeleye bakmak gerekir.


Tarihsel -Tenkitçi Tefsir Çalışmaları
Burada Kuranın hangi tarihte ve dünyanın belli bölgesinde yaşayan insanlar için indiği kabul edilmekte olup ,kuranı bu çerevede ele almak gerektiği vurgulanmıştır.Kuranın indiği sosyal yapı,aile yapısı,kabile ve yönetim yapısı bilimelidir.Kuranın doğru anlaşılması için temel şart indiği dönem içerisinde değerlendirilmesidir.Emin el huli ,Muhammed abduh, Hasan Hanefi bu yaklaşımın örnek tefsircileridir


0 Yorum - Yorum Yaz


ÖRNEK TEFSİR METİN VE ARAŞTIRMALARI (6.ÜNİTE)

MUKATİL B. SÜLEYMAN
Belh'te doğmuştur.Bağdat ,Basra ve merv de ilim tahsil etmiştir.Mukatili siyasi ve kelami fikirleri yönünden eleştirtirmişlerdir,fakat tefsir ilminde nakli tefsire ve Kuran dilinin belagat ,nahiv ve lügat inceliklerine vakıf olmuştur.Pek çok şahsiyet tarafından da övülmüştür . Tefsiri : Et Tefsirul Kebir ,Tefsirul Mukatil .Kuranın tamamını ayet sırasına göre alır.Bize ilk ulaşan tefsir sayılır.Ehli kitabı tasvir eden ayetler izah edilirken ve ayetlerin iniş sebebi verilirken bol bol şahıs isimleri kullanılmıştır, Kuran kıssaları verilirkende gereksiz ayrıntılara girilmiştir.Tefsirde israili haberlerede yer verilmiştir.Eserde mezhep mücadelesine rastlanmamıştır,tefsirde çok az isnad vardır. Eser dört cilt halinde Kahirede yayınlanmıştır.


EL FERRA
Kufede doğmuştur.Meşhur alimlerden ders almıştır.Kuvvetli hafızaya sahiptir.Bağdatta Kıraat ve Nahiv alimi Kısainin öğrencisi olmuştur. Kısainin ölümünden sonrada kendisi hoca olmuştur.Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkısı olmuştur,önemli çalışmalar yapıp eserler vermiştir.Sadece öğrendiklerini nakletmeyip aynı zamanda eleştiriden de geçirmiştir. Tefsiri : Meanil kuran adlı eseri vardır .Eserin asıl adıda Tefsirul Muşkilil Kuran ve Meanihidir. Ferra tefsirini Kuran terkibi üzerine yazmış, her ayet üzerinde durmamış,kendisine göre ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur.Tefsirin hedefi :Kuran metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine faydalı olmaktır.Tefsirinde kıraat meselelerinede girer,eserinde arap şiirine başvurmuştur.Sebebi nüzuldanda yararlamıştır.


İBN KUTEYBE
Kufede doğmuştur.İlk derslerini babasından almıştır.Fıkıh ,tefsir, ve hadis gibi ilimlerde hocalarndan ders almıştır.Gençliğinde ehli sünnet ve mutezile mücadelesi içinde yer almıştır ve mutezileye sert eleştiri yapmış,ehli sünnetin yanında yer almıştır.Dil ,edebiyat ve şiir alanında derinleşmiştir.Kuranı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürütmüş, tefsir ilmine önemli katkı sağlamıştır. Tefsiri :iki eseri Tevilu muşkilul Kuran ve Garibul Kurandır. Garibul kurana Alllahın isimleri ve sıfatlarıyla ilgili 26 kavramı açıklayarak başlamıştır.Eserinde uzatmalardan kaçınmış ve kelimelerle ilgili olarak çok detaya girmemiştir.


ET -TABERİ
Taberistanda doğmuştur.Yedi yaşında hafız olmuş, dokuz yaşında hadis ezberlemeye başlamıştır.Tahsil için Rey,Basra,Kufe ,Medine ,Suriye ve Mısır gibi şehirlere gitmiş sonrada Bağdada yerleşmiştir.Hadis ,Fıkıh ,Tarih ve Edebiyat alanlarında meşhur alimlerden ders almıştır.Taberi Şiilik ve Rafizilik le itham edilmiştir fakat bu vasıfları taşımamaktadır.Fıkıhta önceden Şafii mezhebinden olup sonradan mutlak müçtehidlik mertebesine ulaşmıştır. Tefsiri : Camiul Beyan an Tevili Ayil Kuran eseridir. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir,kendisinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir. Taberi tefsirine mukaddime ile başlar ,mukaddimede Kuran ile ilgili bazı konulara yer verir.Arapçanın özelliklerinden bahseder,tefsir ve tevili terimlerini açıklar.Kuran sure ve ayetlerin tevilini yapar.Tefsirine tefsir değilde te'vil adını vermiştir.Eserinde kıraatlere işaret eder.Tefsirinde israiliyata da rastlanır.Camiul Beyan adlı eserinde çokça kelam ve akide konularında bilgi vardır yine eserinde ehli sünnet vel cemaat mezhebini destekler.


İBN EBİ HATİM
Reyde doğmuş ve aynı yerde vefat etmiştir.Üç ilmi seyahati vardır.Hatim aklın alanını en aza indiren ve nassları tevil etmeksızın onlardan hüküm çıkarmayı esas alır. Yirmi iki eseri vardir İslam ilimlerinin çeşitli ilim dalları ile ilgili. Tefsiri : Eseri Tefsirul Kuranıl Azim Müsneden ‘an Rasulullahi ves Sahabeti vet Tabiin dir.Bu eseri yazmadaki hedefi sadece Hz . Peygamberden ,sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini derlemektir.


EZ -ZEMAHŞERİ
Dilci,edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.Mekkede uzun süre yaşamıştır.Selçuklu sultanlarından melikşah devrinde Zemahşerde doğmuştur. İlk tahsilini babasından almıştır.Fıkıh,kelam,mantık,felsefe ,Arapça gibi dersleri muhtelif hocalardan almıştır.Zemahşeri itikatta mutezile, fıkıhta ise hanefidir. Tefsiri :Eseri el -Keşşaftır.Bu eseriyle kuranın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır.Eserde kıraat farklılıklarına işaret eder.Az da olsa uydurma hadis ve israiliyat a yer vermiştir.Tefsrde soru cevap metodu kullanılmıştır.


KURTUBİ
Kurtubada doğmuştur.Endülüsün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Çeşitli hocalardan Dil,edebiyat ,kuran ilimleri,kıraat ,tefsir ,hadis derslerini aldı.Fıkıhta Maliki mezhebine mensuptur. Tefsiri : Eseri el Camiu li Ahkamil Kuran vel Mübeyyin lima Tedammenehu minessünneti ve Ayil Furkandır.Ahakam ağırlıklıdır.Kuranın bütün ayetlerini hmen hemen her yönden incelemiştir


FAHRUDDİN RAZİ
Rey şehrinde doğmuştur.Dini ilimlerde alim olduğu gibi fen ilimlerindede söz sahibidir.en meşhur ilim dalı kelam dır. Tefsiri :Eserin adı , Mefatihul Gayb tır.Tetfsirul Kebir de denir.Ayetlerin tefsirine sebebi nüzul ile,kelime tahlilleri ile farklı kıratları zikretmekle çoğunluklada ayetler arasında münasebeti kurarak başlar.Bir ayeti tefsir ederken önce onu açıklayan başka ayetlere işaret eder. Neshi kabul eder,kuran da her şeyin mevcut olduğu inancı vardır.Kelam ilminde derinleşmiştir.Fıkıh ilmindede iler seviyeye ulaşmıştır.Şafi mezhebine mensuptur.


İBNU KESİR
Tarih ,Tefsir,Hadis ,Tarih ,Kelam dersleri aldı.Şam bölgesinin Busra şehrinin Müceydilülkarye köyünde doğmuştur.İbn Teymiyye hocasından etkilenmiştir.Fıkıhta Şafii mezhebindendir,diğer mezheblerin görüşlerine de açıktır. Tefsir : Tefsirul Kuranil Azim dir.Eserin rivayet tefsiri arasında önemli yeri vardır.Eserinde kendi görüşüne yer vermiştir,eserin önemli mukaddimesi vardır.Kesir önce tefsir edeceği ayeti verir.Derinleşmeden fıkhi tartışmalara girer.İsrailiyatla ilgili rivayetlerden kaçınıması gerektiğin söyler.


EBUSSUUD
İstanbul yakınlarında Metris köyünde doğmuştur.İlk derslerini babasından almıştır.Çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır.55 yaşında iken şeyhülislam olmuştur.Osmanlının 13.şeyhülislamıdır.Dini hükümleri iyi bilen ,sağlam karekterli ,kimseye haksızlık etmeyen ,çok çalışkan alim olarak bilinmiştir.İçinde bulunduğu dönemin durumunu ,şartlarını ,halkın örf ve adetlerini dikkate alır,işlerindede dinin emirlerinden çıkmamıştır.Güler yüzlü ve tatlı dilli olarak bilinirdi.Tefsir ,fıkıh ve diğer ilimlerde pek çok eser vermiştir. Tefsiri : İrşadül Akli Selim ila Mezayal Kuranil Kerimdir.Tefsirul Ebissuud ismi ile meşhur olmuştur.Kuranın tamamını tefsir etmiştir.Eserlerini Arapça olarak ele almıştır.Kuran ayetlerinin fesahat ve belagatı ile ilgili tespit yapmıştır.İsrailiyat türünden rivayetlerden faydalanmış fakat bazılarının uydurma olduğunu belitmiştir.Ahkam ayetlerinde bağlı bulunduğu Hanefi mezhebini öne çıkarmış,diğe mezheplerin görüşlerinede yer vermiştir.


İSMAİL HAKKI BURSEVİ HAYATI
Bulgaristan sınırları içerisinde doğmuştur.Bursada otuz seneden fazla yaşamış ,Ulucamide vaaz vermeye başlamıştır.Bu vaazdan sonra Fatihadan itibaren kuranı tefsir etmeye başlamıştır. Tefsiri : Ruhul Beyandır. Osmanlı döneminde ve işari tefsir ekolünde yazılmıştır.Meviza türü için önemli kaynaktır.Tefsirde hem dirayet hem de rivayet tefsiri metodunu kullanmıştır.


MUHAMMED ABDUH
Mısırda doğmuştur.Aslen türkmendir.El ezher üniv. Eğitim görmüştür.Felsefe,kelam dersleri almıştır.İngiliz sömürge yönetimine karşı faliyetinden dolayı beyruta sürülmüş,burada dersler okutmuştur.Müftülük yapmıştır. Tefsiri : Tefsirul Kuranil Hakim dir.Tefsir Menar ismi ile meşhur olmuştur.Amme cüzü tefsiri ve Asr suresi tefsiride vardır.Tefsirinde insanların dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru itikat ve sağlam yaşayış programı sunmayı amaç edinmiştir.Akıl taraftarıdır ,taklide karşı çıkar.Abduh ayetleri günümüzlede ilişkilendirmiştir.Tefsirinde israilliyata yer vermemiştir.


MUHAMMED İZZET DERVEZE
Filistinin Nablus şehrinde doğmuştur.İlk ve orta öğrenimini orada yapmıştır,maddi imkansızlıklardan dolayı öğrenimine devam edememiştir.on sekiz yaşında memur olmuştur.1906 dan itibarende osm. Dev. Fikir hareketleri ile ilgilenmiştir.İttihat ve terakki cemiyetine üye olmuş,arap milliyetçiliği hareketlerinde aktif rol oynamıştır.Tefsir,hadis,fıkıh,kelam,dil ,edebiyat,şiir ,tarih alanında çok sayıda eser okumuştur. Tefsiri :Tefsirul Hadis tir. Bu eser için 247 farklı eserden istifade etmiştir.Sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde siyer bilgilerini önemli veri olarak kullanmıştır.Kuranın kuranla anlaşılmasına önem verilmiş,Kurana bütün olarak bakmıştır.Eserini sade üslupla kolay anlaşılır dilde yazmıştır.Kelamla ilgili derin konulara girmemiştir.


SEYYİD KUTUP
Mısırın Asyut kasabasında doğmuştur.Küçük yaşta kuranı ezberlemiştir.Orta ve lise tahsilini el-ezherde bitirmiş,Kahire üniv. Darul ulum fakültesine girmiştir.Konum dersleri isimli makalesi onun dönüşüm içine girip İslami düşünce hareketine katıldığı kabul edilir.1948 in sonlarında islamda sosyal adalet isimli eserini yayımladı.Bu kitabında sosyal adaletin islamda olduğunu ve hakiki adaletin kuranın gölgesinden başka bir yerde olmadığı açık açık anlatmıştır.Siyasi görüş ve düşünceyle ilgili yoldaki işaretler adlı eseri vardır.Nasıra karşı darbe girişiminden tutuklanmıştır ve idam edilmiştir. Tefsiri : Fi Zilalil Kuran dır.Tefsiri yazmadaki gayesi kuranın kendisinden yola çıkarak yeni bir insan ,hayat ,ve toplum modeli oluşturmaktır.Her surenin iniş sebei,adı,maksadı,ayet sayısı ,mekki ve medeni oluşu hakkında bilgiler verir.Ayetleri teker teker değil bütünlük içinde ele almıştır.Eserde kuranın kuranla tefsirine sık sık başvurmuştur.Mezhepler arasında ihtilaflara az yer vermiştir.Kuranın emir ve yasaklarını belirtir.Sosyal meselelere geniş yer verir.


İBNU AŞUR
Tunusta doğmuştur.Fas asıllıdır.İlk öğrenimini tamamladıktan sonra yüksek öğrenim kurumu olan Zeytune Camiine girmiş,mezun olup öğretim üyesi olmuştur. Üniversitede arap dili ve edbiyatı,fıkıh usülü,hadis ve tefsir dersleri okutmuştur. 1913 ten sonra ayrıca maliki kadılığınıda yürütmüştür.İlk maliki şeyhülislam olmuştur.Zeytune üniv. Rektörlüğüne atanmıştır.Mücadeleci şahsiyete sahiptir.Tefsir ,hadis,fıkıh usülü gibi alanlarda kırka yakın eser vermiştir. Tefsiri : Et Tahri vet Tenvir dir. Otuz cilt halinde yayınlanmıştır.Yüz otuz sayfasında mukaddimesinde tefsir meseleleri üzerinde durmuştur.Ayetleri Kurandaki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde ayetlere başvurmuştur.Ayetlerin tefsirinde belagat konularına ,gramer konularına girmiştir.Şeri hükümlerle ilgili eser vermiştir.Kuranın ilk muhataplarının o devirde yaşayanlar olduğunu kabul edip ,her asra hitap ettiğini ve ilk muhataplarının kültür ve anlayış seviyelerini aşan bilgiler verdiğini söyler.


0 Yorum - Yorum Yaz


ÜNİTE-6-ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI

Eser KUŞ/11040240/ İDKAB-2

Mukatil b. Süleyman:Aleyhinde pek çok sözler söylenmiş olmasına rağmen tefsir ilminde şöhret yapmıştır. Mukatil'in tefsiri, et-Tefsiru'l-Kebir, Tefsiru Mukatil diye de anılır. Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsirdir. Eserde muğlak kelimelerin izahı yapılmakta, vücuh ve nezair üzerinde durulmaktadır. Kuran kıssaları ile ilgili lüzumsuz ayrıntılara girilmiştir. İsraili haberlere ve tarihi hadiselere yer verilmiştir. Nadir olarak isnada rastlanılır.

El-Ferra:Küçük yaşlardan itibaren Lügat ve Tefsir ilimlerine daha fazla ilgi gösteren Ferra meşhur alimlerden ders aldı. Kuvvetli bir hafızaya sahipti. Bu sayede kitaplarını yazılı metne bakmadan talebelerine aynen imla ettirirdi. Meani'l Kur'an adıyla meşhur olan eserinin asıl adı Tefsiru Muşkili İ'rabi'l-Kur'an ve Meanihi'dir. Ferra tefsirini mevcut Kur'an tertibi üzerine yazmıştır. Fakat her ayet üzerinde durmamış, kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Ferra gerektiği yerde kendinden öncekilerin görüşlerine de yer verir. Tefsirinde kıraat meselelerine de temas eder. Arap şiirine başvurur. Sebeb-i nüzul rivayetlerden de yararlanır.

İbnu Kuteybe: Kufe'ye yerleşmiş kültürlü bir aileye mensuptur. Dönemin en seçkin alimlerinden ders aldı. İlim tahsili için, Horosan, Mekke ve Basra'ya gitti. Gençliğinde kendisini ehl-i sünnet ve mutezile mücadelesi içinde bulmuş, hocası Cahız'ın karşısında yer alarak mutezileye sert cevaplar vermiştir. Mücadelesi başarıyla sonuçlanmıştır. Hayatının büyük bir bölümü Abbasilerin en parlak döneminde Bağdat'ta geçmiştir. Eserleri Te'vilu Muşkilu'l-Kur'an ile Ğaribu'l-Kur'an dır. Ğaribu'l Kur'an'da Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili 26 kavramı ele almıştır. Kitapta en çok kullanılan kelimeler başlığı altında da Kur'an'da geçen 40 kelime hakkında bilgiler vermiştir. Her surede anlaşılması zor olan kelime ve terkipler üzerinde durarak eserini bitirmiştir. Eserini çok muhtasar tutmuş, lüzumsuz uzatmalardan kaçınmıştır.

Et-Taberi:Yedi yaşında hafız oldu, dokuz yaşında hadis ezberlemeye başladı. Zamanın, Hadis, Fıkıh, Kıraat, Tarih ve Edebiyat sahalarında meşhur alimlerden ders aldı. Kırk sene süreyle, her gün 40 varak yazmak suretiyle, son derece hacimli eserler meydana getirdi. Fıkıhta önceleri Şafii mezhebine mensupken, sonra mutlak müctehidlik mertebesine ulaştı.Bağdat'ta vefat etmiş, muhaliflerinin çokluğu nedeniyle, ölümü gizli tutularak geceleyin vefat ettiği eve defnedildi. Te'lif ettiği birçok eserlerin çoğu kaybolmuş, günümüze ulaşmamıştır.Eserinin adı, Camiu'l-Beyan an Te'vili Ayi'l Kur'an'dır. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir. Dirayet tefsirleri yönündende küçümsenmeyecek tespitleri vardır. Tefsirine mukaddime ile başlar. Mukaddime'de Kur'an'ın nazil olduğu Arapça'nın özelliklerinden ve lehçelerinden söz eder. Tefsir ve Te'vili terimlerini açıklar. Eserine Tefsir değil de Te'vil adını vermiştir. Ayetleri tefsire başlarken aynı isimlendirmeyi sürdürür. Ayeti zikrettikten sonra tefsirine girişir.Peş peşe senedlerini zikreder. Ayetin tefsirinde birden fazla görüş varsa, bu görüşleri ve delillerini ayrı başlıklar altında verir. Rivayetlerin senedlerini ve metinlerini tenkid eder. İhtiyaç duyduğunda ayetlerin gramer tahlillerini yapar. Kıraat farklılıklarına göre ayetlerin kazandığı anlamları verilir. Tefsirinde İsrailiyyata da rastlanır. Arap şiirindende büyük ölçüde istifade etmiştir.

İbn Ebi Hatim:Rey gibi zengin bir ilmi ortamda ve seçkin bir aileye mensup olması, yetişmesinde önemli rol oynar. Onun en başta gelen hocalarından birisi, zamanın önemli Hadis alimi olan babası Ebu Hatim'dir. Keynaklar onun üç önemli ilmi seyahatinden bahseder. Bunlardan ilki babasıyla hacca gitmesidir. İkicisi Mısır ve Suriye havalisine yaptığı seyahat, üçüncüsü de İsfehan Bölgesi'ne yaptığı seyahattir. Onun çok geniş bir rivayet malzemesine sahip olması çok verimli geçen bu ilmi seyahatlerindendir. Tefsirinin adı Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim Müsneden'an Rasulillahi (sav) ve's-Sahabeti ve't-Tabiin'dir. Tefsirin yaklaşık yarısı kayıptır. İbn Ebi Hatim bu eserinde sadece Hz. Peygamber'den, sahabedeb ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini derlemiştir. Tefsirinde kendi görüşlerini yansıtmaktan kaçınmıştır.

Ez-Zemahşeri:Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. Okuma yazma öğrenip hafız olduktan sonra ilim tahsili için Buhara'ya gitti. İtikadda ateşli bir Mu'tezile, fıkıhta ise Hanefi'dir. Eserinin adı el-Keşşaf'tır. Eserini Mekke'de ikameti sırasında kaleme almış iki yılda tamamlamıştır. Eseri dil ve balağat yönünden önemlidir. Bu tefsir tefsirlerin anası olarak kabul edilmiştir. Eser çok tenkide uğramış ve eserdeki Mu'tezile mezhebinin görüşlerine uygun te'villerin ayıklanması, çürütülmesi ve reddi sadedinde birçok eser kaleme alınmıştır. el-Keşşaf'ta bin kadar beyit vardır. Kıraat farklılıklarına işaret edilmiştir. Eserin en çok tenkide uğrayan yönlerinden biri şaz kıraatlere yer vermesi ve bunları tefsire delil kabul etmesidir. Az da olsa İsrailiyyata ve uydurma hadislere yer verilmiştir. Eserde ehl-i sünnet alimlerine karşı ağır bir dille tenkidde vardır.

El-Kurtubi:Kurtuba'da çiftçilikle uğraşan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Öğrenim çağına girince, önce Arapça ve şiir, sonra da Kur'an öğrendi. Kurtubi, salih, arif, mütevazi kişiliğiyle ve sade yaşayışıyla, ilimde yüksek bir mertebeye ulşamış bir alim olarak tanıtılır. Fıkıhta Maliki mezhebine mensuptur. Eseri ahkam ağırlıklıdır. Kur'an'ın baştan sona tefsirini içerir. Eseri mukaddime ile başlar. Mukaddime'de verdiği esaslara uymuş ve rivayet ağırlıklı, son derece faydalı bir tefsir ortaya koymuştur. Fıkıhta Maliki, itikadda Eş'ari'dir.

Er-Razi:Yalnız İslami ilimlerde değil, bütün ilimlerde mütehassıs olduğu için gittiği her yerde sultanların iltifatını kazandı. En meşhur olduğu ilim dalı Kelam'dır. Kelam ilmini ilimlerin en şereflisi ve mükemmeli olarak görür. Razi dönemindeki İslam düşünürlerine göre daha fazla akılcıdır. Tefsirinin adı Mefatihu'l-Ğayb'dır. Eserini yazmaktaki amacının, akıl ve istidlal yolları ışığında Kur'an'a yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmak olduğunu belirtmiştir.

İbnu Kesir:Öğrenimini tamamlayıp, hatip, müderris, kıraat alimi, müftü ve mahkeme üyesi olarak çeşitli görevlerde bulundu. Şafii mezhebine mensuptur. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'ani'l Azim'dir. Önemli rivayet tefsirlerindendir. Eserinde kendi görüşlerine de yer vermiştir. Eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir. Onu, kolay ve özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra, varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar. Bu nedenle onun bu tefsiri, Kur'an'ın Kur'an'la tefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.

Ebussuud:İlk derslerini babasından aldı. Eğitimini tamamladıktan snra 26 yaşında müderris oldu. Çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Sekiz yıl kazaskerlik yapan Ebussuud 55 yaşında şeyhülislam oldu. Tefsirinin özellikleri şunlardır:Kur'an ayetlerinin fesahat ve belağatı ile yapmış olduğu tespitlerdir. Gerek gördüğünde gramer ile ilgili açıklamalara da girer.Ayetler arasındaki münasebete önem vermiştir. Şiirlerden de yararlanmıştır.

İsmail Hakkı Bursevi:Eserinin adı, Ruhu'l-Beyan fi Tefsiri'l-Kur'an'dır. Tefsirde hem rivayet hem dirayet metodu birlikte kullanılmış ve müellifin tasavvufi yorumlarıyla zenginleştirilmiştir. Ayetler, ayet ve hadislerle açıklanmıştır. Manayı açmak için gramer ve kelime tahlillerine girilmiştir.Tefsirinde İslam'ın itikat esasları ile ters düşen tespitleri vardır. O, sünnet kavramı içine, meşayihin görüş ve davranışlarını da dahil eder. Peygamberler ve veli kullar Allah'ı kalp gözüyle görebilmişlerdir, rüyada Allah görülebilir gibi görüşler bildirmiştir.

Muhammed Abduh:Mezun olduğu el-Ezher'e hoca tayin edildi. İngiliz sömürgesine karşı faaliyetleri oldu. Mısır'daki eğitim ve yargı kurumlarının yeniden yapılandırılması için faaliyette bulundu. Taklide şiddetle karşı çıkıp hür bir akıl taraftarıdır. Tefsirinin adı, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Hakim'dir. Tefsirinin gayesinin, kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir.

Muhammed İzzet Derveze:Gençliğinden itibaren kendi çabasıyla eğitim ve öğretimini bol bol okuyarak telafi etmiştir. Arap milliyetçiliğinin oluşmasında ve Filistin hareketinin şekillenmesinde önemli rol oynamıştır.Tefsirinin adı, et-Tefsiru'l-Hadis'tir. Tefsirin en önemli özelliği surelerin nüzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır.Aynı konuyla ilgili olan ayetleri gruplandırarak işlemiştir. Tefsirinde siyer bilgilerini önemli bir veri olarak kullanmıştır.İlmi tefsire şiddetle karşı çıkmıştır.

Seyyid Kutub:Eserinin adı Fi-Zılali'l-Kur'an'dır. Tefsirini yazmaktaki gayesi, Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak, yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır. Sahip olduğu edebiyat bilgisini çok iyi değerlendirmiş, ve Kur'an'ın ifade özelliklerini dirayetle ortaya koymuştur. Eserde Kur'an'ın Kur'an'la tefsirine sıklıkla başvurulur. Hadisle tefsirine çok az yer vermiştir.

İbn Aşur:Tefsirinin adı, et-Tahrir ve't-Tenvir'dir.Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuştur. Ayetleri Kur'an'daki normal sırasına göre tefsir etmiştir. Tefsirinde belağat konularına, lügavi ve gramer inceliklerine de girmiştir.


0 Yorum - Yorum Yaz


--KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ 5--

--TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ--

1- Kuran'ın anlaşılması ve açıklanmasıyla ilgili çalışmalar İslam'da önemli bir yer tutar. Müslümanlar Kuran'ı anlamak ve onun ışığı altında onun rehberliğinde hayatları sürdürmek için önemli çalışmalar yapmışlardır. Kuran'ın anlaşılması ve yorumlanması sadece tefsir ilmiyle değil diğer hadis, kelam, fıkıh, tasavvuf gibi ilimler ve İslam sanat mimarisiyle de iç içedir. Dolayısıyla Kuran'ın yorumunda Müslümanların kültür ve medeniyetinin izlerini görürüz.

2- Hz. Peygamber(sav) Kuran'ı ilk tefsir eden kişidir. Kuran'ı anlama ve açıklamada onun sünnetinin önemli bir fonksiyonu vardır. Çünkü Kuran'ın ilk tefsirinin yine Kuran olduğu kadar sünnet de Kuran'ı açıklar. İbadetlerin nasıl yapılacağı, sosyal münasebetlerle ilgili Kuran'ın öngördüğü düzenlemelerin nasıl gerçekleştirileceği gibi konularda peygamber efendimizin açıklamaları bağlayıcıdır. Yine Hz. Peygamber Kuran'ı tebliğ ve tebyinle görevlendirilmiştir. Bu sebeple o Kuran'ı açıklarken sahabenin durumunu da göz önüne alarak tefsir etmiştir. Sahabelerin anlayamadıkları ifadeleri açıklamıştır. Kuran'ı tefsir ederken geniş anlam ifade eden bir ibareyi belli bir manaya hasretmiştir. Yine Kuran'ı açıklarken toplumun psikolojik ve sosyal durumunu göz önüne almıştır.

3- Hz. Peygamberin vefatından sonra Kuran'ı anlama ve açıklama işini sahabeler üstlenmişlerdir. Sahabe tefsiri iki temele dayanır. Biri müşahedelerine dayalı açıklamaları diğeri de kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalardır. Sahabeler çeşitli meclislerde bulunmuşlar, birçok hadiseye şahit olmuşlardır. Dolayısıyla da sahabeler Kuran ayetlerinin hangi sebeple kime indirildiğini bilen kişilerdir. Sahabe Kuran kıssalarını açıklarken Yahudi ve Hristiyan kültüründen de yararlanmıştır. Arap dilinin tüm özelliklerini bilmişler ve tefsirlerinde bunu ustalıkla kullanmışlardır. Peygamberimiz bir ayeti nasıl tefsir etmişse sahabe de aynen devam ettirmiştir.

4- Sahabe neslinden sonra da Kuran tefsiriyle tabiun ilgilenmiştir. Tabiiler tefsirde Kuran'ın Kuran'la, Kuran'ın sünnetle, Kuran'ın sahabe kavliyle tefsiri şeklinde bir yol izlemişlerdir. Yani peygamberimiz ve sahabe nasıl tefsir etmişlerse tabiun da aynen bunu devam ettirmiştir. Fetihlerle sınırların genişlemesiyle beraber o dönemde tefsirle uğraşacak kişilere daha fazla ihtiyaç duyulmuştur. Bu dönemde ilmi konularda Arap olmayanlar da ön plana çıkmıştır. Tabiun dönemi tefsir hareketi Kuran'ın bütününe doğru genişletilir duruma gelmeye başlamıştır. Bu dönemde İslamiyetin genişlemesinin bir sonucu olarak müfessirler kendinden önceki tefsir usulüne genel anlamda bağlı kalınmadığından dolayı ihtilaflar çoğalmıştır. Yine tabiun döneminde her ayet ve her kelime için tefsirler yapılmıştır.

5- Tefsir ve Te'vil: Te'vil kelimesi tefsirden farklı bir kelimedir. Te'vil, müfessirlerin ellerindeki deliller arasında seçim yaparak bir sonuca varmadır. Te'vil kesin bir sonuç vermez ama tefsir bunun tam tersidir bize kesin sonuç verir. Çünkü te'vilin kaynakları kesin değildir. Maturidi'ye göre tefsir peygamber, sahabe işidir; te'vil ise alimlerin işidir. Buna dayanarak günümüzdeki tefsir çalışmalarına te'vildir diyebiliriz.

6- Bu madde de kaynak ve yöntem tercihleri çerçevesinde Kuran tefsirleri üzerinde duracak olursak bazı önemli tefsir çeşitleri akla gelir. Tefsirin gayesi de zaten insanoğluna her iki alemdeki saadet yollarını gösteren Kur'an'ın anlaşılması, yani Allah'ın kelamıyla neyin murad edildiğini anlamaktır. Bu gayeye ulaşmak için tefsirde iki metot kullanılmıştır. Birincisi rivayet tefsiri, ikincisi dirayet tefsiridir. Dirayet tefsiri, sadece rivayetlerle sınırlı kalmayıp, dil, edebiyat, din, mezhep ve çeşitli bilgilere dayanılarak yapılan tefsirdir. Rivayet tefsiri; Kuran'ın Kur'an ile Kur'an'ın Hz. Peygamberin sünnetiyle veya sahabenin ayetler hakkında gelen rivayetlerini ihtiva eder. Bunların kaynaklarına baktığımızda rivayet tefsiri kaynak olarak Hz. Peygamber'in sünneti, sahabe ve tabiun görüşlerini kullanır. Dirayet tefsirine ise Arap dili ve edebiyatı, tarih, astronomi, felsefe, matematik gibi ilimler kaynak olmaktadır. Dirayet tefsiri çok yönlü ve tek yönlü olmak üzere de ikiye ayrılır. Kur'an'ı çok araç ve vasıtayla açıklayan tefsirlerdir çok yönlü tefsirler. Kur'an'ı bir ilgi veya konu noktasından yola çıkarak açıklayan tefsirlere de tek yönlü tefsirlerdir. Tefsirin dirayet ve rivayet diye ikiye ayrılmasının sebebi tefsir faaliyetinden dolayı değil, tefsir eseri ortaya koymadan dolayı ikiye ayrılmış. Fakat bu iki tefsir tamamen birbirinden ayrı değildir. Dirayet tefsiri içinde rivayet olabileceği gibi, rivayet tefsiri içinde de dirayetin olması mümkündür. Şimdi bunlara derste işlediğimiz tefsir metinlerinden örnekler verecek olursak: Örnek:1 Razi tefsirini dirayet metoduyla yazmış aynı zamanda tefsirinde rivayet metodundan da yararlanmıştır. Tevbe 31. Ayetinin birinci meselesinde rivayet metodunu şöyle uygular. (Ebu Ubeyde dedi: El-Ehbar (kelimesi) fukaha manasındadır.) Örnek:2 Ebussuud da tefsirini dirayet metoduyla yazdığı gibi rivayette metodu da kullanmıştır. Ali İmran 30-31. Ayetleri tefsir ederken rivayet metodunu şu şekilde kullanmış. (Rivayet olunur ki bu ayet(31.ayet) Yahudilerin şu sözünden dolayı nazil oldu. "Biz Allah'ın çocuklarıyız ve ona en sevimli olanlarız.") Örnek:3 Taberi tefsiri yazarken rivayet yöntemini kullanmıştır. Fakat Taberi Bakara 165. Ayeti tefsir ederken dirayet yöntemi de kullanmış. (Allah başka eşler edinenler, Allah'ı sever gibi onları severler. Müminlerin Allah'a karşı olan sevgileri onların eşlerine karşı duydukları sevgiden daha fazladır.) Görüldüğü gibi dirayet tefsiri içinde rivayet olabileceği gibi, rivayet tefsiri içinde de dirayetin olması mümkündür. Yani bu iki tefsir metodu da birbirini içermektedir.

7- Tefsir çalışmaları sadece Hz. Peygamber(sav), sahabe, tabiun dönemi ve tarihin belli bir sahasında kalmayıp Müslüman düşüncesinin bir ürünü olarak günümüzde de devam etmiştir. Ancak o dönemden farklı olarak Kuran'ı anlama ve yorumlamada zamanın etkisi, taraflılık ve batı etkisi görülmektedir. Kuran'ın yorumlanmasına ilişkin yeni yaklaşımlara İslam uygarlığının batı uygarlığı karşısındaki duruşu şekil vermiştir. Bundan dolayı da batıda üretilen bilimsel birikimler Kuran'ı yorumlamak için kullanılmaya çalışılmıştır. Böylece Kuran'ın daha iyi anlaşılacağı düşünülmüştür. Ve bunda başarılı da olmuşlardır ki Kuran tefsirleri batı biliminin ürünleri kullanılarak yazılmaya başlanmıştır. İşte bilimsel tefsire göre de Allah tarafından gönderilen bir kitabın insanoğlunun ortaya çıkardığı bilimsel bulguları içermesi gerektiği vurgulanmaktadır. Dolayısıyla Kuran'ın yeniden yorumlanması gerektiği ve bilimsel düşünce kalıplarına aykırı gelen hadislerin bırakılması gibi bir düşünce hakimdir.


0 Yorum - Yorum Yaz


--KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ 6--

--ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI--

Müfessir, tefsir ilmiyle uğraşan, Allah'ın bu ayetlerinden muradı nedir'i düşünen insandır. Müfessiri bir aile gibi düşünmeliyiz. Ailenin ebeveynleri çoğunlukla ilimle uğraşan alimlerdir. Belli bir ilim çevresi var. Eğitim öğretim sürçlerini hocalarıyla yaşarlar. Hayatlarındaki en önemli şey ezberdir. Hafızaları çok güçlüdür. İlk ezberledikleri şey Kur'an'ı Kerim'dir. Sonra metinleri ezberliyorlar. Bu metinler ikiye ayrılıyor; araç ilimler, temel ilimler. Ezberlerini icazetlerini alana kadar okuyorlar. Bir alim bu eğitim öğretim süreçlerinden geçer ve donanımı elde eder. Bu şekilde bilgiyi dönüştürür.

1- MUKATİL b. SÜLEYMAN (h.80-150/m. 699-767): Mukatil, Belh de doğmuş Bağdat ve Basra da ilim tahsil etmiş ve tedris faaliyetlerinde bulunmuştur. Lehinde ve aleyhinde birçok sözler söylenmesine rağmen tefsir ilminde şöhret yapmış bir şahsiyettir. Tenkit edildiği noktalar; israiliyyata yer vermesi, senedsiz, tedlis ve yalan haber rivayet etmesidir. Fakat bunları bir tarafa bırakacak olursak tefsirde Ahmed b. Hanbel,İmamı Şafi başta olmak üzere muteber şahsiyetler tarafından övülmüştür. Tefsirinin ismi;'et-Tefsirul Kebir',Tefsirul Mukatil diye anılır. Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine almıştır. Bu özelliğiyle bize ulaşan ilk tefsirdir. Eserde muğlak kelimelerin izahları yapılmakta, vücuh ve nezair üzerinde durulmaktadır. Sebebi nuzüller verilirken şahıs isimleri bol bol verilmektedir. Kur'an kıssalarınada yer verilmektedir. Yer yer israili haberlerede yer verilmektedir. Tefsirde hemen hemen isnad yok gibidir.

2- el-FERRA (h.144-207/m.671-822): Kisai'nin talebesi. Kuvvetli bir hafızaya sahip olan Ferra not tutmaya gerek duymaz duyduklarını hafızasına kaydederdi. Hocasının vefatı üzerine hocasının yerine geçmiştir. Meanil Kur'an adıyla meşhur olmuş eserin adı ‘'Tefsiru Müşkili İrabil Kur'an ve Meanihi'' dir. Tefsirini mevcut Kur'an tertibi üzerine yazmıştır. Her ayet üzerinde durmamış kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirin hedefi Kur'an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır. Tefsirinde yer yer kıraat meselelerine değinir. Sık sık Arap şiirine başvurur. Kelime bilgisini yansıtması açısından önemli bir tefsirdir. . Ferra'nın bu eseri Kur'an nahvi ve kendisinden sonra gelen bütün tefsirlere kaynaklık etmiştir.

3- İBN KUTEYBE (h. 213-276/ m. 828-889): Kufe'de doğmuştur. Dönemin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir. Kuran'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürütmüştür. Te'vilu Muşkilu'l Kur'an ve Garibu'l Kur'an birbirini tamamlayan ve günümüze kadar ulaşan iki önemli tefsir eserleridir. Kelimelerle ilgili fazla detaya inmemiştir. Hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır. Garib kelimeleri açıklarken önce Kur'an'a başvurmuş daha sonra müfessirlere başvurarak en fasih olanlarını seçmiştir. Gramerle ilgili konulara girmemiştir.

4- et-TABERİ ( h.224-310/m.838-923): Taberistan ‘ın Mul şehrinde dünyaya gelmiştir. Yedi yaşında hafız oldu, dokuz yaşında hadis ezberlemeye başladı. Fıkıhta önceleri Şafii mezhebine mensupken sonradan mutlak müçtehidlik mertebesine ulaşmıştır. Eserinin tam adı ‘'Camiul Beyan an Te'vili Ayil Kur'an ‘‘dır. Tefsirinin çeşidi rivayettir. Kendisinden sonraki tefsirlere kaynaklık etmiştir. Ancak tefsiri dirayet tefsirinide ihtiva eder. Tefsirine bir mukaddime ile başlar. Mukaddimede Kur'an ile ilgili bazı konulara yer verir. Tefsir ve te'vil terimlerini açıklar .Kur'an ı kendi re yi ile tefsiri yasaklayan hadisleri, ardından Kur'an tefsirine teşvik eden hadisleri ve sahabeden Kur'an ı tefsir edenleri zikreder. Sonrada Kur'an surelerinin ve ayetlerinin te'viline geçer. Eserine tefsir değil de te'vil adını vermiştir. Rivayetleri peş peşe senetleriyle birlikte zikreder. Senetleri zayıflık ve kuvvet bakımından inceleyerek aralarında tercih yapar. Tefsirinde yer yer israiliyyata rastlanır.

5- İBNİ EBİ HATİM (h.240-327/m.854-939): Reyde doğmuş yine aynı yerde vefat etmiştir. Rey gibi zengin bir ilmi ortamda olması ve seçkin bir aileye mensup olması yetişmesinde önemli rol oynamıştır. En başta gelen hocalarından birisi babası Ebu Hatim olmuştur. Üç ilmi seyahati olmuştur. Bunlardan ilki babasıyla hacca gitmesi, ikincisi Mısır ve Suriye havalisine yaptığı seyahat, üçüncüsüde İsfehan bölgesine yaptığı seyahattir. Yüksek ilmi seviyesinin yanında zühd ve takvasıyla da takdir edilmiştir. İslami ilimlerin her sahasında mütebahhir olan alimimiz, çeşitli ilimlerde pek çok eser vermiştir. Tefsirinin adı Tefsirul Kuranil Azim'dir. Tefsirinin yarısı kayıptır. Bu eseri yazmasındaki hedefi Hz Peygamberden, sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliğinde derlemektir. Tefsirde kendi görüşünü belirtmekten özellikle kaçınır. Metodu, bir ayetin tefsirinde peygamberden bir rivayet varsa onunla yetinmiş, aynı görüşü belirten sahabiyi zikretmemiş. Sahabilerin görüş birliğinde olduğu bir tefsirde en sağlam isnadı zikretmiş, geriye kalanın sadece ismini zikretmekle yetinmiştir.

6- EZ-ZEMAHŞERİ (H.467-538/M.1075-1143): Selçuklu sultanı Melikşah devrinde Zemahşer'de dünyaya geldi. Okuma yazmayı öğrenip hafız olduktan sonra Buhara ya gitti. Mekke'de uzu bir süre kaldığından ‘carullah zemahşeri' lakabı verilmiştir. Zemahşeri Buhara da muhtelif hocalardan Usulü Fıkıh, Fıkıh, Hadis, Tefsir, Mantık, Felsefe ve Arapça dersleri aldı. Zemahşeri itikadda ateşli bir Mutezile, fıkıhta ise Hanefidir. Mutezile oluşundan dolayı çok tenkid edilmiştir. Eserinin adı Keşşaf'tır. Bu eseri İslam aleminde tanınmasını sağlamıştır. Üzerinde yüzlerce şerh, haşiye talik ve reddiye yazılmış bir kitaptır. Kendinden önce yazılmış tefsir ve müfessirlerden büyük ölçüde etkilenmiştir. Zemahşerinin bu tefsiri daha çok dil ve belağat bakımından önemlidir. Bu eseriyle belağat yönünden Ku'ran'ın mucizliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Keşşaf tefsiri Umumit-tefasir: Tefsirlerin anası veya ana tefsir olarak kabul edilmiştir. Eserde kıraat farklılıklarına büyük ölçüde işaret edilir. En çok tenkide uğrayan yönlerinden biriside şaz kıraatlere yer vermesi ve bunları tefsirde delil kabul etmesidir. Az da olsa israiliyyata, zayıf hatta uydurma hadislere de eserde yer verilmiştir. Ehli sünnet alimlerine karşı oldukça ağır bir dille tenkitlerde yer alır. Tefsirde genellikle soru cevap metodu kullanılmıştır.

7- EL-KURTUBİ (Ö.671-1273): Kurtuba da doğdu. Endülüs'ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir. Kaynaklar Kurtubi'yi salih, arif ve mütevazi kişiliğiyle tanıtırlar. Kurtubi fıkıhta Maliki mezhebine mensuptur. İtikadi olarak Eşaridir. Tefsirinin adı el-Camiu li-Ahkamil Kuran ‘dır. Eseri ahkam ağırlıklıdır. Bütün Kuranın baştan sona tefsirini ihtiva etmektedir. Tefsirine oldukça kapsamlı bir mukaddime ile başlar. Rivayet ağırlıklı son derece faydalı bir tefsir ortaya koymuştur. Rivayete ağırlık vermiş olması dirayeti ihmal ettiğini göstermez. Kendi zamanına kadar yazılmış olan tefsirlerden kaynak belirtmek şartıyla bol bol alıntı yapmıştır.

8- ER-RAZİ (H.543-606/M.1149-1210): 543 senesinin Ramazan ayında Rey şehrinde doğdu. Künyesi Ebu Abdullah veya Ebul Fadl, lakabı Fahruddin'dir. Kendisine ilimdeki şöhreti sebebiyle Allame, Şeyhülislam ve Fahru'r-Razi denilmiştir. Üstün bir zeka ve anlama gücüne sahip olan Razi tahsilini bitirip, ilimde yüksek derecelere kavuştuktan sonra bazı seyahatler yaptı. Razi sadece islami ilimlerde değil, zamanın bütün ilimlerine mütehassıs idi. Pek çok alim yetiştiren Razi birçok ilimde söz sahibiydi. Razi'nin en meşhur olduğu ilim dalı Kelamdır. Razi dönemindeki İslam düşünürlerine göre daha fazla akılcıdır ve Kelam ilminde de akla diğer alimlerden daha fazla değer vermiştir. Tefsirinin adı Mefatihu'l-Gayb'dır. Tefsiri Kebir, Tefsiru'r-Razi diye de anılmıştır. Eserde her sure bir kitap niteliğinde olup, kitaplar bölümlere bablar meselelere bölünmüştür. Bir ayeti tefsir ederken genellikle önce onu açıklayan başka ayet ve ayetlere işaret eder. Bu arada ilgili hadis ve rivayetlere de yer verir. Sonunda ayetten çıkarılabilecek neticeleri sıralar. Eserinde tasavvufi konulara girmesi bazen hiç beklenmedik bir yerden işari bir anlam çıkarabilmesi de dikkat çekicidir. Eserini yazmaktaki maksadının akıl prensipleri istidlal yolları ışığında Kurana yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak, bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmak olduğunu belirtir.

9- İBN KESİR (H.701-774/M.1301-1373): Şam bölgesinin Busra şehrinde dünyaya gelmiştir. İbni Teymiyye etkilendiği hocalarındandır. Tarih, tefsir, fıkıh ve Hadis ilimlerinde öne çıkmış alimlerimizdendir. Öğrenimini tamamladıktan sonra, hatip, müderris, kıraat ilmi, müftü ve mahkeme üyesi olarak çeşitli görevlerde bulundu. Şafii mezhebine mensup olmakla birlikte diğer mezheplerin görüşlerine de açıktı. Hayatının sonlarına doğru gözlerini kaybeden ibni Kesir Dımaşk ta vefat etmiştir. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'ani'l-Azim'dir. Eserin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır. Müfessir yer yer kendi görüşlerine de yer vermiştir. Eserde önemli bir mukaddime vardır. Tefsirinde önce tefsir edeceği ayeti verir, onu kolay ve özet bir şekilde açıkladıktan sonra varsa konuyla ilgili diğer ayetleri sıralar. Bu nedenle onun tefsiri Kuranın Kuranla tefsirinde şöhret yapmıştır. Daha sonrada konuyla ilgili hadisleri verir. Bundan sonrada diğer rivayetlere geçip sahabe tabiin ve tebei tabinin kavillerini verir. İbni Kesir fazla derinleşmeden bazen fıkhi münakaşalar da girer. İsrailiyyattan kaçınılması gerektiğini vurgular.

10- EBUSSUUD (H.896-982/M.1490-1574): İstanbul yakınlarındaki metris köyünde doğdu. Ebusuud ilk dersini babasından aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra yirmi altı yaşında müderris oldu, çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Kadılık kazaskerlik gibi görevlerde bulunan Ebusuud 55 yaşında şeyhülislam oldu. Dini hükümleri çok iyi bilen, sağlam karakterli, kimseye haksızlık etmeyen, hatır için asla söz söylemeyen, çok çalışkan ve gayet tedbirli bir alimdi. Eserleri; İrşadüL Akliselim, Ma'ruzat, Hasmul Hilaf, Gamzetül-Melih ve diğer eserleri Tefsirinin tam adı İrşadü'l Aklis-Selim ila Mezaya'l Kuranil-Kerim ‘dir. Ebu Suud Kuranın tamamını tefsir edenlerdendir. Eserini Arapça olarak kaleme almış ve Kanuni Sultan Süleyman'a sunmuştur. Eserinde yazmış olduğu mukaddimeden pek çok müfessir istifade etmiştir. Eserinin en önemli özelliği Kuran ayetlerinin fesahat ve belağati ile yapmış olduğu tesbitlerdir. Ayetler arsındaki münasebet önem verdiği hususlardandır. Bazen israiliyyat türünden rivayetlerden de faydalanmış fakat uydurma olduğunu belirtmiştir.

11- İSMAİL HAKKI BURSEVİ(h.160-1137/m. 1653-1725): Bulgaristan sınırları içinde bulunan Aydos ta doğmuştur. Bursa da otuz seneden fazla ikamet edip burada vefat ettiği için Bursevi nisbesiyle meşhur olmuştur. Küçük yaşta Kuran okumayı öğrenen İsmail Hakkı Ahmed Efendi'den Arapça, Sarf, Nahiv dersleri almış ve hatla meşgul olmuştur. İsmail hakkı şeyhinden manevi terbiyenin yanı sıra zahiri ilimlerle ilgili dersler aldı. 1675'te şeyhi tarafından Üsküp'e halife olarak gönderildi. İsmail hakkı açık sözlü sözünü esirgemeyen bir alimdi. Bu özelliği bakımından şehrin ileri gelenleri İsmail Hakkı hakkında şikayette bulundular ve şeyhinin tavsiyesi üzere Köprülü ye geçti. İsmail hakkı daha sonra Bursa'ya halife tayin edildi. İstanbul'a şeyhinin yanına gittiği zaman şeyhi ölümünün yaklaştığını anlayınca onu şeyh ilan etti. Eserinin tam adı Ruhul Beyan fi Tefsiril Kuran ‘dır. Osmanlı döneminde işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerdendir. Tefsiri meviza ağırlıklıdır. Hem rivayet hem dirayet metodu birlikte kullanılmıştır tefsirinde. Ayetler yine ayetlerle ve hadisi şeriflerle açıklanmıştır. İsmail Hakkının tefsirinde İslam'ın itikad esaslarıyla ters düşen tesbitlerde bulunmaktadır.

12- MUHAMMED ABDUH (h. 1265-1315/m. 1849-1905): Mısırda doğmuştur. Şeyh Derviş Hızırla görüşmesi hayatının dönüm noktası olmuştur. İçindeki ilim aşkını bu zata borçlu olduğunu söyler. Kahire ye eğitim öğretim görmek için gitti. Ezher üniversinde eğitim gördü. Aradığını orada bulamayınca kendini kitaplara verdi. Cemaleddin Afgani'den ders almaya başladı ve aradığını bu hocasında buldu. Ezher'den mezun oldu ve ertesi sene Ezher'e hoca olarak atandı. İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri sebebiyle Beyrut a sürüldü. Bazı kimselerin araya girmesi ve siyasete bulaşmama şartı ile affedilip Kahire'ye döndü. Önce Kahire dışında sonra merkezde hakimlik görevi yaptı. 1899 da Mısır müftülüğüne tayin edildi. İskenderiye'de vefat etti. Tefsirinin asıl adı Tefsirul Kuranil Hakim'dir. Tefsirul Menar ismiylede meşhur olmuştur. Eseri hocasının el-Ezher'deki tefsir derslerinde aldığı notlarla kaleme alan Muhammed Reşid Rıza'dır. Abduh taklide şiddetle karşı olup hür bir akıl taraftarıdır. Abduh ayetleri nazil olduğu dönemle sınırlandırmayıp günümüze de getirip, günümüz olayları ile de irtibat kurma taraftarıdır. Ayet ve sureler arsındaki münasebete özel önem vermiştir. Tefsirinde israiliyyata yer vermemiş yer verenleri eleştirmiştir.

13- MUHAMMED İZZET DERVEZE (h.1305-1404/m.1888-1984): Filistin'in Nablus şehrinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini aynı şehirde yaptı. Maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitim öğretimine devam edemeyince on sekiz yaşında memuriyet hayatına başladı. Suriye posta telgraf idaresinin değişik kademelerinde memur, müdür ve müfettiş olarak görev yaptı. II. Meşrutiyetin ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. 1939 da Fransız askeri mahkemesince tutuklandı bu süre zarfında Kuranı Kerimi hıfzetti. İngilizlerin baskında kalınca Türkiye ye kaçtı. Türkiye de kaçak olduğundan tutuklandı burada el-Kuanül-Mecid isimli eserini yazdı. Siyasi faaliyetlere son vererek kendini ilme adadı. Tefsirinin adı et-Tefsirul-Hadis'tir. Tefsirinin en önemli özelliği surelerin nüzul sırasına göre tefsie edilmiş olmasıdır. Aynı konuyla ilgili olan ayetleri gruplandırarak işler. Ayetlerin tefsirinde siyer bilgilerini önemli bir veri olarak kullanmıştır. Kuranın yine Kuranla anlaşılmasına önem vermiştir. Kuran ilkelerini amaçlar ve araçlar olarak sınıflandırmıştır. Eserini sade anlaşılır bir üslupla yazmıştır.
İlmi tefsire şiddetle karşı çıkmış, neshi kabul etmiştir.

14- SEYYİD KUTUB (1906-1967): Mısır'ın Asyut kasabasında dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlarda Kur'an'ı Kerim'i ezberledi. Kahire ye giderek orta ve lise tahsilini el-Ezher de tamamladı. Kahire ünivesitesi'ni Darul Ulum Fakültesine girdi, mezun olduktan sonra Arap Dili ve Edebiyatı öğretim görevlisi olarak tayin edildi. Sosyoloji doktorası için Amerika'ya gitti. Cemal Abdünnasır a düzenlenen suikast girişimi nedeniyle birçok Müslüman gibi o da tutuklandı. On beş yıl ağır hapis cezası verildi. Hapiste Fi-Zilalil-Kuran isimli tefsirini tamamladı. On yıl hapiste kaldıktan sonra affedildi ve hapisten çıktıktan sonra Yoldaki İşaretler isimli kitabı yazdı. 1966 da hakkında idam kararı verildi ve idam edildi. Tefsirinin adı Fi Zilalil Kuran ‘dır. Müfessir her surenin girişinde o surenin iniş maksadı, adı, ayet sayısı, Mekki veya Medeni oluşu hakkında bilgiler verir. Ayetleri tek tek ele almak yerine konu bütünlüğünü nazarı itibara alarak guruplar halinde ele alarak inceler. Kuranın Kuranla tefsirine sık sık başvurur. İlmi tefsire karşı olmakla birlikte modern ilmin verilerinden yer yer faydalanmıştır.

15- İBNU AŞUR (1879-1973): Tunus'ta doğmuştur. İbni Aşur lakabıyla anılmıştır. Yetişmesinde iki dedesinin de büyük payı vardır. Zekası ve üstün kabiliyeti sebebiyle Zeytune camiinde özel bir program uygulandı kendisine. Mezun olduğu üniversitede öğretim görevlisi oldu. Üniversitedeki görevi ve akademik faaliyetleri yanında Maliki kadılığı görevini yürüttü. Sırasıyla müftü başmüftü vekili ve baş müftü oldu. 1932 de ilk Maliki Şeyhülislamı oldu. Daha sonra rektörlüğe atandı. Tunus ta vefat etti. Tefsirinin adı et-Tahrir vet-Tenvir'dir. Ayetleri Kuranın normal sırasına göre tefsir etmiştir.

 


0 Yorum - Yorum Yaz


6 Örnek Tefsir Metinlere ve Arastirmalari
****Mukatil B. Suleyman (h. 80-150 )
Kendisinin lehinde ve aleyhinde bir cok sözler söylenmis olmasina ragmen tefsir ilminde şöhret yapmiştır. Yalan haber rivayet etmesi gibi ve senedsiz rivayet yapmasindan dolayi cokca elestirilmistir. Mutakil in tefsiri, Tefsiri Mutakil dir. Kuranin tamamini ayet sirasina gore icine alan bir tefsirdir. Bu özelligi ile bize ulasan ilk tefsir olarak kabul edilir. Yine eserde muglak kelimelerin izahi yapilir israili haberlere ve tarihi hadislere de yer verilir.Tefsirin ilk fihki tefsir ozelligi tasimasi ve akli bir tertip calismasi olmasi bakimindan önemli bir kaynaktir.
***EL-Ferra ( h.144-207)
Kufe de dogmuştur. Halife Memnun un istegi uzerine dil alaninda eserler vermistir. Arap dininin özellikleri ve kurallarinin tespit edilmesinde önemli bir katkisi vardir. Tefsiri, Menai-l Kuran dir. Fera her ayet uzerinde durmamistir tefsirine ihtiyaci oldugunu dusundugu ayetler üzerinde durmuştur. Bir cok anlasilmada gucluk cekilen yerlerin dil problemlerine ışık tutmuştur. İhtiyac duydugunda ayetleri şiire de başvurarak anlatmistir. Tefsiri kelime bilgisi bakimindan çok önemlidir.
*** İbnu Kuteybe(h.213- 276)
Kufede dogmustur . Gençliginde ehli sünnet ve mutezile mucadelesi icinde kendini buldu. Mutezileye karsi sert cevaplar verdi. Bir cok alanda calisma yapti. Kurani kendi goruslerine gore yorumlayanlarin goruslerini curuterek tefsir ilmine katki da bulunmuştur. İki eseri el-kurteyn adli kitapta derlendi. Garibul Kuran da her surede anlasilmasi guc olan kelimelerin ustunde durdu. Lüzumsuz uzatmalar yapmadi gramer girmekten , hafis ve isnadzikretmekten kacinarak garip kelimeleri aciklarken Kurana basvurdu mufessirlere basvurdugunda ise genelde onlarin verdigi manalardan uzaklasmadi.
***Et- Taberi ( h.224- 310)
Taberistanda dünyaya geldi.Kucuk yasta hafiz oldu.İlim tahsilini Rey , kufe , Basra gibi sehirlerde tamamladi. Eseri,Camiul Beyandir. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir.Taberi ilk olarak Arapcanin özelliklerinden ve lehceden bahseder daha sonra tevil ve tefsir terimlerini aciklar. Kendi esrinin Tefsir degil Tevil oldugunu soyler.Taberi her turlu fikih hukumlerine, gramer tahlilerine , senedlere delilere, dile ve ozelliklerine şaz ve israiyatada yer verir.
*** İbni Ebi Hatim ( h.240-327)
Rey de dogdu.Kücuk yasta meşur alimlerden Kuran ve Kiraat dersleri aldi.Babasiyla birlikte ilmi seyahatlar yapma imkani buldu.Bu seyahatlarda bölgenin alimleriyle gorusup bilgi alisverisinde bulundu. Hatim , aklin alanini en aza indiren ve naslari tevil etmeksizin onlardan hukum cikarmayi esas alan bir anlayisa sahiptir. Tefsirul Kuranil Azim tefsiridir. Hatim sadece Hz Peygamberden , sahabeden ve tabiinden gelen rivayetleri derlemistir. Kendi goruslerini belirtmekten kacinmistir.Bu bakimdan bir hadis kitabi goruntusundedir. Hatim ne kendi gorusunu belirtmistir ne de rivayetler arasinda bir tercih yapmistir.
**Zemahşeri (H.467-538)

Büyük bir dilci edebiyatci ,kelamci ve müfessirdir. Mekkede uzun sure ikamet ettigi icin Carullah lakabiyla anildi. Eseri el Keşşaf tir. Bu tefsirde dil ve belagatta ozen gosterilmistir.Kuran mucizelerinin ortaya konulmasina calisilmistir.Keşşaf tefsiri tefsirlerin anasi ve ya ana tefsir olarak kabul edilir Cunku bundan sonra gelen tum dirayet tefsirlerinne kaynak niteligindedir.
***EL-KURTİBİ ( Ö.671-1273)
Kurtuba da dogdu.Önce arapcayi sonra Kurani ögrendi. Hadis Tefsir ve Fikih dersleri de aldi. Tefsiri el-Camiu li- Ahkamil Kuran dir. Kuranin bastan sona tefsirini ihtiva etmektedir.Rivayet agirlikli bir eserdir fakat dirayete de yer verilmistir.Kuranin her ayati hemen hemen her yonden inceleyen bir calismadir.
***ER-RAZİ ( H.543-606 )
Razi bir cok alanda calismistir fakat ününe Kelam ilmiyle ulasti. Razi felsefi kelam ekolunu baslatmistir. islam düsunurlerine oranla daha fazla akilcidir. Kelam ilminde de akla diger alimlerden daha cok deger verdi. Razi Kuranda her seyin mevcut olduguna dair inanci vardir.Bu gorus onu bazen yaniltmistir.Razi tefsirine her seyi almistir.mezhebini mudafa etmistir. Bundan dolayi onun tefsirinde tefsirden baska her sey vardir denmistir.
***İBNU KESİR ( H.701-774)
Şamda dogdu.Önemli dini ve siyasi fetvalar icin kendisine basvurulurdu. Tefsiri Tefsirul Kuranil Azim dir.Bu eser rivayet tefsirleri arasinda önemli bir yere sahiptir bunun yaninda kendi görüşlerine de yer vermistir. İbnu Kesir un en önemli hassasiyeti israiliyat konusundadir. İsrailiyatla ilgili her konudan ve rivayetten kacinmistir.Ayrica Kuranin Kuranla tefsirinde hakli bir ünde kazanmistir.
***EBUSSUD
Osmanli döneminde medreselerde gorev yapmistir. Tefsiri Tefsiru Ebissud tur. Döneminde Kurani yazmakla alimler yetinirken Ebussud Kuranin tamamini tefsir etmistir.Tefsiride Kuran ayetlerinin fesafat ve belagati ile onemli tesbitler yapmis bu konulari aciklarken siir den de yararlnmistir.
***İsmail Hakki Bursevi ( h.160-1137)
Ruhul Beyan tefsirinin yazaridir. Tefsir yazmadan önce Bursa da Ulu camii de vaaz vermistir . İşari Tefsir ekolunin öncülerindendir.Bursevi eserinde hem rivayet hemde dirayet metodunu kullanmistir.Ayrica tasavvufi yorumlariylada zenginlestirmistir.
***Muhammed Abduh (h. 1265- 1315)
Tefsiri, Tefsiru-l Kurani'l Hakimdir. Tefsirinin gayesini n kuru bilgiler vermek yerine insanlarin dünya ve ahiret mutlulugunu saglayacak dogru bir itikat ve saglam bir yasayiş programi sunmak oldugunu belirtir.Taklide karsidir akil taraftaridir.
***Derveze
Filistinde dogmustur.Tefsiri, et-Tefsirul-Hadis'tir.Önemli ozelligi surelerin nüzul siralarina tefsir edilmis olmasidir.Ayetleri sirayla ele alip tefsir edme yerine ayni konuyla ilgili olanlari gruplandirarak işlemektedir. Tefsirinin gayesi Kurandan yola cikarak ideal bir insan modeli olusturmaktir.
***Seyyid Kutub
Misirda dogdu.Tahsilini el-ezherde tamamladi.Müsluman kardeslere uye oldu ve Abdulnasira duzenlenen suikasts nedeniyle hapis cezasi verildi. Hapiste Fi-Zilalil Kuran Tefsirini tamamladi.Tefsirinin gayesi Kurandan yola cikarak ideal bir insan modeli olusturmaktir.Kutup ilmi tefsire karsi olmakla beraber modern ilmin verdiklerinden faydalanmistir.


5.Tarih İcerisinde Tefsir ve Tefsir Eğilimleri
***Tefsir ilmi ayetlerin indikleri zaman kastettikleri anlamlari oraya koyan bir disiplindir.Kurani anlama ve onun rehberliginde bir dünya kurma düşüncesi tefsir ilmine yol acmiştir.
***Hz.Peygamber, Kurani ilk tefsir eden kisidir.Peygamberimiz gerek gördünde ya da sahabe sordugunda Kurani tefsir etmiştir.Peygamberimizin vefaatindan sonra Kurani aciklama yorumlama işiyle sahabe ilgilenmiştir.Ayetlerin iniş sebeplerini vahiy ve vakia baglantisini bildikleri icin tefsirleri buyuk onem taşır.Yine sahabeden sonra tabiunda tefsirle ilgilenmistir. Gerek peygamber gerekse sahabe tefsirinden faydalanarak tefsire katkida bulunmuslardir.
***Tefsir yaparken bazi ön koşullar gerekir.Oncelikle Kurani Kerimin cumlelerini dil acisindan cözümlemek gerekir. Ayetlerin indikleri zamanki arapcayi da bilmek gerekiyor.Hakiki ve mecazi anlamlari da bilmek acisinden arapcayi bilmek gerekir.İkinci olarak ayetlerin ne gibi kosullarda indigi ve tarih iliskisinide bilmek gerekir. Tarih olay ve kosullar bilindigi zaman ayetlerde kasttedilen manayi anlayabiliriz.
***Tefsirde kaynak ve yontem tercihlerine baktigimizda temel olarak iki tercihle karsilasiriz. 1Rivayet Tefsiri 2Dirayet Tefsiri. Rivayet Tefsirinde müfessir kendinden Hz.Peygamberin sahabenin ve tabiunun göruslerinden yola cikar fakat kendi kavrayisi ve ayet seciminide yaparak kendi gorusunude soylemis olur.Dirayet Tefsinde ise müfessir kisisel tecrubesinden ve akli cikarimindan faydalanarak ayetleri anlama ve yorumlamaya calisirlar. Ayetleri ve oncekilerin goruslerini aldigi icinde yine rivayeti de icerir. Cok yonlu ve tek yonlu dirayet tefsiri vardir.
***Cok yonlu dirayet tefsirinde Kuran pek cok arac ve kaynak vasitasiyla aciklanirken tek yonlu dirayette Kuran bir ilgi ve ya konudan yola cikarak aciklanan tefsirdir. Kurani fizyolojik acidan inceleyene dilbilimsel tefsir, ibadet ve hukukla ilgili aciklama yapan Fikhi Tefsir,Kurani cesitli ilimlere isaret ettigini inceleyen İlmi Tefsir, Kuran kavramlarini batini sekilde aciklayana Felsefi Tefsir denir.Cessas in ahkamla ilgili tefsiri tek yonludur.
***Gunumuzde tefsirde batiya ait dusuncelerin etkisi gorulmektedir.Batida cikan her dusunce akimi Kuran yorumlamada kullanilmistir.Pozitif akim etkisiyle bilimsel bilgileri Kuranda bulmaya calisanlar oldu.
***İzzrt Derzeve bir ilk bu uygulama ile tefsiri inis sirasina gore yapti.İlk ve saf kaynaga donus talebi burada gorulmektedir.
İdeolojik Kuran yorumlamalari yapanlarda olmustur.Kuranin getirdigi mesajda siyasal ve ideolojik algilamalar yapilmistir. Mevludi ilk ornekleri vermistir.Seyyid Kutupta bu yaklasimla tefsir yapmistir.
***Tarihci tenkidci yaklasim Kuran i Kerimin indigi dönemle baglantili oldugunu tarihi donemle icerik ve yapisinin butun oldugunu soyler.Bu yaklasima gore Kuranin indigi sosyal yapi, kabile ,yonetim yapisi, araplarin İslamdan onceki dinleri hakkindaki bilgiler Kurani anlamamizda onemli bir sarttir.


0 Yorum - Yorum Yaz


RAMAZAN ÖZÇELİK /11040425 /İDKABÖ-2

5. ÜNİTE

Kur’an’ın anlaşılması ve yorumlanmasına ilişkin çalışmalar İslam geleneğinde önemli bir yere sahiptir.Müslümanlar için Kur’an’ı anlama ve O’nun rehberliğinde bir dünya kurma düşüncesi her zaman zihinlerinde yer almıştır.Kur’an’dan önceki kutsal kitaplardan Tevrat ve İncil de tarih içinde yorumlanmışlardır.Kur’an’ın tefsir ve yorumlarının örneklerini sadece Tefsir, Hadis, Kelam, Fıkıh, Tasavvuf, Ahlak vs. alanlarında olduğu gibi müsbet ilim geleneğinde, İslam Sanat ve Mimarisinde, Şehirciliğinde de bulabilmekteyiz.Dolayısıyla Kur’an’ın yorumu sadece tefsirlerde değil bütün bir İslam kültür ve medeniyetinin dokularında yer almaktadır.Hz. Peygamber(sav) Kur’an’ı tefsir eden ilk kişidir.Hz. Peygamber’in(sav) Kur’an’ın tamamını tefsir ettiğini söyleyenler olsada, Kur’an’ın hepsini tefsir etmemiştir.Kaynaklarda Hz. Peygamber’e(sav) isnad edilen haberlerin oranı Sahabe ve Tabiun rivayetlerine nazaran azdır.Sahabe Hz. Peygamber’in(sav) vefatından sonra Kur’an’ı açıklama, anlama ve yorumlama işiyle ilgilenmişlerdir.Sahabenin Kur’an tefsiri müşahedelerine, kişisel bilgi ve tecrübelerine dayanmaktadır.Sahabiler Kur’an ayetlerinin iniş sebeplerini dolayısıyla vahiy ve vakıa arasındaki bağlantıyı sağlıklı kurabilmekteydiler.Sahabiler ayetlerin nüzul sebepler, mübhemat ve dilbilimsel konuları hakkında açıklamalarda bulunmaktaydılar.Tabiun Sahabe neslinden sonra Kur’an tefsiriyle ilgilenmişlerdir.Fetihler ve yeni kültürle karşılaşmalar sonucu elde edilen görüş ve müşahedeler Tabiun nesline aktarılmıştır.Bu dönemde mevali denilen Arap olmayan grup tefsir alanında öne çıkmıştır.Rivayet tefsirlerinde, Kur’an tefsirine ilişkin rivayetlerin büyük çoğunluğu Tabiun müfessirlerine aittir.Kur’an’ın tefsirine ilişkin yazılı kaynaklar İbn Abbas ile başlamaktadır.Bu süreç Tabiun müfessirleri tarafından devam ettirilmiştir.Rivayet tefsiri, ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamber’den(sav), Sahabeden ve Tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde barındıran tefsirdir.Rivayet tefsirlerini telif eden müfessirler rivayetleri seçerken onları bir düzen içinde sıralarken kendi bakış açılarını, kanaatlerini ve düşüncelerini esas almışlardır.Bu yönüyle rivayet tefsirlerinin de, müfessirin anlayışını ve görüşlerini dolaylı bir şekilde yansıttığı(dirayet) söylenebilir.İbn Cerir Taberi’nin Camiu’l Beyan’ı ve İbn Ebi Hatim’in Tefsiru’l-Kur’anil-Azim’i öne çıkan rivayet tefsirleridir.Dirayet Tefsiri yani akli tefsir her bir müfessirin kendi bilgi birikimine, tecrübesine, anlayış ve kavrayışına dayalı olarak üretilmiş görüşler olması bakımından Hz.peygamber’den(sav) beri var olan bir tefsirdir.Tefsir faaliyeti bir dirayet işidir.Dirayet tefsiri sınıfına giren tefsirlerde Arap dili ve edebiyatı, tarih, felsefe, tabii ilimleri, tıp, matematik, astronomi gibi farklı disiplinler kaynak olmaktadır.Dirayet tefsirleri Müfessirlerin Kur’an’ı inceleme konusu yaptıkları temel kaygı ve ilgiden hareketle ortaya çıkmışlardır.Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri ve Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri olmak üzere 2’ye ayrılmaktadır.Kur’an’ı pek çok araç ve kaynak vasıtasıyla açıklayan tefsirlere Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri adı verilir.Zemahşeri, Razi, Beydavi, Nesefi, Ebussuud ve Âlûsî Çok Yönlü Dirayet Tefsiri müfessirlerinin önde gelenlerindendir.Kur’an’ı bir ilgi veya konu noktasından yola çıkarak açıklayan tefsirlere Tek Yönlü Dirayet Tefsiri denir.Tek Yönlü Dirayet Tefsirlerinden İbn Kuteybe’nin Garibu’l-Kur’an’ı, El-Ferra’nın Meani’l-Kur’an’ı, İmam eş-Şafi’nin Ahkamu’l Kur’an, Cessas’ın Ahkamu’ul Kur’an’ı, Tantavi Cevheri’nin el-Cevahir fi Tefsiri’l Kur’an öne çıkan isimlerdir.

6. ÜNİTE

@ Mukatil bin Süleyman, tefsir alanında şöhret yapmış temel şahsiyetlerden biridir.Mukatil’in tefsiri Kur’an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.Mukatil’in tefsiri olan et-Tefsiru’l Kebir’de muğlak kelimelerin izahları yapılmakta, vücuh ve nezair üzerinde durulmaktadır.

@ el-Ferra, Arap dilinin özellik ve kurallarının tesbit edilmesinde büyük katkılar sağlamıştır.Tefsiri olan Meani’l-Kur’an’ın temel hedefi Kur’an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.

@ Taberi, ilim tahsili için çokça şehir dolaştıktan sonra hilafet merkezi olan Bağdat’a yerleşmiştir.Zamanında Hadis, Fıkıh, Kıraat,  Tarih ve Edebiyat sahalarında birçok meşhur alimden ders almıştır.Olgunluk döneminde bu ilimlerde eserler vermiştir.Tefsirinin adı Tefsiru’l Beyan’dır.Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve önemlilerindendir.Bu tefsir kendinden sonraki tefsirlere kaynaklık etmiştir.

@ El-Kurtubi, Endülüs’ün yetiştirdiği ender alimlerdendir.Kurtubi önce Kurtuba’da daha sonra Mısır’da Dil, Edebiyat, Kur’an ilimleri, Kıraat, Tefsir, Hadis ve Fıkıh dersleri alarak ilmini artırdı.Tefsirinin ismi el-Camiu li-Ahkamu’l-Kur’an ve’l Mübeyyin lima Tedammenehü mine’s-Sünneti ve Ayi’l-Furkan’dır.Kurtubi bu tefsirde liste olarak verilse sayfalarca tutacak şekilde çok hadis, fıkıh, kıraat, dil ve belegat, akaid ve kelam, tarih sahalarında birçok kaynak belirterek istifade etmiş ve tefsirinde bunlardan alıntılar yapmıştır.

@ Fahruddin Razi, Kelam, Tefsir, Fıkıh, Usulü Fıkıh gibi dini ilimlerde çok derin bir alim olduğu gibi, Edebi ilimler, Matematik, Fizik, Kimya, Astronomi, Tıp gibi zamanın fen ilimlerinde de söz sahibiydi.Bu ilim dallarının gelişmesinde büyük katkıları olmuştur.Tefsirinin adı Mefatihü’l-Ğayb’dır.Müfessir eserini yazmaktan maksadının akıl prensipleri ve istibdal yolları ışığında Kur’an’a yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmak olduğunu belirmiştir.Eserde her sure bir kitap niteliğinde olup, kitaplar bölümlere, bablar meselelere bölünmüştür.Meselelerde mukaddime, hüccet, latife, hüküm ve vecih şeklinde alt başlıklara ayrılmıştır.

Bu isimlerini ve eserlerini zikrettiğimiz alimler dışında İbn Kuteybe, İbn Ebi Hatim, Zemahşeri, İbn Kesir, Ebussuud, İsmail Hakkı Bursevi, Muhammed Abduh, İzzet Derveze, Seyyid Kutub ve İbn Aşur gibi müfessirlerde vardır…
0 Yorum - Yorum Yaz


6. ÜNİTE MUKATİL B.SÜLEYMAN:Tefsiru'ul Hamsi Mieti Ayetin Mine'l Kur'an ve Kur'an' daki kelime bilgisi için önemli olan el Vcuh ve'n Nezair adlı eserleriKur'an alanında önemli çalışmadır. O, ayet sırasına göre Kur'nın tamamını tefsir etmiştir.

el FERRA: Tefsirinde arap şiirinden yaralanmıştır.Zaman zaman sebeb i nüzul rivayetlerinden de yaralanmıştır.Özellikle Arap dili üzerinde çalışmıştır.Kur'n'daki dil problemine ışık tutmuştur. Eserinin asıl adıTefsiru Muşkili İ'rabi'l Kur'an veMeanihi'dir.

İBN KUTEYBE:Önemli alimlerden ders almıştır. Farklı ilimlerle uğraşmış olsada kendini daha çok Dil, Edebiyat ve şiir alanında geliştirmiştir. Kur'an'ı kendi inaçlarına göre yorumlayanların  görüşlerini filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine katkıda bulunmuştur. Tefsir alanında Te'vilu Muşkilu'l Kur'an ile Ğaribu'l Kur'an esrleri günümüze kadar ulaşmışıır.

TABERİ:İlim için bir çok şehir ve ülke dolaşmıştır. Bağdat'a yerleşerek burada hadis, fıkıh gibi alanlarda bir çok alimden ders almıştır. Daha sonra bu alanlarda esrler vermiştir.Camiul Beyan an Te'vili Ayi'l Kur'an  eseri rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden biridir ve kendinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir. Taberi, diğer rivayetleri toplamış, böylece Tefsir Ansiklopedisi oluşturmuştur.

İBN EBİ HATİM:Aklın alanını en aza indiren ve  nasları te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esasa alan bir anlayışa sahiptir.Eserinin adı Tefsiru'l Kur'ani'l Azim Müsneden an Rasulillahi(s.a.v) ve's Sahabeti ve't Tabiin'dir. Bu eserle sadece Efendimizden, sahabeden ve tabiinden gelen rivayetleri derlemeyi amaçlam   

SEYYİD KUTUP:Müslüman kardeşler teşkilatının fikir adamlarındandır.1954'te tutuklanarak onbeş yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Hapiste iken Fİ Zılali'l Kur'an adlı eserini tamamladı.Tefsiri 20. y.y'da yazılan içtimai edebi tefsirlerin çok ilgi toplayan örneklerinden  birisidir. Seyyid Kutup Bu eseri ile Kur'an'dan yola çıkarak örnek bir toplum, insan ve insanlık modeli oluşturmaktır.


0 Yorum - Yorum Yaz


5. Ünite
Tefsirin Tanımı

Tefsir, Kur'an-ı Kerim'i anlamaya, açıklamaya ve yorumlamaya dayalı bir disiplindir. Arapça fesera fiilinden türemiştir. Gizli, örtük bir şeyin üyerini açmak anlamına gelir. Açıklamaya, yorumlamaya müsail bir bilimdir. Gizli, görünmeyen, manevi bir şeyi ortaya çıkarmak (cennet, cehennem, kıyamet, kabir azabı, Allah'ın cemali gibi). Sefera,görünmeyen gizli, maddi bir şeyin üzerini açmak, ortaya çıkarmak anlamına gelir. Mesela ağzı kapalı bir kutunun içinde ne olduğunu bilemeyiz. Ama ağzını açarsak bunu bilebilir ve içini görebiliriz. Burada kastedilen anlam budur. Tefsirin araplarda bir diğer anlamı da cam bir madde demektir.Yani içini gösteren, gizlemeyen bir maddeyi işaret eder. İçindeki su ise su, süt ise süt, kahve ise kahve, tamamen görüntüsünü dışarıya yansıtır.

Tefsirin Özellikleri:
1. Tefsir anlamaya, açıklamaya ve yorumlaya dayandığı için bir tevil işidir. (Tercüme -> Meal -> Tefsir)
2. Tefsir tecrübeye dayanmaz. Kur'an'ı tefsir de, en uygun metod ve bilgileri kullanmakla ortaya çıkar. Örenğin, doktorluk tecrübeye dayalı bir, kurallara bağlı bir meslek dalıdır. Uzmanlık seviyesine ulaşmak için bir çok süreçten geçer. Tefsirde böyle bir gereklilik yoktur.

Tefsir farklı anlamlarda da kullanılmaktadır:
1. Kur'an'ı açıklamaya çalışan bir ilim
2. Alimlerin yazdıkları kitabın adı
3. Kur'an'ın açıklanmasındaki tevfiki beyanlardır. (Peygamber ve sababe sözleri) Tevfikte akıl ve içtihatın yerini Peygamber ve sahabe sözleri alır.

Tefsir İlimleri Metodu

Tefsir ilminin ayetleri açıklarken geçirdiği işlemler:
1. Arapça ile Arap kültürüne çok iyi hakim olunması gerek.
2. Kelimelerin tarihsel süreçlerinin bilinmesi gerek. Nedeni kelimenin içeriğinin değişme ihtimalinin olmasıdır. (Örneğin, kefera metinde nankör anlamında olmasına rağmen, zaman içinde tefsirlerde kafir olarak aktarılmıştır. Firavun - Hz. Musa diyaloğu)
3. ayetlerin nüzul sebeplerinin araştırılması ve incelenmesi
4. Tefsir için yanlızca belli bir ayetin indiği ortam değil, bütünüyle Kur'an'ın indiği ortamın tarihine ilişkin bilgiler de gereklidir (çünkü 23 yıl aynı ortamda değildi. 13 yıl Mekke 10 yıl Medine).

Tefsir Kur'an-ı Kerim'in kastettiği anlamın dışında çıkmasını önler.

Rey ile Tefsir: Rey (oy yani akıl gözardı edilmiyor) ile yapılan tefsirin bir hükmü yoktur. Çünkü Rivayete dayandırılarak yapılmadığı için metodunun dışına çıkılmıştır. İbn-i Kesir rey tefsirinin geçersiz olduğunu söyler, sonucu Rivayet tefsiriyle aynı olsa bile. Suyuti (eseri; el-İtkan):
• Rey ile tefsir yapanları bilmeleri gereken ilimleri bilmediklerini
• Müteşanih (anlamı kapalı) yani anlamının sadece Allahu Teala tarafından ayetlerin yorumlanmaya çalışılması
• Bunu yaparken hiç bir delile dayandırmadıklarını
• Bağlı bulundukları mesheplerin görüşlerine yer verdiklerini
• Tamamen kendi arzu ve isteklerini tefsire yansıttıklarını söyler.

NOT: Tefsir kural koyucu bir disiplin değildir. Onun işlevi sadece anlamak, açıklamak ve yorumlamaktır.

Kur'an-ı Kerim İslam'ın ana kaynağıdır. Herşey onda gizlidir. Onu doğru anlamak, hayata doğru adımlar atıp girdiğimiz bu imtihanda başarılı olmayı sağlar.

Tevil

Tevil alimlerce ayrı bir başlık olarak ele alınmıştır. Ona tefsirin içindeki yorumlama kısmıdır denmektedir. Ayetlerdeki kelimeler bir kaç anlamı aynı anda taşıyabilir. Müfessirlerin ellerindeki deliller arasından bir seçim yaparak yorumlamaya gitmesi durumudur. Tefsir kesin sonuçlara götürürken, tevil kesin sonuçlara götürmez. Çünkü kaynagı kesin deliller değildir. Buna dayandırılarak günümüzdeki tefsir çalışmaları tevildir.

Lafsi Terceme: Bir sözün, bir kelimenin, bir kavramın her hangi bir yorum ve ekleme veya çıkarma yapmaksızın başka bir dile çevrilmesidir.

Tefsiri Terceme: Bir kelime veya tercümenin manası ile başka bir dile tercüme edilmesidir.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Döneminde Tefsiri

Peygamber efendimiz bazı ayet ve kavramlara açıklama getirmiştir. Ancak bütün Kur'an'ı açıklamamıştır. Çünkü anladıkları dilde inmiştir. Anlamadıkları kelime ve ayetleri sahabenin sorması üzerine getirdiği açıklamalar vardır. Bazen de Peygamber efendimiz (s.a.v.) kendisi açıklama getiriyor. İlk müfessir Peygamberimizdir. Peygamber bir insandır ve tefsir insan (dirayet=akıl) işidir. Kur'an- Kerim bütünlüğü içerisinde kendi kendini açıklamaktadır. Dirayet tefsirini Peygamberimiz başlatmıştır. Sahabenin yaptığı tefsir Rivayet tefsiridir.

Sahabe Dönemi Tefsiri

İslamiyeti mevalinin de kabul etmesiyle Kur'an'ın açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Sahabilerimiz de Arap ve mevaliye Kur'an- Kerim'i açıklamaya çalışmışlardır. Peygamberimizin vefatından sonraki hadisedir. Sahabiler Kur'an'ın bütünlüğüne hakim oldukları için ayetler, sureler arasındaki bağlantıları kurmaktadırlar. Müşkil kelimeleri açıklarken şiir ve edebiyattan yardım alıyorlar. Kıssaları açıklamak için de ehl-i kitap alimlerinden yardım alıyorlardı. İsrailiyat burada girmiş oluyor. Kaynakları: Peygamber, Arap dili ve edebiyatı, ehl-i kitap alimleri ve kendi müşahadeleri.

Tabiun Tefsiri

Müşkil ayetleri açıklamaya gidiyorlar, ayrıca fıkıh hükümleri çıkarıyorlar. Kelimeleri açıklarken yine şiirden ve edebiyattan yararlanıyorlar. İsrailiyat tamamen tefsirlere yerleşiyor. Rivayet tefsirinin küçük bir bölümü sahabe büyük bölümü ise babiinden oluşmaktadır. Bu dönemde içerik ve biçim de değişiyor. Gelecek nesiller de düşünülerek Kur'an'ın tamamının tefsir edilmesi gerektiğine inanarak tamamı tefsir edilmiştir. Tefsir eden Mukatil b. Süleyman, günümüze ulaşmıştır. Kaynakları: Sahabe, ehl-i kitap ve kendi bilgi ve kavrayışlarıdır.

Tedvin

Tefsir için yazılı kaynaklarımızın en çoğu İbn-i Abbas'dan almaktayız. Hadisin tedvini tefsirin tedvini ile aynı zamanda başlamıştır.

Kaynak ve Yöntem Tercihleri Açısından Tefsir Çeşitleri

Zaman ilerledikçe tefsire daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Tefsirde farklı yöntem ve kaynak kullanmışlardır.
A. Rivayet Tefsiri; tamamen rivayetlerden oluşmaktadır. Rivayetleri sıralama müfessir tarafından gerçekleştiği için dirayette kullanılmıştır. Kaynağı, Peygamber, Sahabe, Tabiun.
B. Dirayet Tefsiri; öncekilerin görüşlerini (rivayeti) almakla birlikte kendi yorumlarının da katıldığı tefsir çeşididir. Müfessir bir insandır ve kendi düşüncelerini tefsirine yansıtır.
C. Tasavvufi Tefsir; Kur'an'ı açıklarken ilham, kesf, doğuş, sezgi gibi diğer insani kuvvetlerin anlama ve yorumlamaya etkin kılınmasını söyler.

Tek yönlü dirayet tefsiri: Müfessirlerin tefsirlerinde kendi uzmanlık alanlarına göre o ayetlerde yoğun bir açıklama görülür.


Çok yönlü dirayet tefsiri: Müfessirlerin bütün konularla ilgili detaylı tefsiridir. Birçok araç ve kaynak kullanırlar.


Tek yönlü dirayet tefsir çeşitleri:
1. Dilbilimsel Tefsir: Kur'an'ı kelime kelime Arap dili ve edebiyatını kullanarak tefsir etme biçimidir.
2. Fıkhi Tefsir: Kur'an ‚dan ibadet ve hukukla ilgili ayetleri kullanarak ve onlardan fıkhi hükümler çıkarılarak tefsir etmektir.
3. İlmi Tefsir: İnsanları ilme yöneltmek için ayetleri ilmi açıdan tefsir etmektir.
4. Felsefi Tefsir: Ayetlerin görünmeyen anlamını ortaya çıkarmaya çalışan tefsir.
5. Tasavvufi Tefsir: Okuduğu tefsire ilhamını katmaktır.

Yenilikçi Tefsir Çalışmaları

19. yy'da Başlayan tefsir faaliyetleridir. Burada üç tefsir şeklinden söz edilir:
1. İlimi Tefsir: Amaç Kur'an-ı Kerim'de bilim verilerinin olduğunu isbat etmekdir. Mesela yer çekimi kanunu gibi. Kur'an bilimle çatişmaz
2. İdeolojik Tefsir: Tamamen kendi şahsi görüşlerini tefsire yansıtmalarıdır. Mesela Seyyid Kutub risalesini örnek olarak gösterebiliriz.
3. Tarihsel/Tenkitçi Tefsir: Eski tefsirlerin kendi zamanını yansıttığı için, günümüze uymayan noktaları olduğu iddiasıyla eleştirisini ortaya koyan ve tefsirin zamanın ihtiyaçları doğrultusunda yeniden yapılması söylenmektedir.


0 Yorum - Yorum Yaz


6. Ünite

      Mukatil b. Süleyman: Mutakil, 80/699 tarihinde Belh'te doğmuş, Merv, Bağdat ve Basra'da ilm tahsil etmiş ve yine aynı yerde tedris faaliyetlerinde bulunmuştur. 150/767 senesinde de vefat etmiştir. Mukatil'in tefsiri, et-Tefsiru'l-Kebir, Tefsiru Mukatil diye de anılır. Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.

      El-Ferra: Kufe'de Halife Cafer el-Mansur zamanında doğdu ve orada okudu. Kuvvetli bir hafızaya sahip olduğu için not tutmaya gerek duymazdı. Bu sayede kitaplarını da yazılı metne bakmaksızın talebelerine aynen imla ederdi. Ferra, hac dönüşü yolda 207/823 yılında vefat etmiştir. Meani'l-Kur'an adıyla meşhur olan eserin asıl adı Tefsifu Muşkilinİ'rabi'l-Kur'an ve Meanihi'dir. Tefsirin hedefi Kur'an metnin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutar.

      İbnu Kuteybe: Kufe'de doğmuştur. Hayatının büyük bir kısmını Abbasilerin en parlak döneminde Bağdat'a geçmiş ve orada 276/889'da 63 yaşında vefat etmiştir. Günümüze ulaşan iki eseri vardır. Te'vilu Muşkilu'l-Kur'an ile Ğaribu'l-Kur'an. Bu eserler el-Kurteyn adlıyla birlestirilerek derlenmiştir. Kuteybe'nin eseri kendinden sonraki tefsirler için önemli kaynak olmuştur.

      Et-Taberi: Teberistan'ın Mul şehrinde 224/838 yılı sonlarında dünyaya geldi, ilk tahsilini burada yaptı. Yedi yaşında hafız oldu, dokuz yaşında hadis ezberlemeye başladı. Fıkıhta önceleri Şafii mezhebine mensup iken, sonradan mutlak mücdehidlik mertebesine ulaşmiştır. Teberi, 310/923 yılında Bağdat'da vefat etmiştir. Eseri Camiu'l-Beyan an Te'vili Ayi'l-Kur'an'dır. Kendinden sonraki tefsirlere kaynaklık etmiştir. Taberi, eserine "Tefsir" değil "Tevil" adı vermiştir.

      İbn Ebi Hatim: 240/854 yılında Rey'de doğmuş ve yine aynı yerde 85 yaşında iken 327/939'da vefat etmiştir. Küçük yaşta babasından Kur'an eğitimi almıştır. Onun Şia olduğu yönündeki iddialarının eserleriyle karşılaştırdığımız zaman aslında olmadığı anlaşılmaktadır. Eseri, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim Müsneden Rasulillahi (s.a.v.) ve's-Sahabeti ve't-Tabuiin'dir. Rivayet rakamı 19.541'dir. Kendisi bu esere yazdığı kısa mukaddimede belirtmiştir. Zengin bir rivayet koleksiyonu olan tefsir, kendinden sonra yazılan pek çok tefsire kaynaklık etmiştir.

      Ez-Zemahşeri: Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. Harezm'de 467/1075 yılında dünyaya geldi. Okuma yazma öğrenip hafız olduktan sonra ilmi tahsili için o zaman büyük bir ilim ve medeniyet merkezi olan Buhara'ya gitti. Yetişmiş bir alim olarak tekrar memleketi Harezm'e dönüp 1143 yılında Seyhan nehri kenarındaki Cüreaniye'de vefatına kadar kalmıştır. Eseri, ei-Keşşaf an Hakaikı't-Tenzil ve Uyuni'l-Ekavil fi Vücühi't-Te'vil'dir. Bu eser dil ve belagat bakımından önemlidir. Bu tefsire şahid olarak getirilen bin beyit vardır.

      El-Kurtubi: Kurtuba'da doğdu. Doğduğu tarih belli olmamakla birlikte hicri 600, miladi 1200 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir. Kurtubi çeşitli hocalardan dil, edebiyat, Kur'an ilimleri, Kıraat, tefsir, hadis, ve fıkıh dersleri alarak ilmini atırdı. Münyetu Beni Hasib'e gidip yerleşerek vefatına kadar (671/1273) orada kaldı. Eseri, el-Camiu li-Ahkamil'l-Kur'an ve'l Mübeyyin lima Tedammenehu mine's-Sünneti ve Ayi'l-Furkan'dır. Tefsirinde rivayete yer verdiği gibi dirayete de yer vermiştir.

      Fahruddin er-Razi: 543/1149 senesinin Ramazan ayında Rey şehrinde doğdu. Aslen Taberistanlıdır. 606/1210 senesinde 61 yaşında iken Herat'ta vefat etti. Üstün bir zeka ve çalışma gücüne sahip olan Razi tahsilini bitirip, ilimde yüksek dereçelere kavuştuktan sonra, zamanında adet olduğu gibi bazı seyahatler yaptı. Pek çok alin yetistiren Razi, kelam, tefsir, fıkıh, usulü fikih gibi dini ilimlerde çok derin bir alim olduğu gibi, edebi ilimler, matematik, fizik, kimya, astronomi, tıb gibi zamanın fen ilimlerinde de söz sahibiydi. Eseri, Mefatihu'l-Ğayb'dır. Eserde her sure bir kitap niteliğinde olup, kitaplar bölümlere, bablarr meselelere bölünmüştür. Meseleler de yer yer mukaddime, hüccet, latife, hüküm ve vecih şeklinde alt başlıklara ayrılmıştır.

      İbnu Kesir: 701/1301 veya 1302'de Şam Bölgesinin Busra şehrinin Müceydilülkarye köyünde dünyaya geldi. Dışmak'da çeşitli hocalardan kelam, tefsir, fıkıh, usulü fikih gibi dersler aldı. Hayatının sonuna doğru gözlerini kaybetti ve 26 Şaban 774'te (20 Şubat 1373) Dışmak'ta vefat etmiştir. Eseri, Tesiru'l-Kur'ani'l-Azim'dir. Mukaddimesi vardır. Kur'an'ın Kur'an'la tefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır. İsrailiyyat'tan kaçınmaya özen göstermiştir.

      Ebussuud: 896/1490 yılında İstanbul yakınlarındaki Müderris şimdiki adıyla Metris Köyünde doğdu. İlk derslerini babasından aldı. Çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Fethedilen Budin'de ilk Cuma namazı ve Kanuni'nin cenaze namazını kıldırdı. 25 Ağustos 1574 tarihinde 84 yaşında vefat etti. Eseri, İrşadü'l'Akli's-Selim ila Mezaya'l-Kur'ani'l-Kerim'dir. Eserinde yazdığı mukaddimede kendisinin pek çok tefsiri okuyup istifade ettiğini bunlar arasında bilhassa Zemahşeri, Razi ve Beyzavi'nin tefsirlerinden fazdalandığını beirtmiştir.

      İsmail Hakkı Bursevi: 1060/1652'de Aydos'da doğdu. Küçük yaşta Kur'an okumayı öğrendi. Kelam, fıkıh gibi çeşitli dersler aldı ve hatla meşgul oldu. Dergah dışında İstanbul'un ileri gelen diğer hocalarından da istifade etmeye çalışarak çeşitli ilimlerle ilgili dersler aldı. 1725'te 72 yaşında iken vefat etti. Eseri, Ruhu'l-Beyan fi Tefsiri'l-Kur'an'dır. Tefsirinde hem rivayer hen de dirayet metodunu birlikte kullanmış ve müellif tasavvufi yorumlarla zenginleitirilmiştir. Ayetleri yine öncelikle ayetlerle ve hadislerle açıklamıştır.

      Muhammed Abduh: 1265/1849'da Mısır'ın Buhayre'ye bağlı bir köyünde doğdu. Tanta'ya da medrese eğitimine başladı. Ancak buradaki eğitim kendisini tatmin etmediği için köyüne döndü. Tanta'da bir süre daha okumaya devam etti. Önce Kahire dışında sonra da merkezde hakimlik görevleri aldı. Hayatının sonuna kadar devam eden müftülük görevi sırasında bütün mesaisini ıslah çalışmalarına ayırdı. Hastalandıktan sonra hava değişimi için gittigi İskenderiye'de 11 Temmuz 1905'te vefat etmiş. Eseri, Tafsiru'l-Kur'ani'l-Hakim'dir. Eser kitap olarak yayınlanmadan önce el-Menar dergisinde bölümler halinde yayınlanmış, daha sonra müstakil olarak muhtalif baskıları yayınlanmıştır. Kendisi taklide karşı olup tamamen akıl taraftarıdır.

      Muhammed İzzet Derveze: 21 Haziran 1888'de Filistin'in Nablus şehrinde doğdu. İlk ve orta ögrenimini aynı şehirde yaptı. Arap Milliyetçiliği hareketinde aktif rol aldı.Suriye'yi işgal eden İngilizlerin baskısından kurtulmak için 1940'ta Türkiye'ye kaçtı. 1945'te Suriye'ye döndü. 26 Temmuz 1984'te Şam'da vefat etti. Eseri, et-Tefsiru'l-Hadis. Tefsirin en önemli özelliği, surelerin nüzul sırasına tefsir edilmiş olmasıdır. Kur'an'a bir bütün olarak bakmış ve onun ana ilke ve prensiplerini tesbit etmeye çalışmıştır. Sade üslup kullanmış ve kolay anlaiılır bir şekilde yazmıştır.

      Seyyid Kutup: 1906 yılında Mısır'ın Asyut kasanasında doğdu. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberledi. İlk, orta ve liseden sonra Üniversite okudu. Amerika'da doktorasını yaptı. 1945'te Mısır'a döndü. 1949-1951 arası tekrar Amerika'ya gitti geldi. İhvan-ı Müslimin'e katıldı. 1954'te tutuklandı. 1964'te serbets bırakıldı. Yoldaki işaretler kitabınan basılmasından sonra tekrar tutuklandı ve 29 Auğustos 1966'da idam edildi.Fi-Zılalı'l-Kur'an isimli tefsiri, 20. yy'da yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden biridir. Gayesi, yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır. Kutub, olduğu edebi bilgiyi çok iyi değerlendirmiş ve Kur'an ‘ın ifade özelliğini dirayetle ortaya koymuştur.

      İbn Aşur: 1879'da Tunus'ta doğdu. Pek çok hocadan ders aldı. 16 yıl kadar hocalık yaptı. 1905'te Üniversitenin eğitim ve öğretiminden sorumlu heyette hükümet temsilciliği ile görevlendirildi. Uyan hayatı boyunca ilmi çalışmalarını fikri mücadelelerini aralıksız sürdüren İbn Aşur 1973'te Tunus'ta vefat etti. Eseri, et-Tahrir ve't-Tenvir'dir. Ayetlerin Kur'an'daki normal sırasına alıp tefsir etmiştir. Şer'i hükümlerin hikmet ve gayesine ayrı bir önem veren yazar, bu konuda müstakil bir eser vermiştir.


0 Yorum - Yorum Yaz


RUKİYE USLU     İDKAB-II     11040322

 

  5.ÜNİTE      TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ

 

                                                                                                                                                                                                                    TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ

 

 Kuran tefsirine ilişkin çalışmalar Müslümanlar için çok önemlidir. Kelamın olduğu yerde açıklama, anlama ve yorumlama faaliyetleri de kendiliğinden ortalığa çıkmıştır. Kuran da büyük bir topluluğun kelama önem vermesinden dolayı Kuranın tefsirinin yapılması da zorunlu olmuştur. Kuranın yorumu ve tefsiri sadece Kuran tefsirinde değil bütün Müslüman dünyasının kültür ve medeniyet hazinesinde bulunmalıdır.

 

    İLK DÖNEM TEFSİRİ

 

 Hz. Peygamber (s.a.s.) kuranın indirildiği dönemde, kuran ifadeleriyle ilgili birçok açıklama yapmıştır. Hz. Peygamber kuranın bütününü tefsir etmemiştir. Kuranı ilk tefsir eden peygamber efendimizdir.

 Sahabe tefsiri iki temelde olmuştur.

a)      Müşahedelerine dayalı açıklamalar

b)      Kişisel bilgi ve kavrayışlarına dayalı açıklamalar

Sahabiler, kuran ayetlerine neden, kimler neden hakkında veya hangi olaylar karşısında indiğini bilen kişilerdir. Bundan dolayı sahabi, kuranla olgular arasında bağlantıyı diğer nesillerden daha iyi bilmektedir.

  Rivayet tefsirinin kaynaklarını biri sahabi tefsiridir. Tefsir denilince akla sahabeden Abdullah Bin Abbas gelir.

 

  Rivayet tefsirleri tabilerin görüş ve açıklamalarını oluşturur. Tefsirin, ağırlıklı olarak tabiin ve sonrasının ürünü olduğu karşımıza çıkar. Tabi un dönemi tefsirinde sadece tefsirin içeriği değil, tefsirin biçimi de değişmiştir. Basit ihtiyaçları karşılayan tefsir yaklaşımının yerine, daha sistematik olan kuranın bütününün tefsirini konu eden anlayış almıştır.

 

     TEFSİRİN TEDVİNİ

 

 Kuran tefsirine ilişkin yazılı belgeler İbn Abbas ile başlamıştır. İbn Abbas ile başlayan bu yazılı belgeler tabi un müfessirlerince de devam ettirilmiştir. Mukatil bin Süleyman kuranın tamamını tefsir etmesi yoluyla önemlidir. Tefsirin bağımsız tedvinin hadis tedvininden sonra başladığını söyleyen bilgiler doğru olarak kabul edilmemelidir. Kuran Müslüman toplumu için önemli olduğu için toplumun çeşitli alanlarda bize rehberlik ettiği için kuranın anlaşılması ve yorumlanması bizim için çok önemlidir.

 

   KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KURAN TEFSİRLERİ

 

 İlim ve fikir çevrelerine göre kuranın anlaşılmasında ve yorumlanmasında farklılıklar olmuştur. Kuranı tefsir etmeye çalışanlar ilmi kapasitelerine kavrayış derecelerine siyasi ve mezhebi görüşlerine göre kuranı açıklamaya çalışmışlardır. Bu farklılıklar kuranı anlama ve yorumlamalarda çeşitliliğe ve farklılığa neden olmuştur.

 Müfessirler hangi uzmanlarsa kuranda da o konuyla ilgili ayetlerin açıklamalarını daha geniş ele almışlardır. Kuran tefsirinde iki tercih vardır.

a) kuranı kerimin tefsirini Hz. Peygamber ve ilk iki neslin açıklamalarına göre yapan anlayış

b) yukarıdaki açıklamanı yanında kişisel bilgi ve tecrübesine göre akıl yürüterek ve değerlendirerek yorumlama yapan anlayış

 

 

  RİVAYET TEFSİRİ

 

Rivayet tefsirleri ayetlerin tefsirlerine ilişkin Hz. Peygamberden sahabeden ve tabi undan nakledilen rivayetleri içerisinde bulunduran tefsirdir. Rivayet tefsirinde kuran kaynak olarak görülmez. Rivayet tefsirinde amaç kuranın tefsirine ilişkin öncekilerin görüşlerini toparlamak bir araya getirmek olduğu için kuranla bu görüşleri ayırmak gerekmektedir. Kuranın kuranla tefsiri müfessirin kuranı kendi bütünlüğü içinde açıklamasıdır. Rivayet tefsirlerini oluştururken müfessirler, rivayetleri seçerken, onları sıralarken kendi görüşüne ve düşüncesine göre yapar.

 DİRAYET TEFSİRİ

 

Kuran tefsiri başından bu yana anlama açıklama ve yorumlama unsurundan oluştuğundan dolayı bir insan faaliyetidir. Tefsir faaliyetleri tamamıyla dirayet tefsirinin eseridir. Dirayet tefsirinde müfessirler yaşadıkları kültürün ilim ve fikir çevrelerinin etkisiyle tefsirlerini yazmışlardır. Dirayet tefsirinde müfessirlerin bağlı bulundukları mezhepler etkili olmuştur.

     

     6.ÜNİTE ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ARAŞTIRMALARI

1) Mukatil b. Süleyman

Mukatil b. Süleyman’ının lehinde ve alehinde görüşler olmasına karşın tefsir ilminde ün yapmış önemli bir alimdir.İlk fıkhi eserlerinden olan Tefsirü’l –Hamsi Mieti Ayetin Mine’l-Kur’an eseriyle , Kur’an’ın kelime bilgisi açısından önemli olan el-Vücüh Ve’n –Nezair adlı eseri bulunmaktadır.  Mukatil’in tefsiri , Kur’an’ın tümünü ayet sırasına göre ele alarak yapan ilk tefsirdir. Tefsirde İsraili rivayetlere ve tarihi olaylara da yer verilmiştir.

2) El – Ferra

El- Ferra arap dilinin özellik ve kurallarını tesbit ederek önemli katkıda bulunan bir alimdir. Öğrendiklerini nakletmiş ayrıca da bu naklettiklerini tahlil ederek tenkitte bulunmuş yeni bilgiler ve sonuçlar elde etmiştir. Meani’l –Kur’an adında meşhur bir tefsir eseri bulunmaktadır.  Her ayeti tek tek incelenmemiş , önemli gördüğü ayetlerin üzerinde çok durmuştur.Tefsirindeki, hedef Kur’an metninde problem olabilecek dil problemlerine yol göstermek olmuştur.Ferra eserini oluştururken Arap şiirinden çoğunlukla faydalanmıştır.

3) İbnu Kuteybe

İbni Kuteybe hadis, fıkıh ,tefsir, vb. birçok ilimlerle uğraşmasına karşın üzerinde önemle durduğu alanlar dil edebiyat ve şiir olmuştur.Kur’an’ı kendi inançları doğrultusunda yorumlayan görüşleri dil bilimi ile cevap vererek bu görüşleri çürütmüştür. Tefsir ilminde büyük katkısı olmuştur. Günümüze Te’vilu Muşkilu’l Kur’an ve Garibu’l Kuran olan iki önemli eseri ulaşmıştır.Garibu’l Kur’an eserinde Fatiha suresinden başlayıp Nass suresine kadar her sureden zor anlaşılan kelime ve terkipler üzerinde durmuştur.

4)ET-Taberi

Et –Taberi’nin eserinin adı Camiu’l-Bean an Te’vili Ayi’l-Kur’an’dır.Bu eser rivayet tefsirinin ilklerinden olup, en önemlilerinden biridir.Taberi tefsirinde Mukaddime ile başlamış ve Kur’an’la ilgili bilgiler vermiştir.Kur’an’ın indiği dönemdeki Arapça’nın özelliklerinden ve lehçelerinden bahsetmiştir. Taberi eserine “Tefsir” yerine “Tevil” adını vermiştir. Taberi gerekli gördüğü yerlerde gramer tahlilinde bulunmuştur.Mustakil görüşlerine dayalı alimlerinden elde ettği rivayetleri”Tefsir Ansiklopedisin”e toplamıştır.

5) İbni Ebi Hatim

İbni Ebi Hatim birçok ilmi seyahatlerde bulunmuştur ve gittiği bölgelerin alimlerinden büyük ilmi bilgi ve malzemeler toplamıştır. Geniş rivayet malzemesine sahip olması da bu seyahatler sonucunda olmuştur.Tefsirinin adı “Tefsiru’l –Kur’ani’l –Azim Müsneden ‘an Rasulillahi ve’s –Sahabeti ve’t –Tabiin”dir. İbni Ebi Hatim’in bu eserini yazmasındaki neden sadece Hz.Peygamber’den ,sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini toplamak içindir. Tefsirinde kendi görüşlerini belirtmemeye özen göstermiştir.

6)Ez-Zemahşeri

Ez –Zemahşeri iyi bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.Eserinin adı “el –Keşşaf an Hakaikı’t –Tenzil ve Uyüni’l –Ekavil fi Vücühi’t – Te’vil”dir.Bu eser dil ve belagat açısından önemlidir.Bu eser belagat yönünden Kur’an’ın mucizevi yönünü ortaya koymuştur.Bundan dolayı diğer rivayet tefsirlerine kaynak olmuş bundan dolayı ana tefsir olarak kabul görmüştür.

7) El – Kurtubi

Endülüste yetişen en önemli alimlerdendir. Kurtibi’nin eserinin  adı “el- Camiu  li Ahkami’l-Kur’an ve-‘l Mübeyyin limaTedammenehü mine’s –Sünneti ve Ayi’l –Furkan”dır. Ahkam ağırlıklı olduğu için eser Ahkamu’l-Kur’an’lar diye de  adlandırılmıştır. Kur’an’ın bütünü tefsir etmiştir. Rivayet ağırlıklı bir tefsir yapmıştır .Kurtubi tefsirini yazarken birçok yazılmış eserden faydalanmış ve bunlardan alıntılar yapmıştır. Kurtubi tefsirinde Kur’an’ı kerim’in bütün ayetlerini her yönüyle incelemiştir.

8) Er-Razi

Meşhur olduğu ilim dalı kelamdır. Gazzali’nin Kelam ilmini mantığın yanında akli delilleri ve felsefi görüşlerini de  kullanmasını , Er-Razi de benimseyerek büyük ilerleme katetmiştir.Felsefi Kelam ekolünü oluşturmuştur. Allah’ın varlığını ispat için akli ve nakli delilleri birleştirmeye çalışmıştır. Tefsirinin adı “Mefatihu’l-Gayb “dir. Eserini yazmasındaki amaç akıl ilkeleriyle Kur’an’a yöneltilen saldırıları çürütmek ,İslam inançlarını  savunmak ve konularda ortaya konan karşıt fikirleri ortadan kaldırmak olduğunu belirtmiştir.

9) İbnu Kesir

Tarih, tefsir , hadis ve fıkıh ilminde önemli bir alimdir . Tefsirinin adı “Tesiru’l –Kur’ani’l-Azim “dir. İbnu Kesirin tefsiri rivayet tefsirinde önemli bir yer tutar .İlk olarak tefsir edeceği ayeti verir ve tefsir ettiği ayeti kolay şekilde ve özet olacak şekilde açıkladıktan sonra konu ile  ilgili ayetler  varsa onlarıda sıralamaktadır.Bundan dolayı bu tefsir Kur’an’ın Kur’an’la tefsirinin en önemli kaynaklarındandır.

10) Ebussuud

Osmanlı şeyhül İslamları arasından biri olup , bu makamda en çok hizmette bulunan bir alimdir .Ebussuud Efendi dini hükümler hakkında iyi bilgisi olan, sağlam karakterli asla haksızlık yapmayan birisidir. Tefsirinin adı “ İrşadü’l ‘Akli’s-Selim ila  Mezaya’l –Kur’ani’l –Kerim”dir. Ebussuud Osmanlı döneminde Kur’an’ın tamamını tefsir etmiştir . Kur’an ayetlerinde ince ve gizli anlamlar hakkında önemli incelikleri farketmiştir. Tasavvufa karşı olumlu tavır takınmamış bundan dolayı tefsirinde işari yorum yapmamıştır.

11)İsmail  Hakkı Bursevi

İsmail Hakkı Bursevi çeşitli hizmetlerden sonra Bursa’ya halife olarak gönderilmiştir. Bursa Ulucami ‘de vaaz vermeye başlamış ve vaazlarında Fatiha suresinden başlayarak Kur’an’ı tefsir etmeye başlamıştır.Bu vaazların yanında tasavvufi yorumlar ve şiirler söyleyerek Arapça olarak yazmaya başlamış ve ünlü tefsir eseri  Ruhu’l – Beyan ortaya çıkmıştır. Osmanlı döneminde yazılan ve işari tefsir ekolunde yazılan önemli tefsir eserlerindendir. Tefsirinde hem rivayet hem de dirayet tefsirini bir arada kullanmıştır.

12) Muhammed b. Abduh

Muhammed b. Abduh  El- Ezher  üniversitesinde okumuş bir ilim adamıdır. Mısır da bulunan Cemaleddin  Efgani ‘den  dersler almıştır. Efganinin yönlendirmesiyle sosyal ve siyasal olaylar la ilgilenmeye başlamıştır. El-Ezher ‘e tayin edildikten sonra Mısır ve Sudan’da İngilizlerin çıkması için yaptığı faliyetlerden dolayı Beyrut’a sürünmüştür. Efgani’nin daveti ile Paris’e gitmiş ve el –Urvetu ‘l –Vuska dergisini çıkarmışlardır. Tefsirinin adı, “Tefsiru ‘l –Kur’ani’l –Hakim”dir .Eseri Muhammed Reşit Rıda El –Ezher’de hocasının anlattıklarını not alarak kitap haline getirmiştir . Tefsirinin amacı inasanlara dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak bir doğru itikadı ve iyi bir yaşam programı sunmak olduğunu belirtmiştir .

13) Muhammed İzzet Derveze

Derveze Arap milliyetçiliği hareketinde önemli rol almış ve derneklerin kurulmasında öncü olmuştur . Türkiye’deki,  hapisahane hayatı boyunca Kur’an’ı anlama ve yorumlama metodunu anlatan El – Kur’anü’l –Mecid eserini yazmıştır. Tefsirinin adı “Tefsiru’l –Hadis”dir. Tefsirin belirgin özelliği sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmesidir .

14) Seyih Kutub

1954’de Cemal Abdünnasır’a düzenlenen suikastdan  dolayı tutuklanmıştır. Hapishane hayatında önce başladığı tefsiri Fi-Zılali’l –Kur’an’ı  tamamladı. Tefsir 20. yüzyılda yazılanan toplumsal ve edebi  tefsir yönünden en önemli örneklerinden birisidir. Tefsiri yazmasındaki amaç Kur’an’dan yola çıkarak yeni ve ideal bir insan hayat ve toplum modelini oluşturmaktır.

15) İbnu Aşur

İbnu Aşur üniversitedeki görevinin yanı sıra Maliki Kadılığınıda  yapmıştır. İlk Maliki Şeyhülislam’ı olmuştur. Tefsirinin adı “et-Tahrir ve’t –Tenvir “dir. Ayetlerin tefsirinde ayetlerle tefsir yapmış gerekli yerlerde Hz. Peygamber’in tefsirinden  ve diğer tefsirlerden yaralanmıştır. Tefsirinde dil incelikleri görülmektedir.

 


0 Yorum - Yorum Yaz


TEFSİR İLMİ   5.bölüm

   Tefsir,üzerinde çalıştığı ayetler ile nesnel bilgiler kullanmaktadır.Kesin hükümler verilebilmektedir.Bu yüzden bir müfessirin Kur'anı kendine göre açıklaması oldukça zordur.Ancak müfessirler arasında bazen bir kelimenin birçok anlamının olması karışıklığı oluşabiliyor.Bu durumda bir kelimenin bir çok anlamından müfessire uygun olan alınıp karışıklık giderilir.                                       Te'vil:Kesin açıklama yapılamayan ayetler veya ayetlerdeki kelimeler için elde olan bilgileri kullanılarak yapılan genel yorumlamalardır.İmam Maturidiye göre tefsi r sahabenin,te'vil alimlerin işidir.Te'vilde yorumlamalar kişinin hayatından esinlenmektedir,etkilenmektedir.Burada öznellik ön plandadır.Kaynak bakımından kesin olmayıp anlama kesin olarak ulaşılamamaktadır.                          Terceme:Bir sözü bir dilden başka bir dile çevirmektedir.Lafzi ve tefsiri terceme diye ikiye ayrılmaktadır.Lafzi terceme,kelime kelime terceme edilirken ;tefsiri terceme ise manen yani bütün olarak yapılan tercemedir.Kur'an lafzi tercemenin zorlukları yüzünden tefsiri tercemenin yapılmasını tercih etmiştir.Kur'anın terceme edilmesi meselesine gelince hemen hemen her dile çevrilmektedir. Çünkü evrensel bir özellik taşıyan her mesaja sahiptir ,bunun yaygınlaşmasının da tek yolu budur.Peygamberimiz bazı davranış ve uygulamalarıyla Kur'anın terceme edilmesini onaylamıştır.                                         Tefsir İlminin Amacı: Tefsir,Kur'an Kerimin ifadelerine doğru açıklamalar getirmeyi amaçlar.Bu açıklamaları Resullullah ve o dönem Müslümanları anlıyordu.Çünkü o dönemde yaşıyorlardı.bunun ise sonraki nesile aktarılması gerekiyordu Kur'an tefsiri bunun için geliştirilmiştir.Suyuti ,el-itkan adlı eserinde tefsirin gerekliliğini şöyle açıklarken tıp ,matematik gibi bilimlere ihtiyaç duyulduğunda bunları anlamak için şerhlerden yararlanılıyorsa Kur'anı anlamak için tefsire ihtiyaç vardır.Kur'anın kullandığı yöntemlere gelince tefsir ilmi ayetlere açıklama getirirken bazı işlemler gerçekleştirmiştir.Bunlardan ilki Kur'anın cümlelerini dil açısından analiz eder.Bu yüzden Arapçanın iyi bir şekilde bilinmesi gerekir.İkincisi ise ayetleri doğru bir şekilde tefsir edebilmek için onların ne gibi koşullarda nazil olduğunun bilinmesi gerekir.İmam Gazaliye göre tefsir, ‘Kur'anın anlamlarıyla ilgilenmektir.Tefsir ilminin diğer temel İslam bilimleriyle ilişkisi birbiriyle bağlantılıdır.mesela anlama,yorumlama için kelamla,dil analizi içi arap dili ve edebiyatına ,indiği koşulları bilmek için hadislere,iman esasları için ise fıkıhla oldukça bağlantılıdır.                                       İLK DÖNEM TEFSİRLERİ                                                                                   Hz.Peygamber dönemi:Peygamberimiz gerek sorulara cevaben gerek olaylara karşılık ayetleri tefsir etmiştir.Gazali ve Suyuti Peygamberimizin Kur'anı Kerimi tamamen tefsir etmediğini iddia etmişlerdir. Fakat şu var ki Kur'anı ilk tefsir eden kişi Hz. Peygamberdir.                                                                              Sahabe Dönemi:Peygamberimizin ölümü üzerine Kur'anı açıklama görevini üstlenmişlerdir.Müşahedelerine dayalı açıklamaları ve kişisel bilgi ve becerilerine göre açıklamalar ile tefsir etmeye çalıışmışlardır .Sahabenin tefsiri için bir sonraki nesil için çok önemlidir.Çünkü ayetlerin nüzul sebebini,o dönem ortamını peygamberimizden sonra en iyi bilen onlardı.Sahabelerin tefsir kaynağı Hz.Peygamber,Arap Dili ve Edebiyatı ,kendi müşahedeleri ve Ehli kitap alimleridir.Tefsir alanında en önemli sahabe isimlerinden biri Abdullah b. Abbas ‘dır.                                                                                                                              Tabiin Dönemi Tefsiri : Sahabelerden sonra dönemin sosyal,siyasal,ekonomik gibi toplumsal yapısını bilen anlayan kişilerdir tabiinler.Bu toplumsal yapının merkezinde dinin kaynağı Kur'ana ilişkin görüşlerin bir sonraki nesle aktarılmasına dikkat edilmiştir.Bu dönemde tefsirinde kelime ve kavramaların açıklamaları daha ayrıntılıdır.Bu dönemin bir önemli özelliği ahret ve gayb alemine ilişkin açıklamaların yoğun olmasıdır.İhtiyaca binaen tefsir değil de sistematik bütünlük için genel tefsire önem vermişlerdir.Tümevarım yöntemi kullanılmıştır.Bu dönem tefsirinin kaynağı Sahabe,Ehli kitap ve kendi bilgi kavrayışlarıdır.                                                                                                            TEFSİRİN TEDVİNİ:Bu tedvin ilk İbni Abbas ile başlandığı söylenmektedir.Tefsirin konuları , açıklamaları bir araya getirilip yazılı hale getiriliyordu.Başta dağınık halde bulunan haberler sonradan camiler,sünenler ile Kitabul Tefsir başılığı altında bir araya getirilmiştir.Kaynak ve yöntem çerçevesinde Kur'an tefsirine gelecek olursak;ilim ve fikir çevrelerin niteliğine göre Kur'anın açıklaması ve yorumlanmasında farklı eğilimler ortaya çıkmıştır.Kur'anı açıklayanlar kendi çevresinden siyasi,iktisadi,ahlaki,ilmi,felsefi gibi yapılardan oldukça etkilenmişlerdir.Aldıkları eğitim,kişisel idrak ve anlayış seviyeleri farklıdır.Bu yüzden tefsirler arasında farklılıklar olabilmektedir.                 KUR'AN TEFSİRİ:Hz.Peygamberin ve ilk iki neslin açıklamalarına , kişisel yorum ,kavrama ve insanımız için önemli olan ilham ve sezgiye dayanan tefsirdir.Rivayet ve Dirayet tefsir diye ayrılmaktadır.                                                 Rivayet Tefsiri;Hz.Peygamber ,sahabe ve tabiinden alınan naklin sened gösterilerek direk nakledilmesi işidir.Bir dirayet işidir aynı zamanda .Bunun amacı öncekilerin görüşlerini bir araya getirerek birbirinde farklı olduğunu göstermektir.                                                                                                           Dirayet Tefsiri;Kur'anı anlama,yorumlama,açıklama unsurlarını içeren Kur'an tefsiri bir insan faaliyetidir.Bunlar biçimlerdir.Önceki görüşlerin belirtilmesi için birlikte kişisel yorumlamalar da yapılmaktadır.Bunun için o dönem koşullarının, Arap dilinin çok iyi bilinmesi ,anlaşılması gerekmektedir. Çok yönlü ve Tek yönlü dirayet diye ikiye ayrılmaktadır.Çok yönlü tefsir bir bütünlük içinde tefsir etmeye çalışırken Tek yönlü tefsir ise ilgi duyulan ,ihtiyaç hissedilen konuları,sorunları ayrıntılı tefsir etme işidir.Gerek dil bilimsel,fıkıh ilmi gerekse felsefi,tasavvufi ilmi olsun bu alanlarda ayrıntılı tefsirler yapılmıştır.Yüzyılı aşan batı kültüründe ortaya çıkan her düşünce akımı Kur'anı tefsir etmede ve yorumlamada kullanılmıştır.                                                                                                            TEFSİR ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR                                                        Yenilikçi Tefsir Çalışmaları: Kur'anın bir hidayet kitabı olduğunu ve hayat yön vermesi gerektiğini savunarak geçmişteki tefsir geleneğine eleştiriler yaparak ortaya çıkmıştır.Daha önceki tefsirlerde israiliyat haberleri,hurafeler ve uydurma hadisler kullanılmıştır..Bu durumun aşılabilmesi için Kur'anın yeniden çokça okunması ve yorumlanması gerektiği düşünülmüştür. Bu durum ilk önce Cemalettin Afgani tarafından dile getirilmiştir.Müslümanların geri kalış nedeni olarak İslam geleneği gösterilmiştir.                                                                         İlmi Tefsir Çalışmaları:Bu yaklaşım Allah tarafından gönderilen kitabın insanların faaliyeti olan bilimsel ve teknoloijk bulguları içermesi gerektiğini savunmaktadır.Kur'anın çeşitli ilimlere,bilişsel buluşlara atıflarda bulunduğunu savunur.Daha öncekilerde az da olsa ilmi tefsir yorumlamalarına yer verilmiştir.Müslümanlar bilim ile Kur'anın çatışmadığını göstermek amacıyla tefsirler yapmışlardır.Bu alanda en meşhur çalışma Tantavi Cevherinin el-Cevahirul Kur'an adlı çalışmasıdır.                                                                          İdeolojık Tefsir Çalışmaları :İslam dünyasının çeşitli bölgelerinin sömürge altında kalması sonucunda dünyanın her yerinde ideolojilerin gündeme gelmesi sonucu oluşmuştur.Kur'anı inasanları hidayete çağıran geleceğe yönelik yön vermesi gerektiğini düşünülmesini savunmuştur.Seyyid Kuttub tefsirinde Kur'anın edebi inceliklerini işlemeye özen göstermesiyle daha iyi olacağını düşünmüştür.                                                                                                      Tarihsel -Tenkitçi Tefsir Çalışmaları :Bu yaklaşıma göre Kur'an tarihin belli bir dilimde ve belli bir insan topluluğun hayatını düzenlemek için indirilmiştir düşüncesini savunur. Kur'anı anlamak hayata geçirmek isteyen nüzul olduğu dönemin tarihi ortamını bilmelidirler. Bu düşünce Kur'anın içeriği, yapısı, mesajı indiği dönemle bağlantılı olduğu kanaatindedir bu yaklaşım.Emim el-Huli bu yaklaşımı ileriye götürenlerdendir.Konu birliğine sahip ayetleri bir araya getirip konular üzerine tefsiri çalışmalar geliştirmiştir. 

MERVE TOPUZ-11040310-İDKAB2 


0 Yorum - Yorum Yaz


6.bölüm
MUKATİL B. SÜLEYMAN Mukatil 699 yılında Belh'de doğmuştur.Merv ,Bağbat ve Basra'da ilim tahlis etmiş ve yine buralarda tedris faaliyetinde bulunmuştur.Başarılı akli terkip ve tahlillerde bulunmuştur,bununla beraber nakli tefsire ve Kur'an ehlinin lugat ,nahiv ve belagat inceliklerine vakıftır.İlk fıkhi tefsirlerinden Tefsirul Hamsi Mieti Ayetin Minel Kur'an adlı eserdir.El Tefsirul Kebir adlı tefsir Kur'anın tamamını ayet sırasında göre içine alan bir tefsirdir.Bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul ediliyor.Tefsirde yer yer israili haberlere ,tarihi hadislere ve kıssaları ile ilgili lüzumsuz ayrıntılara girilmektedir. EL-FERRA El Ferra 761 yılında Küfe'de doğmuştur. Not tutmadan direk hafızasına işleten biridir.Halife Memun'un isteği üzerine dil alanında eserler vermiş ve çocuklarına da hocalık yapmıştır. Ferra'nın Arap dilinin özellik ve kurallarını tespit edilmesinde büyük katkısı olmuştur.tefsirine gelince her ayet üzerinde durmamıştır kendisinin ihtiyacı üzerine olan ayetleri tefsir etmiştir.Hedefi Kur'anın anlaşılmasında karşılaşılan dil problemine ışık tutmaktır.Gerektiği yerde sebebi nüzul rivayetlerinden yararlanmıştır. İBNU KUTEYBE İbnu Kuteybe 828 yılında Küfe'de doğmuştur.Dönemin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir.Asıl derinleşmesi Dil,Edebiyat ve Şiir alanında olmuştur.Kur'anı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine de önemli katkıda bulunmuştur.Tefsirine gelince kendi dirayet ve ilmi gücünü ortaya koymuştur.Tefsir eserini çok muhtasar tutmuş lüzumsuz uzatmalardan özelliklerden kaçınmıştır.Kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır. ET-TABERİ Et-Taberi 838 yılının sonlarında Taberistan Mul şehrinde doğmuştur.Fıkıhta önceleri Şafii mezhebine mensupken sonra da mutlak müçtehidlik mertebesine ulaşmıştır.Telif ettiği birçok eser kaybolmuş ve zamanımıza kadar ulaşmamıştır.Tefsir alanında Camiul Beyan an Tevili Ayil Kur'an adlı eseri mevcuttur.Rivayet tefsirlerinden ilk ve en önemlilerinden biridir. Tefsirine bir mukaddime ile başlamıştır. Mukaddimede Kur'an ile ilgili konulara yer verir.Kur'anın nazil olduğu Arapça özelliklerden ve lehçelerinden bahseder.Eserine tefsir değil te'vil adı vermiştir.İhtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahlillerine girişir,ayetlerden çıkarak fıkhi hükümlere ,bu fıkhi hükümlerin dayandığı delillere temas eder.Taberinin tefsirinde yer yer israiliyata rastlanır. ‘Tefsir Ansiklopedisi' meydana getirmiştir. Özellikle kelime izahlarında ,garib lafızların tefsirinde eski Arap şiirinden de büyük ölçüde istifade edilmiştir,izahlama cahiliye devri şiirinden çokça deliller getirmiştir.Camiul Beyanda kelam ve akide konularında azımsanmayacak derecede bilgi bulunmaktadır.Müfessir eserinde ehli sünnet ve el cemaat mezhebini destekler,te'villere yer verilmiştir. İBNİ EBİ HATİM İbni Ebi Hatim 854 yılında Rey'de doğmuştur.Çok geniş bir rivayet malzemesine sahiptir.Aklın alanını en aza indiren ve naslara te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir.Yüksek ilmi seviyesinin yanında zühdu ve takvasıyla da takdir edilmiş bir kişiliğe sahiptir.Başta hadis olmak üzere 22 çeşit İslam ilminin dallarında eser vermiştir.Tefsirine gelince Tefsirul Kur'anul Azim Müsneden an Resulillah ve Sahabeti ve Tabiin adlı eseri vardır. Yaklaşık yarısı kayıptır. Bu tefsirin amacı tefsir eserinin isminden de anlaşılacağı üzere sadece Hz. Peygamber ,sahabe ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliliği içinde derlemektedir.Tefsirinde o kendi görüşlerinden oldukça kaçınmaktadır.

EZ-ZEMAHŞERİ Ez-Zemahşeri büyük bir dilci,edebiyatçı,kelamcı müfessirdir.Zemahşer'de 1075 yılında doğmuştur. ‘Fahri Harezm' ünvanını almıştır.İtikatda mutezile ,fıkıhta hanefidir.Mutezile olduğu için tenkit edilmiştir. Keşşaf adlı eseri onun İslam aleminde tanınmasını sağlayan tefsir üzerinde yüzlerce şerh,haşiye, ta'lik ve reddiye yazılmış bir kitaptır.Bu tefsir dil ve belagat bakımından önemlidir.Çünkü o bu eseriyle Kur'anın mucizeliğini ortaya koymaya çalışır. Ummul Tefsir(Ana Tefsir) diye anılmıştır.Ancak mutezilikten dolayı çokça eleştirilmiş bazı yerleri çürütülmüştür.Ama en çok kıratlara yer verilmesiyle tenkit edilmiştir.Ehli sünnet alimlerine karşı oldukça ağır tenkitlerde yer almıştır.Tefsirinde genellikle soru-cevap yöntemini kullanmıştır.Kur'anı Kerimin balagat ve icazını en güzel ortaya koyan eserdir. EL-KURTUBİ El-Kurtubi Kurtubada doğdu.Endülüsün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Salih ,arif ,mutevazi kişiliği ve sade yaşayışıyle tanınan,ilimde yüksek bir dereceye ulaşmış bir alim olarak tanınır.Kendisi zühd ve takva içinde yaşamakla birlikte ilim alemi için faydalı birçok eser yazmıştır.Maliki mezhabine mensuptur,itikad olarak eşaridir.Tefsir alanında yazdığı eserinde Kur'anın tamamen tefsirini muhteva etmektedir.Müfessirlerin tercihleri Kur'an fzaileti ve tefsirle ilgili daha birçok konuya tahsis ettiği oldukça geniş bir mukaddime ile başlar. Rivayet ağırlıklı çok faydalı tefsir ortaya koymuştur. Hadis,fıkıh,kıraat,dil ve belagat,akaid ve kelam alanında ki eserlerden oldukça faydalanmıştır.İtikadi konuların delilleri olana ayetlerin tefsirinde ise ehli sünnet dışındaki mutezile ,karamita gibi batı mezheplerin görüşlerin çürütülmesine özen göstermiştir.Az da olsa israiliyata yer verilmiştir.Kur'anın her ayetini ayrıntılı incelemektedir. ER-RAZİ Er-Razi 1149 Rey şehrinde doğmuştur. Hatibu-r Rey ismiyle anılırdı.Şeyhülislam lakabını aldı.Akli ve nakli bilimlerde oldukça ilerlemiştir.İslam aleminde ortaya çıkan bidatleri , yanlış itikad sahiplerinin ve filozofların bozuk görüşlerini en ince ayrıntısıyla araştırarak delillerle bunları çürütmeye çalışmıştır.En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır.Tefsir alanında Mefatihul Gayb eseri vardır.Bu tefsirin amacı Kur'ana yöneltilen hücumları çürütmek ,İslam inanç esaslarını savunmaktır. Bir ayeti tefsir ederken onu açıklayan başka ayet veya ayetlere işaret eder. Bu arada hadis ve rivayetlere de yer verir.Tasavvufi konulara oldukça yer verir.Şafii mezhebine mensuptur, Ehli sünnet dışı mezheplere karşı ehli sünneti müdafa eder.Fıkıh ilminde de oldukça ileri seviyeye ulaşmıştır.Usulü Fıkıh eseri de vardır.Neshi kabul eder ama mensuh ayetlerin sayısını asgariye indirme taraftarıdır. İBNİ KESİR İbni Kesir 1302 de Şam'da doğmuştur.Tarih,tefsir,fıkıh,hadis alanında öne çıkmış olan alimlerimizdendir.Şiire karşı tutumu serttir. Tesirul Kur'anul Azim adlı eseri vardır.Rivayet tefsirleri arasında önemli yere sahiptir. Eserin önemli bir mukaddimesi vardır.Kur'anı Kur'anla tefsirinde şöhret kazanmıştır.Aynı zamanda önemli bir muhaddistir.Bazen de fazla derinleşmeden fıkıh alanına girer. Tefsirinin başlıca özelliklerinden biri israiliyat konusundaki hassasiyetidir. EBUS SUUD Ebus Suud 1490 yılında doğmuştur. Metris köyünde doğmuştur.Budin de ilk cuma namazını kıldırdı.55 yaşında şeyhülislam oldu.Dini hükümleri çok iyi bilen sağlam karakterli,kimseye haksızlık etmeyen ,hatır için asla söz söylemeyen ,çok çalışkan ve gayet tedbirli bir alimdir.Sıradan insanları bile ciddiye alır, güler yüzlü ve tatlı dillidir. Tefsiri Ebussuudi eseri vardır,bu eseri Arapça olarak yazmıştır.Kur'an ayetlerinin fesahat ve belagat ile yapmış olduğu tespitlerdir. Cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlarla ilgili dikkat çekici tespitleri vardır.Gerekli gördüğünde gramer ile ilgili açıklamalarda bulunurdu.Tasavvufa sıcak bakmamıştır.Bu bakımdan tefsirinde işari yorumlara çok az rastlanır.Ahkam ayetlerini tefsir ederken hanefiliği öne çıkarmıştır. İSMAİL HAKKI BURSEVİ İsmail Hakkı Bursevi 1653 yılında Aydost da doğmuştur.Arapça,sarf ve nahiv dersleri alarak hatla ilgilenmiştir.Vaazlar vermeye başlamasıyla Arapça olarak yazdığı yorumları tasavvufi konulara aktarmıştır.Fatiha ile başlayıp Kur'anı Kerimi tefsir etmiştir.Ruhul Beyan adlı tefsiri vardır. Osmanlı dönemi ve işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir.Bu Meviza ağırlıklıdır.Hem rivayet hem de dirayet metodu birlikte kullanılmıştır.Ve müellifin tasavvufi yorumlarıyla zenginleştirilmiştir. Ayetler öncelikle ayetlerle ve daha sonra hadislerle açıklanmıştır.Tefsirini ehli tasavvufun menakıbıyla ve şiirlerle süslemiştir.Tefsirinde İslam itikad esaslarına ters düşen tespitleri vardır. Mesela bunlardan biri Bursevi tevhidin 3 kademesi olduğunu söyleyerek üçüncüsünün ‘benden başka ilah yoktur.' diyebilmektir,der. Çünkü bunu diyebilen kişi baktığı her yerde Allah'ı görür kendi varlığını Allah'ın varlığı içinde eriten kişidir. MUHAMMED ABDUH Muhammed Abduh 1849 yılında Mısırda doğmuştur.Okuma isteği olmayan biriydi.Ancak babasını aracılığıyla Şeyh Derviş Hızır'la görüşmesi hayatının bir dönüm noktası olmuştur.Ondan duydukları içine ilim aşkı düşürmüştür.El-Ezher Üniversitesinde öğretim görmüştür.Ülkedeki eğitim faliyetini denetlemek üzere kurulan yüksek meclise üye tayin edildi.Başta El-ezher olmak üzere Mısır'da eğitim ve yargı kurumlarının yapılandırılması için faaliyette bulundu. Kur'anul Hakim adlı tefsiri vardır. Tefsirinde hocasından daima imam diye bahseder. Tefsirinin gayesi kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmaktır. Taklide şiddetle karşıdır,hür bir akıl taraftarıdır.Hür akılcılığıyla sahih hadisleri bile te'vil ,inkar yoluna gitmiştir.Ayet ve sureler arasındaki münasebete özel önem vermiştir.İsrailiyata yer vermemiştir ,verenlere tenkit etmiştir. MUHAMMED İZZET-E DERVEZE Muhammed İzzet Derveze 1888'de Filistin'de doğmuştur.Fransız askeri mahkemesince tutuklandı ve bu sürede Kur'anı hıfzetti ve bazı eserlerin yazmıştır.İmkan kısıtlığından dolayı okuyamamıştır ancak kendi çaba ve gayretiyle eğitim,öğretimi bol bol okuyarak telafi etmiştir.Tefsir,hadis,fıkıh,kelam,dil edebiyat ,şiir,tarih,sosyoloji felsefe alanında pek çok eser ve tefsir alanında okumuştur.Tefsirul Hadis adlı tefsir eseri vardır.Sureler nüzul sırasına göre tefsir edilmiştir.Ayetleri sırasıyla tefsir etme yerine aynı konuyla ilgili olanları bir araya getirerek yapmıştır.Kur'anın Kur'anla anlaşılmasına önem vermiştir. Kur'an ilkelerini araçlar ve amaçlar diye ayırır.Bir bütün olarak bakmıştır Kur'ana .Sade bir üslupla, kolay anlaşılır bir şekilde yazmıştır. Nahiv ve kelamda derinleşmemiştir.İlmi tefsire şiddetle karşı çıkmıştır. SEYYİD KUTTUB Seyyid Kuttub 1904 ‘de Mısır'da dindar bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Küçük yaşlarda Kur'anı ezberledi.Kahire Üniversitesinde okudu. Makale yazmıştır.Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'anın emri olduğunu savunmuştur ve Mısır'ın o dönemki toplumsal yapılandırılmasını eleştirmiştir.Fi-Zilalil Kur'an adlı tefsir eseri vardır.Yirminci yüzyılda yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden biridir.Gayesi Kur'anın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan ,hayat,toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.Her sure girişinde iniş maksadı,adı, ayet sayısı ,mekki,medeni oluşu hakkında bilgi verilmiştir.Edebiyatçıdır.Hadis ve tefsire çok az yer vermiştir.Fıkhi ve kelami konularda mezhepler arasındaki ihtilaflara çok az yer verir fazla ayrıntıya girmez.İslam inanç düşüncesinde tevhidin kökleşmesine önem verir ve Kur'anın fert ve toplum hayatıyla ilgili emir ve yasaklarının hikmetlerini ve sırların gözler önüne sermeye çalışır. Allah'ın zat ve sıfatlarıyla ilgili müteşabih ayetleri te'vil etmekten kaçınır ,ilmi tefsire karşıdır. İBNU AŞUR İbnu Aşur 1879 ‘da Tunus'da doğmuştur.İbnu Aşır lakabıyla anılmıştır,üstün kabiliyete sahiptir.1932'de ilk maliki şeyhülislamı oldu.Hayatı boyunca ilmi çalışmalarını ve fıkhi mücadelelerini aralıksız sürdürmüştür.Mücadeleci bir şahsiyete sahiptir.Tefsir,hadis,fıkıh,Arap dil ve edebiyat alanında 40'a yakın eser bırakmıştır.Et-Tahrir vet-Tenvir adlı tefsir eseri vardır. Ayetleri Kur'andaki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir. Şerii hükümlerin hikmet ve gayelerine ayrı bir önem vermiştir. Ölçülü bir ilmi tefsir taraftarıdır,onun her asra hitap ettiğini savunur ve İmamı Şatılayı eleştirir.Hem klasik hem de çağdaş anlayışların birleşiminden meydana gelmiş önemli bir tefsirdir.

 

 

MERVE TOPUZ/11040310


0 Yorum - Yorum Yaz

5 VE 6. ÜNİTELER    05.05.2013

FİRDEVS BETÜL BARAN 11040058 İDKAB2

KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ 5.ÜNİTE

Tefsir ilmi

Kur'anın açıklanması için geliştirilen ilime tefsir adı verilmiştir.Fsr fiilinden türetilmiş olup bir şeyin örtüsünü açmak anlamına gelir.

Tefsir ilminin tanımı

Ayetlerin indikleri zaman ki anlamı ortaya koyar.Kur'anın indiği dönemdeki arapçanın incelenmesi gerekir.O dönemin şartlarıda bilinmelidir.Nasnel bilgiler kullanılmaktadır.Yöntemi öznelliği sınırlandırmıştır fakat delillerde kesinsizlik varsa müfessirin öznelliğinede rastlanabilir.

Te'vil

Kesin açıklama getirmek için yeterince delil olmadığı durumlar olmaktadır.Öyle durumlarda müfessir elindeki delilleri değerlendirip ,seçimler yaparak yoruma gider buna te'vil denir.müfessirin yorumu daha etkilidir.

Terceme

Bir sözü bir dilden başka bir dile çevirmek anlamına gelir.Lafzi terceme :kelimelere başka dilde direk anlam vermektir.tefsiri terceme :kelimelerin karşılığı aranırkan kelime atlanabilir ya da eklenebilir. Kur'anın tercümesi islamın ilk dönemlerinde başlamıştır

Tefsir ilminin amacı

Kur'an ifadelerine doğru açıklamalar getirmektir.Kur'anın indiği dönemden uzaklaşıldıkça ayetlerin açıklanması ihtiyacı çoğaldı.

Tefsir ilminin yüntemi

Öncelikle dil biliminin yöntem ve bilgileri kullanılır.Arapçanın iyi bilinmesi gerekir.İkinci olarak tarih bilgisine başvurulur.O dönemin koşulları incelenir.Tefsiri öznellğe kapatmak için rey tefsiri kabul edilmemiştir.tefsir ilmi kural koyucu nitelikte değildir.

Tefsir ilminin diğer islam bilimleriyle ilişkisi

-Dil bilimleri

-Tarih bilimleri

-Hadis bilimleri

İlk dönem tefsiri

Hz. peygember bir takım açıklamalar yapmıştır.Sahabenin sorularına cevap vermiştir.Kur'anın tamamını tefsir etmemiştir.Hz.peygamberin vefatından sonra sahabe tefsirle meşgul olmuştur.Müsahadelerine dayalı açıklmaları ,kişisel bilgi ve kavrayıaşlarına göre yaptıkları açıklamalar olmak üzere iki kategoride görülebilir.Sahabe ayetlerin nuzul sebebi hakkında bilgi sahibidir.sahabenin tefsir kaynakları Hz peygamber ,arap dili , krndi müşahedeleri ve ehli kitap alimleridir.tabiunlar sahabeden yararlanmışlardır.rivayrt tefsirinin kaynağı çoğunlukla tabiun dönemidir.Açıklamalar daha ayrıntılıdır.

Tefsirin tedvini

İbn Abbasla başlamıştır.

Kaynak ve yöntem tercihleri çerçevesinde kur'an tefsirleri

Öncekilerin görüşleri  , akli çaba ve ilhamdır.

Rivayet tefsiri

Hz peygamber , sahabe ve tabiunda nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirdir.Müfessirler rivayetleri seçerken kendi bakış açılarını esas alırlar.

Dirayet tefsiri

Tefsir insan faaliyetidir.Müfessir kendi yorum ve açıklamalarınada yer verir.Bir çok disiplinden yararlanılır.

Çok yönlü dirayet tefsiri

kelami , fıkhi , ahlaki felsefi yorumlar vardır.

Tek yönlü dirayet tefsiri

Kur'anın bazı konuları üzerinde durulmasıdır.Daha ayrıntılı yer verilir.

1-Dilbilimsel tefsir

2-Fıkhi tefsir

3-İlmi tefsir

4-Felsefi tefsir

5-Tasavvufi tefsir

Yenilikçi tefsir çalışmaları

Kur'anın yeniden okunması ve yorumlanması gerektiği görüşüdür.Reşit Riza Abduh C.Afgani örnek olarak söylenebilir.

İlmi tefsir çalışmaları

Kur'anın ilimlere ,bilimsel buluşlara atıflardabulunduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır.19.yy da belirginleşti

İdeolojik tefsir çalışmaları

İslam dünyasının bazı bölgelerinin sömürge altında olması sonucu ortaya çıkmıştır.Sömürge devletlere karşı koyma mesajı verir.

Tarihsel tenkitçı tefsir çalışmaları

Kur'anın dünyası tarihsel ortamı ile belirlenmiştir.Bulunduğu dönem içinde değerlendirilmesi gerekir. 

 


0 Yorum - Yorum Yaz

5 VE 6. ÜNİTELER    05.05.2013

FİRDEVS BETÜL BARAN 11040058 İDKAB2

KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ 6. BÖLÜM

1.Mukatil bin süleyman (m 699-767)

-İsrailiyyata itibar etmiştir.

-İmam-ı şafi ,Ahmet b. Hanbel gibi önemli alimler kendisini övmüştür.

- Eseri Tefsirül Kebir dir.

-Kur'anı ayet sırasına göre tefsir etmiştir.

2.El Ferra (m 761-822)

-Halil b .Ahmet ,Yunus b.Habib gibi önemli alimlerden ders aldı.

-Eseri Meanil Kur'an dır.

-Arap dili üzerine çalışmaları vardır.

-Tefsirine ihtiyaç duyduğu ayetler üzerinde çalışmıştır.

3.İbnu Kuteybe (m 828-889)

-Ehl-i sünnet ve mutezileye sert cevaplar vemiştir.

-Abbasiler döneminde yaşamıştır.Kadılık yapmıştır.

-Eseri el Kurteyn dir.Gereksiz uzatmalardan kaçınmıştır.

4.Et Taberi (m 838-923)

-Çok fazla eser vermiştir.

-Eseri Camiul Beyandir

-Ceririyye mezhebinin imamidır.

-Eserine te'vil demiştir.

-Arapçanın özelliklerinden bahseder.

5.İbn Ebi Hatim (m 854-9399

-ilmi seyahatler yapmıştır.rivayet malzemesi toplamıştır.

-zühd ve takvasıylada takdir edilir.

-eserlerinde orjinal rivayetler ve başka eserlerden derlenen rivayetler birbirine karışmıştır.

-eseri tefsirul Kur!andır

6. Ez Zemahşeri ( m 1075-1142)

-itikadda mutezile , fıkıhta hanefidir.

-elli civarında kitabı vardır

-tefsirinde beyitler vardır.

-eseri el Keşşaf dır.

7. EL kurtubi ( ö 671/1273)

-Salih arif ve mütevazı kişiliğe sahiptir.

- maliki mezhebne mensubtur. İtikad mezhebi  eş'ariyye dir.

-eseri ahkam ve rivayet ağırlıklıdır. 

8.ER Razi ( m 1149-1210) 

-soyu kureyş kabilesine dayanır.

-şeyhülislam lakabını aldı.

-En meşhur ilim dalı kelamdır.

-kitapları bölümlere ayırmıştır

9. İbnu Kesir

-mahkeme üyesi , müftü, katip gibi görevlerde bulundu.

-hambeli kelamını benimsedi

-tefsirinde kendi görüşlerinede yer vermiştir.

10. Ebusuud (m 1490-1574)

-ikinci bayezid istanbula davet etti

- Rumeli kazaskeri ve şeyhülislam oldu

-tefsirini Kanuniye sunmuştur.

11. ismail Hakkı Bursevi ( m 1653-1725)

 -açık sözlüdür. doğruyu söylemekten çekinmez.

-vaaz vermeye başladıktan sonra tefsir yapmaya başladı.

-eseri meviza ağırlıklıdır. itikada ters düşen tesbitleri vardır.

12.Muhammed Abduh ( m 1849-1905)

-Ezher ' de hocalık yaptı. eğitim kurumlarını yapılandırdı.

-ingiliz sömürüsüne karşı faaliyetlede bulundu esheri tefsirül menardır. hür akıl taraftarıdır.

-hidayet ve irşadı ihmal etmez.

13. Muhammed İzzet Derveze (m 1888-1984)

-posta idaresinde memur , müfettiş, müdür gibi görevlerde bulundu.

-ittihak ve terakki cemiyetine üye oldu

-arap milliyetçiliğnde rol aldı

-sureleri nuzül sırasına göre tefsir etti

14. Seyyid Kutub (m 1906-1967)

-Kahire üniversitesinde hocalık yapmıştır.

-Mısırın toplumsal yapısını eleştirir 

-ihvanı müsliminin kurucularındandır.

-eseri El Zilali Kur' andır . konu bütünlüğüyle ele alır  

15.İbnu Aşur (m 1879-1973)

- zeytune universitesinde öğretim görevlisidir

- maliki kadılığı görevini yürütmüştür. şeyhül islam olmuştur

-ayetlerin tefsirinde yine aytelere başvurmuştur. eseri 30 cilttir. 

 

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz


 5. Ünite           TEFSİR İÇİNDE TEFSİR ve TEFSİR ÇALIŞMALARI     İslam dünyasında tefsir çalışmalarının önemi büyüktür. Müslümanlar sadece Kur’an’ı tefsir etmekle kalmamış ilmi, felsefi, edebi birçok eserin de tefsirlerini yapmışlardır. Kur’an’ı anlama ve yorumlama çabası öylesine yer etmiş ki Kur’an açıklanıp bırakılmamış ve İslam dünyasının kültüründe de çok derin yer edinmiştir. Çeşme geleneğimiz buna çok güzel bir örnektir.          İlk Dönem Tefsir Tefsir ilmi hz. Peygamber ile başlamış ve O’nun yöntemi takip edilerek tefsir geleneği devam ettirilmiştir.            Hz. Peygamber’in Yaşadığı Dönemde Tefsir; Kur’an’ın indirilmeye başlanmasıyla birlikte O’nu anlama ve açıklama ihtiyacı doğdu. Sahabiler anlayamadıkları yerleri, konuları veya bir ayette kullanılan kelimeyi bizzat hz. Peygamber’e soruyorlar ve birinci ağızdan açıklamaları dinliyorlardı. Bazen de hz. Peygamber sahabeyi beklemeden direk kendisi açıklamalarda bulunuyordu. Hz. Peygamber’in Kur’an’ın bütününü tefsir ettiğine dair iddialar ortaya atılmış, tartışmalar yapılmıştır; fakat biz şunu biliyoruz ki hz. Peygamber, Kur’an’ı ilk tefsir eden kişiydi. Peygamberimizin tefsirine örnek verecek olursak; O Bakara 238’de geçen “salatu’l-vusta “ kelimesini ikindi namazı olarak, İsra 79’da “makam” kelimesini “şefaat” olarak tefsir etmiştir.           Sahabe Dönemi Tefsiri; Hz. Peygamber’den sonra tefsir ilmini bilgili sahabiler devam ettirmişlerdir. Sahabilerin tefsir kaynakları, sonraki dönemlerde yapılan tefsir çalışmalarından çok daha önemli bir yer tutar. Sahabiler ayetlerin hangi olay üzerine hangi amaçla indirildiğini, kimler hakkında açıklamalar yapıldığını bire bir gördükleri için Kur’an ayetleri ile olaylar arasındaki ilişkiyi en iyi yansıtan tefsirler yazmışlardır. Sahabenin Kur’an tefsirindeki kaynakları; hz. Peygamber, arap dili ve edebiyatı, kendi müşahedeleri ve ehl-i kitap alimleri olarak sıralayabiliriz. Sahabilerden tefsir alanında öne çıkan isimler ise Abdullah ibn Abbas, Ebu Hureyre, Abdullah bin Zubeyr’dir.          Tabiun Dönemi Tefsiri; Sahabe döneminden sonra bilgili sahabiler kendi bilgilerini, müşahedelerini, tabiun nesline aktarmışlardır ve tefsir ilmini sahabilerden sonra tabiun nesli devam ettirmiştir. Rivayet tefsirlerinin büyük bir kısmı tabiun müfessirlerince yapılmıştır. Ayrıca tefsirlerde daha ayrıntılı geniş fıkhi açıklamalar, çeşitli hükümler, ahret ve gayble alakalı açıklamalar yapılmıştır. Bunların yanında tefsir ilmi biçim değiştirmiş; basit ihtiyaçlara cevap veren ve daha ötesine geçmeyen tefsir ilmi artık Kur’an’ın bütününün tefsirine dönüşmüştür. Mevali grubu tabiun dönemi tefsirinde öne çıkmıştır. Tabiun tefsiri kaynakları ise sahabe, Ehl-i kitap alimleri ve kendi müşahedeleridir.     Tefsirin Tedvini; Kur’an tefsirinde ilk yazılı belgelerin İbn Abbas’la başladığı bilinmekte ve çeşitli rivayetlerle onun bir tefsir sahibi olduğu fikri güçlenmiştir. İbn Abbas’la başlayıp sonrasında Said bin Cübey, Mücahit bin Cebr, Mukatil bin Süleyman gibi müfessirler tefsir yazımını devam ettirmişlerdir.      Kaynak ve Yöntem Tercihleri Çerçevesinde Kur’an Tefsirleri; hep söylenegeldiği gibi her insan; aldığı eğitim, yetiştiği çevre, kişisel idrak ve anlayış seviyesi ve siyasi, ilmi, mezhebi kanaatleri gereğince her alanda olduğu gibi Kur’an tefsirinde de çeşitli yorumlar ve farklılıklar getirmiştir. Kaynak ve yöntem bakımından tefsir ilmi kategorileşir; rivayet tefsiri, dirayet tefsiri ve işari tefsir. İşari tefsir; insani hislerin, keşif ve ilhamların Kur’an’ın açıklanması ve yorumlanmasında kullanılmasıdır. Şimdi ise diğer ismini verdiğim tefsir çeşitlerini ayrı başlıklar altında açıklayalım.            Rivayet Tefsiri; Gerçek ilmin, öncekilerden nakledilen bilgi olduğuna inanılmış ve ayetlerin tefsirinin hz. Peygamber, sahabe ve tabiundan alınarak toplandığı tefsir kaynaklarıdır. Bu tefsir türünde amaç öncekilerin görüşlerini bir araya getirmektir. Bu bağlamda rivayet tefsirine Kur’an kaynak olarak alınamaz. Aslında rivayet tefsiri de bir dirayet işi olarak görülmelidir; çünkü rivayet tefsirlerinde de müfessirler tefsir örneklerini kendi kanaatlerine, bakış açılarına göre sıralar, düzenlerler. Rivayet tefsirleri şu üç hususla eleştirilmiştir; uydurma hadislerin çokluğu, israiliyata yer verilmesi, isnadların hazfedilmesi.          Dirayet tefsiri; Akli tefsir de denir. Her müfessirin kendi tecrübesine, bilgi birikimine, anlayışına ve kavrayışına göre yaptıkları açıklamalar, yorumlamalardır. Dirayet tefsiri bu kendi özelliğinden dolayı ilk müfessir hz. Peygamber’den beri yapılan faaliyet olarak görülür. Tefsirin böyle kategorileşmesi; tefsir faaliyetinin farklılığından değil tefsir eseri ortaya çıkarırken yapılan tercih farklılığındandır. Bazı müfessirler öncekilerin dirayetlerini bir kitapta toplamayı yeğlerken, bir diğer müfessir kendi yorumlarını da açıklamalarında kullanır. Esas fark buradan kaynaklanır.                  Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri; Belli bir konuya odaklanmak yerine kelami, ahlaki, fıkhi, felsefi açıklamalar ve değerlendirmeler yapılır. Bunlara çok yönlü dirayet tefsirlerini denilir.                  Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri; Müfessirler bazı konulara ve sorunlara diğerlerine oranla daha fazla odaklanırlar. Yani daha çok ilgi duyulan konuların tefsirlerine daha çok yer verilir.1)      Dilbilimsel (Filolojik) Tefsir; fetihlerle birlikte Arabistan’da farklı dilden, ırktan insanlar Müslüman oluyorlar ve Kur’an’ı okumak ve anlamak istiyorlardı. Ayrıca Arap dili; İran, Hint, Yunan edebiyatının etkileriyle giderek değişiyordu. Böylece filolojik tefsir çalışmalarına ihtiyaç duyuldu. Arap dili ve edebiyatının kurallarının tespiti ve Kur’an’ın filolojik açıdan tahlili yapılır.2)      Fıkhi Tefsir; bu tefsir türü ibadetler ve amellerle ilgili ayetleri açıklar ve onlardan hükümler çıkarır. Mukatil bin Süleyman’ın eseri ilk fıkhi tefsir olarak kabul edilir. 3)      İlmi Tefsir; Kur’an ayetlerinin bilimler ışığında tefsir edilmesidir. Kur’an’da çeşitli icatlara, ilmi gelişmelere işaretler, söylemler olduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır. İlmi tefsir, Kur’an’ın bilimler ansiklopedisi gibi anlaşılmasına sebep olacağından dolayı ayrıca ilmin değişkenliği Kur’an’ın tek ve sabit oluşu dolayısıyla eleştirilmiştir. 4)      Felsefi Tefsir; Müslüman toplumlarda yaşayan filozoflar da Kur’an’ın bazı ifadelerinde ve kelimelerinde fikirlerini açıklarlar. İbn-i Sina felsefi tefsir yapması bakımından en önemli örnektir.5)      Tasavvufi Tefsir; İşari tefsir de denir. Kalbe doğan mana, esrarlı üslupla, işaret yoluyla dile getirilir. Sufi müfessirlerin, Kur’an ayetlerinin lafzi anlamlarının dışında başka anlamlar aramaları sonucu ortaya çıkmıştır. Gazali buna örnek verilebilir.     Günümüzde Tefsir; eskiden de olduğu gibi günümüzde yapılan tefsirler, yapıldığı zaman diliminin düşünce ve kültür dünyasının ürünleridir. Günümüz Müslümanları arasında batıya ait düşüncelerin etkisiyle batı kültürü etkisinde yapılan çalışmalar üzerinde durulur.Kur’an’ı gerektiği gibi anlayamadığımız ve gerektiği gibi hayatımıza uygulayamadığımız için bu sonuç ortaya çıkmıştır. Batı kültüründe ortaya çıkan pozitivizm gibi akımlar, batının bilim ve teknolojide geldiği nokta, ideolojiler, demokrasi ve kadın hakları gibi değerler Müslüman dünyasını etkilemiş ve bu konularda Kur’an’ın da söylemlerinin olduğu düşüncesi doğmuştur.               Yenilikçi tefsir çalışmaları; geçmişte yazılan tefsirlerde okuyucuları hidayete çağırmak, toplumlara yön vermek amaçlarından ziyade israiliyat haberleri, uydurma hadisler, hurafeler kullanılmıştır. İslam’ın başlangıçtaki saflığına dönmesi gerekmektedir. Bu durum Afgani, Muhammed Abduh Menar, Reşid Rıza bu durumu örneklendirirler. Muhammed İzzet Derveze de Müslüman tarihinde bir ilk olarak sureleri, tarihi iniş sırasına göre sıralamıştır.                İlmi tefsir çalışmaları; bu yaklaşım Nahl 38 “Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” ayetini dayanak olarak kabul edip bilimin ve teknolojinin Kur’an’da da ifade edildiği iddiasıyla ortaya çıkmıştır. Kur’an’ın bu gelişmeleri zaten belirttiğini ve onlarla asla çelişmediğini ortaya koymak amaçlanmıştır.                İdeolojik tefsir çalışmaları; bu yaklaşımda ise Kur’an’ın ve İslam’ın getirdiği mesajların siyasal bir ideoloji olarak alınması gerektiği ifade edilmiştir. Amaç İslam’ı sadece Kur’an’a başvurarak açıklama ve yorumlama, Kur’an’ın doğruya çağırdığı mesajının olduğudur.               Tarihsel-tenkitçi tefsir çalışmaları; sadece Kur’an değil herhangi bir kitabın oluştuğu tarihteki olayların, yaşananların o kitaptaki etkisi yadsınamaz. Kur’an’ın da doğru ve daha iyi anlaşılması için O’nun indiği dönemin tarihsel yapısı değerlendirilmelidir. Oluştuğu tarihi dönemle bağlantısı ne kadar iyi anlaşılırsa o derece Kur’an da daha iyi kavranacak, mesajları daha iyi anlaşılacaktır. Bu yaklaşımda öne çıkan isim İzzet Derveze olmuştur.     
0 Yorum - Yorum Yaz


 6. ünite         ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ ve ALIŞTIRMALARIMukatil b. Süleyman; Mukatil, çeşitli eserlerde senedsiz ve yalan haber rivayet edişi, israiliyyata itibar vermesi ayrıca siyasi ve kelami fikirleri yönünde epeyce eleştirilmiştir. Bunun aksine nakli tefsire, Kur’an dilinin belagat inceliklerine vakıf oluşu, başarılı akli terkiplerde bulunuşu yönüyle de çokça takdire layık görülmüştür. Tefsirine de bakılacak olursa; Kur’n’ın bütününü ayet sırasına göre yapmıştır. Bu önemli özelliği ile günümüze ulaşan ilk tefsir örneklerindendir. Eserinde muğlak kelimelerin izahını yapmış, Kur’an kıssalarında gereksiz ve uzun ayrıntılara girmiş, isnada da pek başvurmamıştır. İlk fıkhi tefsir olan eseri çok önemlidir. Bir başka önemli eseri de Kur’an kelime bilgisi açısından önem gören el-vücuh ve’n mezair’dir. El-Ferra; Bağdat’a gidişi ve hocası Kısai ile tanışması hayatının seyrini değiştiren olaylar olmuştur. Hocası Kısai’nin vefatının ardından onun yerine geçmiş, sonraları halife me’mun’un isteğiyle dil çalışmaları yapmış, onun çocuklarına da hocalık yapmıştır. Arap dilinin kurallarının ve özelliklerinin tespit edilmesinde emeği çoktur. Öğrendiklerini tenkit ederek aktarmasıyla önemli bir yere sahip olmuştur. Ferra eserinde her ayet üzerinde durmamıştır. Amaç Kur’an’ın anlaşılmasındaki dil problemlerini çözmektir. Ele aldığı ayette öncelikle açıklamasına ihtiyaç duyulan kelimelerin terkibini yapmış sonra ayetin manasını vermiştir. Bunun yanında yer yer kıraat meselelerine değinmiş, yer yer Arap şiirine başvurmuş, yer yer de sebeb-i nüzul rivayetlerinden yaralanmıştır.İbnu Kuteybe; birçok ilim alanında eğitim görmüş; ancak asıl aldığı eğitim edebiyat, dil, şiir alanında olmuştur. Çeşitli filolojik çalışmalarda bulunmuş böylece de tefsir ilmine de önemli katkılarda bulunmuştur. Günümüze ulaşan iki eseri mevcuttur; Te’vilu Muşkilu’l Kur’an ve Garibu’l-Kur’an. İbnu kuteybe eserinde lüzumsuz uzatmalardan kaçınmış, gramerle ilgili konulardan, hadis ve isnaddan uzak durmuştur. Garip kelimeleri açıklarken önce Kur’an’a sonra ise müfessirlerin ifadelerine başvurmuştur.Et-Taberi; kaynaklarda ifade edildiğine göre birçok hocadan ders almış ve aynı zamanda da birçok talebeyi yetiştirmiştir. Eğitimini aldığı birçok ilimde eser vermiştir. Günümüze ulaşan eserlerinin kapsamını göz önüne alındığında Taberi’nin önemi anlaşılacaktır. Eseri rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir. Tefsirine bir mukaddime ile başlar. Kendisi eserine “tefsir” değil “tevil” demektedir. Ayetlerin tefsirleriyle ilgili rivayetleri, aynı anlamda veya birbirini tamamlayan rivayetler, senedleriyle birlikte vermiştir. Sadece rivayetleri verip bırakmamış; rivayetlerin sanedlerini, metinlerin eleştirmiştir, senedlerini değerlendirmiştir. Ayetlerin gramer tahlillerini yapmış ve onlardan fıkhi hükümler çıkarmıştır. Eserinde yer yer israiliyyata başvurmuş, kelime ve garip lafızların tefsirinde eski Arap şiirinden istifade etmiştir. Alimlerden elde ettiği bütün rivayetleri toplamış ve büyük bir tefsir ansiklopedisi oluşturmuştur. İbn Ebi Hatim; seçkin bir aileye mensup ve zengin bir ilmi ortamda yetişmiştir. Babası zamanının hadis alimlerinden Ebu Hatim’dir. Babasıyla birlikte ilmi seyahatler yapmış, on beş yaşında ilk seyahatine çıkmıştır. Kaynaklarda üç ilmi seyahatinden söz edilir; babası ile hacca gitmesi, Mısır ve Suriye ziyareti ve isfehan’a yaptığı seyahat. Rivayet zincirlerinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için çok çalışmış ve el-Cerh ve Ta’dil eserlerini yazmıştır.  Tefsirinin yakaşık olarak yarısı kayıptır. Bu tefsirindeki amacı kendisinin de belirttiği gibi sadece hz. Peygamber’den(sav), sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini toplamaktır. Bu sebeple tefsirinde kendi görüşlerine yer vermemiştir. Ez-Zemahşeri; büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. Okuma yazma öğrendikten sonra ilim tahsili için Buhara’ya gitmiş; burada birçok ders halkasına katılmış ve bilgisini artırmıştır. İtikadda Mu’tezile, fıkıhta Hanefidir. Mu’tazile oluşundan dolayı çok eleştirilmiş, ilimde ulaştığı yüksek mertebeye rağmen itibar görmemiştir. Tefsiri onun bütün İslam aleminde tanınmasını sağlamış; ancak üzerinde yüzlerce şerh ve reddiyeler yazılmıştır. Eserinde belagat açısından Kur’an’ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Eseri bu yönüyle “tefsirlerin anası” olarak kabul edilmiştir.El-Kurtubi ; babasının şehit olmasından sonra toprak taşımacılığı yaparak ailesinin geçimine yardımcı olmuş, bu arada tahsiline devam etmiştir. Dilbilgisi, belagat, Kur’an ilimleri, fıkıh dersleri almıştır. Kaynaklarda Kurtubi salih, arif, mütevazi kişiliğiyle anlatılmıştır. Eseri ahkam ağırlıklıdır. Bu sebeple onun eserini Ahkamu’l Kur’an’lar arasında sayanlar olmuştur. Tefsirine oldukça geniş bir mukaddime ile başlar. Rivayete ağırlık vermiş, bunun yanında ayetin açıklaması ile ilgili hadislerden, sahabe, tabiin alimlerinin görüşlerinden faydalanmıştır. Kurtubi eserinde zamanına kadar yazılmış birçok eserden yararlanmıştır. Tefsirinde kıraatlere yer vermiş, ayetleri Arap dilbilgisine göre tahlil etmiş, şiirlere de çokça yer vermiştir.Er-Razi; kendisine ilimdeki şöhreti sebebiyle Allame, Şeyhülislam, Fahru’r-Razi denilmiştir ve soyu Kureyş’e dayanır. İlimde yüksek derecelere ulaştıktan sonra bazı seyahatler yapmıştır. İlim dallarının gelişmesinde büyük katkıları olmuştur. O zamanlar İslam aleminde ortaya çıkan bi’datleri, yanlış itikat sahiplerinin ve filozofların bozuk düşüncelerinin yanlış olduğunu delilleriyle ispat etmiştir. En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır ve zamanındaki İslam düşünürlerine göre daha akılcıdır. Tefsirini yazmaktaki amacı; akıl prensipleri ışığında Kur’an’a yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konulardaki karşı fikirleri feshetmektir. Eserinde her sure bir kitap niteliğindedir ve kitaplar bölümlere, bablar meselelere, meseleler de yer yer alt başlıklara ayrılmıştır. Bir ayeti tefsir ederken, önce onu açıklayan başka bir ayete işaret etmiş, ilgili hadis ve rivayetlere yer vermiş, sonunda da ayetten çıkarılabilecek neticeleri sıralamıştır. Tefsirinde tasavvufi konulara girmiş ve hiç beklenmedik yerlerde işari bir anlamda çıkarabilmiştir. İbnu Kesir; öğrenimini tamamladıktan sonra; hatip, müderris, müftü gibi çeşitli görevlerde bulunmuştur. Önemli dini ve siyasi meselelerde kendisinin fetvasına başvurulmuştur. Tefsiri, Tefsiru İbnu Kesir ismiyle meşhur olmuştur. Rivayet tefsirleri arasında önemli bir yere sahip olmasının yanında kendi görüşlerine de yer vermiştir. Tefsirinde öncelikle tefsir edeceği ayeti verir sonrasında onu kolayca açıklar ve konu ile ilgili ayetleri verir. Bu nedenle onun tefsiri Kur’an’ın Kur’an’la tefsirinde öne çıkmıştır. Ayrıca İsrailiyyat konusunda da hassas davranmıştır.Ebussuud; eğitimini tamamladıktan sonra 26 yaşında müderris oldu ve çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. Daha sonra 1533’te İstanbul Kadılığına getirildi. Sonra Rumeli Kazaskerliğine tayin edildi. Fethedilen Budin’de ilk Cuma namazını kıldırdı. 55 yaşındayken şeyhülislam oldu. Kanuni’nin cenaze namazını Ebussuud kıldırdı. Osmanlı döneminde yetişen tefsir alimlerinin çoğu Kur’an’ın tamamını tefsir etmezken Ebussuud tamamını tefsir ermiştir. Tefsirinde en önemli özelliği, Kur’an ayetlerinin fesahat ve belagat ile yaptığı tespitleridir. Gerekli gördüğü yerde gramerle ilgili açıklamalar da yapmıştır.İsmail Hakkı Bursevi; Bursa’da 30 seneden fazla ikamet edip orada vefat ettiği için “Bursevi” ismiyle anılmaktadır. Bursa’ya yerleştikten sonra Ulucamii’de vaaz vermeye başladı  ve vaazlarından Fatiha’dan başlayarak Kur’an’ı tefsir etmeye başladı. Vaazında söylediklerine tasavvufi yorumlar ve şiirler eklemiş, Arapça yazıya dökmeye başlamıştır. Böylece zamanla tefsiri ortaya çıkmış ve 20 yılda tamamlamıştır. Osmanlı döneminde işari tefsir ekolünde yazılmış olmasıyla önemli bir yere sahiptir. Halka vaaz olarak sunulması sebebiyle mev’iza ağırlıklıdır. Rivayet ve dirayet metodunu birlikte kullanmış ayrıca tefsirini şiirlerle de süslemiştir.Muhammed Abduh Menar; el-Ezher üniversitesinde öğrenim gördü. Efgani’den 1871 yılından itibaren Riyaziye, Felsefe, Kelam dersleri aldı. Daha sonra onun yönlendirmesiyle sosyal, siyasal konularla da ilgilendi. Sonraları El-Ezher üniversitesine hoca olarak atandı. Bu arada İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri sebebiyle 3 yıllığına Beyrut’a sürüldü. Efgani’nin davetiyle Paris’e gitti ve onunla dergi çıkarmaya başladı el-Menar dergisinin kurulmasına öncülük etti. Tefsiri Tefsir’ul Menar adıyla meşhur oldu. Tefsirinde amacı kuru bilgiler vermek değil, insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bilgiler vermek olduğunu söylemiştir. Bu sebeple klasik müfessirleri eleştirmiştir.İzzet Derveze; maddi imkansızlıklar nedeniyle öğrenimine son vermiş ve 18 yaşında memuriyet hayatına atılmıştır. Osmanlı fikir akımlarıyla yakından ilgilenmiş, II. Meşrutiyetin ilanıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmuştur. Türkiye’deki hapis hayatı boyunca Kur’an’ı anlama ve yorumlama metoduyla ilgili olan eserini yazmıştır. Eserinde sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmiştir. Ayrıca ayetleri sırasıyla ele alıp tefsir etmek yerine konu birliğine göre ayırıp tefsir etmiştir.Seyyid Kutub; orta ve lise tahsilini El-Ezher’de tamamladıktan sonra Kahire Üniversite’sine girdi. Mezun olduğu yıl Arap Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak atandı. 1941’de sosyoloji doktorası yapmak üzere Amerika’ya gönderildi. 1951’de Müslüman Kardeşler Teşkilatı adına çalışmış ve daha sonra bir suikast girişimi nedeniyle yargılanıp 15 yıl ağır hapse mahkum edilmiştir. Hapiste daha önce başlamış bulunduğu tefsirini tamamlamıştır. Tefsirindeki amacı; Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat ve toplum modeli oluşturmaktır.İbnu Aşur; öncelikle mezun olduğu üniversiteye öğretim üyesi olarak atanmış ve çalışma hayatına başlamıştır. Daha sonra 1923’ten itibaren on yıl maliki kadılığı sonra ise müftülük görevine getirildi. 1932’de şeyhülislam oldu. Aynı zamanda Zeytüne Üniversite’si rektörlüğüne atandı. Ayetleri Kur’an’daki sırasına göre tefsir etmiştir. Tefsirde Kur’an’ın kendisine başvurmuş yer yer hz. Peygamber’in tefsirinden istifade etmiştir. Eserini hem klasik hem de çağdaş anlayışların karışımıyla meydana getirmiştir.    
0 Yorum - Yorum Yaz


                                 5.ÜNİTE
     Kur'an'ın anlaşılması biz Müslümanlar için büyük bir önem taşır. Çünkü O'nu bir rehber sayıyoruz. Bizden önceki dinler de kendi kutsal kitaplarını açıklamışlardır. Hz.Peygamberimiz Kur'an'ın ilk müfessiridir. Sahabe efendilerimizin sorularına cevap vererek veya kendisi doğrudan ayetler hakkında açıklamalarda bulunmuşlardır. Bazı kimseler Efendimiz'in Kur'an-ı tamamen tefsir ettiğini savunmuşlarsa da bu pek makul sayılmamıştır. Hz. Peygamber'in vefatından sonra Kur'an-ı açıklama ve yorumlama işiyle Sahabe uğraşmıştır. Onlar zamanlarının çoğunu Peygamberimizle birlikte geçirdikleri için ayetlerin iniş sebebini ve vaktini iyi bir şekilde müşahede edebilmişlerdir. Sonraki nesle de sağlıklı bir şekilde aktarabilmişlerdir. Sahabe dönemiyle birlikte sınırlar genişlemeye başlamış ve yeni insanlarla karşılaşılmıştır. Yeni birçok müşahede ortaya çıkmıştır. Tâbiûn nesli Sahabe'den sonra bu işle meşgul olmuşlardır.
     Tefsir çeşidi bakımında ikiye ayrılır. Rivayet tefsirleri; müfessirin Hz. Peygamber, Sahabe ve Tabiun'dan naklettiği rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir. En meşhur rivayet tefsirleri Taberî ve İbn Ebi Hatim'in tefsirleridir. Her rivayet tefsirinde dirayet vardır. Dirayet tefsiri ise açıklama ve yorumlamaları içerdiği için bir insan faaliyetidir. Bu baştan belli böyledir. Dirayet tefsiri de kendi içinde ikiye ayrılır. Birincisi çok yönlü dirayet tefsiri, Kur'an-ı pek çok aracı ve kaynağı kullanarak tefsir etmektir. İkincisi tek yönlü dirayet tefsiri, tefsir sırasında müfessirin bazı konuları diğerlerine oranla daha fazla önem vererek oluşturduğu tefsirlerdir.
                                     6. ÜNİTE
      İslam dininde bugüne kadar birçok kez Kur'an'ın tefsiri yapılmıştır. Bu gösteriyor ki din büyüklerimizin bu konuda ne kadar uğraş verdiklerinin somut kanıtları apaçık ortadadır. Ünitemizde bu alanda hepsi birbirinden değerli birçok büyüğümüz bulunmaktadır. Bizler bunların bazısını yazımıza aktarmaya çalışacağız. Şunu bilmek gerekir ki onları çok kısa yazılarla anlamak mümkün değildir. Onlardan bazıları şunlardır. 1.) Mukatil B. Süleyman; tefsir alanında şöhret yapmış kişilerden birisidir. Alanında büyük bir uğraş sergilemiştir. İlk fıkhî tefsirlerden biri olan Tefsiru'l Hamsi Mieti Âyetin Minel- Kur'an adlı eserin yazarıdır. 2.) Taberî; İlim için birçok memleket gezmiş en son Bağdat'a yerleşmiştir. Camiul Beyan an Te'vili Âyil Kur'an eserinin müfessiridir. 3.) Zemahşerî; birçok alanda eğitim almış birisidir. El-Keşşaf isimli tefsiri yazmıştır. 4.) Fahruddin Razî; geniş alanlarda derin bilgiye sahip bir kişidir. Tefsiri ise Mefatihul Gayb'dır. Son olarak Seyyid Kutub, Mısır'ın ünlü alimi, iyi bir eğitim almıştır. Eserinin ismi Fî Zilalil Kur'an'dır.
0 Yorum - Yorum Yaz


11040289  Hasan Ali Servi  idkab 2

KUR’AN VE HADİS İLİMLERİ

5.ÜNİTE

TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ

a)Kur’an,insanların hayatını anlamlandıran ve mutlak doğruları insanlara bildiren kitaptır.Kur’anın tefsir edilmesi ve açıklanma faaliyeti içine girilmesi ise son derece önemlidir,çünkü inananların hayatında bir numaralı kaynak olan Kur’an’ın iyice anlaşılması gerekmektedir.Zaten bu duruma ilşkin bir çok ayette bulunmaktadır ki baktığımız zaman belli bir kitleye hitap eden bütün eserlerin belli açıklamalara muhatap olduğu her dönemde görülen bir hadisedir…

HZ. PEYGAMBERİN YAŞADIĞI DÖNEMDE TEFSİR

a)Kur’an indiği zaman,peygamberimiz birtakım açıklamalar yapmıştır,bu açıklamalar bazen sorulan sorulara cevap niteliğinde bazen ise gerekli gördüğü konularda söylediği sözler yönündedir.Peygamberimiz Kur’an’ın tamamını tefsir etmesede onun açıklamaları tefsir açısından son derece önemlidir.Peygamberimizin Kur’an’ın tamamını veya çoğunu tefsir ettiği görüşü,her ne kadar tartışmalı olsada onun,Kur’an’ın ilk tefsir eden kişi olması çok daha önemlidir ve bu konuda tartışmaya açık bir durum yoktur.Peygamberimizin tefsirine bir örnek verecek olursak ise;Bakara Suresi’nin238. Ayetinde geçen ‘’salatu’l vusta’’ kelimesini ikindi namazı olarak açıklamıştır…

SAHABE DÖNEMİNDE TEFSİR

a)Şüphesiz sahabe,Kur’an’ın açıklanması yönünden,peygamberimizden sonraki en önemli kaynak durumundadır.Çünkü,onlar peygamberimizle birlikte yaşamış,o dönemi görmüş ve bir çok olaya şahit olmuşlardır.

b)Sahabe,peygamberimiz vefat ettikten sonra,ondan öğrendikleri doğrultusunda Kur’an’ı açıklama gayreti içerisine girmiş ve bu konuda,kendi kişisel algılayış ve kavrayışlarındanda yararlanmışlardır.Ayrıca sahabelerin bazı konularda,ehli kitap alimlerdende yaralanması dikkat çekicidir ki buna israiliyat denmektedir.Sahabe tefsiri dendiğinde ilk akla gelmesi gereken kişi ise İbn Abbas’tır,bu kişinin yaptığı tefsir incelendiğinde,neredeyse sahabe dönemi tefsirinin,yarıdan fazlasının bu kişiye ait olduğu görülecektir.

TABİİN DÖNEMİNDE TEFSİR

a)Peygamberimizden sonra da İslam toprakları hızla genişlemiş ve İslam,yeni kültür ve medeniyetten insanlarla muhatap olmaya başlamıştır,dolayısıyla bir çok yeni durumlar ortaya çıkmış ve bunlara cevap verme ihtiyacı Kur’an’ın yeni açıklamalara ihityaç duymasını da beraberinde getirmiştir.

b)Bu açıklama  serüveni ise Sahabe’den sonra doğal olarak tabiinlere kalmıştır ve bu açıklamaları yapanlarda,genelde etrafa yayılan sahabiler’in öğrencileridir.İlk üç dönem değerlendirildiğinde,en çok tefsir faaliyetinin tabiin döneminde ortaya çıktığına şüphe yoktur.

c)Tabiin döneminde,sadece tefsirin içeriğine yönelik değil metotsal olarak da yeni gelişmeler yaşanmış,çok yönlü tefsir çalışmaları yavaş yavaş  başlamış ve Kur’an açıklanırken farklı bakış açıları ile farklı ilim dallarından yararlanıldığı da olmuştur.Yine ehli kitap alimlerden yararlanılmış ve kişisel görüşlere sıkça yer verilmiştir,ayrıca Kur’an’daki bir kelimenin kitabın tamaında aynı anlamda kullanılması çok dikkat çekicidir…

d)Günümüze baktığımızda,Tabiin dönemi tefsirleri mahiyet açısından pek dikkate alınmamakla beraber,kültürel ve ilimsel miras olarak bu ilmin ilk aşamalarından birini oluşturması bakımından önemli bir yere sahiptir…

TEFSİRİN TEDVİNİ

a)Kur’an tefsirinin ilk İbn Abbasla başladığı görülür,onun öğrencilerinde bulunan yazılı sahifeleri bunun en büyük kanıtıdır.Ayrıca;Said b.Cubeyr,Atiyye b. Sa’d,Mukatil b. Suleyman vb alimlerde bu konuda önemli kişilerdir.Bu kişilerden özellikle Mukatil b. Suleyman’ın Kur’an’ı ilk defa tamamını tefsir eden kişi olması bakımından önemli bir yere sahiptir.Önceleri karışık olarak toplanan tefsir çalışmaları daha sonra belirli bir düzen içerisinde toplanmış ve daha kolay anlaşılması sağlanmıştır.

KAYNAK VE YÖNTEMLERİNE GÖRE TEFSİR ÇEŞİTLERİ

a)Kur’an Tefsiri konusunda çeşitli zamanlarda bir çok çalışma yapılmıştır,müfessirlerin de insan oldukları düşünüldüğünde,bu kişiler içinde bulundukları zamandan,kültürden ve mezhep vb lerinden etkilenmişlerdir ki bu kaçınılmaz bir durumdur ve her ilim dalında ortaya çıkan gayet doğal bir sonuçtur.19.sonrasını kapsamayan bir çalışmaya göre ortaya konan bu tefsir ürünleri şu şekilde sıralanmıştır;Öncekilerin görüşleri,akli çaba ve ilham. 

RİVAYET TEFSİRİ

a)Rivayet tefsirleri;peygamberimiz,sahabe  ve tabiun’den gelen açıklamaları  bünyesinde toplayan açıklamalardır.Özellikle tabiun döneminde çok malzeme olan rivayet tefsirinde,Kur’an’ın kaynak olup olmadığı tartışmalı görünsede genel görüş,Kur’an’ın rivayet tefsirine kaynak olmayacağı yönündedir. Çünkü,Kur’an’ın Kur’an’la tefsiri,müfessirin kendi anlam arayışı ve konuyu ele almasına göre farklılaşabileceği için bu dirayet tefsirine girmektedir.

b)Şunuda belirtmemiz gerekir ki rivayet ve dirayet tefsiri asla birbirinden ayrı düşünülemez,müfessir rivayetleri seçerken;Açıklamaları ele aldığı konuya göre belirleyişi,bazılarını ise ele almayışı,burda bir dirayet işi olduğunu göstermekte,dolayısıyla rivayet tefsirinde dirayet tefsirine rastlamak kaçınılmazdır,aynı durum dirayet tefsiri için de geçerli olmaktadır.

DİRAYET  TEFSİRİ

a)Peygamberimiz,sahabe ve tabiun’un görüşleri yanında;Müfessir’in kendi düşünce ve değerlendirmelerine de yer verdiği tefsirlere dirayet tefsiri denmektedir.İlk dönemlerde Kur’an’ı değerlendirme konusu biraz tartışılsada,bazı alimler Kur’an’ıdeğerlendirmekten vazgeçmemişler ve ortaya dirayet tefsiri çıkmıştır ki şunu da rahatlıklıkla söylemeliyiz. ‘’Tefsir zaten tamamıyla bir dirayet işidir’’

b)Dirayet tefsirleri,ele aldığı konuya göre ve konu çeşitliliğine göre,tek yönlü ve çift yönlü olarak ikiye ayrılmaktadır.Tek  yönlü dirayet tefsirleri,Kur’an’ı sadece tek açıdan değerlendirirken,örneğin sadece ahkam yönünden ele almak gibi…Çok yönlü dirayet tefsirleri bir çok yönden Kur’an’ı değerlendirmektir ki özellikle tabiun döneminde bu konuda çalışmalar başlamıştır.Örneğin bazı  alimler Kur’an’ı hem fıkıh yönünden hem dil yönünden hem astronomi yönünden vb… ele alıp değerlendirmelerde bulunmuşlardır.

                  Dil Bilimsel Tefsir

a)Yapılan fetihlerden sonra,İslam bir çok yeni kültürden insanla muhatap olmaya başlamıştı ve bundan dolayı İslamın bu yeni insanlara anlatılması gerekiyordu yani bu insanlar Arapçayı kavramalıydı,ayrıca çeşitli kültürlerle etkileşim sonunda yeni ifadeler ortaya çıkıyor ve bunun için Kur’an’a müracat ediliyordu,bu ve bu gibi sebeplerden dolayı Kur’an’ı dil açısında ele almek ve açıklamalar yapma gereği hissedildi ve bu konuda bir çok alim Kur’an üzerine çalışma  yaptı,sonuç olarak dil bilimsel dediğimiz tefsir ortaya çıkmış oldu…

               Fıkhi Tefsir

a)Kur’an’da ki hukuk ve ibadetlerle ilgili ayetleri ele alıp açıklama yapmayı yeğleyen tefsir türüdür.Mukatil b. Suleyman bu konuda bir çok çalışma yapmış ve ilk fıkhi tefsir eserini ortaya koyan kişi olmuştur.Bu tür tefsir üzerinde duranlar genellikle 500-1000 ayet üzerinde durmuş ve bu tür tefsirlere Ahkam’ul Kur’an ismi verilmiştir.

              İlmi Tefsir

a)İlmi keşif ve icatlara dahil işaretlerin,Kur’an’da bizzat bulunduğu savunan düşünceden ortaya çıkmış olan bu tefsir çeşidi özellikle 19.yy da hız kazanmıştır,çünkü bu yy dan itibaren İslam dünyası Batı’dan geride kalmış ve kendini kanıtlama çabası içerisine girmiştir.Özellikle Gazali bu tefsir çeşidinin başlatıcısı olarak kabul görür.

b)Bu tefsir çeşidi çeşitli alimler tarafından da eleştirilmiştir.Çünkü Kur’an bir ansiklopedi değil Allah’ın kelamıdır ve pozitif ilimleri her an yanlışlanma olsaılığı vardır ki bu Kur’an’ın güvenilirliğini tehlikeye sokmaktadır.

             Felsefi Tefsir

a)Felsefe ile ilgilenen bazı filozoflar,Kur’an üzerine fikir yürütmüşler ve ortaya felsefi tefsir çıkmıştır.Bu tefsir çeşidinde filozoflar daha  rahat hareket etmiş çok farklı açılardan konuları ele almışlardır,çeşitli tartışmalar ortaya atmakla beraber Kur’an’ın tamamına yönelik bir çalışma yaptıklarına rastlanılmamıştır.

            Tasavvufi Tefsir  

a)Kur’an’ın zahiri manaları dışında başka anlamlar aranması sonucu ortaya çıkan tefsir çeşididir.Sufilerin belli bir eğitim aldıktan sonra direk Allah tarafından bilgilendirildiği inancından ortaya çıkmış olan bu durum,kapalı bir ortamda sufinin ilham yoluyla bir ayetten bir şey anlamasına dayalıdır ve alimlerden bir çoğu,zahiri manaya ters düşmedikçe bu durumu olumlu karşılamışlardır.Özellikle bu konuda İsmail Hakkı Bursevi isminin ise bilinmesi gerekmektedir.

                   

GÜNÜMÜZDE TEFSİR

a)Tefsirin,içinde bulunduğu zaman ve mekanın özelliklerini taşıdığını ve bir insan işi olduğunu yukarıda vurgulamıştık.Her çağda yeni boyutlar kazanıp kendisini geliştirerek devam eden tefsir çalışmaları günümüzde de hızla devam etmektedir.Özellikle içinde bulunduğumuz dönemde Batı’ının etkisinde kalan İslam dünyasında,bu etkileşimin tefsir çalışmalarına da yansıdığını görmekle beraber eski tefsir geleneğini sürdürmeyenler de yok değildir.

b)19.yy’dan  itibaren hızla düşüş yaşamaya başlayan İslam dünyasında,bu düşüşün sebepleri aranmış ve Kur’an’da bu konuya ilişkin çareler aranmaya başlanmıştır.Bundan dolayı ilmi tefsir çalışmaları ortaya çıkmış aynı zamanda da batıda meydana gelen akımlardan yararlanılarak Kur’an’ı açıklama gayreti içerisine girilmiştir.Günümüzde tefsir konusunda bir çok yaklaşımı görmek mümkündür.Bunları genel manada sıralayacak olursak;Yenilikçi tefsir,ilmi tefsir,ideolojik tefsir,tarihsel-tenkitçi tefsir.Bu başlıklardan,ilmi tefsir’i yukarıda açıklamıştık dolayısıyla diğer üçünü kısaca ele alıp konuyu noktalayacağız…

           Yenilikçi Tefsir Çalışmaları

a)Geçmişteki tefsir geleneğini ciddi manada eleştiriden dolayı ortaya çıkmış tefsir çalışmalarıdır. Bir hidayet dini olan İslamın,diğer medeniyetlerden geride kaldığını ve İslamın özüne dönülmesi gerektiğini savunan bu görüşün başlatıcısı olarak,Cemalettin Afgani gösterilmektedir.Geçmiş tefsir çalışmalarının hayata yön vermekten uzak olduğu,israiliyatın ve uydurma hadislerin çok olduğu görüşü,başlıca eleştiri noktalarıdır diyebiliriz.      

b)Özellikle yenilikçi tefsir çalışmları açısından,Muhammed Abduh’un başlayıp,Reşit Rıza’nın tamamlamış olduğu,Tefsiru’l Menar adlı çalışma çok önemlidir.Bu eserde ilk defa çağdaş akımın etkilerini görmekteyiz ve 20 yy da bir çok yenilikçi çalışmayı etkilemiş,onları yönlendirmede pay sahibi olmuştur.Yenilikçi tefsir çalışmaları konusunda,Muhammed İzzet Derveze ve Cemalettin Kasımi diğer öne çıkan isimler olarak dikkat çekmektedir.

             İdeolojik Tefsir Çalışmaları

a)Özellikle dünyada ideolojik faaliyetlerin etkili olması ve İslam ülkelerinin bir çok sömürüye maruz kalması bu tefsir çalışmasını ortaya çıkarmıştır diyebiliriz.Bu çalışmalarda genellikle Kur’an üzerinden gidilerek,İslam’ın hidayet dini olduğu ve özüne dönülmesi gerektiği vurgusu yapılmaktadır.Kur’an ve İslam’ın özgürlük anlayışına çokça vurgu yapılan bu çalışmalar bu yüzyılın ikinci yarısında çok hareketlilik kazanmıştır.

b)İdeolojik tefsir çalışmaları konusunda bir çok çalışma yapmış olan el Mevdudi bu tefsir çeşidinde başı çeken isimdir.Mevdudi,yer yer bilimsel konulara atıfta bulunmuş ve hadis konusunda ise kullanmamaya özen göstermiştir.Onun tüm bu çalışamalrdan asıl vurgusu ise,Allah’a kesin teslimiyet olması gerektiği olarak yorumlanmıştır.Ayrıca ideolojik tefsir çalışmaları konusunda,batıl ile İslam arasındaki mücadelelere vurgu yapması ile tanınan,Seyyid Kutup’u da unutmamak gerekir.Onun asıl vurgusu ise,Kur’an’ı anlamanın ve İslam’ı yaşamanın tek şartı,onun indiği ortamı bilmek ve o ortamı yaşamakla mümkün olur şekinde yorumlanmıştır…

             Tarihsel-Tenkitçi Tefsir Çalışmaları      

a)Kur’an’ın, belli bir döneme vurgu yaparak indiğini ve içinde bulunduğumuz dönem için tekrar, baştan sona değerlendirilmesi gerektiğini savunan görüşler çerçevesinde ortaya çıkmış çalışmalardır.Bu çalışmalar aslında İlmi,ideolojik ve yenilikçi tefsir çalışmaları ile çok bağlantılıdır ve bu çalışmalarda,öncelikle yöntemsel olarak değerlendirme şeklinin değişmesi gerektiği,günümüzde ki problemler için eski yorumların yetersiz olduğu,yeni yorumlara ihtiyaç duyulduğu ve Kur’an’ın dinamik bir yapısı olduğundan dolayı bunda hiçbir sakınca olmadığı vurgusu yapılır.Emin el Huli,bu çalışmalar konusunda ciddi araştırma ve geliştirmeler yaparak öne çıkan isim olmuştur.Ona göre Kur’an ayetlerinin iniş sebepleri iyi bilnmeli,çeşitli Kur’an ilimlerine hakim olunmalı ve Arap kültürünün yanında,Kur’an’ın indiği ortam iyi bilinerek,günümüze uygun tefsir çalışmaları yapılmalıdır…


0 Yorum - Yorum Yaz


 11040289  Hasan Ali Servi  İdkab 2

İLİTAM DERS KİTABI 6.ÜNİTE

             Mukatil b. Süleyman (h. 80-150 / m. 699-767)

a)Belh şehrinde doğmuştur.çeşitli yerlerde ilim tahsil etmiştir(Bağdat,Basra…) tefsirine,et Tefsiru’l Kebir,Tefsiru’l Mukatil isimleri verilmiştir.Bazı yönlerden bir çok kez tenkide uğramış olsada tefsir açısından önemli bir şahsiyettir.Kur’an dilinin inceliklerine sahip oluşu,faydalı akli çıkarımlar yapabilmesi vb yönden de bir çok alimin takdirini toplamış bir şahsiyettir.

b) İlk fıkhı eserlerin oluşmasında büyük katkılar sağlamış ve ilk ayet sırasına göre Kur’an’ın tamamını tefsir eden kişi olmuştur.Tefsirinde dilbilimsel analizlere yer verir,isnada fazla yer vermez bu yüzden eleştri almıştır,ayetlerin nüzul sebebine ve sırasına ise hayli önem göstermiştir…

 

             El-Ferra (h. 144-207 / m.761-822)

a)Kufe’de doğmuştur.Basra’da ilim tahsil etmiş ve güçlü hafızası ile dikkat çekmiştir.Bağdatta,büyük bir alim olan,Kisai ile tanışması hayatında önemli bir dönüm noktası olmuş ve ondan bir çok alanda yaralanarak vefat edincede yerine geçme başarısını göstermiştir.

b) Meani’l Kur’an adlı ünlü eseri kaleme almış ve bu eserinde her ayet üzerinde durmamış,kendisi yorumlanmaya ihityaç gördüğü ayetler üzerinde durmuştur.Özellikle ayetlerin dilsel özellikleri üzerinde çok durmuştur,yer yer kıraat meselelerine de  temas etmiş ve kendisinden önceki alimlerden yararlanmayı da ihmal etmemiştir…

 

             İbnu Kuteybe (h.213-276 / m.828-889)

a)Kufe’de doğmuştur.Çok önemli alimlerden ders almıştır.İlim tahsili için;Mekke,Basra gibi şehirlerde bulunmuştur.Ehli sünnet alimidie ve Mutezileye karşı bir çok beyanda bulunmuştur.Sadece tefsir alanında değil;Hadis,fıkıh,tarih vb alandada ilim sahibi bir alimdir.

b)Te’vilu Muşkilu’l-Kur’an  ve Ğaribu’l Kur’an adında birbirini adeta tamamlayan iki eseri vardır.Ğaribu’l Kur’an adlı eserinde Kur’an’daki bir çok bilinmeyen kavram ve Allahın bazı isimlerinin açıklaması bulunmaktadır.Eserlerinde fazla ayrıntıya girip konuyu uzatmamaya,hadis ve isnad zikretmemeye dikkat etmiştir…

 

            Et-Taberi (h.224-310 / m.838-923)

a)Taberistan’ın Mul şehrinde doğmuştur.Basra,Rey,Kufe,Medine gibi yerlerde ilim tahsil etmiştir.Fıkıh,Hadis,Tarih,Kıraat vb alanda ilim almış ve bir çok eser ortaya koymuştur.Önceleri Şafii mezhebine mensup iken daha sonra Ceririyye adında bir mezhebin imamı olduğu elimize geçen bilgiler arasındadır.Bazı mezhep mensuplarınca Şiilik ve Rafızilik le itham edilsede bunlar gerçeği yansıtmamaktadır.

b)Camiu’l Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an adında,özellikle rivayet tefsiri türünde önemli bir eseri bulunmaktadır.Eserin girişinde mukaddime bölümü bulunur ve burada Arapçanın bazı dil özelliklerine yönelik bilgiler verip,Tabiun dönemine ilişkin,tefsir için önemli kişi ve eserler hakkında bilgiler sunar.Ayetlerin analizi için tefsirden çok te’vil  kavramını kullanması dikkat çekicidir.Senede önem vermiştir.Rivayetleri,hem hangi dönemden nakledildiğine hemde sahih ve zayıflığına göre sıralamıştır.Yer yer dilsel analizlere de girmiş ve fıkhi hükümlere temaslarda bulunmuştur.Kelam ve akide konularında da azımsanmayacak derecede değerlendirmeleri bulunmaktadır…

 

             İbn Ebi Hatim (h. 240-327 / m.854-939)

a)Rey şehrinde doğmuştur.Babası Ebu Hatip ve Ebu Zur’a er Razi,onun yetişmesinde önemlidir.Babası ile beraber çıktığı seyahatler,ilimsel yolculuğuna başlaması açısından son derece mühim bir yere sahiptir.Bu gezilerde çeşitli alimlerle görüşüp fikir alış verişi yapma imkanı bulmuştur.

b)Elimizde sadece yarısı bulunan,Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim Müsneden’an Rasulillahi (s.a.v) ve’s-Sahabeti ve’t-Tabiin adında önemli bir eseri bulunmaktadır.Bu eser 1997 yılında Esad Muhammed tarafından neşredilmişdir.İbn Hatim,bu eseri yazarken temel amacı;Peygamber,sahabe ve tabiun’dan gelen rivayetleri düzenli bir şekilde biraraya getirmektedir.Bu yüzden bu eser, rivayet tefsiri açısından son derece önemlidir.

           

            Ez-Zemahşeri (h.467-538 / m.1075-1143)

a)Zemahşer’de doğmuştur.Dil,Edebiyat,Kelam,Fıkıh,Hadis,Mantık,Felsefe vb alanda kendini yetiştirmiş önemli bir müfessirdir.Küçük yaşlarda hafız olmuş ve Buhara’da ilim tahsil etmiştir.Uzun süre Mekke’de kaldığı için Carullah lakabı almıştır,ayrıca kendisine Fahr-ı Harezm de denilmiştir.Özellikle Arap diline olan hakimiyetiyle dikkat çekmişdir.Zemahşeri itikadda Mu’tezile,fıkıhta ise Hanefidir.Mutezile olmasından ötürü bir çok tenkid almış ve bu durum itibarını düşürsede yolundan dönmemiştir.

b)Zemahşeri’nin,el Keşşaf an Hakaikı’t-Tenzil ve Uyuni’l-Ekavil fi Vücülıi’t-Te’vil adında,İslam aleminde tanınmasını sağlayan önemli bir eseri vardır.Bu eser üzeine bir çok şey söylenmiş,yorumlar yapılmış ve tenkid edenler olmuştur.Eserde,daha önceki alim ve çalışmalardan nakiller yapılmıştır.Eserin en dikkat çekici tarafı ise dilsel analizlerdir ki bu yönüyle bir çok dirayet tefsirini de etkilemiştir.Eserde kıraat üzerinde de durulmuş ve önemli bilgiler verilmiştir.Ancak eserde şaz kıraatlarının delil olarak kullanılması bir çok eleştiriyi de beraberinde getirmiştir.Ayrıca eserde israiliyat ve uydurma hadislere de rastlanılmış ve aynı zamanda bir hadis alimi olan Zemahşeri’nin böyle bir tutum içerisine girmesine anlam verilememiştir.

 

             El-Kurtubi (ö.671 /1273)

a)Kurtuba’da doğmuştur.Endülüs’ün önemli alimlerindendir.Fıkıh,Nahiv,Dil bilgisi,Hadis,Kıraat vb alanlarda kendisini yetiştirmiştir.Fıkıhta Maliki,itikadda ise Eş’ari mezhebine mensuptur.Ancak mezhepsel tartışmalardan uzak olmaya çalışmış ve diğer mezheplerin görüşlerinden de yararlanmayı ihmal etmemiştir.

b)el-Camiuli-Ahkami’l-Kur’an ve’l Mübeyyin lima Tedammenehu mine’s-Sünneti ve Ayi’l-Furkan adlı ahkam ayetlerinin yoğunlukta olduğu önemli bir eseri bulunmaktadır.Eser de;Ayetlerin nüzul sebepleri üzerinde durur,Kur’an’ın faziletlerine vurgu yapar,bazı ayetler arasında ki ilişkileri açıklar ve peygamber,sahabe,tabiun’un görüşlerine sıkça başvurumasına rağmen dirayet tefsirinden de tam olarak sıyrılmış değildir.

 

             Er-Razi ( h.543-606/ m. 1149-1210)

a)Rey kentinde doğmuştur.Kendisinin bir ilim adamı olarak yetişmesine öncelikle babası olmak üzere bir çok önemli alim katkıda bulunmuştur.Kelam,Tefsir,Fıkıh,Matematik,Astronomi vb alanlarda ilim tahsil etmiş ve çok yüksek mertebelere ulaşmış bir kişidir.Çeşitli yerlere seyahatlere çıkmış ve ilmi alış verişlerde bulunmuştur.Kendisine ilmi çabalarından dolayı bir çok isim verilmiştir.Örneğin,Şeyhülislam,Fahruddin vb gibi.Özellikle Kelam alanında çok önemli çalışmalar ortaya koymuş ve akıl ilkesine çok önem verip akli ve nakli bilimleri harmanlayarak kullanmaya gayret etmiştir.İslam aleminde ortaya çıkmış bir çok bi’dat ve yanlış düşünceleri tesbit edip delillerle yok etme gayretine girmiş,bir çok kezde başarılı olmuştur…

b)Mefatihu’l-Ğayb adında tefsir açısından oldukça önemli olan bir eseri bulunmaktadır.Eserini yazmakta ki amacını;Akıl ilkeleri ve istidlal ışığında Kur’an’ı değerlendirip İslam’a yönelik saldırıları önlemek olarak özetleyebiliriz.Ayetleri değerlendirirken;Nüzul sebepleri,ayetler arası ilişkiler vb unsurları göz önünde bulundurur.Kur’an’ın doğa bilimleri ile yakından ilişkili olduğuna inanmış ve Felsefi olsun Astronomik olsun bir çok ilim için Kur’an’dan deliller gösterebilmiştir ki maalesef bazen de yanıldığı gözlenmiştir.Kur’an’ı değerlendirirken Kelami konular üzerinde çok durmuş,konuları detaylarıyla incelemiş,ehl-i sünnet dışı mezhepleri çok eleştirmiş ve mezhebi tartışmaların içinde kendisine sıkça rastlanılmıştır.

 

             İbnu Kesir ( h.701-774 / m. 1301-1373)

a)Basra’da doğmuştur.Tefsir,Fıkıh,Hadis vb alanlarda ilim tahsil etmiş önemli bir alimdir.Yetişmesinde İbn Teymiyye’nin önemi büyüktür.Fıkıhta şafii mezhebine mensup,Kelamda ise Hanbelidir.

b)Tefsiru’l Kur’an’il-Azim adında rivayet tefsiri açısından son derece önemli bir eseri vardır.Ayetleri değerlendirirken Kur’an’ın bütünlüğü üzerinde durmuş ve ilişkili ayetleri sıralamayı ihmal etmemiştir. Hadislerden de yararlanarak açıklamalarını güçlendirmiştir.Eserinde geçmiş kaynaklardan sıkça yararlanmıştır.Özellikle İsrailiyattan kaçınılması gerektiğini vurgulamış ve örneklerle konuyu izah etmeye çalışmıştır…

 

             Ebussuud ( h.896-982 / m. 1490-1574)

a)İstanbul’da doğmuştur.İlk derslerini babasından almış ve ilmi olarak kendisini yetiştirmiş önemli bir alimdir.Osmanlı döneminde yaşayan alim,çeşitli şehirlerde müderrislik ve kadılık görevlerinde bulunmuş ve Kazasker olarak bir çok sefere katılmıştır.İkinci Selim zamanında uzun yıllar Şeyhülislamlık yapmış ve önemli hizmetlerde bulunmuştur.

b)Tefsiru Ebissuud ismi le meşhur olan bir tefsiri bulunmaktadır.Osmanlı döneminde Kur’an’ın tamamını tefsir etmesi bakımından dikkat çeken bir alimdir.Geçmiş dönem eserlerinden faydalandığı gözlemlenmiştir.Ayetlerin ince anlamlarına,dilsel analizlerine,ilişkili ayetleri tesbit etmeye özen göstermiş ve önem vermiştir.Zemahşeri’den çok faydalanmış ve bu yönüyle bazı eleştirilere hedef olmuştur.

 

             İsmail Hakkı Bursevi (h.1060-1137 / m. 1653-1725)

a)Bu gün Bulgaristan’da bulunan Aydos’da doğmuştur.Otuz yıldan fazla Bursa’da kalmasından ötürü Bursevi ismini almıştır.Fıkıh,Kelam gibi alanlarda kendini geliştirdikten sonra İstanbul’da bulunan Osman Fazlı’nın yanında bulunarak manevi yönde kendini iyice geliştirdi ve ders vermeye başladı.Ayrıca hat sanatı ile de ilgilenerek Hafız Osmandan bu konuda dersler alıp kendini geliştirdi.1685’te Bursa’ya gitti,Ulu Camii’de vaaz ve ders vermeye başladı asıl ününü de burada kazandı…

b)Ruhu’l Beyan adlı eseri,İşari tefsir açısından çok önemli bir kaynaktır.Eserde Tasavvufi yorumlar ağırlıktadır.Ayetler arası ilişkiler ve hadislerle desteklenmiş yorumlar ön plandadır.Yer yer dilsel analizlere başvurulmuş,değerlendirmeler şiir vb gibi vecize ifadelerle desteklenmiştir.Çok derin anlamlı değerlendirme ve vurgulamaları vardır.Mesela,tevhidin üç kademesi olduğunu söyleyip üçüncüsünün,benden başka ilah yoktur,diyebilmek olduğunu ifade etmesi gibi...Peygamberlerle birlikte veli kullarında Allah’ı görebildiğini söylemiştir.Allah’ın rüyada görülebileceğini söyler ve kalp gözü vurgusu üzerinde çok durur.Allah ve peygamberlere inanmanın yanında veli kullara da inanılması gerektiğini söylemiştir ve bu kişilerin ilham ayetleri aldığını belirtmiştir…

 

             Muhammed Abduh (h.1265-1315 / m. 1849-1905)

a)Mısır’ın Buhayre kentinde doğmuştur.Şeyh Derviş Hızır’la görüşmesi onun için son derece önemli ve hayatı için bir dönüm noktasıdır.Tanta’da eğitim aldıktan sonra Kahire’ye gitti ve burada da belli bir eğitim süreci yaşadı.Cemaleddin Afgani’den Kelam,Felsefe vb dersler aldı ve bu kişiden siyasi ve sosyal anlamda etkilenmiştir.Tefsir,Hadis,Tarih,vb alanlarda kendisini geliştirmiştir.Mısır’ın ve İslam dünyasının sömürgelerden nasıl kurtulabileceğine yönelik düşünceler ve değerlendirmeler ortaya atmıştır.Siyasi bir karaktere bürünmesi sebebiyle bir çok sıkıntı ile karşılaşmıştır.Mesela Beyrut’a sürülmesi gibi…Sonraları siyasetten uzak durmaya çalıştı ve Mısır müftülüğüne kadar yükseldi,el-menar dergisinin kurulmasında birinci derecede rol oynadı…

b)Tefsiru’l-Menar adında önemli bir eseri vardır.Bu eserin oluşturulmasında Muhammed Rıda’nın payı büyüktür.Fakat Kur’an’ın tamamına yönelik bir tefsir çalışması değildir.Abduh kuru ve teknik bilgi yerine,daha çok yaşayışa yönlendirecek bilgi vurgusu yapmıştır.Klasik müfessirleri bir çok açıdan eleştirmiştir.Taklitçilik yerine akılcılığı tercih etmiş  ve Kur’an’dan kendi anladıklarını aktarmıştır.Mutezile Mezhebine yakın durmuş ve hadisler konusunda çok temkinli davranmıştır.Ayetlerin günümüze göre tekrar değerlendirilmesi gerektiğini söylemiş ve bazen çok farklı yorumlar getirebilmiştir…

 

             Muhammed İzzed Derveze ( h.1305-1404 / m.1888-1984)

a)Filistin’in Nablus şehrinde doğmuştur.Fıkıh,Tefsir,Tarih,Sosyoloji,Felsefe vb alanlarda kendini geliştirmiştir.Bir çok resmi görevde bulunmakla beraber 1906 yılından itibaren siyasi bir kimlik yapılanması içerisine girmiş,ilerleyen zamanlarda ise İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olmuştur.İngilizler’in Filistin’de yaptığı sömürgelere karşı bir çok aktif faaliyet içerisinde bulunmuştur.Bir çok sıkıntıyla karşılaşmış ve 1940 yılında Türkiye’ye kaçmıştır.Fakat burada da yakalanıp hapse mahkum edilmiştir.1945’te Suriye’ye dönmüş,son zamanlarında siyasetten uzaklaşıp kendini ilme vermiş ve bir çok orijinal eser ortaya koymuştur…

b)et-Tefsiru’l-Hadis isminde önemli bir tefsir çalışması bulunmaktadır.Surelerin nüzul sırasına göre tefsir edilmiş olması en dikkat çekici yönüdür.Konuları guruplandırmış ve ayetleri ona göre aktarmıştır.Tarihle yakından ilgilenmiş,Kelam ve Nahiv konusuna pek girmemiştir.

 

             Seyyid Kutub (1906-1967)

a)Mısır’ın Asyut kasabasında doğmuştur.Kahire’de el-Ezher Üniversitesinden mezun oldu.1941-45 arası Amerika’da Sosyoloji üzerine doktora yaptı.Gerçek adaletin İslam da olduğunu ve Kur’an’ın bir hidayet kitabı olduğu üzerine bir çok yazılar yazdı.1949 da tekrar Amerika’ya gitti ve bir çok yönden burayı eleştirdi.Ihvan-ı Müslimin gurubu içerisine girerek burada adeta bir fikir babası görevi gördü ve bu hareketin içine girdikten sonra bir çok sıkıntı ile karşılaştı.Mesela,1954 te tutuklanıp 15 yıl hapse mahkum edilmesi gibi…1965’te Nasır’a darbe girişimi suçundan yargılanıp 1966 da idam cezasına mahkum edildi…

b)Fi-Zılali’l-Kur’an isminde çok ünlü ve oldukça önemli bir eseri vardır.Kur’an’ı günümüze göre anlama ve yorumlama üzerinde durup,ideal insana yönelik bilgiler verir.Surelerin nüzul sebepleri,ayet sayısı vb her surenin girişinde aktarılır.Kur’an’ın bütünlüğüne önem verilip,konular arasında guruplamalar yapılır.Kendisi bir edebiyatçı olan yazar’ın bu özelliği eserden çok net anlaşılmaktadır.Hadisle tefsire çok fazla önem vermemiştir.Fıkhi ve Kelami konulara pek girilmemiştir.Tevhid,toplum hayatı vb konuları üzerine çok durulmuştur.Bir çok ideolojik tesbit ve değerlendirmelerde bulunulmuş ve yer yer ilmi tefsir çalışmalarından faydalanılmıştır…

 

             İbnu Aşur (1879-1973)

a)Tunus’ta doğmuştur.Zeytune Üniversitesi’nden mezun olmuştur.Edebiyat,Fıkıh,Hadis üzerine kendini geliştirmiştir.Zeytune Üniversitesi’nde rektörlük yapmış ve Malıki Şeyhülislamlığına kadar yükselmiştir.

b)et-Tahrir ve’t-Tenvir adında bir eseri bulunmaktadır.Tefsir’de temel kaynağı yine Kur’an’ın kendisi olarak kabul etmiştir.Ayetlerin dilsel analizleri tefsirde önemli bir yer tutumaktadır.Yeri geldiğinde ilmi tefsirinde kullanılması gerektiğini savunmuş ve Kur’an’ın her asra vurgu yapan bir kitap olduğunu belirtmiştir…


0 Yorum - Yorum Yaz


ŞEYDANUR KAZALAK 11040209/İDKAB2

Tefsir, Hz. Muhammed ile başlamıştır. Bazı durumlarda gelen sorularla bazen de kendisi anlatılmaya ihtiyaç duyduğu konularda doğrudan açıklama yapardı. Peygamberimiz Kur’an’ın tamamını tefsir etmemiştir. Sahabe döneminde ise zor ve garib  kelimeleri şiirle, kıssaları ise israillayattan yararlanarak tefsir etmişlerdir. Sahabe müşahedelerine ve kavrayışlarına göre açıklama yapmışlardır. Bu dönemin tefsir kaynakları; Hz peygamber, Arap dili ile Edebiyatı ve kendi müşahedeleridir. Sahabi tefsirciler arasında Abdullah b. Abbas, Ali b. Ebu Talip, Ebu Hureyre gibi isimler sayılmaktadır. İslam coğrafyasının genişlemesiyle sahabiler tefsir etme geleneğini sürdürerek kendi bilgi ve birikimlerini Tabiün nesline aktarmışlardır. Bu dönemin tefsir özelliklerine bakıldığında kelime ve kavramlar daha açık , ayetlerden geniş fıkhi izahlar yapılmış ve ayetlerden hükümler çıkarılmıştır.    kelime ve ifadelerde şiirden deliller getirilerek açıklama yapılmıştır. İsrailiyyat rivayetlerinin ağırlıkta olduğu dönemdir. Diğer önemli özellik ise tefsir sistematik bir ilim haline gelmiştir. Tabiün neslinin kaynağı; sahabe, ehli kitab alimleri, kendi görüşleridir. Tefsirin Tedvini ise İbn Abbas ile başlamıştır ve tabiün nesliyle devam etmiştir. Tefsirde kaynak ve yöntem olarak rivayet ve dirayet kullanılmıştır….. rivayet tefsiri: hz peygamberden, sahabeden, tabiündan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirdir. Amaçları kuranın tefsirine ilişkin kendinden öncekilerin görüşlerini bir araya getirmektir. Rivayet tefsirinde müfessirin siyasi ve itikadi görüşlerine de rastlanılmaktadır. Uydurma haberlerin çokluğu, israiliyata yer verilmesi, isnadların hazfedilmesi yönünden bu tefsir tenkide uğramıştır.  Dirayet tefsirinde ise müfessirin rivayetin yanında kişisel bilgi ve tecrübeyi kullanarak akıl yürüterek oluşturduğu tefsirdir. İbn Abbas ve tabiin müfessirler de bu tefsir faaliyetine devam etmişlerdir. Müfessirler tefsir ederken çeşitli ilimlerden faydalanmışlardır ve eserlerinde öznellik ağır basmaktadır. Dirayet tefsiri içinde ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan ilki olan ‘Çok Yönlü Dirayet Tefsiri’ birden çok ilmi kapsamakta ve değerlendirmeleri içerir. Diğeri ise ‘Tek Yönlü Dirayet Tefsiri’ ise müfessirlerin ilgi duydukları uzmanlık alanlarına giren Kur’an bölümleri üzerine yoğunlaşmalarından ortaya çıkmıştır. Yenilikçi tefsir çalışmalarında, Kur’an’ın yol gösteren ve hayata yön veren bir kitap olduğu belirtilerek geleneksel tefsirdeki israilliyat ve tutarsız bilgilerden dolayı geçmiş tenkit edilmiştir. Bu sebebten ötürü Kur’an yeniden tefsir edilmelidir. Bu yaklaşımın öncüsü Cemalettin Afgani olmuş bu çizgiyi Muhammed Abduh ve Reşit Rıza devam ettirmiştir. Kur’an bazı ilimlere, bilimsel icatlara atıflar yaptığı düşüncesinden hareketle İlmi Tefsir Yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Gazali ve Razi bu yaklaşımı benimseyenler arasındadır. Batıdaki gelişmeler ile Kur’ani bilgilerin çatışmadığı aksine bu gelişmelerin Kur’andaki temellerine değinilir. İdeolojik tefsir çalışmalarında ise geleneksel sistem tenkit edilmiş, islamın sadece Kur’ana başvurularak yorumlanması gerektiği savunulmuştur. Bu yaklaşım dünyadaki ideolojilerden hareketle oluşmuş en önemli temsilcisi Mevdudi olmuştur. Tarihsel-tenkitçi yaklaşımda ise Kur’an indiği dönem içinde ele alınarak zamanın sosyal, politik, kültürel ve ekonomik hayat şartları incelenerek açıklanmalı ve değerlendirilmelidir ve sonrasında ilkeler ortaya konulur günümüze uyarlanmalıdır. Eski yöntemler yeniliklere cevap verememiş ve böylece Müslümanlar gelişmelere/yeniliklere karşı geri kalmıştır. Derveze ve El-Huli gibi birçok isim bu yaklaşımın savunucusu olmuştur.
0 Yorum - Yorum Yaz


 MEDİNE AKTAŞ  11040022/İDKAB2                                                                                                                                                                          TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR  EĞİLİMLERİ Başlangıçtan bugüne Kur'an'ı anlama ve onun rehberliğinde bir dünya kurma müslümanların zihinlerinde duygu ve inanç dünyalarında hep yerini korumuştur. Önceki kutsal kitaplar da zaman içinde izaha muhtaç olduğu ifadelerin tefsir edildiğini biliyoruz. Kur'an da büyük kitlelerin değer verdiği bir kelam olduğuna göre tefsir edilmesi kaçınlmaz olmuştur. Zaten tefsir sadece kutsal kitaplara has değildir. Kur'an-ı Kerim'in tefsirini başlatan peygamber efendimizdir.Peygamber efendimiz bazen ashabının anlayamadıkları ayetleri onlara açıklar  bazen de doğrudan kendisi herhangi bir ayetle ilgili açıklamada bulunurdu.Peygamberimizin Kur'an'ın tamamını tefsir ettiğini söyleseler de o hepsini tefsir etmemiştir.Hz.Peygamberin vefatından sonra sahabiler müşahedelerine ve kendi bilgi ve kavrayışlarına göre Kur'an-ı açıklamışlardır.Sahabilerin Kur'an tefsiri kaynakları Hz.Peygamber Arap dili ve edebiyatı, kendi müşahadeleri, İsrailliyyat denilen Hristiyan ve Yahudi kültürü ve ehli kitap alimleri olarak sıralanabilir.Sahabi arasında en çok tefsir alanında şöhret olan Abdullah İbn Abbas,Ebu Hureyre,Ali Bin Ebi Taliptir.Sahabiler fethettikleri yerlerde Kur'an'ın anlaşılması için kendi görüşlerini sonraki nesillere yani tabiun nesline aktarmışlardır.Kur'an tefsirine ilişkin haberlerin büyük çoğunluğunun kaynağı tabiun müfessirlere aittir.Taabin dönemi tefsiri diğer dönemlerden farklıdır çünkü Kur'an-ın bütünlüğü tefsir edilmiştir.Bir kelimenin Kur'an-ın tamamında ne anlama geldiğinin ortaya konulması bu döneme aittir.Kur'an-ın tefsirine ilişkin ilk yazılı belgeleri İbn Abbas ile başlamış bu süreç taabiun müfessirlere kadar devam etmiştir.Bu müfessirlerden bazıları: Hasan el-Basri,Katade,Razi'dir.Kur'an-ı tefsire çalışan herkes ilmi kapasitesine, kavrayış derecesine, siyasi ve mezhebi kanaatine göre Kur'an-ı açıklamaya çalışmışlardır. Müfessirler hangi konunun uzmanı ise Kur'an-ın o konuyla ilgili ayetlerini daha geniş bir şekilde açıklamaya çalışmışlardır.Bunu yaparken de çeşitli yöntemler kullanmışlardır.Bu yöntemlerden biri Rivayet tefsiridir.Bu yöntem Hz.Peygamberden,sahabeden ve tabiundan nakladilen tefsirdir.Rivayet tefsiri en çok taabiun döneminde kullanılmıştır.Rivayet tefsiri kaynakları arasında çağdaş tefsir usulü çalışmalarında Kur'an,Hz.Peygamberin sünneti,sahabe ve tabiun görüşleri yer almaktadır. Anlama,açıklma ve yorumlamaya dayalı yöntem olan tefsir yöntemi de Dirayet tefsiri yöntemidir.Yani akli tefsirdir.Aslında tefsir faaliyeti bütünüyle bir dirayet  işidir.Tefsirin rivayet-dirayet diye ikiye ayrılması tefsir faliyetlerinden değil,tefsir eseri ortaya koymadaki tercihlerden kaynaklanmaktadır.Dirayet tefsirinde müfessirler ayetleri açıklarken Arap dili ve edebiyatı,tarih,dinler tarihi,felsefe vb.bilimlerin verilerinden yararlanılmıştır.Dirayet tefsirleri çok yönlü ve tek yönlü olarak ikiye ayrılmaktadır.Çok yönlü dirayet tefsirinde dilbilimsel analizler,edebi sanatlar bağlamında açıklamalar, kıraate ilişkin açıklamalar,kelami,fikhi yorumlar ve değerlendirmeler yer almaktadır.Tek yönlü dirayet tefsirinde ise müfessirler daha çok ilgi duydukları sorunlara ve konulara tefsirlerinde daha çok yer ayırırlar.Tek yönlü dirayet tefsirlerinde müffesirler özellikle bir konudan yola çıkarak Kur'an'ın  belirli bölümleri üzerine yoğunlaşmışlardır.Bu yoğunlaşma  sonucu oluşan tefsir çalışmalarını tek yönlü dirayet tefsirleri içinde şu kategorilerde sıralayabiliriz.1-Dilbilimsel(filolojik)Tefsir:Arap dili ve Edebiyatın kurallarının tespit edilmesi ile Kur'an'ın filolojik açıdan tahlil edilmesidir2-Fıkhi Tefsir: Kur'an'ın ibadet ve hukukla ilgili ayetlerini açıklamak ve onlarla ilgili hüküm çıkarmak3-İlmi Tefsir: Kur'an'ın bazı ayetlerinin doğa bilimleri alanındaki gelişmeler ışığında yorumlanması söz konusudur.4-Felsefi Tefsir: Müslüman filozoflar Kur'ani kavramları açıklarken özgür hareket etmiş,lafza bağlı kalmamış ve batini bir anlayış içinde açıklamışlardır.

5-Tasavvufi Tefsir:Sufi müfessirlerin Kur'an ayetlerinin lafzi anlamlarının dışında başka manalar aramaları sonucu ortaya çıkmıştır.


0 Yorum - Yorum Yaz


 MEDİNE AKTAŞ 11040022/İDKAB2 ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI  1)MUKATİL B.SÜLEYMAN TEFSİRİ: et Tefsirul Kebir,Tefsiru Mukati diye anılan tefsiri    Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Eserde muğlak kelimelerin izahları yapılmıştır.Kur'an kıssaları ile ilgili olarak lüzumsuz ayrıntılara girilmektedir. Tefsirde yer yer israili haberlere ve tarihi hadiselere de yer verilmektedir.Hehangi bir mezheb mücadelesine rastlanılmamaktadır.Tefsirde hemen hemen hiç isnad yok gibidir.2)ET-TABERİ TEFSİRİ: Eserin adı Camiul Beyan an Te'vili Ayil Kur'andır.Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir.Taaberi tefsirine bir mukaddime ile başlar.Mukaddimede Kur'an ile ilgili bazı konulara yer verir.Kur'an'ın nazil olduğu Arapçanın özelliklerinden ve lehçelerinden söz eder.İhtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahlilerinie girişir ayetlerden çıkarılacak fıkhi hükümlere ve bu hükümlerin dayandığı delilere dokunur.3)EZ-ZEMAHŞERİ TEFSİR: Eserin adı el-Keşşaftır.Zemahşerinin bu eseri dil ve belağat bakımından önemlidir çünkü o bu eseriyle belağat yönünden Kur'an'ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır.Eserde kıraat farklılıklarına büyük ölçüde işaret edilmiştir.İsrailiyata ve zayıf hatta uydurma hadislere de eserde yer verilmiştir.Keşşaf tefsiri ''Ummul Tefasir'' tefsirlerin anası veya ana tefsir olarak da kabul edilmiştir.4)ER-RAZİ TEFSİRİ:Tefsirin asıl adı Mefatihul Ğaybtır.Eserde her sure bir kitap niteliğinde olup,kitaplar bölümlere bablar meselelere bölünmüştür.Razi ayetlerin tefsirine bazen sebebi nüzulu ile bazen kelime tahlilleri ile bazen de farklı kıraatleri zikretmekle çoğunlukla da ayetler arasındaki münasebeti kurarak başlar. Bir ayeti tefsir ederken geneliklle önce onu açıklayan başka ayet veya ayetler işaret eder.5)İBN KESİR TEFSİRİ:Tesirul Kur'anil Azim adlı eserinde İbn Kesir önce tefsir edeceği ayeti verir  onu kolay ve özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar. Bundan dolayı onun bu tefsiri Kur'an'ın Kur'anla tefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.Daha sonra da konu ile ilgili hadisleri vardır.6)SEYYİD KUTUB TEFSİRİ:Seyyid Kutubun Fi-Zilalil Kur'an adlı eseri 20.yüzyılda yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birisidir. Yazarın tefsirini yazmaktan gayesi Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan hayat toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.
0 Yorum - Yorum Yaz


ŞEYDANUR KAZALAK 11040209/İDKAB2    Örnek tefsir metinleri ve araştırmalarında birden fazla alim yer almaktadır. Hepsini uzun uzadıya anlatmak yerine tefsir ilminde çok önemli olanlara değinmek daha mantıklı görünmektedir. İlk öncülerden biri olan Taberî, tefsir ilminde şöhreti yaygın olanlardan biridir. Küçük yaşlarda ilimler öğrenmiş bununla yetinmeyerek ilmi yolculuklara çıkmıştır. Cerîriye adında bir mezhebin imamı olduğu kaynaklarda mevcuttur. Taberînin tefsiri rivayet tefsirlerinin ilk eserlerinden biri olmaktadır. Eserinde tefsir ve te’vil kelimelerini açıklar ve Arap dili hakkında bilgiler verip kelime tahlillerini yapar. Yeri geldiğinde metinleri tenkide tutarak eserini sağlam temele oturtmak istediği anlaşılmaktadır. Bu yüzden eserine tefsir değil te’vil adını vermiştir. Diğer müfessir ise ibn Ebî Hâtimdir. Gerek ailevi gerekse çevre ortamı ilim açısından zengin olması onun ilimde hızlanmasını kolaylaştırmaktadır. Ebî Hâtim aklı en az seviyeye indirip nasları te’vil etmeksizin hüküm çıkarmış ve rivayet zincirinin sağlam olmasına özen göstermiş, tefsirinde titizliğe önem vermiş ayetlerin yanı sıra hadisleri de kullanmış ve eserinde şahsi görüşlerine yer vermemiştir.       Çeşitli ilimlerde uzmanlaşmış diğer bir alim ise Zemahşeridir. Keşşaf olarak bilinen tefsirinde nakillerde bulunmuş ve Kur’an’ın dil yönünden mükemmelliğini ortaya koymuştur. Eseri kendinden sonrakiler için kaynak teşkil ettiği için ‘tefsirlerin anası’ ismini almıştır. Zemahşeri Mutezileye mensup olduğundan eserinde bu mezhebin itikâdi görüşleri bulunmaktadır. Bundan dolayı tenkide tabi tutulmuştur. İlimde en üst seviyede olması sebebiyle kendisine şeyhülislam ve allame denilmiş olan Râzî, bütün ilimlere hakim olan büyük müfessirlerdendir. Eserini yazarken islâmı savunmak, yanlış düşünceleri çürütmek, Kur’an’ın doğru anlaşılmasını sağlamak için yazdığını belirtmiştir. Râzî, ayetlerin tefsirinde kelime tahlili yapmış ve ayetler arasındaki ilişkilere değinip rivayet ve hadislere de yer vermiştir. Ona göre bütün ilimler/bilimler Kur’anda yer alır. Bu düşüncesi zaman zaman onu yanlış düşüncelere de sevk etmiştir.     Günümüze yaklaşan isimlerden ise İsmail Hakkı Bursevî öne çıkmaktadır. Bursada fazla kaldığı için Bursevi adını almıştır. Küçük yaşlardan itibaren çeşitli ilimlerle meşgul olan Bursevî eserinde ’işârî tefsir’ okolünde yazılmış olan Rûhu’l –Beyân adlı eserinde rivayet ve dirayet metodunu birlikte kullanmış, ayetleri ayet ve hadis çerçevesi içinde açıklamıştır. Tefsirinde şiirlere ve Farsça kelimelere yer vermiştir. Bütün bunların yanında İslam inanç esaslarına ters düşen görüşleri nedeniyle haklı tenkide uğramıştır. Farklı bir diğer müfessir ise Muhammed Abduhtur. Küçük yaşlarda eğitime başlamış sonraki dönemlerde ise Cemaleddin Afgani ile tanışmıştır. Tanışmasıyla kendini siyasi ilişkilerin veya olayların ortasında bulmuştur. Siyasi girişimlerde bulunmuş olmasına rağmen yenilikçi düşüncesiyle de öne çıkan isimlerin başında yer alarak özel bir öneme sahip olmuştur. İlmi seviyesi yüksek olan Abduh’un eserini öğrencisi M.Reşid Ridâ oluşturmuştur. Eserinde tefsirin kişiyi mutluluğa eriştirecek nitelikte olmasını savunarak geçmişi eleştirir. Tefsirde israilliyat bilgileri olmamakla birlikte ayetler arasındaki ilişkiye değinir. Farklı düşüncelerinden ötürü tenkit edilmiştir.    
0 Yorum - Yorum Yaz


YASEMİN ŞAHİN 11040447_İDKAB_2
KUR’AN VE HADİS İLİMLERİ 5.ÜNİTE
TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ
Kur’an tefsirine ,anlaşılması ve yorumlanmasına ilişkin çalışmalar Müslümanların geleneklerinde önemli bir yer tutar.Kur’an’ı anlama ve onun rehberliğinde bir dünya kurma düşüncesi Müslümanların zihin ve inanç dünyalarında hep yer alır.Kur’an’ın tefsiri çok önemlidir ve Kur’an tefsir edilmiştir .Ama sadece Kur’an’ın tefsiri yapılmamış çeşitli felsefi,ilmi kitaplarda tefsir edilmiştir.
Ku’an’ın tefsiri sadece kitaplarla olmamış ayrıca mimari eserlerde de Kur’an’ın tefsiri yapılmıştır.
Hz.PEYGAMBERİN YAŞADIĞI DÖNEMDE TEFSİR
Hz.Peygamber Kur’an’ı tefsir ederken bazen kendisi ayetleri açıklar bazen de sahabilerin sorularına cevap niteliğinde ayetlerin tefsirini yapardı.Peygamberimizin tefsiri teorik değil pratiktir yani amelidir.Kur’an-ı ilk tefsir eden Peygamberimizdir.Bazıları Peygamberimizin Kur’an’ın tamamını tefsir ettiğini söylerlerken bazılarıda çok az kısmını tefsir ettiğini ileri sürerler.
SAHABE DÖNEMİ TEFSİRİ
Hz.Peygamberden sonra Kur’an-ı tefsir işiyle sahabe uğraşmıştır.Bilgili ,anlayışlı sahabiler tefsirde ön plana çıkmışlardır.Sahabenin tefsiri temelde iki başlıktan oluşur diyebiliriz.Bunlar;
a)Müşahadelerine dayalı açıklamaları
b)Kişisel bilgi ve kavrayışlarına dayalı açıklamaları
Sahabe ayetlerin kime ,hangi olaya sebeb indiğini bilen insanlardı.Bundan dolayı Kur’an tefsiri sahabenin işidir.
Sahabinin Kur’an Tefsir Kaynakları;Hz.Peygamber,Arap Dili ve Edebiyatı ,kendi müşahedeleri,Ehli kitap alimleridir.Sahabiler Kur’an’daki garib kelimeleri ve müşkil lafızları dil açısından zaman zaman istişhad ederek açıklarken ,Kur’an’daki kıssaları da Yahudi ve Hristiyan kültüründen yararlanıyor.Abdullah İbni Abbas ,Ubeyy b.Kab,Ebu Hureyre,Abdullah b.Zubeyr sahabe tefsirinde önemli yer alırlar.
TABİUN DÖNEMİ TEFSİRİ
Sahabeden sonra tefsir işiyle tabiun uğraşmıştır.Sahabe bildiklerini kendinden sonra gelen nesil olan tabiuna aktarmıştır.
Tabiun dönemi tefsiri özellikle rivayet tefsirinin kaynağını oluşturur.Tabiun tefsirinde kelime ve kavramların ayrıntılı bir açıklamaları vardır.Müşkil ve mübhem kelimelerin izahı yanında geniş fıkhi izahlar yapılmıştır.Ahirete ve gayb alemine ilişkin açıklamalarda tabiun dönemi tefsirinin özelliklerindendir.Yine ayrıca bu dönemde Ehli kitab alimlerinden çokça yararlanılmıştır.Tabii alimleri tümevarım tarzını kullanır.Bir kelimenin Kur’an’ın tamamında ne anlama geldiğini bakar.
TEFSİRİN TEDVİNİ
Kur’an tefsirine ilişkin yazılı belgelerin İbn Abbas’la başladığını söylenmektedir.İbn Abbas’ın öğrencilerinden Kureyb b.Ebi Muslim’in hocasının yazdıklarından bir deve yükü kadarını yanında sakladığı nakledilir.İbn Abbas’ın oğlu Ali zaman zaman Kureyb’ten bu sahifeleri ister ,sonra geri gönderirdi.Bu durum İbn Abbas’ın tefsir sahibi olduğunun göstergesidir.Hadis tedvini ile Kur’an’ın tefsiri aynı dönemde başlamıştır.


0 Yorum - Yorum Yaz


YASEMİN ŞAHİN 11040447_İDKAB_2
KURAN VE HADİS İLİMLERİ ÜNİTE 5
KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KUR’AN TEFSİRLERİ
Kur’an tefsirinde yıllara ve kültüre göre değişiklik gösterir.Kur’an’ı tefsire çalışan herkes ilmi kapasitesine ,kavrayış derecesine ,çeşitli ilim dallarındaki ihtisasına ,siyasi ve mezhebi kanaatlerine göre Kur’an’ı tefsir etmişlerdir.
Kur’an Müslümanların hayatlarının çeşitli alanlarında yol gösterici kitab olduğu için müfessirler Kur’an’ı tefsir etmişlerdir.Her müfessirin kültürü,anlayışı farklı olduğu için tefsirlerinde bunlardan etkilenmişlerdir.Kaynak ve yöntem açısından tefsir:
a)Rivayet Tefsiri
b)Dirayet Tefsiri
c)İşari Tefsir
a)RİVAYET TEFSİRİ
Ayetlerin tefsirine ilişkin Hz.Peygamber’den ,sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir.Kur’an tefsirine ilişkin haberler şifahi ve yazılı olarak sonraki dönemlere isnadlarıyla birlikte nakledilmiştir.
Rivayet tefsirlerinde öznellik çok azdır.Bu öznellikte müfessirin rivayetleri seçerken ve düzenlerken kendi bakış açısını ortaya koyarken olur.Taberi,İbn Kesir,Ebi Hatim ,Suyuti,İbn Atiyye önemli rivayet tefsircileridir.
b)DİRAYET TEFSİRİ
Kur’an’ı tefsir faaliyetinde Hz.Peygamber,sahabe,tabiunun görüşleri yanında müfessirin kendi görüşlerini de kaynak olarak ele alan tefsirdir.İlimsiz tefsir yapılmamıştır.Ayetlere farklı anlam verilir korkusuyla ilimsiz tefsir yapılmamıştır.Dirayet tefsirlerinde müfessirin mezhebi görüşleri yer alır.
Tefsirlerin nitelikleri;müfessirlerin ilgilerine ,uzmanlık alanlarına göre ikiye ayırabiliriz:
a)ÇOK YÖNLÜ DİRAYET TEFSİRLERİ
Bu tefsirde müfessirler sadece bir konuya değil ilgi duydukları birden çok konuya yer verirler.
b)TEK YÖNLÜ DİRAYET TEFSİRLERİ
Bu tefsirde müfessir hangi alanla çok ilgileniyorsa o alanla ilgili tefsir yapıyor.Bazı dirayet tefsirleri:
*Dilbilimsel Tefsir
*Fıkhi Tefsir
*İlmi Tefsir
*Felsefi Tefsir
*Tasavvufi Tefsir
GÜNÜMÜZDE TEFSİR
Tefsir faaliyetleri günümüzde de devam etmektedir.Günümüzdeki tefsir çalışmaları da öncekilerde olduğu gibi ,içinde yapıldığı zaman diliminin düşüncesi ve kültür dünyasının ürünleri olmuştur.Günümüzde eski tefsir şeklini sürdüren çalışmalar olmuştur.Mesela;Elmalılı Hamdi Yazır.
Bazıları da batıya ait düşüncelerin etkisi ve bu etkiye tepki verme çabası yoğun bir şekilde hissedilmektedir.Müslümanların Batı uygarlığı ile rekabet edecek gücü biriktirememiş ve hatta çeşitli alanlarda ona karşı yenilmiş olmaları ,son dönem İslam düşüncesinde belli düşüncelerin doğmasına neden olmuştur.Batıda üretilen bilimsel ve düşünsel birikim Kur’an’ı yorumlamak için kullanılmaya çalışılmıştır.Pozitivizm ve akılcılık Kur’an yorumlarında etkili olmuştur.Batı biliminin ürünleri kullanılarak Kur’an tefsirleri yazılmaya başlandı.İnsan hakları,kadın hakları,demokrasi gibi konular Kur’an çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır.
YENİLİKÇİ TEFSİR ÇALIŞMALARI
Geçmişteki tefsirleri eleştirir.Kur’an’ın bir hidayet kitabı olduğu ve hayata yön vermesi gerektiği belirtilmiştir.Bunu tefsirlerde göremediklerinden dolayı eleştirmişlerdir.Bu görüş Cemalettin Afgani tarafından dile getirilmiştir.Cemallettin Afgani geçmişte yazılan tefsirlerde Kur’an’ın okuyucusunu hidayete çağıran ve toplumlara yön veren yanı görülmemiş ,israiliyat haberleri,hurafeler kullanılmıştır.Müslümanların bu zor durumdan kurtulması için İslam’ın başlangıçtaki saflığına tekrar dönmeleri gerekmektedir.

0 Yorum - Yorum Yaz


YASEMİN ŞAHİN/11040447_İDKAB_2
KUR’AN VE HADİS İLİMLERİ ÜNİTE 6
MUKATİL b.SÜLEYMAN (h.80-150/m.699-767)
Mukatil,699 yılında Belh’te doğmuş,Merv,Bağdat ve Basra’da ilim tahsil etmiştir.767 yılında vefat etmiştir.Mukatilin tefsiri ,et-Tefsiru’l-Kebir ya da Tefsiru Mukatil diye adlanır.Kur’an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.
EL-FERRA (h.144-207/m.761-822)
El-Ferra 761-62 yılında Kufe’de Halife Cafer el-Mansur zamanında doğdu.Çocukluğu ve ilk tahsil yılları Kufe’de geçti.Meani’l-Kur’an adıyla bilinen eserinin adı Tefsiru Muşkili İ’rabi’l-Kur’an ve Meanihi’dir.Ferra tefsirini Kur’an tertibi üzerine yazmıştır.Her ayet üzerinde durmamış ,kendisine göre tefsirini ihtiyaç duyalabilecek ayetler üzerinde durmuştur.
İBNU KUTEYBE (h.213-276/m.828-889)
İbnu Kuteybe 828 yılında Kufe de doğmuştur.Te’vilu Muşkilul Kur’an ve Ğaribu’l Kur’an adında iki eseri vardır.İbn Mutarrif el-Kinani tarafından bu iki eser birleştirilmiştir ve el-Kurteyn adını almıştır.İbnu Kuteybe tefsirinde uzatmalardan kaçınmış ve ayrıntıya yer vermemiştir.Bağdat’ta 889 yılında 63 yaşında vefat etmiştir.
ET-TABERİ (h.224-310/m.838-923)
Esas adı Ebu Cafer Muhammed ibn Cerir et-Taberi’dir.Taberistan’ın Mul şehrinde 838 yılının sonlarında doğmuştur ve ilk tahsilini burada yapmıştır.İlim tahsili için Rey,Basra,Kufe,Medine,Suriye ve Mısır gibi şehir ve ülkeleri dolaştıktan sonra ,hilafet merkezi olan Bağdad’a yerleşti.Camiu’l Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an adıyla eseri vardır.Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Bu tefsir ,kendinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir.
EBUSSUUD (h.896-982/m.1490-1574)
Ebussuud 1490 yılında İstanbul yakınlarındaki Metris köyünde doğdu.Tefsirinin adı İrşadü’l’Akli’sSelim ila Mezaya’l-Kur’ani’l –Kerim’dir.Tefsiru Ebussuud ismi ile tanınır.Zemahşeri,Razi,ve Beyzavi’nin tefsirlerinden etkilenmiştir.
İSMAİL HAKKI BURSEVİ(h.1060-1137/m.1653-1725)
İsmail Hakkı ,1060 yılında Aydos’ta doğmuştur.Eserinin adı Ruhu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an ‘dır.Osmankı döneminde ve işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir.
MUHAMMED ABDUH (h.1265-1315/m.1849-1905)
Muhammed Abduh 1849 yılında Mısır’ın Buhayre’ye bağlı Mahalletunnasr köyünde doğdu.Tefsirinin adı ,Tefsiru’l-Kur’ani’l –Hakim ‘dir.Fakat Tefsiru’l Menar ismi ile meşhur olmuştur.Ezher üniversitesinde öğrenim görmüştür.
MUHAMMED İZZET DERVEZE(h.1305-1404/m.1888-1984)
1888’de Filistin’in Nablus şehrinde doğdu.İlk ve orta öğrenimini aynı şehirde yaptı.Tefsirinin adı et-Tefsiru’l-Hadistir.Tefsirinin en önemli özelliği ,surelerin nüzul sıralarına tefsir edilmiş olmasıdır.Ayetleri sırasıyla ele alıp tefsir etme yerine ,aynı konuyla ilgili olanları gruplandırarak işlemektedir.
SEYYİD KUTUB (1906-1967)
1906 yılında Mısır’ın Asyut kasabasında doğmuştur.Tefsirinin adı Fi-Zilali’l –Kur’an ‘dır.20.yy içtimai edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birisidir.Müfessir her surenin girişinde o sure hakkında bilgi verir.
İBNU AŞUR(1879-1973)
İbn Aşur 1879 yılında Tunus’ta doğmuştur.Üniversitede daha çok Arap Dili ve Edebiyatı ,fıkıh,hukuk,hadis ve tefsir dersleri okutmuştur.Tefsirinin adı et-Tahrir vet-Tenvir’dir.Ayetleri Kur’an’daki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir.

İBN EBİ HATİM (h.240-327/m.854-939)
İbn ebi Hatim 854 yılında Rey’de doğmuştur.İbn Ebi Hatim daha çok küçük bir yaşta babası tarafından Kur’an ve Kıraat eğitim ve öğretim almıştır.Tefsirinin adı Tefsiru’l-Kur’an’il-Azim Müsneden ‘an Rasulillahi ve’s-Sahabeti ve’t-Tabiin’dir.85 yaşındayken vefat etmiştir.
EZ-ZEMAHŞERİ(h.467-538/m.1075-1143)
Ez-Zemahşeri ,büyük bir dilci,edebiyatçı,kelamcı ve müfessirdir.Zemahşerde 1075 yılında dünyaya geldi.İlk tahsilini babasının yanında yapmıştır.El-Keşşaf an Hakaiki’t-Tenzil ve Uyuni’l-Ekavil fi Vücühi’t-Te’vil adlı eseri vardır.
EL-KURTUBİ (ö.671/1273)
Kurtuba’da doğdu.Endülüs’ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Eserinin adı el-Camiu li-Ahkami’l –Kur’an ve’l Mübeyyin lima Tedammenehu mines-Sünneti ve Ayi’l-Furkan’dır.Eser ,ahkam ağırlıklı olduğu için tefsiri Ahkamu’l-Kur’an’lar içinde sayanlar da olmuştur.
ER-RAZİ (h.543-606/m.1149-1210)
Er-Razi 1149 yılında Rey şehrinde doğmuştur.Tefsirinin adı Mefatihu’l-ğayb’dır.Hacmi ve çeşitli ilim dallarını ihtiva etmesi sebebi ile et-Tefsiru’l-Kebir,yazarı itibariyle de Tefsiru’r-Razi de denmiştir.1210 senesinde 61 yaşında iken Herat’ta vefat etmiştir.
İBNU KESİR (h.701-774/m.1301-1373)
1301 yılında Şam bölgesinin Busra şehrinde dünyaya gelmiştir.Tarih,tefsir,hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış olan alimlerimizdendir.Tefsirinin adı Tesiru’l-Kur’ani’l –Azim’dir.Tesiru İbni Kesir ismi ile meşhur olmuştur.Eser rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır.Bununla birlikte ,müfessir yer yer kendi görüşlerine de yer vermiştir.İbn Kesir 774 yılında Dımaşk’ta vefat etmiştir.


0 Yorum - Yorum Yaz


5.ÜNİTE·         Müslümanların geleneğinde Kur’an’ın anlaşılması, yorumlanması ve tefsir edilmesi önemli bir yer tutmuştur ve zihin, duygu ve inanç dünyalarında Kur’an’ın tefsiri yerini bulmuştur.·         Tefsir ilmi, ayetlerin indirildikleri zamanki kastettikleri anlamları ortaya koyan bir disiplindir.Ayetler incelenirken Kur’an’ın indiği dönemki Arapça ve o zamanın şartları göz önüne alınmalıdır.·         Ayetlerdeki kelimeler birkaç anlamı aynı anda taşıyabilir ya da hangi anlamın ayette kullanıldığını belirten kesin bir delil bulunmayabilir.Bu durumda müfessir, elindeki delilleri değerlendirir ve bunlar arasında seçim yaparak bir yoruma gider.Yapılan bu yoruma tevildenir.Tevilde tefsire nispeten öznellik artar ve anlama kesin olarak ulaşılmaz.·         İlk Dönem Tefsiri·         İlk müfessir Hz. Muhammed (s.a.v) dir.Peygamberimiz, Kur’an’ın indiği dönemde bazen sahabilerin sorularına cevap niteliğinde açıklamalar yaparak bazen de doğrudan kendisi herhangi bir ayetle ilgili açıklama yaparak Kur’an’ı tefsir etmiştir.Örneğin; Bakara suresi 238. ayette geçen “salat’ul-vusta” kelimesini “ikindi namazı” olarak açıklamıştır.·         Hz. Peygamberin vefatından sonra Kur’an’ın tefsirini sahabiler müşahedelerine ve kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yapmışlardır.Örneğin; Şura suresi 23. ayette geçen “kurba” kelimesini İbn Abbas “sizinle aramızdaki yakınlığa riayet edin” olarak açıklamıştır.·         Kur’an’ın tefsirinde sahabe döneminden sonra tabiun dönemi gelir.Tabiun döneminde müşkil ve müphem kelimelerin izahının yanında fıkhi izahlar da yapılmıştır.Bu izahlar yapılırken tümevarım yöntemi kullanılmış, Kur’an’ın bütünlüğüne bakılarak tefsir yapılmıştır.·         Tefsirin tedvini; Kur’an’ın tefsirine ilişkin yazılı belgeler ilk İbn Abbas ile başlamıştır.·         Kaynak ve yöntem tercihleri çerçevesinde Kur’an tefsirleri, rivayet ve dirayet tefsiri olmak üzere ikiye ayrılır.·         Rivayet Tefsiri, Hz. Peygamber’den, sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir.·         Dirayet tefsiri, Hz. Peygamber, sahabe ve tabiundan nakledilen rivayetlerin yanısıra müfessirin kendi bilgi birikimi, kavrayışına dayalı akli tefsirdir.Kullanılan kaynak sayısı bakımından çok yönlü ve tek yönlü dirayet tefsiri olarak ikiye ayrılır.Müfessir, Kur’an’ı pek çok aracı ve kaynağı kullanarak tefsir ederse çok yönlü dirayet tefsiri olur.Bir konu, bir disiplin ve bir ilgi noktasından yola çıkarak Kur’an’ı tefsir eden müfessir ise tek yönlü dirayet tefsiri yapmış olur. Taberi’nin, kıraat konusunda yaptığı tefsir tek yönlü dirayet tefsirine örnektir.·         Fıkıh, ilim, felsefe, tasavvuf alanlarını da içeren tefsir çeşitleri vardır.·         Günümüzde de yenilikçi, ilmi, ideolojik, tarihsel-tenkitçi tefsir çalışmalarıyla Müslüman düşünce ve kültür dünyasının bir ürünü olarak tefsir faaliyeti, devam etmektedir.   6.ÜNİTEMUKATİL b. SÜLEYMAN: Kendisinin lehinde ve aleyhinde pek çok sözler söylenmesine rağmen tefsir ilminde şöhret yapmıştır.80/699 tarihinde Belh’tedoğmuştur.Mukatil’in tefsiri, et-Tefsiru’l-Kebir, TefsiruMukatil diye de anılır.Kur’an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan, bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilir.EL-FERRA:Kufe’de 144/761-62 de doğdu.Meani’l-Kur’an adıyla meşhur olmuş eserin asıl adı TefsiruMuşkiliİ’rabi’l-Kur’an ve Meanihi’dir.Ferra, tefsirini Kur’an tertibi üzerine yazmış, her ayet üzerinde durmamış, kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulan ayetler üzerinde durmuştur.Dil problemlerine ışık tutmak amacındadır, bu yüzden kelimelerin irabına önem vermiştir.İBNU KUTEYBE: 213/828 yılında Kufe’dedoğmuştur.Hayatının büyük bir kısmını Abbasilerin en parlak döneminde Bağdat’ta geçirmiş ve orada vefat etmiştir.Günümüze kadar ulaşan iki eseri Te’viluMuşkilu’l-Kur’an ile Ğaribu’l-Kur’an’ı birbirini tamamlayan iki eserdir.ET-TABERİ: Taberistan’ınMul şehrinde 224/838 yılında doğdu, Bağdat’ta vefat etmiştir.Tefsirinin tam adı,Camiu’l-Beyan an Te’viliAyi’l-Kur’an’dır.Bu tefsir, rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir, kendisinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir.Taberi, eserine bir mukaddime ile başlar ve tefsir değil de tevil adını vermiştir.İBN EBİ HATİM: 240/854 yılında Rey’de doğmuş ve aynı yerde 85 yaşında iken vefat etmiştir.Tefsirin tam adı, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim Müsneden an Rasulillahi (s.a.v) ve’s-Sahabeti ve’t-Tabiin’dir.Tefsirin yaklaşık yarısı kayıptır.Mevcut yazmalar, 1-13 ile 23-29. sureleri ihtiva etmektedir.EZ-ZEMAHŞERİ: Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.Selçuklu sultanlarından Melikşah devrinde Zemahşer’de dünyaya geldi.Eserinin tam adı, el-Keşşaf an Hakaikı’t-Tenzil ve Uyuni’l-Ekavil fi Vücuhi’t-Te’vil’dir.Zemahşeri’nin bütün İslam aleminde tanınmasını sağlayan bu tefsirdir.Kısaca Keşşaf olarak tanınır.Tefsirinde dil ve belağatönemlidir.El-Keşşaf’ta tefsire şahid olarak getirilen bin kadar beyit vardır ve eserde kıraat farklılıklarına büyük ölçüde işaret edilir.Tefsirinde genellikle soru-cevap metodunu kullanmıştır.EL-KURTUBİ:Kurtuba’da hicri 600, miladi 1200 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir.Endülüs’ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Tefsirinin tam adı, el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an ve’lMübeyyinlimaTedammenehumine’s-Sünneti ve Ayi’l-Furkan’dır.Eser, ahkam ağırlıklı olduğu için tefsiri Ahkamu’l-Kur’an’lar içinde sayanlar da olmuştur.Eser, Kur’an’ın baştan sona kadar tefsirini ihtiva etmektedir.ER-RAZİ: 543/1149 yılında Rey şehrinde doğdu.61 yaşında iken Herat’ta vefat etti.Tefsinin asıl adı, Mefatihu’l-Ğayb’dır.Hacmi ve çeşitli ilim dallarını ihtiva etmesi sebebiyle et-Tefsiru’l-Kebir, yazarı itibariyle de Tefsiru’r-Razi de denmiştir.Eserini yazma amacı; İslam’a yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmaktır.İBNU-KESİR: Tarih, tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış olan âlimlerimizdendir. 701/1301 veya 1302’de Busra şehrinde doğdu, Dımaşk’ta vefat etti.Tefsirinin adı, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim’dir.Eserinin önemli bir mukaddimesi vardır.Eserinde yer yer kendi görüşlerine de yer vermiş, tefsirinin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır.İsrailiyyat ile ilgili rivayetlerden kaçınılması gerektiği görüşündedir.EBUSSUUD:896/1490 yılında İstanbul yakınlarındaki şimdiki adıyla Metris köyünde doğdu.Ailesiİskiliplidir.Osmanlı’nın 13. Şeyhülislamıdır.Tefsirinin tam adı, İrşadü’lAkli’s-Selim ila Mezaya’l-Kur’ani’l-Kerim’dir.Eserini Arapça olarak kaleme almış ve Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuştur.Eserinin en önemli özelliği, Kur’an ayetlerinin fesahat ve belağatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir.İSMAİL HAKKI BURSEVİ: 1060/1652’de Bulgaristan Aydos’dadoğmuştur.Eserinin tam adı, Ruhu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an’dır.KısacaRuhu’l-Beyan olarak anılır.Osmanlı döneminde ve İşari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden biridir.Tefsir, yazılmadan önce Bursa Ulu Cami kürsüsünden halka vaaz olarak sunulması sebebiyle, mev’iza ağırlıklıdır.MUHAMMED ABDUH: 1265/1849’da Mısır’ın Mahalletunnasr köyünde doğdu.Tefsirinin asıl adı, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Hakim’dir. Fakat Tefsiru’l-Menar ismi ile meşhur olmuştur. Taklide şiddetle karşı olup, hür bir akıl taraftarıdır.Tefsirinin gayesinin kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir.MUHAMMED İZZET DERVEZE: 21 Haziran 1888’de Filistin’in Nablus şehrinde doğdu.Tefsirinin adı, et-Tefsiru’l-Hadis’dir.Tefsirinin en önemli özelliği, surelerin nüzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır.Siyer bilgilerini önemli bir veri olarak kullanmış, eserini sade bir üslupla, kolay anlaşılır şekilde yazmıştır.Kur’an’ın Kur’an’la anlaşılmasına önem vermiştir.SEYYİD KUTUB: 1906 yılında Mısır’ın Asyut kasabasında dünyaya geldi.FiZilali’l-Kur’an isimli tefsiri, 20.yy da yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birisidir.Tefsiri yazmaktaki gayesi, Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.Sahip olduğu edebiyat bilgisini çok iyi değerlendiren SeyyidKutub, Kur’an’ın ifade özelliklerini dirayetle ortaya koymuştur.İBNU AŞUR: 1879’da Tunus’ta doğmuştur, 1973’de vefat etti.Tefsirinin adı, et-Tahrir ve’t-Tenvir’dir.30 cilt halinde yayımlamıştır.Ayetleri Kur’an’daki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş, gerektiğinde Hz. Peygamber’in tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade etmiştir.    
0 Yorum - Yorum Yaz


5. ÜNİTE

*Müslümanlar her zaman hayatlarını tamamen Kur’an’a yönelik yaşamak istemişler ve buna yönelik çalışmalar yapmışlardır. Tefsir sadece kutsal kitaplara özgü olmadığı gibi, Kur’an’ın tefsiri de sadece Kur’an tefsirlerinde değil Müslümanlığın kültür medeniyet dokularında da görülebilir.

*Tefsir ilmi sahabelerin anlayamadıkları ayetleri Peygamberimizin açıklaması ile başlar ve daha sonra da bu açıklamalar üzerine incelemeler yapılarak bu ilim oluşturulmuştur. Peygamberimizin Kur’an’ın tamamını tefsir etmemiştir  fakat Kur’an’ı ilk tefsir eden odur.

*Hz. Peygamberin vefatından sonra bu açıklama  ile o dönemi yaşamış, nüzul sebeplerini bilen insanlar ,sahabeler ilgilenmişler ve bu sebeple de Kur’an ve olgular arasında olan bağlantıları sağlıklı kurmuşlardır.  Sahabelerde tüm bu bilgilerini tabiun nesline aktarmışlardır. Tabiun tefsiri, rivayet tefsirinde büyük yere sahiptir. Tabiun döneminde açıklamalar daha ayrıntılı bir görünümdedir, israili rivayetler yoğun olarak tefsire girmiş ve tefsir artık sistematik olarak Kur’an’ın bütününe yönelik hale gelmiştir.

*Tefsirin tedvini İbn Abbas ile başlamış ve tabiun müferssirlerince devam etmiştir. Bu tefsirlerden Mutakul b Süleyman’ın tefsiri Kur’an’ın tamamının tefsiri mahiyetindedir.

*Tefsirde ilim ve fikir niteliklerine göre Kur’an’ın anlaşılıp yorumlanmasında farklı yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. Müfessirler kendi kanaatlerinin doğruluğunu Kur’an’da aramışlar ve de hangi konunun uzmanı iseler  Kur’an’ı o konuya yönelik açıklama çabasında olmuşlardır. Burada iki yaklaşım vardır. Biri öncekilerin görüşlerini yani Hz. Peygamber ,sahabe ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde bulunduran rivayet tefsirleri, diğeri  ise akli çabanın temel alındığı, müfessirin kendi bilgi birikimine,tecrübesine,anlayış,kavrayışına dayalı olan dirayet tefsiridir.Aslında en başta yapılan tefsirler yani tamamen yeni bir şey ortaya koyulması dirayettir. Rivayet tefsirleri de bu yönüyle dirayete girer ki zaten tefsirin kendisi başlı başına bir dirayet işidir.Yani bu ayırım tefsir faaliyetlerinde değil, eseri ortaya koymada,yöntemdedir.

*Tefsir Müslüman düşüncesinin bir ürünü olarak günümüzde de devam etmiştir. Ancak günümüzde batıya ait düşüncelerin etkisi hissedilmektedir. Yapılan çalışmalar çoğunlukla İslam geleneğinin temel yaklaşım ve ürünlerini eleştiren yenilikçi çalışmalardır. Burada İzzet Derveze’nin tefsir tarihinde ilk kez uygulanan iniş sırasına göre surelerin tefsiri önemlidir. Çalışmalarda tefsirin ilk, saf kaynağına dönüş amacı görülür. İlmi tefsirler Kur’an’ın insanların bulduğu bilimsel bulguları içermesi gerektiğini iddia etmiştir. Kur’an dikkatli incelendiğinde bu zaten görülebilir. İdeolojik tefsir çalışmaları da Kur’an’ı öğretisiyle bir hayat düzeni oluşturduğu algılayışı, tarihçi-tenkitçi yaklaşımda da Kur’an’ın yapı ve içeriğinin tarihi dönemle bağlantılı olduğu kabulü vardır. Yeni yaklaşımda bu incelemeler yapıldıktan, Kur’an’ın temel ilkeleri ortaya konulduktan sonra günümüze uygun sonuçlar üretilir.

6.ÜNİTE

*Mukatil b. Süleyman

Mukatil bazı eserlerde , senedsiz, tedlis ve yalan haber rivayet etmesi gibi hadis ilmi ile alakalı hususlardan ve siyasi,kelami fikirleri yönünden eleştiriye uğramıştır. Tefsir ilmi alanında rivayetlerle ilgili tenkitlerle, israiliyyata itibar etmesi gibi hususlar dışında nakli tefsire ve Kur’an dilinin lügat, nahiv ve belagat inceliklerine vakıf oluşu,başarılı akli terkip ve tahlillerde bulunuşu sebebi ile muteber şahsiyetler tarafından taktir edilmiş, övülmüştür. Tefsiri, Kur’an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir ki bu özelliği ile de bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilir. Muğlak kelimelerin izahları yapılmakta, vücuh ve nezair üzerinde durulmaktadır. Çokça şahıs isimleri zikredilir. Kur’an kıssaları ile ilgili gereksiz ayrıntılara, israili haberlere ve tarihi hadislere yer verilir. Nadir olarak isnadlara rastlanır.

*El-Ferra

Küçük yaştan itibaren Lügat ve Tefsir ilimlerine ilgi göstermiştir. Not almaya gerek duymaz hocalarından duyduklarını hafızasına kaydederdi. Ferra’nın Bağdat’a gidişi ve Kisai ile tanışması,onun talebelerinden olması hayatında önemli bir dönüm noktası olmuştur. Hocasının vefatı ile yerine o geçmiş ve hocalık hayatı da başlamıştır. Daha sonra saray tarafından da taktir edilmiş, halife Memun’un isteği üzerine dil alanında eserler vermiş ve çocuklarına hocalık yapmıştır. Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkısı olmuştur. Öğrendiklerini sadece  aktarmamış onları tahlil emiş, eleştirmiş ve yeni sonuçlar elde etmiştir. Tefsiri Kur’an tertibi iledir ancak her ayet üzerinde durmamış, kendisine göre üzerinde durulması gereken ayetleri tefsir etmiştir. Tefsirin hedefi dil problemlerine ışık tutmaktır. Kendinden öncekilerin görüşlerine de yer verir, bazen kıraat meselelerine, sıklıkla Arap şiirlerine ve gerektiğinde sebeb-i nüzul rivayetlerine yer verir.

*İbnu Kuteybe

Derinleşmesini  Dil, Edebiyat ve Şiir alanında yapmış, Kur’an’ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürüterek tefsir ilmine önemli katkılarda bulunmuştur. Tefsirine Allah’ın isim ve sıfatları ile ilgili 26 kavramı teker teker ele alarak başlar. Sonra “kitapta en çok kullanılan kelimeler” başlığı altında Kur’an’da geçen 40 kelime hakkında bilgiler vermiş bundan sonra Fatiha’dan başlayarak Nas’ın sonuna kadar her surede anlaşılması zor kısımlar üzerinde durarak eserini bitirmiştir. Lüzumsuz uzatmalardan kaçınmıştır.

*Et-Taberi

Kırk sene süreyle,her gün kırk varak yazmak suretiyle, son derece hacimli eserler meydana getirdi. Te’lif atiği eserlerin birçoğu kaybolmuş ve zamanımıza kadar ulaşamamıştır. Ancak bize kadar ulaşan eserlerin bile bir ömre sığdırılması zordur. Bu durum onun büyüklüğünün göstergesidir. Tefsiri rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir. Mukaddime ile başlar, daha sonra Kur’an surelerinin ve ayetlerin te’viline geçer. Eserine “tefsir” değil de “te’vil” adını vermiştir. Kendinden önceki müfessirlerin hemen bütün görüşlerine yer vermiş, elde ettiği bütün rivayetleri toplamış böylece büyük bir “tefsir ansiklopedisi” meydana getirmiştir.

*İbn Ebi Hatim

Eğitimini tamamladıktan sonra babasıyla birlikte ilmi seyahatler yapmıştır. Bunlardan ilki babasıyla hacca gitmesidir. İkincisi tek başına Mısır ve Suriye’ye yaptığı seyahattir. Üçüncüsü ise İsfehan bölgesine yaptığı seyahattir. Ona göre bütün problem nasların sıhhatinden emin olmaktır. Tefisrinin yaklaşık yarısı kayıptır. Mevcut yazmalar, 1-13 ile 23-29. Sureleri ihtiva eder. Tefsirin orijinal rivayetleri ile başka eserlerden derlenen rivayetler birbirine karışmıştır. Kendi görüşlerini belirtmekten özellikle kaçınır. Bu bakımdan onun tefsiri bir hadis kitabı görüntüsündedir.

*Ez-Zemahşeri

Dil ve belagat bakımından tefsiri önemlidir. Çünkü o bu eseriyle belagat yönünden Kur’an’ın mücizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Ana tefsir olarak kabul edilir. Ehl-i sünnet alimlerine karşı oldukça ağır bir dille tenkidler vardır, adeta ehl-i sünnet alimleri ile alay eder. Tefsir genelde soru cevap şeklindedir.

*El-Kurtubi

Tefsiri ahkam ağırlıklıdır. Eser bütün Kur’an’ın baştan sona kadar tefsirini ihtiva eder. Mukaddime ile başlar, rivayet ağırlıklıdır. Kıraatle, ayetlerin Arap dilbilgisine göre tahlillerine, şiire ve israiliyyata yer verir.

*Er-Razi

Herat’ta şeyhülislam lakabını aldı. Keramiyye mensuplarının itikadlarının yanlış olduğunu delilleriyle ispatladı, onlarla uzun mücadeleleri oldu. En meşhur olduğu ilim dalı Kelamdır. Kelamda bir “felsefi kelam” ekolü oluşturmayı başardı. Dönemindekilere oranla daha fazla akılcıdır. Bir ayeti tefsir ederken genellikle önce onu açıklayan başka ayet veya ayetlere işaret eder. Bu arada ilgili hadis ve rivayetlere de yer verir. Sonunda da ayetten çıkarılabilecek neticeleri sıralar.

*İbn Kesir

Eserin önemli bir mukaddimesi vardır. Önce tefsir edeceği ayeti verir sonra konu ile ilgili diğer ayetleri verir. Daha sonra da konu ile ilgili hadisleri verir. Bundan sonrada diğer rivayetlere geçip sahabe tabiin ve tebe-i tabiin ve kendisinse kadar gelen diğer alimlerin görüşlerini verir. İsraili rivayetlerden kaçınılması gerektiğini söyler.

*Ebussuud

İstanbul’a gelişi, II. Batezid’in daveti üzerine gerçekleşmiştir. Kanuni’nin yanında seferlere katılmıştır. Fethedilen Budin’de ilk Cuma namazını kıldırdı. 55 yaşında iken Şeyhülislam oldu. Kur’an’ın tamamını tefsir etmiştir. Tefsirin en önemli özelliği Kur’an ayetlerinin fesahat ve belagatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir. Cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlarla ilgili dikkat çekici tesbitleri vardır. Ayetler arasındaki münasebete de önem verir.

*İsmail Hakkı Bursevi

Bursa’da otuz seneden fazla kaldığı ve burada vefat ettiği için Bursevi nisbesiyle meşhur olmuştur. Tefsiri Osmanlı döneminde ve İşari tefsir ekolünde yazılmış ünemli tefsirlerden birisidir. Tefsir yazılmadan önce Bursa Ulu Cami kürsüsünden halka vaaz olarak sunulması sebebiyle mev’iza ağırlıklıdır. Tefsirinde itikat esasları ile ters düşen tesbitleri de bulunmaktadır.

*Muhammed Abduh

Babasının yakınlarından Şeyh Derviş Hızır’la görüşmesi hayatının bir dönüm noktası oldu. Çünkü ondan duydukları ile içine birilim aşkı düştü. 1899’da Mısır Müftülüğü’ne tayin edildi. Tefsiru’l  Menar isimli eseri vardır. Bu çalışmasından başka amme cüzüz tefsiri ile geniş bir Asr suresi tefsiri de vardır. Tefsirin gayesinin dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir. Hür akılcılığı savunur.

*Muhammed İzzet Derveze

Eserinde 247 farklı eserden faydalanmıştır.  Sureler  nüzul sıralarına göre tefsir edilmiştir. Ayetleri aynı konuyla ilgili olanları gruplandırarak işler. Siyer bilgilerini kullanır. Kur’an ilkelerini amaçlar ve araçlar olarak sınıflandırır. Kur’an’a bir bütün olarak bakmış ve onun ana ilke,prensiplerini tesbit etmeye çalışmıştır.

*Seyyid Kutub

Kur’an’ı Kerim’i günümüzde yaşananlarla irtibatlı bir şekilde anlama ve yorumlama konusunda önemli tesbitleri ihtiva etmektedir. Her surenin girişinde o surenin iniş maksadı, adı, ayet sayısı, Mekki ve Medeni oluşu hakkında bilgi verir. Konu bütünlüğünü göz önünde bulundurur. Kur’an’ın Kur’an’la tefsirine sıkça başvurulur. Kur’an’ın fert, aile ve toplum hayatıyla ilgili emir ve yasaklarının hikmetlerini ve sırlarını gözler önüne sermeye çalışır.

*İbnu Aşur

Mücadeleci bir şahsiyete sahiptir. Çalışmalarını Kur’an ve sünnetin anlaşılması ve Müslümanların çeşitli meselelerinin çözümü ve ülkesinin bağımsızlığı ve kalkınması için ömür boyunca sürdürmüştür. Ayetleri Kur’an’daki normal sırasına göre tefsir etmiştir. Şer’i hükümlerin hikmet ve gayelerine ayrı bir önem verir.  Kur’an’ın ilk muhataplarının o devirde yaşayanlar olduğunu kabul etmekle birlikte onun her asra hitap ettiğini savunur.

   

  


0 Yorum - Yorum Yaz


5. ÜNİTE TEFSİR İLMİ
Tefsir ilmi, ayetlerin indirildikleri zaman kastettikleri anlamları ortaya koyan disipline denilmektedir. Kuran'ın açıklanması için geliştirilen disiplindir. Tefsir rivayetlere ve Arap dili bilgisine dayandığı için nesneldir. Sadece o dönemki anlamları ifade ettiği için kısıtlı ve çok az yorum katılmıştır.                            Te'vil: Ayetlerin veya ayetlerdeki kelimelerin indiği zaman kastettikleri anlamı ortaya çıkarmak için yeterince kesin ve sağlam rivayetler bulunmadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Bir yorumlama işidir. Yorum katıldığı içinde özneldir, kesinlik arz etmez. Te'vilde söze şu ya da bu anlam verilebilir. Terceme: Bir kelime, sözü bir dilden başka bir dile çevirmek, diğer dildeki dengini aynen ifade etmek anlamına gelir. Lafzi Terceme ve Tefsiri Terceme olmak üzere ikiye ayrılır. Lafzi Terceme: Metne bağlı kalınarak yapılan, asıl metindeki bütün kelimelere tercüme edilen dilde karşılık bulmaya çalışan terceme çeşididir. Tefsiri Terceme ise asıl metnin ifade ettiği manayı esas alan terceme çeşididir. Metindeki bütün kelimeler tercüme edilmemiş olabilir. Bazı kelimeler eklenebilir ya da atlanabilir. Tefsir ilmi, dilbilimin çerçevesine konulabilecek yöntemler ve bilgiler kullanır. Tefsir Kuran ayetlerinin açıklanmasında tarih bilgisine başvurmaktadır. Bu durum Kuran'ın indiği ortamı bilirsek, Kuran da anlatılanları daha kolay ve iyi anlayacağımız anlamına gelir. Dilbilimin önemli olması bir kelimenin farklı anlamlarda kullanılması veya o dönemde farklı bu dönemde farklı kullanılmasından dolayıdır. Tefsir ilminin, diğer İslam ilimleriyle yakın bir ilişkisi söz konusudur. Tefsir ayetlere açıklama getirirken hadis, tarih, dil bilimleri gibi ilimlerden yardım alır. Dil bilimlerinden kelime ve ayetlere açıklama getirirken yararlanır. Hadis ilminden ayetlerin sebeb-i nüzul bilgilerini öğrenmek için yararlanır. Aynı zaman da tarih ilminden de Kuran'ın indiği ortamı öğrenmek için yararlanır. Başlangıçtan günümüze Kuran'ı anlama, yorumlama düşüncesi mevcuttur. Yani Kelamın olduğu yerde açıklama, anlama ve yorumlama faaliyeti bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Kuran tarih içerisinde hep tefsir edilmeye çalışılmıştır.                                                                                              İLKDÖNEMTEFSİRİ

Hz. Peygamber Kuran ifadelerine birtakım açıklamalar yapmıştır. Bu dönemde Kuran'ın tamamı tefsir edilmemiş ve günlük ihtiyaca göre tefsir yapılmıştır. İnsanlar Kuran'ın anlamadıkları bölümlerini bizzat Hz. Peygambere tefsir ettirmişlerdir. Sahabe dönemi tefsirinde ise ilk önce Hz. Peygamberden gördüklerini nakil söz konusudur. Yorum bu dönemde tefsire girmiştir. Sahabe Kuran'ın indiği dönemde yaşamış olduğu için ayetlerin nüzul sebeplerini ve nasıl bir ortamda indirildiğini bildikleri için ayetlerde yer alan bilgileri daha kolay ve doğru bir şekilde tefsir yaparlar. Bu dönemde de ihtiyaçlara göre tefsir yapılmaktadır. Tabiun dönemi tefsirinde ilk önce daha önceki dönemlerden aktarılanlar alınmıştır. Yani bu üç dönem birbirini kapsamaktadır. Tabiun döneminde asıl tefsir faaliyeti başlamıştır. Kuran'ın bütünü bu dönemde tefsir edilmiştir. Daha önceki iki dönemde ihtiyaca göre tefsir yapılmıştır. Kelime ve kavramların açıklamaları daha ayrıntılı bir şekilde verilmiştir.

TEFSİRİN TEDVİNİ

Tefsirin tedvini, bir araya toplanarak yazılı hale getirilmesidir. Kuran tefsirine ilişkin yazılı belgeler İbn Abbas'la başlamıştır. Daha sonra bu süreç Tabiun müfessirlerince devam etmiştir. İlk dönemlerde kişi anlamadığı bölümleri Hz. Peygambere, sonraki dönemde Kuran'ın indiği ortamı bilen sahabeye sorabiliyordu. Ancak daha sonraki dönemlerde insanlar için böyle bir durum söz konusu olmadığı için tefsirde tedvin faaliyeti başlamıştır. Bu sayede yapılmış olan tefsirler doğru ve eksiksiz olarak bir sonraki nesle aktarılır. Bu dönemde Mukatil b. Süleyman'ın tefsiri Kuran'ın tamamının tefsiri mahiyetindedir.

KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KURAN TEFSİRLERİ

Müfessirler, ilmi kapasite, kavrayış derecesine, siyasi ve mezhebi kanaatlerine, bilinç muhtevasına göre Kuran'ı açıklamıştır. Müfessirler görüşlerinin ve açıklamalarının Kuran'a uygunluğunu zorunlu görmüşlerdir. Müfessirler hangi konunun uzmanı ise, Kuran'ın o konuyla ilgili ayetlerini daha geniş bir şekilde açıklama çabasında olmuştur. Tefsirde esas alınan üç araç vardır. Bunlar; öncekilerin görüşleri, akli çaba ve ilhamdır. Rivayet Tefsiri; Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlere denir. Müfessir aklını kullanıyor ama yorum katmıyor. Daha önceki dönemlerden alıp, bir sonraki nesle aktarıyor. Yani nakil yöntemini kullanıyor. Kaynağı Hz. Peygamber, Sahabe ve Tabiun dönemi tefsirleridir. Dirayet Tefsiri; Sadece rivayetleri değil de müfessirlerin yorumunu da bünyesinde toplayan tefsirlere denir. Müfessir aklını kullanıyor ve kendi yorumunu katıp bir sonraki nesle aktarıyor. Akletme yöntemini kullanıyor. Kaynak olarak hem rivayeti hem de aklı kullanıyor. Çok yönlü ve tek yönlü olmak üzere ikiye ayrılır. Çok yönlü dirayet tefsiri, Kuran'ı baştan sona tefsir eder. Tek yönlü dirayet tefsiri ise Kuran'ın tek bir konuyla ilgili olan ayetlerini tefsir etmektedir.

Yenilikçi tefsir çalışmaları, geçmişteki tefsir geleneğine eleştiri yaparak ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşım Kuran'ın bir hidayet kitabı olduğunu ve hayata yön vermesi gerektiğini savunmaktadır. Bu yaklaşım ilk Cemalettin Afgan tarafından ortaya atılmıştır. İlmi tefsir çalışmaları, bu yaklaşım Kuran'ın çeşitli ilimlere, bilişsel buluşlara atıflarda bulunduğu düşüncesinden doğmuştur. Bu yaklaşım Allah tarafından gönderilen bir kitabın insanların ortaya çıkardığı bilimsel ve teknolojik bulguları içermesi gerektiği düşüncesinden doğmuştur. İdeolojik tefsir çalışmaları, İslam dünyasının çeşitli bölgelerinin sömürge altında kalması sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşımda İslam'ı sadece Kuran'a başvurarak yorumlama ve Kuran'ın hidayete çağıran bir mesajı olduğu üzerinde durulmuştur. Tarihsel-tenkitçi yaklaşım; bu yaklaşıma göre Kuran tarihin belli bir diliminde ve belli bir insan topluluğunun hayatına müdahale olarak inmiştir. Bu yaklaşımda Kuran'ın yapısının ve içeriğinin bütünüyle indiği tarihi dönem ile bağlantılı olduğunu kabul etmektedir.

6. ÜNİTE
Mukatil b. Süleyman

Mukatil, 699 yılında Belh'te doğmuştur. Merv, Bağdat ve Basra'da ilim tahsil etmiş ve yine buralarda öğretim faaliyetlerinde bulunmuştur. Tefsir ilmi sahasında, rivayetle ilgili tenkitlerde ve israiliyata itibar etmesi dışında önemli şahsiyetler tarafından övülmüştür. Mukatil'in tefsiri bize kadar ulaşan ilk tefsir ve Kuran'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan et-Tefsirul-Kebir'dir. Eserde muğlâk kelimelerin izahı yapılmakta, İsraili haberlere, tarihi hadiselere ve Kuran kıssaları ile ilgili lüzumsuz ayrıntılara da girilmektedir.

El-Ferra

Ferra, 761 yılında Kufe'de doğmuştur. Küçük yaşlardan itibaren tefsir ilmine ilgisi vardır. Tahsiline Kufe'de başlamıştır. Daha sonra Basra ve Bağdat'ta devam etmiştir. Ferra, Bağdat'ta ders aldığı Kisai adlı hocasının vefatı ile onun yerine geçerek hoca olmuştur. Nahiv ilminin meselelerinin açıklığa kavuşmadığı bir dönemde yaşadığı için Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde katkı sağlamıştır. Meani'l Kur'an adlı eseri meşhurdur. Ferra, tefsirini Kuran üzerine yazmıştır. Her ayeti değil gerekli gördüğü ayetleri tefsir etmiştir. Tefsirin amacı Kuran'ın anlaşılmasında karşılaşılan sorunlara ışık tutmaktır. Tefsirinde kıraat meselelerine temas eder ve sık sık Arap şiirine başvurur. Gerektiği yerde sebeb-i nüzul rivayetlerinden yararlanır.

İbnu Kuteybe

Kuteybe, 828 yılında Kufe'de doğmuştur. İlk olarak babasından daha sonra da çeşitli hocalardan ders almıştır. Hadis, Tefsir, Fıkıh ve Kelam gibi ilimlerle ilgilenmiştir. Ama asıl derinleşmesini Dil, Edebiyat ve Şiir alanında yapmıştır. Tefsir ilmine Kuran'ı kendi inancına göre yorumlayanların görüşlerini çürüterek önemli katkılarda bulunmuştur. Günümüze kadar ulaşan iki eseri vardır. Bunlar; Te'vilu Müşkilu'l Kur'an ile Garibul-Kur'an'dır. Bu iki eser birbirini tamamlar niteliktedir. Garibul-Kur'an adlı eserinde Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili kavramları ve Kur'an da anlaşılması zor olan kavram ve kelimeleri açıklamaktadır.

Et Taberi

Taberi, 838 yılında Taberistan'ın Mul şehrinde doğmuştur. İlk tahsilini burada almış ve daha sonra da çeşitli şehirlere gitmiştir. Taberi'nin telif ettiği eserlerin birçoğu kaybolmuş ve zamanımıza kadar ulaşamamıştır. Camiul-Beyan an Te'vili Ayi'l Kur'an adlı eser Taberi'ye aittir. Bu tefsir, rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve önemlilerindendir. Taberi, tefsirine bir mukaddime ile başlar ve daha sonra Kur'an surelerinin ve ayetlerinin yorumuna geçer. İhtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahliline girer. Fıkhi hükümlere ve dayandığı delillere temas eder. Eserde kıraatlere ve bunlardan şaz olanlara işaret eder. Kıraat farklılıklarına göre ayetlerin kazandığı anlamlara da yer verir. Tefsirinde yer yer İsrailiyyat'a rastlanır. Garib lafızların tefsirinde eski Arap şiirinden yararlanır. Cahiliye devri şiirlerinden yararlanır. Kelam ve akide konularıyla ilgili bilgilerde bulunmaktadır.

İbn Ebi Hatim

İbn Ebi Hatim, 854 yılında Rey'de doğmuştur. En önemli hocası babasıdır ve küçük yaştan itibaren babası tarafından eğitilmiştir. Çeşitli şehirleri gezerek bölgenin alimleri ile görüşmüştür. Bu durum onun çok geniş bir rivayet malzemesine sahip oluşunu sağlamıştır. İbn Hatim, aklın alanını en aza indiren ve nasları te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Tefsiru'l-Kur'ani'-Azim Müsneden an Rasülillahi(sav) ve's-Sahabeti ve't Tabiin adlı eser İbn Hatim'e aittir. Bu eseri yazmakta ki amacı; Hz. Peygamber, sahabe ve tabiinden gelen rivayetleri derlemektir. Kendi görüşlerini belirtmekten kaçırır. Hz. Peygamberden aktarılanları bizzat yazmıştır. Üzerinde görüş ayrılığı olanları kendi senedleri içerisinde vermiştir. Aynı görüşte olanların ise sadece isimlerini zikretmiştir.

Ez- Zemahşeri

Zemahşeri, 1075 yılında Harezm kasabalarından Zemahşer'de doğmuştur. İlim tahsiline, yaşadığı almıştır. Dile hâkim olduğunu söylediği şiir ve kasidelerde göstermektedir. El-Keşşaf an Hakaiki't-Tenzil ve Uyuni'l- Ekavil fi Vücuhi't-Te'vil adlı tefsiri vardır. İslam âleminde bu eser ile tanınmıştır. Bu eserinde daha önceki eser ve müfessirlerden, sahabe ve tabiun devri müfessirlerinden nakillerde bulunmuştur. Belagat bakımından Kur'an'ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Bu tefsir "Ummu't-tefasir" yani tefsirlerin anası olarak kabul edilir. Eserinde kıraat farklılıklarına, israiliyyat'a, zayıf ve uydurma hadislere yer vermiştir. Şaz kıratlara yer vermesi ve bunları tefsirde delil kabul etmesi eleştirilen yönleridir.

El-Kurtubi

Kurtuba'da doğmuştur. Endülüs'ün yetiştirdiği önemli âlimlerdendir. Çeşitli âlimlerden ders almıştır. Tefsirinin adı el-Camiu li-Ahkami'l-Kuran vel Mübeyyin lima Tedammenehü mine's Sünneti ve Ayi'l-Furkan'dır. Eser ahkâm ve rivayet ağırlıklıdır. Ayetlerin Arap dilbilgisine göre tahliline bolca rastlanır. Azda olsa israiliyyata yer verilmiştir.

Er-Razi

Lakabı Fahruddin'dir. Fahruddin Razi, 1149 yılında Rey'de dünyaya gelmiştir. Babasından ve zamanın büyük âlimlerinden ders almıştır. Sadece İslam ilimleriyle değil dönemin diğer ilim dallarıyla da ilgileniştir. En meşhur olduğu ilim dalı kelam'dır. Kelam ilmini ilimlerin en şereflisi ve mükemmeli olarak görür. Tefsirinin adı Mefatihu'l-Gayb'dır. Hacmi ve çeşitli ilim dallarını kapsaması sebebiyle et-Tefsirul-Kebir olarak da bilinir. Bir ayeti tefsir ederken önce onu açıklayan başka bir ayete işaret eder. Sonra hadis ve rivayetlere yer verir. Razi, neshi kabul eder, ama mensuh ayetlerin sayısını asgariye indirmeyi amaçlar. Kelam konularının hemen hepsini tefsirinde işlemiştir. Tasavvufi konulara da yer vermiştir.

İbnu Kesir

İbn Kesir, 1301 yılında Şam'da doğmuştur. Çeşitli hocalardan Fıkıh Usulü, Hadis, Tarih, Kelam dersleri almıştır. Öğrenimini tamamladıktan sonra çeşitli görevlerde bulunmuştur. Tesirul-Kuranil-Azim adlı tefsiri vardır. Rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır. Yer yer kendi görüşlerine de yer vermiştir. Tefsir edeceği ayeti kolay ve özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra konuyla ilgili diğer ayetleri verir. Çeşitli âlimlerden alıntılar bulunur. İsrailiyyat ile ilgili rivayetlerden kaçınılması gerektiğine temas eder.

Ebussuud

Ebussuud İstanbul yakınlarındaki Metris Köyü'nde doğmuştur. İlk olarak babasından daha sonra da çeşitli hocalardan ders almıştır. Öğrenimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Dini hükümleri çok iyi bilen, çalışkan ve tedbirli bir âlimdir. İrşadü'l Akli -Selim İla Mezayal Kur'an'il Kerim adlı tefsir ona aittir. Eserin en önemli özelliği, Kur'an ayetlerinin fesahat ve belağatı ile yapmış olduğu tespitlerdir. Gerekli gördüğünde gramerle ilgili açıklamalara girmektedir. Tasavvufa sıcak bakmamıştır. Çeşitli mezheplerin görüşlerine yer vermiştir ve görüşler arası karşılaştırma yapmıştır.

İsmail Hakkı Bursevi

İsmail Hakkı, 1653 yılında Aydos'ta doğmuştur. Fıkıh, Kelam gibi çeşitli ilimlerle ilgili ders almış ve hatla meşgul olmuştur. Tefsirinin adı Ruhu'l-Beyan fi Tefsiril-Kur'an'dır. Osmanlı döneminde ve işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir. Tefsir daha önce vaaz olarak sunulduğu için mev'iza ağırlıklıdır. Rivayet ve dirayet metodu birlikte kullanılmış ve tasavvufi yorumlarla zenginleştirmiştir. Manayı açmak için gramer ve kelime tahlillerine girmiştir. Belağatlarla ilgili bilgilere de başvurmuş tur.

Muhammed Abduh

Muhammed Abduh, 1849 yılında Mısır'da doğmuştur. Kendisi okumayı pek istememiştir. Ancak babasının ısrarı üzerine tahsiline devam etmiştir. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'ani'l- Hâkim'dir. Abduh, tefsirin gayesinin insanların dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir. Taklide karşı ve hür bir okul taraftarıdır. Tefsir derslerinde Kur'an metnini esas almış ve metinden bakarak değil de kendi anladığını anlatmaya çalışmıştır. Ayetleri nazil olduğu dönemle sınırlandırmayıp günümüze de getirip günümüz olayları ile de irtibat vermemiş ve yer verenleri de eleştirmiştir.

Muhammed İzzet Derveze

Derveze, 1888 yılında Nablus şehrinde doğmuştur. Maddi imkânsızlıklar sebebiyle okuyamamış ve erken yaşta memurluğa başlamıştır. İngilizlere karşı başlayan Filistin ayaklanmasında aktif rol oynadığı için görevinden alınmıştır. Bundan sonra da hiç memurluk yapmadı. Siyasi faaliyetleri bırakınca ilmi faaliyetlerle meşgul olmuştur. Gençliğinden itibaren kendi gayretleriyle öğretimini bol bol okuyarak telafi etmiştir. Tefsirinin adı et-Tefsiru'l-Hadis'tir. Bu eseri yazarken birçok eserden yararlanmıştır. Eserde sureler nüzul sırasına göre tefsir edilmiş ve ayetlerin tefsirinde siyer bilgilerini veri olarak kullanmıştır. Kur'an'a bir bütün olarak bakmış ve ana ilkelerini tespit etmeye çalışmıştır. Nahiv ve Kelam'la ilgili konulara girmemiş ve ilmi tefsire karşı çıkmıştır.

Seyyid Kutub

Kutub, 1906 yılında Mısır'da doğmuş ve eğitimini Ezher'de almıştır. Tefsirinin adı fi-Zilali'l-Kur'an'dır. Yazarın tefsirini yazmaktan gayesi, Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, insanlık modeli oluşturmaktır. Müfessir surenin girişinde nüzul sebebini, ayet sayısını, Mekki ve Medeni oluşuyla ilgili bilgiler verir. Kur'an'ın ifade özelliklerini ortaya koyar. Kur'an ‘ın Kur'an'la tefsirine sıkça, hadisle tefsirine ise az yer vermiştir. Modern ilmin verilerinden zaman zaman yararlanmıştır.

İbnu Asur

Asur, 1879 yılında Tunus'ta doğmuştur. Tefsirinin adı et-Tahrir vet-Tenvir'dir. Eserinin mukaddime bölümünde tefsir meseleleri üzerinde durmuştur. Ayetleri Kur'an'daki sırasına göre tefsir etmiştir. Çeşitli tefsirlerden yararlanmıştır. Ayetlerin tefsirlerinde ince belagat konularına girmiş, şer'i hükümlerin hikmet ve gayelerine önem vermişti r. Kur'an'ın ilk muhataplarının indiği dönemdeki insanlar olduğunu kabul etmektedir.


0 Yorum - Yorum Yaz


 

      5. Bölüm

      Kur'an'ın yorumu sadece tefsirle değildir, bütün islam medeniyetinde tefsir faaliyeti vardır.

      Kur'an'ı tefsir eden ilk kişi Hz. Muhammed'dir.

      Daha sonra tefsirle sahabe ilgilenmiştir. Sahabe de ayetler ve olaylar arasındaki bağlantıyı iyi kurabiliyordu. Sahabede tefsir alanında Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Mes'ud öne çıkan isimlerdir. Sahabeden sonra tabiun tefsirle ilgilenmiştir. Bu dönemde tefsirde mevaliler öne çıkmıştır.

     Tefsir ikiye ayrılırdı. Rivayet tefsirinde tefsir zinciri şeklinde devam vardır. Dirayet tefsirinde  ise bu zincir dışında her müfessir kendi yorumunu da tefsire eklemiştir.

     Dirayet tefsiri de pek çok araç-gereç kullanılarak yapılırsa çok yönlü, Kur'an'ı bir konu noktasından açıklarsa tek yönlü dirayet tefsiri adını alır.

     Kur'an'ı yorumlamada pek çok faktör etkili olmuştur. Mesela batı kültüründe çıkan düşünce akımları bunda etkilidir. Tefsirde çağdaş yaklaşımlar bulunsa da hadislere aykırı açıklamaların bir kenara bırakılması tercih edilir.

 

     6. Bölüm

     Mukatil b. Süleyman tefsir ilminde öne çıkan temel isimledendir. bize kadar ulaşan ilk tefsir Mukatil'in tefiridir.

    Tefsirde temel hedef Kur'an metninin anlaşılmasını sağlamaktır.

    Taberinin de rivayet tefsiri vardır, kendinden sonrakilere kaynaklık etmiştir.

    Bu iki tefsirci dışında Fahruddin Razi'nin, Seyyid Kutub'un, İbn. Kesir'in, Zemahşerinin de tefsirleri vardır.

    Tefsirciler Hz. Muhammed'in ışığında kendi yorumlarıyla beraber, tefsir işini devam ettirmektedirler.


0 Yorum - Yorum Yaz


 

      5. Bölüm

      Kur'an'ın yorumu sadece tefsirle değildir, bütün islam medeniyetinde tefsir faaliyeti vardır.

0 Yorum - Yorum Yaz




5. ÜNİTE
TEFSİR İLMİNİN TANIMI
•Tefsir ilmi, Kur'an'ın kullandığı Arap dil bilgisini, dönemin tarih bilgisini ve ayetlerin indiği zamanki kastettiği anlamları açıklayan ilim dalıdır.
•Ayetleri tefsir edebilmek için öncelikle Kur'an'ın indiği dönemin Arapçasını bilmek gerekir.
•Dönemin tarihini bilmek gerekir. Bunun nedeni ayetlerin tam anlaşılması için hangi olaylar sonucunda indiğini bilmenin gerekli olmalıdır. yani ayetlerin nüzul sebebini bilmenin yolu budur.
•Tefsir ayetlerin indiği dönemde ne anlama geldiğini araştırır. Çünkü Kur'an dinamik bir yapıya sahiptir. Bu bakımdan ayetleri zamana göre farklı anlamlara gelebilir. Ama Kur'an'ın indiği dönem de ayetler nasıl anlaşılıyordu bunu bilmeden yeni yorumlar yapmak mümkün değildir.
•Tefsir kesinlik arz eder. Tefsirde ayetlerin ne anlama geldiği kesin bir dille ifade edilmelidir.
TEV'İL
•Ayetlerin ilk geldikleri zamanki tek anlamlarını ortaya çıkaracak ve ayetlere kesin açıklamalar getirmek için yeterince rivayet bulunmaması durumunda yapılır.
•Ayetlerdeki kelimeler bir kaç anlam taşıyabilir müfessir de delilleri değerlendirilir ve bir yorum getirir.
•Tevil kesinlik arz etmez. Çünkü burada kişinin yorumu daha fazladır.
•Yine de yapılan yorum Arap diline ve rivayetlere ters düşmemelidir.
•Tevilde deliller kişiyi kesin delile götürmediği için müfessir kendi tercihini ön plana çıkarmaktadır. Yorum tevilde tefsirden daha fazladır.
•TEFSİR İLMİNİN AMACI
•Tefsir Kur'an ayetlerinin doğru açıklamayı amaç edinmiştir.
•İlk Müslümanlar Kur'an'ı kolayca anlatıyordu. Çünkü Kur'an'ın hangi olaylar sonucunda indiğine bizzat şahit oluyorlardı ve Kur'an dilini kullanıyorlar.
•Tefsir Kur'an'ın ilk indiği andaki anlamları sonraki insanları açıklamaya çalışır.
•Kur'an'ı doğru anlayabilmek için tefsire ihtiyaç vardır.
TEFSİR İLMİNİN YÖTEMİ
•Ayetlerin ilk indirildikleri andaki anlamları ortaya çıkarmaya çalışır. Bu nedenle dil biliminden yararlanır.
•Cümlelerin kuruluşu, kelimelerin anlamlarını ortaya çıkararak ayetlerin zahiri anlamlarını ortaya çıkarır.
•Tabii ki bu ayetleri anlamak için yeterli değildir. Kelimelerin zaman içerisindeki değişimlerini, hangi olaylarda kullanıldıklarını bilmek için tarih bilimini kullanır.
•Kur'an'ı iyi anlayabilmek için indiği dönemin tarihi koşullarını bilmek gerekir. O dönemdeki olayları ve kullanılan dili, cümlelerin ne anlamı kastettiğini bilmek gerekir.
•Tefsir Kur'an'ı ilk önce dil açısından açıklar.
•Ayetler doğru tefsir edebilmek için onların hangi koşullarda indiğini inceler.
TEFSİR İLMİNİN DİĞER TEMEL İSLAM BİLİMLERİYLE İLİŞKİSİ
Tefsir ilimi birçok ilimden yaralanır. Bunları iki gruba ayırabiliriz.
1-Dil ile ilgili olan ilimler. Ayetlerin ne anlama geldiğini anlayabilmek için önce Arapça bilinmelidir. Cümle yapılarını ve söz sanatlarını anlayabilmek için de nahiv, sarf, beyan gibi ilimlerin bilinmesi gerekir.
2-Tefsir Kur'an'ın indiği zamanla ilgili bilgileri bildiren tarih ile ilgili ilimler. Tefsir ilmi Peygamberimiz ayetlerle ilgili yaptığı açıklamaları öğrenebilmek ve ayetlerin sebeb-i nüzullerini öğrenebilmek için hadisi ve surelerin nüzul sıralarını öğrenebilmek için nasih mensuh bilgilerini gibi ilimlerden faydalanır.
TARİH İÇİNDE TEFSİR ve TEFSİR EĞİLİMLERİ
•Kur'an'ı anlama ve onunla bir hayatı anlamlandırma insanın asıl işidir. Bu sebepten Kur'an'ın tefsiri Müslümanlar için önemli bir yer tutar.
•Kur'an'dan önceki kutsal kitaplarda açıklama ihtiyacı duymuştur.
•Bu tefsir ihtiyacı yalnızca Kur'an ve kutsal kitaplar için değil felsefe, edebiyat gibi alanlarında ihtiyacıdır.
•Müslümanların yaşamlarının her alanında sanat, mimari gibi Kur'an yorumlarının etkisi vardır. Bu nedenle Kur'an yorumu sadece Kur'an tefsirinde değil aynı zamanda bütün Müslüman kültüründe aramalıyız.
İLK DÖNEM TEFSİR TARİHİ
Hz. Peygamberin Yaşadığı Dönemde Tefsir
•Peygamberimiz Kur'an'ın bazı ifadelerini sahabenin sorularına cevap vermek için ya da bazı durumlarda doğrudan kendisi açıklama yapardı.
•Peygamberimiz Kur'an'ın tamamını tefsir etmemiştir. İhtiyaç duydukça yada doğrudan kendisi açıklama yapmıştır.
•Kur'an'ı ilk tefsir eden Hz. Peygamberdir.
Sahabe Dönemi Tefsiri
•Sahabe peygamberimizin vefatından sonra Kur'an'ı açıklama işiyle ilgilenmiştir.
•Sahabenin tefsiri iki temele dayanmaktadır. Müşahedelere dayalı açıklamalar ve kişisel bilgi ve kavrayışlarına dayalı açıklamalar.
•Sahabe Kur'an ayetlerinin kime ve hangi sebeple indiğini biliyorlardı. Bu sebeple Kur'an'la olgu arasındaki bağlantıyı iyi kurabiliyorlardı.
•Sahabenin tefsiri sonraki nesiller için büyük kaynaktır. Çünkü sahabe Kur'an'ın indiği dönemde yaşamışlardır. Ayetlerin nüzul sebeplerine bizzat şahit olmuşlardır. Onların açıklamaları dönemin tarihine, kültürüne, ahlaki yapısına, siyasi yapısına ayna tutmaktadır.
•Sahabe tefsirinin kaynakları Hz. Peygamber, Arap dili ve edebiyatı, kendi müşahedeleri ve Ehli Kitap âlimleridir.
Tabiun Dönemi Tefsiri
•Rivayet tefsirinin gövdesini büyük ölçüde tabilerin görüşü ve açıklamaları oluşturur.
•Bu dönemdeki tefsirin içine kelimelerin ve kavramların ayrıntılı olarak açıklaması ve İsrailyat kıssaları girmiştir.
•Gayb âlemine ve ahirete ilişkin açıklamalar vardır.
•Fıkhi izahlar yapılmıştır.
•En önemlisi bu dönemde tefsir daha sistematik hale gelmiştir. Basit ihtiyaçlar için değil Kur'an baştan sona daha sistemli tefsir edilmeye başlanmıştır.
•Bu dönemde yapılan yorum ve açıklamalar nihai değildir. Ama sonraki nesillere büyük oranda yardımcı da olur.
Tefsirin Tedvini
•Kur'an tefsirinde yazılı belgeler İbn-i Abbas'la başlamıştır.
•İbn Abbas'la yazılmaya başlamış ve tabiun döneminde devam etmiştir.
•Hadis tedvini sırasında tefsire ilişkin haberler de yazılmıştır. Bunlar ilk dönemde müsnedlerde karışık olarak bulunuyordu. Ama daha sonra Camii ve Sünenlerde, çeşitli musannaflarda ‘Kitabu't Tefsir' olarak ayrı bir bölüm oluşturulmuştur.
•Ama hadis kaynaklarında olan haberler. Rivayet tefsirinde olan haberlere oranla daha azdır. Çünkü tefsir baştan beri bağımsız bir yapıya sahiptir.
•Tefsirin tedvini hadisin tedvininden daha sonra başlamamıştır.
•Kur'an'ın toplum için rehber olması nedeniyle Kur'an'ın açıklanması bir gerekliliktir.
•Kur'an tefsirinin yalnızca Hz. Peygambere ve sahabeye bırakılması doğru değildir. Değişen toplum yapısı ve ihtiyaçlarına cevap vermek için yeni yorumlar yapılması gerekmektedir. Bu nedenle ilk müfessirler de hem kendilerinden önceki tefsiri hem de kendi bakış açılarını yansıtan eserler vermişlerdir.
Kaynak ve Yöntem Tercihleri Çerçevesinde Kur'an Tefsirleri
•Tefsir tarihinde iki temel anlayışla karşılaşırız. Birincisi tefsiri Hz. Peygamberin ve ilk neslin açıklamalarından gören anlayış, ikincisi ise bunların yanında kişisel bilgi, anlam ve yorumlamayı da esas alan anlayıştır.
•Bunların yanında üçüncü bir anlayış daha vardır. İçe doğuş, ilham yoluyla anlama ve yorumlamanın tefsire katılmasını savunan görüştür.
•Hiçbir müfessir kendi tarihselliği ve öznelliğinden bağımsız tefsir yapamaz. Bu sebepten mezhebi tefsir kategorisi ayrı bir başlık olarak değil her tür tefsirde yer alan bir düşüncedir.
RİVAYET TEFSİRİ
•Hz. Peygamberden, sahabeden nakledilen tefsirleri bünyesinde toplayan tefsirdir.
•Bu tefsirde yöntem olarak nakil kullanılır. Ama bu nakilleri tercih etme konusunda yine müfessirin dirayetine ihtiyaç vardır.
•Rivayet ve dirayet tefsirinde ayrım yalnızca biçimseldir. Aslında her iki tefsir türünde de hem rivayet hem dirayet kullanılır.
•Kur'an tefsirine ilişkin haberler geçmişten günümüze şifahi ve yazılı olarak isnatlarıyla birlikte nakledilmiştir.
•Tabiun döneminde müfessirler hocalarının görüşlerini naklederken bir yandan da kendi görüşlerini ortaya koyuyorlardı. Bu da rivayet tefsiri malzemesinin artmasına neden olmuştur.
Dirayet Tefsiri
•Tefsir faaliyeti açıklama ve yorumlama içerdiği için bir insan faaliyetidir.
•Tefsir aslında bütünüyle dirayet işidir.
•Dirayet tefsirinde müfessir kendi açıklama ve yorumlarını tefsirine katar.
•Dirayet tefsirinde müfessir Arap dili ve edebiyatı, tarih, dinler tarihi gibi bilimlerden yararlanır.
•Müfessir içinde yaşadığı kültürün, ilim ve fikir çevrelerinin, mensup oldukları ekollerin ve mezheplerin özelliklerini tefsirine yansıtır.
•Aslında rivayet ya da dirayet tefsirindeki ayrım müfessirin tercihine dayanır. Bazı müfessirler geçmişte yapılan dirayetleri eserlerine alırken, bazıları kendi yorum ve açıklamalarını eserlerine eklerler.
•Dirayet tefsiri ikiye ayrılır
1)Çok yönlü dirayet tefsiri
•Kur'an'ın baştan sona tarih, dil bilimi gibi bilimler kaynak alınarak ve nakiller yoluyla tefsir edilmesidir.
2)Tek yönlü dirayet tefsiri
Kur'an'ın belli bir konusu üzerinde yoğunlaşarak tefsir edilmesine denir.
•Tek yönlü dirayet tefsiri dil bilimsel tefsir, fıkhi tefsir, ilmi tefsir, felsefi tefsir, tasavvufi tefsir olarak beşe ayrılır.
Yenilikçi Tefsir Çalışmaları
•Geçmişteki tefsir geleneğine eleştirilerini vurgulu bir şekilde yaparak ortaya çıkmıştır.
•Kur'an'ın hidayet rehberi olduğu ve hayata yön vermesi gerektiği söylenmiştir. Ama bunun göremediklerini düşündükleri tefsir geleneğini eleştirmişlerdir.
•Bu nedenle Müslümanların geri kaldığını söylemişlerdir.
•Geçmişte yapılan tefsirlerde uydurma hadisler, İsrailiyat haberleri ve hurafeler kullanılmıştır demektedirler. Bu nedenle Müslümanların kurtulması için ilk dönemdeki saflığına geri dönmeleri gerektiği söylenmiştir.
İlmi Tefsir Çalışmaları
•Kur'an'ın çeşitli ilimlere ve bazı buluşlara atıflarda bulunduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır.
•Batıda bilimin gelişmesiyle birlikte Kur'an'ın bilimle çatışmadığını ve daha önceden bu buluşların Kur'an'da yer olduğunu kanıtlama çabasıyla ortaya çıkmıştır.
•Kur'an Allah tarafından gönderildiği için insanların bulunduğu şeylerin onda olmaması gibi bir durumun söz konusu olmayacağı düşüncesinden hareketle bu çalışmalar yapılmıştır.
•Bu çalışmalar bilimin sonuçlarını temel almıştır ve bu sonuçları Kur'an'a doğrulatma çabası görülmektedir. Bu nedenle de yaklaşım temelde bir yanlışlık içindedir.
İdeolojik Tefsir Çalışmaları
•Bütün dünyada ideolojinin gündeme gelmesi, islam dünyasında bazı bilgelerin sömürge altında kalması nedeniyle ortaya çıkmıştır.
•Kur'an'ın mesajı özgürleştirici bir siyasal ideoloji olarak görülür.
•Geleneği tenkit, İslam'ı yalnızca Kur'an'a başvurarak yorumlama ve Kur'an'ın hidayete çağıran bir mesajının olduğu düşünmektedir.
•Kur'an yabancı kültür ve yönetime karşı koyan en önemli kaynak olarak görülür.
Tarihsel Tenkitçi Tefsir
•Kur'an belli bir topluma ve dönemde inmiştir. Bu nedenle onu anlayabilmek için indiği dönemin tarihini toplumun kültürünü iyi bilmek gerekir düşüncesindedirler.
.Kur'an tarihten bağımsız tefsir edilemez derler.
•Kur'an dünyası indiği tarihsel ortamla belirlenmiştir.
•Bu sebeple Kur'an'ın indiği dönemdeki Arap yarım adasının sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik vb. durumlarını bilmek gerektiğini savunmuşlardır. Bu çalışma eski çalışmalardan farklı sonuçlar üretebilmektedir. Yani yalnızca tarihe saplanıp kalmaz. Tarihin yardımıyla Kur'an ayetlerini doğru yorumlayıp günümüze uyarlamışlardır.
•Bu yeni çözümlerin sebebi gelişen ve değişen dünyanın yani sorunları karşısında eski çözümlerin yeterli olmamasıdır. Bu nedenle bu çalışma yeni sonuçlar üretmiştir.
6. ÜNİTE
Mukatil b. Süleyman
Mukatil 80/699 tarihinde Belh'te doğmuş, merv, Bağdat ve Basra'da ilim tahsil etmiş ve yine aynı yerlerde tedris faaliyetlerinde bulunmuştur. 150/767 senesinde de vefat etmiştir.
İlk fıkhi tefsir olan Tefsiru'l- Hamsi Mieti Ayetin Minel - Kur'an adlı eseri yazmıştır.
Tefsiri
Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bu özelliğiyle bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir. Eserde muğlak kelimelerin izahları yapılmakta, vucuh ve nezair üzerinde durulmaktadır. Tefsirde yer yer İsraili haberlere ve tarihi hadiselere rastlanmaktadır. Eserde her hangi bir mezhep mücadelesine rastlanmaktadır. Tefsirde hemen hemen isnad yok gibidir. Bu nedenle eleştirilmiştir.
El -Ferra
El- Ferra 144/761-62 yılında Kufe'de halife Cafer el Mansur zamanında doğdu. Çocukluğu ve ilk tahsil yıllar Kufe'de geçti. Tefsir ve lügat ilimleriyle daha fazla ilgilendi. Tahsiline Basra'da devam etti. Ömrünün sonunda hacca giden Ferra dönüşünde yolda 207/823 yılında vefat etmiştir.
Ferra Arap dilinin özelliklerini ve kurallarının belirlenmesinde büyük katkısı vardır. O dönemde Nahiv ilmi gelişmemişti. El Ferra bu alanda çalışmalar yapmış ve bu alanda tahliller yapmıştır.
Tefsiri
Meani'l- Kur'an adıyla meşhur olmuş eserin asıl adı Tefsiru Müşkili İ'rabul- Kur'an ve Meanihi'dir. Tefsirini mevcut Kur'an tertibi üzerine yapmıştır. Tefsirinin hedefi Kur'an metninin anlaşılmasında dil problemlerini çözmektir. Ferra tefsirinde yer yer kıraat meselelerine de değinmiştir. Eserinde sık sık Arap şiirlerine başvurur. Gerektiği yerde sebeb-i nüzul rivayetlerinden de yararlanır.
Ferra'nın bu tefsiri Kur'an nahivi ve kelime bilgisi açısında sonraki nesillere kaynaklık eder.
İbnu Kuteybe
Ebu Muhammed Abdullah b. Müslim b. Kuteybe et-Dineveri, 213/828 yılında Kufe'de doğmuştur. İbn. Kuteybe dönüminin en seçkin alimlerinden ders almıştır. İlk dersini babasından almış daha sonra Bağdat'ta Cahız'ın öğrencisi olmuştur. Çeşitli ilimlerde ders almış ama asıl derinleşmesini dil, edebiyat ve şiir alanında yapmıştır. Kur'an'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların yorumlarını filolojik olarak çürütmüştür.
Tefsiri
İbnu Kutetbe'nin tefsirinde günümüze kadar ulaşan iki eseri Tevitıs müşkilul- Kur'an ile Garibul- Kur'an'ı aslında birbirini tamamlayan iki eserdir. İbn. Kuteybe, kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş, gramerle ilgili konulara girmekten, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır. Garip kelimeleri açıklarken önce Kur'an'a daha sonra lügatçilerin ifadelerine müracaat etmiştir.
Taberi
Taberista'nın Mul şehrinde 224/838 yılı sonlarında doğdu. İlk tahsilini burada yaptı. İlim tahsili için Rey, Basra, Kufe, Medine, Suriye, Mısır gibi şehir ve ülkelerde dolaştıktan sonra Bağdat'a yerleşti. Hadis, fıkıh, kıraat, tarih, edebiyat sahalarında çok meşhur alimlerden ders aldı. Olgunluk döneminde bu ilimlerle ilgili eserler verdi. Taberi 310/923 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir.
Tefsiri
Eserini tam adı Camiu'l- Beyan an Te'vili Ayi- Kur'an'dır. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden biridir. Bu tefsir kendinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir. Taberi ihtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahlillerini yapar. Ayetlerden çıkarılacak fıkhi hükümlere ve bu hükümlerin dayandığı delillere temas eder. Bu hükümlerden tercih ettiklerine ve tercihine sebeb olan delillere işaret eder. Taberi özellikle kelime izahlarında garip lafızların tefsirinde Arap şiirinden yararlanmıştır.
İbn Ebi Hatim
Ebu Muhammed Abdurrahman b. Ebi Hatim Muhammed b. İdris el Hanzeli er- Razi 240/854 yılında Rey'de doğmuştur ve yine aynı yerde 85 yaşında 327/939 da vefat etmiştir. Küçük yaşta babasından Kur'an ve kıraat ilminde eğitim almıştır. Bundan sonra babasıyla ilmi seyahatler yapmıştır. Bu şekilde çeşitli rivayetlere ulaşmıştır.
Tefsiri
Tefsirinin tam adı Tefsiru'l Kur'an'i'l- Azim Müsneden'an Rasulillahi (sav) ve's- Sahabeti ve't- Taabiin'dir. Bu eseri yazma hedefi Peygamberimizden, sahabeden ve taabiundan gelen tefsir rivayetlerini derlemektir. Zengin bir rivayet koleksiyonu olan tefsir, kendisinden sonra yazılan birçok tefsire kaynaklık etmiştir.
Zemahşeri
Ebul Kasım Mahmud ibn Ömer ez- Zemahşeri el- Harezmi, büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. Buhara'dan muhtelif hocalardan Usulü fıkıh, fıkıh, hadis, tefsir, kelam, felsefe, manıtk ve Arapça dersleri aldı. Zemahşeri yetişmiş alim olarak memleketine dönmüş 1143 yılında seyhan nehri kenarındaki Cüreaniye'de vefat etmiştir.
Tefsiri
Eserinin tam adı el Keşaf an Hakikat- Tenzil ve Uyunil- Ekavil fi Vücühi't- Te'vil'dir. Bu eser belagat ve dil bakımından önemlidir. Ancak Zemahşeri mutezile mezhebinden olduğu için eleştirilere uğramıştır. Tefsirde genellikle soru- cevap metodu kullanmıştır.
El Kurtubi
Kutuba'da doğmuştur. Doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Tam ismi Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Ebi Bekir b. Farh el- Kurtubi'dir. Endülüsün yetiştirdiği büyük alimlerdendir. Kurtubi önce Kurtuba'da daha sonra Mısır'da dil, edebiyat, kur'an ilimleri, kıraat, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri aldı.
Tefsiri
Tefsirinin tam adı el Camiu li Ahkami'l- Kur'an vel Mübeyyin lima Tedammenehu mine's- Sünneti ve Ayi'l- Furkan'dır. Eser ahkam ağırlıklıdır bu nedenle Ahkamul Kur'an'lar içinda sayanlar olmuştur. Bu tefsirde Kurtibi, zamanına kadar fıkıh, hadis, dil, belagat, kıraat, akaid, tarih alanlarında yazılan tüm eserlerden faydalanmıştır. Bu da Kurtubi tefsirinin yalnızca ahkamla ilgili olmadığını ve Kur'an ayetlerini hemen her alanda inceleddiğini gösterir.
Fahruddin Razi
543/1149 senesinde Ramazan ayında Ren şehrinde doğdu. Tam ismi Muhammet b. Ömer b. El- Hüseyin b. Ali el Kurasi et- Teymi el Bekri et teberistanidir. Kelam, Tefsir, fıkıh usulü gibi dini ilimlerde çok derin bir alimdir ve edebi ilimler, matematik, kimya gibi zamanın fen ilimlerinde desöz sahibiydi. Razi'nin en meşhur olduğu ilim kelamdır. 606/1210 senesinde 61 yaşında Herat'ta vefat etmiştir.
Tefsiri
Tefsirinin asıl adı Mefatihu'l- Gayb'dır. Müfessir eserini yazmaktaki maksadı akıl prensipleri ve istidlal yolları sayesinde Kur'an'a yapılan hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak, bu konudaki karşı fikirleri geçersiz hale getirmektir. Eserde her sure bir kitap şeklindedir ve kitaplar bablara, bablar da mesellere bölünmüştür.
İbn. Kesir
701/1301 Şam bölgesinde Busra şehrinde doğdu. Tarih, tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış alimlerimizdendir. 26 Şaban 774'de Dımaşk'ta vefat etmiştir.
Tefsiri
Tefsirinin tam adı Tesiru'l- Kur'an'il- Azim'dir. Tefsir ibn. Kesir ismiyle meşhur olmuştur. Eser rivayet tefsirleri arsında önemli bir yeri vardır. Müfessir kendi görüşlerine de yer vermiştir. Eserde önce tefsir açıklandıktan sonra konuyla ilgili diğer ayetler verilir. Daha sonra da konuyla ilgili hadisleri verir. Kur'an'ın Kur'an'la tefsirinde şöhret yapmıştır.
Ebussuüd
Tam adı Ebussüud Muhammed el- İmadi'dir. 896/1490 yılında İstanbul yakınlarında metris köyünde doğmuştur. Osmanlı döneminin en önemli medreselerinde görev yapmıştır. 25 Ağustos 1574 tarihinde 84 yaşında vefat etmiştir.
Tefsiri
Tefsirini tam adı, İrşadü'l Akli's- Selim İla Mezaya'l- Kur'an'il Kerimdir. Osmanlı döneminin tefsir alimlerinin çoğu Kur'an'ın tamamını tefsir etmemiştir.daha önce yazılan tefsirlere haşiye yazmakla yettinmişlerdir. Ebussuüd Kur'an'ın tamamını etmiştir ve bunların başında gelir. Eserin en önemli özelliği ayetlerden fesahat ve belagatı ile yapmış olduğu tespitlerdir. Bu ayetlerden farklı anlamların elde edilmesinde kıraat farklılıklarında da faydalanır.
İsmail Hakkı Bursevi
İsmail Hakkı 1660/1652'de bugün Bulgaristan sınırı içinde bulunan Aydas'ta doğmuştur. İsmi İsmail lakabı Hakkı'dır. Bursa'da 30 seneden fazla ikamet edip burada vefat ettiği için Bursevi nisbetiyle meşhur olmuştur. İsmail Hakkı, çeşitli yerlerde görevler yapıp Bursa'ya yerleştikten sonra Ulucami'de vaaz vermeye başladı. Kısa bir süre sonra bu vaazlarında Fatiha'dan itibaren Kur'an'ı tefsir etmeye başladı. Böylece zaman içinnde meşhur tefsiri Rühül- Beyan ortaya çıkmış oldu. İsmail Hakkı 1725'te 72 yaşında iken vefat etti.
Tefsiri
Eserin tam adı Ruhul- Beyan fi Tefsiri'l- Kur'an'dır. Osmanlı döneminde ve işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir. Tefsir yazılmadan önce Bursa Ulucami'de vaaz olarak verildiği için meviza ağırlıklıdır. Bu açıdan meviza türündeki en eser omuştur. Tefsirinde hem rivayet hem dirayet metodunu birlikte kullanmıştır. Tasavvufi yorumlarla zenginleştirmiştir. Eserde farsça şiirlere de sık sık rastlanmaktadır.
Muhammed Abdullah
Muhammed Abdullah b. Hasan Hayrullah et- Türkmani el- Mısri 1265/1849'da Mısır'ın Buhayre'yae bağlı Mahallettunnasr köyünde doğdu. El- Ezher üniversitesinde öğrenim görmüştür. O sırada Mısır'a gelen Cemaleddin Efgani'de 1871 yılından itibaren riyaziye, felsefe, kelam dersleri almıştır. El- Ezher'e hoca olarak tayin edildi. 11 Remmuz 1905'de İskenderiye'de vefat etti.
Tefsiri
Tefsirinin asıl adı, Tefsiriu'l- Kur'anil- Hakimdir. Fakat Tefsirul- Menar ismi ile meşhurdur. Eseri hocasını El- EZher'deki derslerinde alığı notlarla kaleme alan Muhammed Reşid Rıda'dır. Abdullah tefsirinin gayesinin kuru teknik bilgi vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bilgi ve itikat ve sağlam bir yaşayış biçimi sunmak olduğunu belirtir.
İzzet Derveze
Ebu Züheyr Muhammed İzed b. Abdulhadi b. Dervişb. İbrahim b. Hasan Derveze 21 Haziran 1888'de Filistin'in Nablus şehrinde doğdu. Maddi imkansızlıklar sebebiyle öğremine devam edemeyince 18 yaşında memuriyet hayatına başladı. Devreze bu görevinin yanı sıra Osmanlı devletindeki fikir hareketleriyle de ilgilendi. Meşrutiyetin ilanından sonra ittahat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Derveze Türkiye'de hapishane hayatı süresince Kur'an'ı anlama ve yorumlama metodu ile ilgili olan el Kur'an'ül- Mecid isimli eserini yazdı. Kur'an'ı nüzul sırasına göre tefsir etmeyi planladı.
Tefsiri
Tefsirinin adı, et-Tefsiru'l- Hadis'tir. Tefsirinin en önemli özelliği surelerin nüzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır. Ayetleri sırayla ele alıp tefsiretme yerine aynı konu ile ilgili olanları gruplamıştır. Kur'an'ı yine Kur'an'la anlaşılmasına önem vermiştir. Eserini sade ve kolay anlaşılır bir dille yazmıştır.
Seyyid Kutub
1906 yılında Mısır'ın Asyud kasabasında dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher'de bitirdikten sonra Kahire üniversitesinin Darul- Ulum Fakültesini girdi. Mezun olduğu Fakültede Arap dili ve edebiyatı öğretim görevlisi olarak göreve başladı. 1941 yılında sosyoloji doktorasını yapmak üzere Maarif vekaleti tarafından Amerika'ya gönderildi. Cemal Abdülnasır'a düzenlenen suikast girişimi nedeniyle hapis cezası verildi ve hapse girmeden önce Fi-Zılalil-Kur'an'ı tamamladı. Tefsiri 20.yy. yazılan ictimai- edebi tefsirin en çok ilgi gören eserlerindendir. Tefsirin yazılış gayesi Kur'an'dan yola çıkarak yeni, ideal bir insan, toplum, insanlık modeli oluşturmaktır.
İbnu Aşur
Muhammed et- Tahir b. Muhammed b. Muhammed et- Tahir et-Tunisi, 1879'da Tunus'ta doğmuştur. Aşur ailesine mensub olduğundan dedeleri gibi ibnu Aşur lakabıyla tanınmıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra mezun olduğu üniversiteye öğretim üyesi olarak atandı. Üniversitede daha çok Arap dili ve edebiyatı, fıkhi usulü, hukuk felsefesi, hadis, tefsir dersleri okutturdu. Üniversitedeki görevinin Şeyhül İslam oldu. Uzun hayatı boyunca ilim çalışmaları ve fikir mücadelesini sürdüren İbnu Aşur 1973'de Tunus'ta vefat etti.
Tefsiri
Tefsirinin adı, et-Tahrir ve't-Tenvir'dir. Tunus'ta 1978-84 yılları arasında 30 cilt olarak yayımlanmıştır. Ayetleri normal sırasına göre ve ayetleri yine ayetlerden faydalanarak tefsir etmiştir. Tefsirinden Peygamber tefsirinden ve Selef görüşlerinden yararlanmıştır. Tefsirinde ince belagat konularını, gramer inceliklerine de girmiştir. Ölçülü bir ilimi tefsir taraftarıdır. Kur'an'ın muhataplarının o devirde yaşayanlar olduğunu kabul eder ama O'nun her asırdaki insanlara hitap ettiğini söyler.



0 Yorum - Yorum Yaz


Elif Kara 11040183 idkab/2
0 Yorum - Yorum Yaz

tefsir 4    08.05.2013

          BÜŞRA GÖKDOĞAN /11040152-İDKAB2     

                            KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ
                                           5. ÜNİTE

  Tefsir kelimesi ‘'fsr'' kökünden gelip, kapalı bir şeyin üstünü açmak anlamına gelir.Ayetlerin indiği zaman kastettikleri manaları ortaya koyan disiplin tefsir ilmidir.İndiği dönemde kullanılan dilin Arapça olması da çok önemli.
Te'vil ise ayetlerdeki kelimelerin ilk akla geldikleri anlamı ortaya çıkarmak.Burada yorum esas.Müfessirin kişisel yaşantısı, kültürü etki ediyor.
Tefsir ilmi ayetlerin ilk anda verdiği anlamı verme amacı güder.
HZ PEYGAMBERİN YAŞADIĞI DÖNEMDE TEFSİR
  Peygamberimiz ya sorulan sorulara cevap verme ya da kendisi doğrudan herhangi bir ayete açıklama yapardı.Kur'an'ı ilk tefsir eden kişi Peygamberimizdir.
SAHABE DÖNEMİ TEFSİRİ
  Sahabenin tefsiri müşahadelerine dayalı açıklamalardan ve kişisel bilgi, kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalardan oluşur.
  Garip ve müşkil lafızları dil açısından zaman zaman şiirle istişhad ederek açıklarken diğer yandan da kıssaların açıklanmasında Yahudi ve Hristiyan kültüründen de yararlanıyorlardı.Sahabenin tefsiri deyince ilk akla Abdullah b. Abbas gelir.
TABİUN DÖNEMİ TEFSİRİ
  Bu dönemde sınırlar genişlemiş ve tefsir alanında mevali denen gruplar ön plana çıkmıştır.Rivayet tefsirinin gövdesini büyük ölçüde tabilerin görüşleri oluşturur.Kelime ve kavramlar daha ayrıntılı.Müphem ve müşkil kelimelerin izahı yanında geniş fıkhi açıklamalar da yapılmış.Ehli kitap alimlerden yararlanmış.Tefsir biçim değiştirmiş ve ve daha sistematikleşmiştir.Tabiin tefsir kaynağını sahabe, ehli kitap ve kendi bilgi ile kavrayışları oluşturur.
  Tefsirin tedvini ibn Abbas'la başlamıştır.Mukatil b. Süleyman'ın tefsir Kur'an'ın tamamını tefsir mahiyetindedir.Hadis tedvini çerçevesinde Kitabü't-Tefsir oluşturulmuş.
  Tefsirin tedvini hadis tedvininden sonra başlatılmıştır.
  KAYNAK VE YÖNTEM AÇISINDAN TEFSİR TÜRLERİ
- Kur'an'ın tefsirine çalışan herkes, ilmi kapasite, kavrayış ve siyasi kanaatlerine göre farklılık gösterir.Hepsi de yaptığı açıklamaların Kur'an'a uygunluğunu zaruri görür.
-Kur'an tefsirini Hz Peygamber ve ilk iki nesilden ibaret gören anlayış rivayet tefsiri.
-Dirayet tefsirinde ise Peygamber ve ilk ki nesil olmakla kişisel açıklamaları, yorumları esas alan anlayış.
-Diğer yaklaşım ise içe doğuş, keşif, ilham ve sezgi gibi diğer insanini kuvvelerin anlama ve yorumlamada etkin kılınmasını öngören anlayış.
-Tefsirde esas alınan üç araç vardır:Öncekilerin görüşleri, olgulara dayalı akli çaba, ilham.
--Müfessir kendi tarihselliği ve kişisel bakışı içinde öznel fikirlerini yansıtarak Kur'an'ı yorumluyor.
-Alimlerde birer insan.Ailesi, çevresi var.Her rivayet aslında dirayettir.Rivayet tefsiri yapan alim aynı zamanda muhaddis.Kendi aklıyla seçimini yapıyor.Yani rivayet dirayet içeriyor.Rivayet tefsirinde seçilen yöntem de kaynakta rivayettir.Dirayet tefsirinde ise kaynak müfessirin bilgisidir.Yöntem ise Kur'an'ı kendi aklıyla içtihad yapması ve yorumlaması.
-Dirayetle rivayet iç içedir ayrılamaz.
Çok Yönlü Dirayet Tefsiri
  Kur'an'ı pek çok aracı ve kaynağı kullanarak tefsir etmişler ve yorumlamışlardır.
Tek Yönlü Dirayet Tefsiri
  Kur'an'ın belli bir yapısı, konusu üzerine yoğunlaşıyor.Razi kelami tartışmalara ilgi duyarken Kurtubi fıkhi meselelere ilgi duymuştur.
-Filolojik açıdan tahlilini yapan dilbilimsel tefsir.İbn Abbas'ın Nafi b. Ezrak'ın garip kelimelerle ilgili sorularını şiirle açıklaması örnek verilebilir.
-İbadet ve hukukla ilgili ayetleri açıklayan fıkhi tefsir.Cassas'ın Ahkamu'l Kur'an'ı.
-İlimlere, keşiflere, icatlara olan işaretleri inceleyen ilmi tefsirdir.Gazali'nin İhya'sı.
-Kur'an'i kavramları daha çok Batıni şekilde açıklayan felsefi tefsirdir.İbn Sina
-Tasavvufi tefsir de sufi müfessirlerin Kur'an ayetlerini zahiri manaların dışında başka manalar araması sonucu ortaya çıkmıştır.İsmail Hakkı Bursevi'nin Ruhu'l Beyan'ı
-Yenilikçi Tefsir Çalışmaları:İslam'ın geçmişteki bid'at lerden temizlenmesi ve yeni görüşlerle yorumlanması gerektiğini savunurlar.İnsanın tarihi var onu yaşar.Hiç kimse kötü olsun diye yapmaz.S. Ateş'in tefsirinde hanımından bahsetmesi gibi normaldir.
-İdeolojik Tefsir Çalışmaları:Ayetleri delil getirecek siyasi çıkarlara ya da kendi amaçlarına uygun hale getirmişlerdir.Hindistan'ı bölmek için ayetleri göstermeleri ideolojik tefsire örnektir.
-Tarihselci Tefsir Çalışmaları:İzzet Derveze karşımıza çıkar.Tefsir tarihinde ilk olarak surelerin iniş sırasına göre tefsiri yapmasıdır.Bunun kaynağı İslam'ın ilk ve saf kaynağına dönüş niteliğidir.
                           KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ
                                        6.ÜNİTE

Mukati'l b. Süleyman(h.80-150):Belh'te doğmuştur.Siyasi ve kelami fikirlerinden dolayı eleştirilere uğramıştır.Nakli tefsire ve Kur'an dilinin lügat, nahiv ve belagat inceliklerine vakıf olmuştur.İlk fıkhi tefsirlerinden olan Tefsiru'l-Hamsi Mieti Ayetin mine'l-Kur'an adlı eseri ve Kur'an kelime bilgi açısından önemli olan el-Vücuh ve'n-Nezair adlı eseridir.
Tefsiri=et-Tefsiru'l-Kebir dir.Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.
El-Ferra(h.144-207):Kufe'de doğdu.Çocukluğu ve gençliği burada geçti.Halil b. Ahmed, Yunus b. Habib gibi meşhur alimlerden ders aldı.Hocalarından duyduklarını hafızasına kaydederdi.Kısai ile tanışması hayatının önemli bir dönüm noktası olmuştur.Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkısı olmuştur.
Tefsiri=Meani'l Kur'an dır.Kur'an'da geçen bir kelimenin Arap dilindeki kullanış şekillerini göstererek kendinden öncekilerin görüşlerine de yer vermiştir.Sık sık Arap şiirine başvurmuştur.
İbnu Kuteybe(h.213-276):Kufe'de doğmuştur.Kaynaklarda Bağdat olarak da görülebiliyor.Hocası Cahız'ın karşısında yer alarak mutezileye sert cevaplar vermiştir.Hadis tefsir gibi ilimlerle uğraşsa da asıl derinleşmesini Dil, Edebiyat ve Şiir alanında yapmış, Kur'an'ı kendi inaçlarına göre yorumlayanları filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine önemli önemli katkısı olmuştur.
Tefsiri=Te'vilu Müşkilu'l-Kur'an ve Garibu'l-Kur'an dır.Garip kelimeleri açıklarken öncelikle Kur'an'a sonra da müfessirlerin ifadelerine başvurmuş ve manadan ayrılmaya gayret etmiştir.
Et-Taberi(h.224-310):Taberistan'ın Mul şehrinde dünyaya geldi.Yedi yaşında hafız olduve dokuz yaşında hadis ezberlemeye başladı.İlim tahsili için pek çok yer gezmiştir.Eserlerin birçoğu günümüze kadar gelmemiş ama gelenler de onun büyüklüğüne şahitlik etmeye yetmiştir.
Tefsiri=Camiu'l-Beyan an Te'vili Ayi'l-Kur'an dır.Rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Tefsirine mukaddime ile başlar.İhtiyaç duyduğu yerde gramerlerin incelenmesine başvurur, fıkhi hükümler çıkarır ve delillerine işaret eder.Önceki alimlerden elde ettiği tüm rivayetleri toplamış ve büyük bir ‘'Tefsir Ansiklopedisi'' meydana getirmiştir.
İbn Ebi Hatim(h.240-327):Rey'de doğmuştur.Dönemin en meşhur alimlerinden Fadl b. Şazan tarafından eğitim almıştır.Pek çok şehir gezmiş ve o yerlerin alimleri ile görüşmüş bilgi ve malzeme alışverişinde bulunmuştur.
Tefsiri=Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim Müsneden an Rasulullahi(sav) ve's Sahabeti ve't-Tabiin'dir.Ne kendi görüşünü belirtmiş ne de rivayetler arasında tercih yapmıştır.
Ez-Zemahşeri(h.467.538):Harezm kasabalarından biri olan Zemahşer'de dünyaya gelmiştir.Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.Sırf mutezile taraftarı olduğu için eleştiri almış Selçuklu Sultanından itibar görmemiştir yüksek mertebede bulunmasına rağmen.
Tefsiri=El-Keşşaf.Tefsirlerin anası veya ana tefsir olarak kabul edilir.Bu eserde şaz kıraatlere yer vermesi eleştiriye tutulmasına neden olmuştur.
El-Kurtubi(ö.671-1273): Kurtuba'da doğdu.Çiftlikle uğraşan bir ailenin çocuğudur ve öğrenim çağında Arapça, şiir ve Kur'an'ı Kerim öğrendi.Çeşitli hocalardan çeşitli dersler alarak ilmini artırmış mütevazi, sakin bir alim olarak bilinir.
Tefsiri=Ahkamu'l Kur'an.Onun tefsiri Kur'an'ı her yönden inceleyen geniş bir tefsirdir. Ayetleri Arap dil bilgisine göre tahlil etmiş, şiirlerinde istişhada çokça yer vermiştir.Rivayete ağırlık vermiş ama dirayeti de ihmal etmemiştir.
Er-Razi(h.543-606):Ramazan ayında Rey şehrinde doğdu.''Hatibu'r-Rey'' ismiyle anılırdı.Yalnızca İslami ilimlerle değil bütün ilimlerle uğraşmıştır.İlim dallarının gelişmesinde büyük rol oynamış ve kendisinden sonra gelenlerin onun peşinden gitmesine sebep olmuştur.İslam düşüncesindeki yanlış telakkileri, bid'atleri ayırdı.En meşhur olduğu ilim Kelam'dır.Diğer düşünürlere göre daha akılcıdır.
Tefsiri=Mefatihu'l-Gayb'tır.Kelam ilminin tesiri tefsirinde de söz konusudur.Tasavvufi konulara girmesi, hiç beklenmedik bir yerden işari bir anlam çıkarması da dikkat çekicidir.Razi'nin fıkıh konusunda da eseri vardır.Bu sebeple ‘'Onun tefsirinde tefsirden başka her şey vardır'' diyenler de olmuştur.Ama tefsirin fazlası olabilir ama genel olarak eksiği yoktur.
İbnu Kesir(h.701-774):Tefsirinin adı Tesiru'l-Kur'ani'l-Azim dir.Rivayet tefsiri kullanmakla yer yer kendi görüşlerine de yer vermiştir.İsrailiyyatla ilgili rivayetlerden kaçınılması gerektiğine vurgu yapar.Kur'an'ın tefsirinde önce ayeti sunar daha sonra konuyla ilgili diğer ayetleri, hadisleri, sahabe, tabiin, tebe-i tabiin ve diğer alimlerin kavillerini verir.
Ebussuud(h.896-982):Güler yüzlü, tatlı dilli, anlayışlı, örfe, adete ve emirlere dikkat eden bir alimdir.
Tefsiri=Tefsiru Ebissuud.Kur'an'ın tamamını tefsir edenlerin başında gelir.Cümlelerin ince ve ayrıntılarına gizli anlamlarına dair tespitler yapmış.İsrailiyyat bilgilerinden yararlansa da uydurma olanları da belirtme gereği duymuştur.
İsmail Hakkı Bursevi (h.160-1137):Tefsiri Ruhu'l-Beyan'dır.Hem rivayet hem de dirayet metodunu kullanmış.Farsça şiirlere rastlanır.İslam'ın itikad esaslarına ters düşen tespitleri vardır.
Muhammed Abduh(h.1265-1315):Tefsiri Tefsiru'l-Menar'dır.Abduh tefsirin gayesini kuru bilgiler vermek değil de dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu söyler.Taklide karşıdır ve hür aklı savunur.Ayetleri günümüz olayları ile irtibat kurma taraftarıdır.
Muhammed İzzet Derveze(h.1305-1404):Tefsiri et-Tefsiru'l-Hadis'tir.En önemli özelliği, surelerin nüzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır.Aynı konu etrafında olanları bir araya getirmiştir.Siyer bilgilerine de yer vermiştir.Kur'an'ın Kur'an'la anlaşılmasına önem vermiştir.
Seyyid Kutub(1906-1967):Tefsiri Fi-Zilali'l-Kur'an'dır.Bu eserini hapishanede tamamlamıştır.Tefsiri 20. yüzyılda yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birisidir.Yazarın tefsirini yazmadaki gayesi, Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal insan, toplum modeli oluşturmaktır.
İbn Aşur(1879-1973):Et-Tahrir ve't-Tenvir'dir.Ayetleri Kur'an'daki normal sırasına göre tefsir etmiştir.Arap Dili'ni ustaca kullanır.Kur'an'ın herkese hitap eden evrensel bir mesaj olduğunu söyler.


BÜŞRA GÖKDOĞAN/11040152-İDKAB2


0 Yorum - Yorum Yaz

SEDA KUNT 11040236    08.05.2013

11040236 SEDA KUNT
İDKAB II.
 
                           KURAN VE HADİS İLİMLERİ 5. ÜNİTE
TARİH İÇERİSİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ
  peygamber  efendimiz ilk kuran tefsirini yapan kişidir. Daha sonrasında sahabeler tefsir çalışmalarına başlamıştır , sonrasında ise tabiun dönemi tefsir çalışmaları vardır.  
-peygamber  efendimiz tefsiri bazen sahabelerinin sorularına cevap olarak yapmıştır bazen yaşanılan olaylara bazen ise günlük konulara göre yapmıştır bu dönem de sürekli istikrarla yapılan bir tefsir çalışması yoktur. Gerekli görüldüğü zaman  ve konularda yapılmıştır.
-sahabe döneminde tefsir ise  kuranın indiği dönemdeki arap dilini bilen insanlardandır sahabeler o yüzden onların yaptıgı tefsir daha net ve dil açısından anlatılanı daha iyi kavratabilcek güçtedirler. Kişisel düşünceleri ve bilgileri ile tefsir yorumlamalarında bulunmuşlardır.
-tabiun döneminde ise   Müslümanlık hızla yayılmış İslam geniş kitlelere hitap etmeye başlamıştı , ve bu dinin kutsal kitabı olan kuranı kerimi  arap olmayan milletler anlamlandırmaya calısıyordu. Peygamber efendimizin ve sahabelerin tecrübeleri bilgilerinden oldukça yararlanılmıştır  tabiun döneminde. Bu dönemde fıkhi açıklamalar yapılmış gayb alemine değinilmiş israiliyat kelimesi tanınmıştır ve diğer   kelimeler ayrıntısyla incelenmiştir. Tüme varım yöntemi kullanılmıştır.
TEFSİR TEDVİNİ
Yazılı belgeler tefsir ile ilgili ibni Abbas ile başlamıştır. Daha sonrasında tabiun müfessirleri devam etmiştir.
KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KURAN TEFSİRİ
- Rivayet tefsiri
Rivayet Tefsirleri özellikle üç noktadan tenkid edilmişlerdir:

1)Uydurma haberlerin çokluğu

2)İsrailiyyata yer verilmesi

3)İsnadların hazfedilmesidir

 - Dirayet tefsiri
Hz peygamberden sahabeden ve tabiundan rivayet edilen tefsirleri yorum katarak kendi düşüncelerini ekleyerek açıklanılmasıdır.
Dirayet Tefsirleri:

*Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri

*Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri (Dil Bilimsel Tefsir, Fıkhi Tefsir, İlmi Tefsir, Felsesi Tefsir, Tasavvufi Tefsir)

 

-Yenilikçi Tefsir

 

-İdeolojik Tefsir

 

-İlmi Tefsir

 

-Tarihsel-Tenkitçi Tefsir

 


0 Yorum - Yorum Yaz


 5. ÜNİTE

Kur’an’ın ilk tefsirini peygamberimiz yapmıştır. Sahabe döneminde de tefsir devam etmiştir. En önemli müfessirler Abdullah ibn Abbas ve Abdullah İbn Mesut’ tur. Tabiin döneminde rivayet tefsir çalışmaları olmuş bu çalışmalar rivayet tefsirinin yaklaşık yüzde yetmiş dördünü oluşturmuştur.

Günümüze tam olarak ulaşan tefsir Mukatil bin Süleyman’ aittir.

Genel olarak tefsir ikiye ayrılır;

1.       Rivayet Tefsiri :Peygamber, sahabe ve tabiinin görüşlerinin ele alınmasıyla oluşur.

2.       Dirayet Tefsiri: Bu üç görüşün yanında müfessirin kendi görüş ve yorumlarını tefsire almasıyla oluşur. Müfessirin bilgi birkimine göre tek yönlü ve çok yönlü olmak üzere ikiye ayrılır.

 6. ÜNİTE

 Mukatıl bin Süleyman: Kur’an’ın tamamını tefsir etmiştir. Ayetleri sırasına göre tefsir eden ilk müfessirdir.

 El- Ferra: Tefsirini mevcut Kur’an tertibi üzerine yazmıştır. Fakat her ayet üzerinde durmamıştır. Tefsirindeki amaç ise Kur’an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil prolemine ışık tutmaktır.

 İbni Kuteybe: Kur’an’ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini çürüterek tefsire önemli bir katkıda bulunmuştur. Tefsire başlarken bazı kelimeler hakkında bilgi vermiş daha sonra Fatiha’dan Nas suresine kadar her surede  anlaşılması zor olan kelimeler üzerinde durarak eserini bitirmiştir.

 Et Taberi: eserinin tam adı Camiu’l Beyan an Te’vili Ayi’l- Kur’an’dır.  Eseri rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerindendir.

 Ez Zemahşeri: Mu’tezile mezhebinden olduğu için tenkit edilmiştir. Tefsiri ise dil ve belağat bakımından önemlidir. Kur’an’ın mucizeliğini belağat yönünden ortaya koymaya çalışmıştır.

 Seyyid Kutub: Tefsirini yazma amacı, Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır. Kur’an’ın ifade özelliğini dirayetle ortaya koymuştur. Her surenin girişinde o surenin iniş maksadı, adı, ayet sayısı, Mekki ve Medeni oluşu hakkında bilgi verir.


0 Yorum - Yorum Yaz

tefsir 4    09.05.2013

HATİCE KÜBRA KURT 11040238 İDKAB-2
5. ÜNİTE
Müslümanlar en önemli kaynakları olan Kuran'ın anlaşılmasına ve açıklanmasına büyük önem vermişlerdir. Kuran'ın açıklanması için getirilen disiplinde tefsirdir. İlk Müslümanlar ayetlerin ne demek istediğini kolayca anlıyorlardı. Anlamadıklarını da efendimize soruyorlardı ve o (sav) da açıklıyordu. Fakat daha sonraki gelen nesle ayetlerin ilk indikleri anda kastettikleri anlamların açıklanması gerekti. Bu görevi de tefsir ilmi üstlendi. Tefsir edilen ayetlerin, Kuran'ın indiği dönemde kullanılan Arapça bakımından incelenmesi gerekir. Aynı zamanda ayetlerin indiği ortamın şartları da bilinmelidir. Bunun için peygamberimizden ve sahabeden aktarılan bilgilere ihtiyaç duyulur. Tabiinden gelen bilgilerde peygamberimize dayandığından tefsir için önemlidir. Bu bakımdan tefsir ilmi dil ve tarih malzemelerinden de faydalanmıştır. Tefsirde nesnel bilgiler kullanılır ve müfessir kendi yorumlarını eklemez ama te'vil bu şekilde değildir. Müfessirin yorumu vardır bu nedenle bilgiler kesin değildir. Fakat tefsirde ayet şu anlama gelmektedir denilebilir. Te'vil deki yorumlar rivayetlere ve Arapçaya ters düşmemelidir. İmam Maturudi'ye göre tefsir sahabenin, te'vil de âlimlerin işidir. Farklı tefsirlerin görülmesi onların eksikliğini göstermez. Müfessirlerin tercih ettikleri deliller farklıdır. Tefsir, Kuran'ın mesajlarını sonraki nesillere taşımada yeterli değildir. O sadece ayetin indiği zaman kastettiği anlamları bize verir. Biz onun verdiği bilgileri doğrudan hayatımıza aktaramayız. Bu nedenle te'vile ihtiyacımız vardır. Fakat tefsire dayanmayan bir te'vilde kabul görmemiştir. Tefsir ilmi ayetleri açıklarken ilk olarak Kuran-ı Kerim'in cümlelerini dil açısından çözümler. Burada Kuran öncesi Arapça gözden uzak tutulmamalı aynı zamanda Arap Dilinin kuralları da bilinmelidir. İkinci olarak da Kuran'ın indiği ortamı inceler. Çünkü ayetlerin doğru tefsir edilmesi için ne gibi koşullarda indiğinin de bilinmesi gerekir. Bunlar yapılmazsa Kuran yanlış açıklanabilir. Tefsir ilmi kural koymaz sadece Kuran metnini açıklar. Açıklama getirirken de birçok farklı ilimden yararlanır. Kuran'ı ilk tefsir eden kişi peygamberimizdir. Fakat efendimiz Kuran'ın hepsini tefsir etmemiştir. Bazen sorulara cevap olarak açıklama yapmış bazen de kendisi gerek gördüğü yerde ayeti tefsir etmiştir. Sahabede Kuran'ın indiği dönemde yaşadığı için ve ayetlerin nüzul sebeplerini bildikleri için onların beyanları Kuran tefsiri için önemlidir. Kuran bilgisine sahip sahabe bu bilgisini tabiin nesline aktarmıştır. Bu dönemde tefsirin biçim ve içeriğinde değişmeler olmuştur. Sistematik olarak Kuran'ın bütününü tefsir etme anlayışı hâkim olmuştur. Kuran tefsirine ilişkin yazılı belgeler ibn Abbas'la başlamıştır. Müfessirlerin anlayışları, kavrayış dereceleri, siyasi ve mezhebi kanaatleri, uzman oldukları konular gibi özellikleri farklı olduğu için Kuran'ı anlama ve yorumlamada da farklılıklar oluşmuştur. Tefsir rivayet ve dirayet olarak iki ana kategoriye ayrılmıştır. Bunun sebebi ise müfessirin eseri ortaya koymadaki tercihidir. Rivayet tefsiri yazarları peygamberimizden, sahabeden, tabiinden nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan eserler yazmışlardır. Dirayet tefsiri müfessirleri ise bunların yanında kendi yorumlarına da eserlerinde yer vermişlerdir. Kuran-ı Kerim dirayet tefsirinin kaynakları arasındadır. Tefsir faaliyeti, bütünüyle dirayet işidir. Bazı müfessirler tefsirlerinde daha çok ilgi duydukları, daha fazla önemsedikleri konular üzerinde durmuşlardır. Bu tür tefsirlere tekyönlü dirayet tefsiri denir. Bazıları ise eserlerinde çeşitli alanlardaki izahlara yer vermişlerdir. Bunlara ise çok yönlü dirayet tefsiri denir. Son yy da Kuran'ın yorumlanmasındaki yaklaşımlara şekil veren durum Müslümanların batı uygarlığı karşısındaki konumudur. Bunun sonucunda da eskisinden farklı olarak Kuran'ı yorumlama çalışmaları ortaya çıkmıştır.

HATİCE KÜBRA KURT 11040238 İDKAB-2
6. ÜNİTE
 Mukatil b. Süleyman: 80/699 yılında Belhte doğmuştur. Eserlerinde yalan ve senetsiz haber rivayet etmesi ve bunun yanında siyasi ve kelami fikirlerinden dolayı eleştiriye uğramıştır. Ama aynı zamanda da başarılı akli tahlillerde bulunması gibi özellikleri sebebiyle önemli şahsiyetler tarafından övülmüştür. Tefsirinde Kuranın tamamını ayet sırasına göre yapmıştır ve tefsiri bu özeliği ile günümüze kadar ulaşan ilk tefsirdir. El- tefsiru'l- Kebirde bol bol şahıs adları zikredilmektedir. Kıssarlarda gereksiz ayrıntılara girilmiş ve israili haberlere de yer verilmiştir.
 El- Ferra: 144/761 de Kufe'de doğmuştur. Kuvvetli bir hafızaya sahipti. Not tutmaya gerek duymaz, duyduklarını hafızasına kaydederdi. Talebelerine ders verirken de yazılı metne bakmazdı. Meşhur âlimlerden dersler almış ve pek çok talebe yetiştirmiştir. Yaptıklarından dolayı saray tarafındanda takdir edilmiştir. Arap Dilinin kurallarının tespit edilmesinde büyük katkısı olmuştur. Tefsirinde kendisine göre açıklamasına ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirinde hedefi ise Kuran'ın anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır. Bu eser kelime bilgisi bakımından kendisinden sonra gelen tefsirlere kaynaklık etmiştir.
 İbnu Kuteybe: Kufe'de doğmuştur. Kültürlü bir aileye mensuptur ve seçkin âlimlerden ders almıştır. İlk derslerini babası vermiştir. İlim tahsili için seferler yapmıştır. Gençliğinde ehli- sünnet ve mutezile mücadelesine girmiş, mutezileye karşı çıkmıştır. Asıl alanı dil, edebiyat ve şiirdir. Günümüze ulaşan iki eseri Te'vilu Müşkilu'l Kuran ve Garibu'l - Kurandır. İki eserinde de anlaşılması zor olan kelimelerin üzerinde durmuştur.
 Et- Taberi: Taberistan'ın Mul şehrinde dünyaya gelmiştir. Yedi yaşında hafız olmuş ve dokuz yaşında hadis ezberlemeye başlamıştır. İlim tahsili için şehir ve ülkeleri dolaşıp çok sayıda eser yazmıştır. Kaynaklara göre Ceririyye adında ve sonradan ortadan kalkmış olan bir mezhebe imamlık yapmıştır. Aynı zamanda onu Rafizlikle suçlarlar. Muhaliflerinin çokluğu nedeniyle ölümü gizli tutulmuştur. Taberi'ye ait olduğu söylenen kabirler onun değildir. Eserinin tam adı Camiu'l- Beyan an Te'vili Ayil-Kuran'dır. Bu tefsir kendisinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaktır. Tefsirine ''Te'vil'' adını vermiştir. Eserinde rivayetlerin senedlerini ve metinlerini inceler daha sonra senedler arasında tercih yapar. Zayıf kabul edilen âlimlerden nakilde bulunmamaya dikkat etmiştir. Açıklamalarına cahiliye devri şiirlerinden çokça deliller getirmiştir.
 İbn Ebi Hatim: 240/854 yılında Rey'de doğmuştur. Büyük ve itibarlı bir aileye mensuptur. Yaşadığı yer ve ailesi yetişmesinde büyük rol oynamıştır. En başta gelen hocası zamanın önemli bir hadis âlimi olan babasıdır. Küçük yaşta babası ile birlikte ilmi seyahatler yapma imkânı bulmuştur. O aklın alanını en aza indirgeyerek, yorum yapmadan naslardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Ona göre önemli olan nasların sıhhatinden emin olmaktır. Eserinin adı Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim Müsneden 'an Rasulillahi (sav) ve's-Sahabeti ve't- Tabiin'dir. Eserini yazmaktaki hedefi Hz. Peygamberden, sahabeden, tabiinden gelen tefsir rivayetlerini titiz bir şekilde derlemektir. Bu nedenle tefsirde kendi görüşlerini belirtmemiştir.
 Ez-Zemahşeri: 467/1075 yılında doğmuştur. İlk tahsilini babasından yapmış ve daha sonrada ilim tahsili için Buhara'ya gitmiştir. Çocukken geçirdiği bir kaza nedeniyle ayağı kesilmiştir. Bir süre Mekke'de ikamet etmiş ve eserini burada kaleme almıştır. Arap Diline hâkimdir. İtikatta mutezile, fıkıhta ise Hanefi'dir. Tefsirinde kendisinden önce yazılmış tefsirlerden ve müfessirlerden istifade etmiştir. Eserinde belagat yönünden Kuran'ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Mutezileye uygun açıklamalar yaptığı için eleştirilmiştir. O el- Keşşaf 'ta israiliyata, zayıf hatta uydurma haberlere de yer vermiştir. Eserinde soru-cevap metodunu kullanmıştır. El-Keşşaf Sünni İslam medreselerinde en çok okutulan tefsirlerden biridir.
 El Kurtubi: Kurtuba'da doğmuştur. Endülüs'ün yetiştirdiği önemli âlimlerdendir. Babasının şehit olmasında sonra ailesinin geçimine yardımcı olmuş ve aynı zamanda tahsiline de devam etmiştir. Çeşitli hocalardan dersler almış ve pek çok talebe yetiştirmiştir. Zühd ve takva sahibi bir insan olup, faydalı birçok eser kaleme almıştır. Eş ‘Ari'dir. Aynı zamanda maliki mezhebine mensuptur. Eserinde zaman zaman diğer mezheplerin görüşlerine de yer vermiştir. Eseri ahkâm ağırlıklıdır ve bütün Kur'an'ı baştan sona tefsir etmiştir. Sahabe ve tabiinin sözleri ve görüşlerinden başlayarak kendi zamanına kadar yazılmış tefsirlerden büyük oranda alıntılar yapmış ama dirayeti de ihmal etmemiştir. Kurtubi'nin tefsiri Kur'an'ı Kerimi her yönden inceleyen geniş bir tefsirdir.
 Er-Razi: 543/1149 yılında Ramazan ayında Rey şehrinde doğmuştur. Kendisine ilimdeki şöhreti sebebiyle çeşitli isimler verilmiştir. Soyu Kureyş kabilesine ulaşır. İlk hocası büyük bir âlim olan babasıdır. Sadece İslam ilimleriyle değil bütün ilimlerle ilgilenmiş bu nedenle sultanlarında iltifatını almıştır. En meşhur olduğu ilim ise kelamdır. Felsefi kelam ekolü oluşturmuştur. Aynı zamanda pek çok âlim yetiştirmiştir. Bozuk ve yanlış olan görüşlerin hatalı olduklarını, delilleriyle ispatlamaya çalışmıştır. Tefsirinin adı Mefatihu'l-Ğayb'dır. Müfessir bu eserini hayatının son dönemlerinde yazmıştır. Bu dönemde ilim dallarında iyice olgunlaşmıştır. O bir ayeti tefsir ederken genellikle önce onu açıklayan ayetlere işaret edip, ilgili hadis ve rivayetlere de yer vermiştir. Tefsirinde çeşitli İslam ilimlerinin yanında başka ilimlerden de faydalanmış, onlarında alanına girmiş, buda onun bazen yanılmasına neden olmuştur. Kelamdaki derinliği tefsirini de etkilemiştir. Aynı zamanda eser fıkhi özellikte taşır ve yazar tasavvufi konulara da girmiştir. Kısaca söylersek müfessir tefsirinde her konuya değinmiştir.
 İbnu Kesir: 701/1301-02 tarihinde Şam bölgesinde Busra şehrinde dünyaya gelmiştir. Öğrenimini tamamladıktan sonra çeşitli görevlerde bulunmuştur. Şafii mezhebine mensup olmakla birlikte diğer mezheplerin görüşlerine de açıktır. Hanbeli kelamını benimsemiştir. Ilımlı bir politika takip etmiştir. Tefsirinin adı, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azim'dir. Eserinde yer yer kendi görüşlerine de yer vermiştir. İbn Kesir tefsir edeceği ayeti ilk önce özet bir şekilde açıklayıp daha sonra onunla alakalı Kuran ayetlerini, hadisleri, sahabe ve tabiin görüşlerini vermiştir. Ardından da kendisine kadar gelen âlimlerin görüşlerini söylemiştir. İsrailiyattan kaçınmıştır.
 Ebussuud: 896/1490 tarihinde İstanbul yakınlarındaki Metris köyünde dünyaya gelmiştir. İlk derslerini babasından almıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra müderris olmuş ve hocasının kızıyla evlenmiştir. Osmanlının 13. Şeyhülislamı' dır. Kanuni sultan Süleyman onu çok severdi ve her önemli konuda ona danışırdı. Pek çok tefsir okumuş ve onlardan faydalanmıştır. Kuran'ın tamamını tefsir etmiştir. Tasavvufa sıcak bakmamıştır. İsraili haberlere yer vermiş ama aynı zamanda bunların bazılarının uydurma olduğunu belirtmiştir. Eserinin adı İrşadü'l'Akli's-Selim ila Mezaya'l-Kur'ani'l-Kerim'dir.
 İsmail Hakkı Bursevi: İsmi, İsmail, lakabı Hakkıdır. Bursa'da ikamet edip orada vefat ettiği içinde Bursevi adıyla meşhur olmuştur. Küçük yaşta Kur'an'ı okumayı öğrenmiştir. Şeyhinden manevi terbiyenin yanında, zahiri ilimlerle ilgili derslerde almıştır. Şeyhi tarafında halife olarak Üsküp'e gönderilmiştir. Burada dersler vermiştir. Doğruyu söylemekten asla çekinmemiş, Bursa'ya yerleştikten sonra şeyhinin tavsiyeleri üzerine Ulu Cami'de vaaz vermeye başlamıştır. Kısa süre sonrada bu vaazlarda Kur'an'ı tefsir etmeye başlar. Bunlara birde tasavvufi yorumlar ve şiirler ekleyerek yazıya dökmüştür. Böylece yirmi yılda meşhur tefsiri Ruhu'l-Beyan ortaya çıkmıştır. Bu İşarİ tefsir ekolünde yazılmış tefsirlerden biridir. Eserde hem dirayet hem de rivayet metodu birlikte kullanılmıştır. Fakat eserinde İslam'ın itikat esaslarına ters düşen tespitlerde bulunmaktadır. Daha sonraları da şeyhi onu kendi yerine şeyh olarak tayin etmiştir. Hayatının son yıllarında Bursa'da kendi imkânlarıyla bir cami yaptırıp burada derslerine devam etmiştir. Kabri de kendi yaptırdığı caminin kıble tarafında bulunmaktadır.
 Muhammed Abduh: Mısır'da doğmuştur. Babasının, onun okuması için yaptığı ısrarlar sonucu Tanta'ya gitmiştir. Fakat o okumak istemeyip geri dönmüştür. Ama daha sonra yine babasının ısrarları ile tekrar gönderilmiştir. Giderken bir kasabada Şeyh Derviş Hızır'la görüşmüştür ve bu onun hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Ondan duydukları ile içine ilim aşkı düşmüştür. Bunun üzerine bir süre Tanta'da okumuş sonrada el- Ezher Üniversitesinde öğrenim görmüştür. Daha sonrada burada hocalık yapmış ve daha birçok görev almıştır. Siyasetle ilgilenip, ıslah çalışmalarıyla uğraşmıştır. Tefsirinin adı, Tefsiru'l- Kur'ani'l- Hâkim'dir. Eseri, hocasının el- Ezher'deki tefsir derslerinden aldığı notlarla M. Reşid Rıda kaleme almıştır. Eser kitap olarak yayınlanmadan önce bölüm bölüm Menar dergisinde yayınlanmıştır. Müfessir, tefsirinde kuru bilgiler vermek yerine, insanların dünya ve ahiret mutluluklarını sağlayacak bilgiler vermeyi hedeflemiştir. Taklide karşı çıkmıştır. Hür bir akıl taraftarıdır. Bu nedenle de tefsir derslerinde kendi anladıklarını anlatmaya çalışmış, başka tefsirlere bakmamıştır. Bu tavrıyla da sahih hadisleri bile inkâr yoluna gidebilmiştir. Tefsirinde öğrencisi ile kendisi arasında bazı farklılıklar vardır.
 Muhammed İzzet Dervez: 1888 de Filistin'de doğmuştur. Maddi sıkıntılar nedeniyle öğrenimine devam edemeyip, erken yaşta memur olmuştur. Fakat bunu kendi çabasıyla bol bol okuyarak telafi etmiştir. Çeşitli görevlerde de bulunmuştur. Aynı zamanda Osmanlı Devletinde fikir hareketleriyle yakından ilgilenmiştir. Arap Milliyetçiliği hareketlerinde aktif rol almıştır. Bazı faaliyetleri sebebiyle Fransız askeri mahkemesince tutuklanmış ve bu süre zarfında Kur'an'ı ezberlemiş ve bazı eserler yazmıştır. Fransız askeri yönetimin çökmesiyle serbest kalıp, siyasi faaliyetlere son vererek ilimle meşgul olmaya başlamıştır. Tefsirinin adı et- Tefsiru'l- Hadis'tir. Sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmiş ve siyer bilgilerinden önemli ölçüde yararlanmıştır. Kur'an'ın yine Kur'an'la anlaşılmasına önem vermiştir. İlmi tefsire karşı çıkarak anlaşılır bir üslup kullanmıştır.
 Seyyid Kutub: 1906 yılında Mısır'da doğmuştur. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberlemiştir. ‘'Konum Dersleri'' adlı makalesi onun İslami düşünce hareketine katıldığını göstermektedir. Hayatın her alanının İslami ölçülerden kaynaklanması gerektiğini vurgular. Edebiyattan tamamen sıyrılan Seyyid Kutub İhvan-ı Müslim teşkilatına üye olmuştur. Daha sonra Cemal Abdünnasır'a düzenlenen bir suikast nedeniyle tutuklanmış ve burada Fi- Zılali'l- Kur'an isimli tefsirini tamamlamıştır. Müfessir on yıl sonra serbest bırakılmış fakat daha sonra idam edilmiştir. Yazarın tefsiri yazmadaki amacı, Kur'an'ı rehber edinerek ideal insan ve toplum modeli oluşturmaktır. Müfessir ayetleri tefsir ederken ayetleri, konu bütünlüğüne göre gruplar halinde ele almış yani Kur'an'ın Kur'an'la tefsirine başvurmuştur. Aynı zamanda edebi bilgisini çok iyi değerlendirmiş, tevhit esası üzerinde durmuş, sosyal meselelere geniş yer vermiştir.
 İbnu Aşur: 1879'da Mısır'da doğmuştur. Pek çok hocadan ders almış, farklı görevlerde bulunmuştur. Tefsirinin adı, et-Tahrir ve't-Tenvir'dir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş, normal ayet sırasına göre tefsir yapmıştır. Peygamberimizden ve sahabeden gelen görüşlerden faydalanmıştır. Eser hem klasik hem de çağdaş anlayışların birleşiminden meydana gelmiştir.


0 Yorum - Yorum Yaz

tefsir 4    09.05.2013

BÜŞRA BAYAZIT11040061İDKAB2 TEFSİR İLMİ
Tefsir ilmi, ayetlerin indirildikleri zaman kastettikleri anlamları ortaya koyan bir disiplindir. Tefsir yapabilmek için Kur'an'ın dili olan dilini ve indiği dönemin şartlarını iyi bilmeliyiz. Ve bunları bilmek için Hz. Peygamberin sünnetinden ve sahabenin rivayetlerinden çokça bahsederiz. Ayeti tefsir edebilmek için kelimenin cümledeki manasını da bilmeliyiz. O zaman farklı şimdi farklı kullanılabilir. Birde te'vil işi vardır. Tevilin tefsirden farkı da kesin delillere dayalı olması ve kesin sonuçlara ulaşılmamasıdır. Oysaki tefsirde bu ayet kesinlikle bu anlama gelir denilebilir. Tefsir edilirken dikkat edilmesi gereken iki önemli ana husus vardır. Birincisi Arap Dili ve özellikleri. Tefsir yapılırken dil çok önemlidir. Bir kelimenin yanlış telaffuzu çok farklı anlamlara sebep olabilir. İkincisi ise tefsir ettiğimiz ayetlerin ne koşullarda ve hangi olay sonucu indiğini bilmeliyiz. Yani tarih ve dil bilgisi olan iki ana unsur çok önemlidir. Tefsiri kendi arasında şöyle sınıflandırabiliriz. İlk sırada Hz. Peygamberin yaşadığı dönem tefsiridir. Hz. Peygamber Kur'an'ın tamamını olmasa da bir kısmını tefsir etmiştir. Ve de Hz. Peygamber yaşayarak tefsir emiştir. Yani yaşayan tefsirdir. Bazen sahabenin sorularına karşılık ayetleri açıklamıştır. Ve sahabeden de yaşayıp uygulamalarını istemiştir. İkincisi sahabe dönemi tefsiridir. Hz. Peygamberin vefatından sonra Kur'an'ı açıklama işi ile sahabiler meşgul olmuşlardır. Sahabiler ayetlerin hangi sebep ve olay sonucu indiğini bilen insanlardı. Hatta o ayetin kahramanıydılar. Sahabenin kaynakları Hz. Peygamber, Arap dili, ehli kitap alimleri ve kendi müşahadeleri sayılabilir. Diğer tefsir çeşiti de Tabiun dönemi tefsiridir. Sahabiler den sonra bu işi doğal olarak tabiiler almıştır. Bu dönem de dil bilgisine önem verilmiştir. Sınırlar genişlemiş olduğu için çok çeşitli insanlar bulunuyordu. Bu yüzden kelime ve kavram açıklamaları önemli bir yer teşkil etmektedir. Bu dönemde tefsir işi sistematikleşmiştir. Tabiun tefsirinin kaynakların da sahabe, ehli kitap ve kendi bilgi ve kavrayışlarıdır. Kaynak açısından tefsirler; öncekilerin görüşleri, akli çaba ve ilham olmak üzere üç çeşittir. Yöntem tercihleri açısından tefsir ise rivayet ve dirayet olmak üzere iki çeşittir. Rivayet tefsirleri, ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir. Dirayet tefsiri, Kur'an'ı başlagıcından beri anlama, açıklama ve yorumlama unsurları içermesi bakımından bir insan faaliyetidir. Bu Hz. Peygamberden beri böyledir. Yani tefsir baştan beri akla dayalı olarak yapılan bir insan faaliyetidir. Tefsir dirayet işidir. Dirayet tefsiri ayetleri açıklarken Arap dili ve edebiyatı, tarih, dinler tarihi gibi pek çok disiplin verilerinden yararlanmıştır. Tefsirin nitelikleri, müfessirlerin ilgilerine, uzmanlık alanlarına göre değişir. Buna çok yönlü dirayet tefsiri diyoruz. Bunlar: filolojik tefsir, ilmi tefsir, fıkhi tefsir, felsefi tefsir ve tasavvufi tefsir olmak üzere çeşitleri vardır. Son olarak ta yenilikçi tefsir çalışmaları yapılmaktadır. Bu harekete göre Kur' an yeniden okunup yorumlanmalıdır. Bu hareketin başında Cemalletin Afgani bulunmaktadır.
ÜNİTE6
İBNU KUTEYBE: 213828 yılında küfe de doğmuştur. İbnu Kuteybe dönemin en mutezile mücadelesi içinde bulmuştur. Kuteybe hayatının büyük bir kısmını Abbasilerin en parlak döneminde Bağdat da geçirmiş ve orada 63 yaşında vefat etmiştir. Hadis, tefsir, fıkıh gibi ilimlerle uğraşan Kuteybe asıl derinleşmesini dil, edebiyat alanında yapmış ve tefsir ilmine de önemli katkılar da bulunmuştur. İbnu Kuteybe' nin günümüze kadar ulaşan iki eseri Te'vilu muskilu-l Kur'an ile Garibul Kur'anı birbirini tamamlar niteliktedir. İbnu Kuteybe eserini çok muhtasar tutmuş, lüzumsuz uzatmalardan kaçınmıştır. Bu sebeple kelimelerle ilgili olarak çok detaya inmemiştir. Bu eser kendinden sonraki yazılan eserlere büyük kaynaklık olmuştur.
ET- TABERİ: Taberistan'ın Mul şehrinde 224838 yılında doğmuştur. İlk tahsilini burada yapmıştır. Yedi yaşında hafız olmuş, dokuz yaşında hadis ezberlemeye başlamıştır. Zamanın da fıkıh, hadis, tarih ve edebiyat alanlarında ders almıştır. Son derece hacimli eserler meydana getirmiştir. Taberi, 310923 yılında Bağdat da vefat etmiş ve muhaliflerinin çokluğu sebebiyle, ölümü gizli tutularak geceleyin vefat ettiği eve defnedilmiştir. Eserin adı, Cami'ul Beyan an te'vili Ayil Kur'an'dır. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir. Bu tefsir kendinden sonraki eserlere kaynaklık etmiştir. Taberi, tefsirine mukaddime ile başlamıştır. Esrinde azımsanmayacak derecede kelam ve akide konularında ilgi bulunmaktadır. Özetle taberi, bu esrinde kendinden önceki müfessirlerin de görüşlerine yer vererek büyük bir tefsir ansiklopedisi meydana getirmiştir.
İBN EBİ HATİM: 240854 yılında Rey şehrinde doğmuş yine aynı yerde 85 yaşında vefat etmiştir. Hatim çok küçük yaşta iken babası tarafından Kur'an ve Kıraat eğitim öğretimi için bölgenin en meşhur alimine teslim edilmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra onbeş yaşında iken seyahate çıkmıştır. İbn Ebi Hatim zamanın olumsuz şartları altında yirmiden fazla şehir gezerek bölgenin alimleri ile görüşüp ilmi bilgi ve malzeme alışverişinde bulunmuştur. Tefsirinin adı, Tefsir'ul Kur'an'il azim müsneden an Rasuliilahi (S.A.V) ves'sahabeti vet'tabiindir. Tefsirin yaklaşık yarısı kayıptır. Hatim'in bu esri yazmaktaki hedefi, tefsirin isminden de anlaşılacağı gibi sadece Hz. peygamberden (s.a.v), sahabeden, ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliği içinde derlemektir. O, tefsirinde kendi görüşlerini belirtmekten özellikle kaçınmıştır.
EZ-ZEMAHŞERİ: Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. Mekke de uzun süre yaşadığı için Cerilluh lakabı verilmiştir. ilk tahsilini büyük ihtimalle, kasabanın imamı olan babasında yapmıştır. Okuma yazma öğrenip hafız olduktan sonra ilim tahsili için o zamanı büyük bir ilim merkezi olan Buhara'ya gitmiştir. Dile hakimiyeti, yazdığı eserlerde açıkça görülmektedir. Zemahşeri itikatta mutezile, fıkıhta ise hanefidir. Eserin adı, el Keşşaf an hakaik'il tenzil ve Uyunil Ekavil fi Vücuhit Te'vildir. Zemahşer'inin bütün İslam aleminde tanınmasını sağlayan bu tefsirdir. Zemahşeri bu esrini Mekke de yaşarken kaleme almış ve iki senende tamamlamıştır. Zemahşeri'nin bu tefsiri daha ziyade dil ve belagat bakımından önemlidir. Çünkü O, bu eseriyle belagat yönünden Kur'an'ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Bu yüzden eseri tefsirlerin anası olarak kabul edilmiştir. Tefsir de genellikle soru-cevap metodunu kullanmıştır.
EL KURTUBİ: Kurtuba da doğmuştur. Kurtuba da çiftçilikle uğraşan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Öğrenim çağına girince önce arapça ve şiir, sonrada Kur'an'ı Kerim öğrenmiştir. Kaynaklar, Müfessiri salih, arif ve mütevazi kişiliği ve sade yaşantısı ile tanıtırlar. Kendisi zühd ve takva içerisinde yaşamakla birlikte birçok faydalı eser kaleme almıştır. Maliki mezhebine mensuptur. Kurtubi'nin tefsirinin adı, el cami'u li Ahkamil Kur'an ve vel Mübeyyin lima tedammehu minessünneti ve Ayil Furkan'dır. Eser ahkam ağırlıklı olduğu için eseri Ahkam'ul Kur'anlar içinde sayanlarda olmuştur. Eser Kur'an'ın tamamının tefsiridir. O, tefsirinde Kur'an'ın fazileti, okunuşunun keyfiyeti, tefsiri gibi birçok konuya değindiği mukaddime ile başlamıştır.

 İBNU KESİR: 7011301 veya 1302 Şam bölgesinin Busra şehrinin köyünde doğmuştur. Fakih, edip ve hatip olan babası öldüğünde üç yaşında idi. Yedi yaşında iken ailesi ile Dımaşk'a göç etmiştir. Burada çeşitli hocalardan, fıkıh, hadis, tarih dersleri almıştır. Tefsirinin adı, Tefsir'ul Kur'anil Azimdir. Kesir, eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir, onu özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra konu ile ilgili diğer ayetleri verir. İsrailiyat ile ilgili rivayetlerden kaçınmıştır.
SEYYİT KUTUP: 1906 yılında Mısırın Asyut kasabasında, dindar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. İlköğretimini köydeki medresede alan Kutup, küçük yaşlarda Kur'an'ı ezberlemiştir. 1933 yılında Kahire üniversitesinden mezun olmuştur. 1948 sonlarında İslam da Sosyal Adalet isimli eserini yayımlamıştır. Kutup bu kitapta insanlığın arzu ettiği gerçek sosyal adaletin İslam da olduğunu açıklamıştır. 1954 de Cemal Abdünnasır'a düzenlenen suikast girişimi nedeniyle tutuklanmıştır. Verilen idam kararı ile hayatı son bulmuştur. Fi Zilal'i Kur'an isimli tefsiri, yirminci yüzyılda yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birisidir. Yazarın amacı, Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır. Kutup ayetleri teker teker ele almak yerine bütünlüğü ele alarak guruplar halinde inceler.
MUKATİL B. SÜLEYMAN: Tefsir ilmin de şöhret yapmış temel şahsiyetlerden birisidir. Mukatil 80699 yılında Belh de doğmuş, Meru, Bağdat ve Basra da ilim tahsil etmiş ve yine aynı yerde tefsir faaliyetlerin de bulunmuştur. 150767 senesinde vefat etmiştir. Eseri, et-tefsirul Kebir dir. Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bize kadar ulaşan ilk tefsirdir.
EL FERRA: Çocukluğu ve ilk tahsil yılları Kufe de geçmiştir. Tahsiline basrada devam etmiştir. Ferra ders aldığı hocasının vefatı üzerine onun yerine geçmiş ve hocalık hayatına başlamıştır. Hacca giden Ferra, hac dönüşünde yolda vefat etmiştir. Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde Ferra'nın büyük katkısı olmuştur. Eseri, Mena'il Kur'an adıyla bilinen Tefsiru Muşkilil İrabil Kur'an ve Menanibi'dir. Ferra tefsirini mevcut Kur'an tertibi üzerine yapmıştır. Tefsirin amacı dil problemlerine ışık tutmaktır. Kelime bilgisi açısından kendinden sonraki tefsirlere kaynaklık etmiştir.
ER-RAZİ:5431149 senesinin ramazan ayında Rey şehrinde doğmuştur. Soyu kureyş kabilesine ulaşılır. Aslen Taberistanlıdır. 6061210 senesinde iken Herat da vefat etmiştir. Razi, önce büyük bir alim olan babası Ziyaüüdin Ömer'den ders almıştır. Razi yalnız İslami ilimlerde değil, zamanın bütün ilimleriyle de ilgiliydi. En iyi olduğu alan Kelamdır. Tefsirinin adı, Mefatihul Gaybdır, diğer bir adıyla da Tefsir'ul Kebir eserinin yazılış amacı akıl prensipleri altında ileri sürülen fikirleri çürütmektir.
EBUSUUD: 8961490 yılında İstanbul da doğmuştur. Ailesi İskiliplidir. Ebusuud ilk derslerini babasından almıştır. Diğer hocalardan da ders alıp eğitimini tamamladıktan sonra yirmi altı yaşında müderris olmuştur. Elli beş yaşında şeyhülislam olmuştur. Ebussud efendi dini hükümleri çok iyi bilen, sağlam karakterli ve çok çalışkan bir alimdir. 25 ağustos 1574 de vefat etmiştir. Tefsiri, İrşadü'l Akli's-selim ila Mezaya'l Kur'ani'l Kerim'dir. Osmanlı döneminde yetişen tefsir alimlerinin çoğu Kur'an'ın tamamını tefsir etmeyip daha önce yazılan kaynaklardan yararlanmaktaydı. Ebusuud ise Kur'an'ın tamamını tefsir edenlerin başında gelmektedir. Eserin en önemli özelliği, Kur'an ayetlerinin fesahat ve belegatı ile yapmış olduğu tespitlerdir. Cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlarla ilgili dikkat çekici tespitleri vardır.
İSMAİL HAKKI BURSEVİ: 10601652 de bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Aydos'ta doğmuştur. Bursa da otuz seneden fazla yaşadığı için Bursevi ismiyle meşhur olmuştur. Kur'an okumayı küçük yaşta öğrenmiştir. Ahmet Efendi den Arapça dersleri almış ve hatla meşgul olmuştur. 1675 te şeyhi tarafından halife olarak Üskübe gönderilmiştir. Burada irşat görevinin yanında camilerde vaaz ve nasihatte bulunmuştur. Eseri, Ruhul beyal fi tefsiril Kuran dır. Tefsir yazılmadan önce Bursa Ulu Cami kürsüsünden halka vaaz olarak sunulduğu için mevi iza ağırlıklıdır. Bu dönemde önemli bir kaynak olmuştur. Tefsir de hem rivayet hem de dirayet metodunu birlikte kullanmıştır.
MUHAMMED ABDUH: 1265 1849 da Mısır'ın Buhayre ye bağlı Mahelletün nasır köyünde doğmuştur. Hz.Ömer neslinden gelen bir ailenin çocuğudur. Okuma yazma öğrenip iki senede hafızlığını bitirdikten sonra 1862 de okuması için Tanta ya gönderilmiştir. Burada medrese eğitimine başlamıştır. Cemalettin Afgani den felsefe, kelam dersleri almıştır. Hayatının sonuna kadar müftülük görevinde bulunmuştur. 19 Temmuz 1905 de İskenderiye de vefat etmiştir. Tefsiri, Tefsirul Kur'anil Hakim dir. Tefsirul menar ismiyle meşhur olmuştur. Abduh 1889 yılında başladığı tefsir derslerine vefat edinceye kadar devam etmiştir. Abduh tefsirinin gayesinin kuru ve tteknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru ve sağlam bir yaşayış sunmak olduğunu belirtmiştir. Abduh, ayetlerin nazil olduğu dönemle sınırlandırmayıp günümüze de getirip irtibat kurma taraftarıdır.
MUHAMMED İZZET DERVEZE: 1888 de Filistin'in Nablus şehrinde doğmuştur. Maddi sıkıntılar sebebiyle öğrenimine devam edemeyince 18 yaşında memuriyet hayatına başlamıştır. Bir çok yerde memurluk yapmıştır. Derveze bu resmi görevlerinin yanı sıra 1906 dan itibaren Osmanlı Devletin deki fikir hareketleriyle yakından ilgilenmiştir. Derveze lise hayatından sonra dini alanda yüksek öğrenim görme imkanı elde edememiş fakat gençliğinden itibaren kendi çaba ve gayretleriyle eğitim öğretimini çok okuyarak telafi etmiştir. Kur'an ile yakından ilgilenmiş ve pek çok eser vermiştir. Eserin adı, Et-Tefsirul Hadis'tir. Bu eserini telif ederken 247 farklı eserden yararlanmıştır. Tefsirinin en önemli özelliği surelerin nüzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır. Kur'an'ın yine Kur'an ile anlaşılmasına önem vermiştir. Eserini sade bir üslupla ve kolay anlaşılır bir şekilde yazmıştır.
İBNU AŞUR: 1879 da Tunus da doğmuştur. Fas asıllı olup ancak Asur ailesine mensup olduğundan İbni Asur lakabıyla anılmıştır. İlk öğrenimini tamamladıktan sonra 1872 de orta ve yüksek öğrenim kurumu olan Zeytune camine girmiştir. Zekası ve üstün kabiliyeti sebebiyle kendisine burada özel bir program uygulanmıştır. Pek çok hocadan dersler almıştır. Üniversite hocalığı yapmıştır. Asur, üniversitedeki görevi ve akademik faaliyetleri yanında on yıl maliki kadılığı görevini yürütmüştür. Uzun hayatı boyunca ilmi çalışmalarını ve fikri mücadelelerini aralıksız sürdüren İbnü Asur 1973 de vefat etmişti. Tefsirinin adı, Ettahrir vet- Tenvir dir. Ayetleri Kur'an daki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş, gerektiğinde Hz. Peygamberin tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de yararlanmıştır.

 BÜŞRA BAYAZIT11040061İDKAB İKİ


0 Yorum - Yorum Yaz


11040183 Elif Kara idkab-2

5. ÜNİTE

TEFSİR İLMİNİN TANIMI 

•Tefsir ilmi, Kur'an'ın kullandığı Arap dil bilgisini, dönemin tarih bilgisini ve ayetlerin indiği zamanki kastettiği anlamları açıklayan ilim dalıdır.
•Ayetleri tefsir edebilmek için öncelikle Kur'an'ın indiği dönemin Arapçasını bilmek gerekir.
•Dönemin tarihini bilmek gerekir. Bunun nedeni ayetlerin tam anlaşılması için hangi olaylar sonucunda indiğini bilmenin gerekli olmalıdır. yani ayetlerin nüzul sebebini bilmenin yolu budur.
•Tefsir ayetlerin indiği dönemde ne anlama geldiğini araştırır. Çünkü Kur'an dinamik bir yapıya sahiptir. Bu bakımdan ayetleri zamana göre farklı anlamlara gelebilir. Ama Kur'an'ın indiği dönem de ayetler nasıl anlaşılıyordu bunu bilmeden yeni yorumlar yapmak mümkün değildir.
•Tefsir kesinlik arz eder. Tefsirde ayetlerin ne anlama geldiği kesin bir dille ifade edilmelidir.
TEV'İL
•Ayetlerin ilk geldikleri zamanki tek anlamlarını ortaya çıkaracak ve ayetlere kesin açıklamalar getirmek için yeterince rivayet bulunmaması durumunda yapılır.
•Ayetlerdeki kelimeler bir kaç anlam taşıyabilir müfessir de delilleri değerlendirilir ve bir yorum getirir.
•Tevil kesinlik arz etmez. Çünkü burada kişinin yorumu daha fazladır.
•Yine de yapılan yorum Arap diline ve rivayetlere ters düşmemelidir.
•Tevilde deliller kişiyi kesin delile götürmediği için müfessir kendi tercihini ön plana çıkarmaktadır. Yorum tevilde tefsirden daha fazladır.
•TEFSİR İLMİNİN AMACI
•Tefsir Kur'an ayetlerinin doğru açıklamayı amaç edinmiştir.
•İlk Müslümanlar Kur'an'ı kolayca anlatıyordu. Çünkü Kur'an'ın hangi olaylar sonucunda indiğine bizzat şahit oluyorlardı ve Kur'an dilini kullanıyorlar.
•Tefsir Kur'an'ın ilk indiği andaki anlamları sonraki insanları açıklamaya çalışır.
•Kur'an'ı doğru anlayabilmek için tefsire ihtiyaç vardır.
TEFSİR İLMİNİN YÖTEMİ
•Ayetlerin ilk indirildikleri andaki anlamları ortaya çıkarmaya çalışır. Bu nedenle dil biliminden yararlanır.
•Cümlelerin kuruluşu, kelimelerin anlamlarını ortaya çıkararak ayetlerin zahiri anlamlarını ortaya çıkarır.
•Tabii ki bu ayetleri anlamak için yeterli değildir. Kelimelerin zaman içerisindeki değişimlerini, hangi olaylarda kullanıldıklarını bilmek için tarih bilimini kullanır.
•Kur'an'ı iyi anlayabilmek için indiği dönemin tarihi koşullarını bilmek gerekir. O dönemdeki olayları ve kullanılan dili, cümlelerin ne anlamı kastettiğini bilmek gerekir.
•Tefsir Kur'an'ı ilk önce dil açısından açıklar.
•Ayetler doğru tefsir edebilmek için onların hangi koşullarda indiğini inceler.
TEFSİR İLMİNİN DİĞER TEMEL İSLAM BİLİMLERİYLE İLİŞKİSİ
Tefsir ilimi birçok ilimden yaralanır. Bunları iki gruba ayırabiliriz.
1-Dil ile ilgili olan ilimler. Ayetlerin ne anlama geldiğini anlayabilmek için önce Arapça bilinmelidir. Cümle yapılarını ve söz sanatlarını anlayabilmek için de nahiv, sarf, beyan gibi ilimlerin bilinmesi gerekir.
2-Tefsir Kur'an'ın indiği zamanla ilgili bilgileri bildiren tarih ile ilgili ilimler. Tefsir ilmi Peygamberimiz ayetlerle ilgili yaptığı açıklamaları öğrenebilmek ve ayetlerin sebeb-i nüzullerini öğrenebilmek için hadisi ve surelerin nüzul sıralarını öğrenebilmek için nasih mensuh bilgilerini gibi ilimlerden faydalanır.
TARİH İÇİNDE TEFSİR ve TEFSİR EĞİLİMLERİ
•Kur'an'ı anlama ve onunla bir hayatı anlamlandırma insanın asıl işidir. Bu sebepten Kur'an'ın tefsiri Müslümanlar için önemli bir yer tutar.
•Kur'an'dan önceki kutsal kitaplarda açıklama ihtiyacı duymuştur.
•Bu tefsir ihtiyacı yalnızca Kur'an ve kutsal kitaplar için değil felsefe, edebiyat gibi alanlarında ihtiyacıdır.
•Müslümanların yaşamlarının her alanında sanat, mimari gibi Kur'an yorumlarının etkisi vardır. Bu nedenle Kur'an yorumu sadece Kur'an tefsirinde değil aynı zamanda bütün Müslüman kültüründe aramalıyız.
İLK DÖNEM TEFSİR TARİHİ
Hz. Peygamberin Yaşadığı Dönemde Tefsir
•Peygamberimiz Kur'an'ın bazı ifadelerini sahabenin sorularına cevap vermek için ya da bazı durumlarda doğrudan kendisi açıklama yapardı.
•Peygamberimiz Kur'an'ın tamamını tefsir etmemiştir. İhtiyaç duydukça yada doğrudan kendisi açıklama yapmıştır.
•Kur'an'ı ilk tefsir eden Hz. Peygamberdir.
Sahabe Dönemi Tefsiri
•Sahabe peygamberimizin vefatından sonra Kur'an'ı açıklama işiyle ilgilenmiştir.
•Sahabenin tefsiri iki temele dayanmaktadır. Müşahedelere dayalı açıklamalar ve kişisel bilgi ve kavrayışlarına dayalı açıklamalar.
•Sahabe Kur'an ayetlerinin kime ve hangi sebeple indiğini biliyorlardı. Bu sebeple Kur'an'la olgu arasındaki bağlantıyı iyi kurabiliyorlardı.
•Sahabenin tefsiri sonraki nesiller için büyük kaynaktır. Çünkü sahabe Kur'an'ın indiği dönemde yaşamışlardır. Ayetlerin nüzul sebeplerine bizzat şahit olmuşlardır. Onların açıklamaları dönemin tarihine, kültürüne, ahlaki yapısına, siyasi yapısına ayna tutmaktadır.
•Sahabe tefsirinin kaynakları Hz. Peygamber, Arap dili ve edebiyatı, kendi müşahedeleri ve Ehli Kitap âlimleridir.
Tabiun Dönemi Tefsiri
•Rivayet tefsirinin gövdesini büyük ölçüde tabilerin görüşü ve açıklamaları oluşturur.
•Bu dönemdeki tefsirin içine kelimelerin ve kavramların ayrıntılı olarak açıklaması ve İsrailyat kıssaları girmiştir.
•Gayb âlemine ve ahirete ilişkin açıklamalar vardır.
•Fıkhi izahlar yapılmıştır.
•En önemlisi bu dönemde tefsir daha sistematik hale gelmiştir. Basit ihtiyaçlar için değil Kur'an baştan sona daha sistemli tefsir edilmeye başlanmıştır.
•Bu dönemde yapılan yorum ve açıklamalar nihai değildir. Ama sonraki nesillere büyük oranda yardımcı da olur.
Tefsirin Tedvini
•Kur'an tefsirinde yazılı belgeler İbn-i Abbas'la başlamıştır.
•İbn Abbas'la yazılmaya başlamış ve tabiun döneminde devam etmiştir.
•Hadis tedvini sırasında tefsire ilişkin haberler de yazılmıştır. Bunlar ilk dönemde müsnedlerde karışık olarak bulunuyordu. Ama daha sonra Camii ve Sünenlerde, çeşitli musannaflarda ‘Kitabu't Tefsir' olarak ayrı bir bölüm oluşturulmuştur.
•Ama hadis kaynaklarında olan haberler. Rivayet tefsirinde olan haberlere oranla daha azdır. Çünkü tefsir baştan beri bağımsız bir yapıya sahiptir.
•Tefsirin tedvini hadisin tedvininden daha sonra başlamamıştır.
•Kur'an'ın toplum için rehber olması nedeniyle Kur'an'ın açıklanması bir gerekliliktir.
•Kur'an tefsirinin yalnızca Hz. Peygambere ve sahabeye bırakılması doğru değildir. Değişen toplum yapısı ve ihtiyaçlarına cevap vermek için yeni yorumlar yapılması gerekmektedir. Bu nedenle ilk müfessirler de hem kendilerinden önceki tefsiri hem de kendi bakış açılarını yansıtan eserler vermişlerdir.
Kaynak ve Yöntem Tercihleri Çerçevesinde Kur'an Tefsirleri
•Tefsir tarihinde iki temel anlayışla karşılaşırız. Birincisi tefsiri Hz. Peygamberin ve ilk neslin açıklamalarından gören anlayış, ikincisi ise bunların yanında kişisel bilgi, anlam ve yorumlamayı da esas alan anlayıştır.
•Bunların yanında üçüncü bir anlayış daha vardır. İçe doğuş, ilham yoluyla anlama ve yorumlamanın tefsire katılmasını savunan görüştür.
•Hiçbir müfessir kendi tarihselliği ve öznelliğinden bağımsız tefsir yapamaz. Bu sebepten mezhebi tefsir kategorisi ayrı bir başlık olarak değil her tür tefsirde yer alan bir düşüncedir.
RİVAYET TEFSİRİ
•Hz. Peygamberden, sahabeden nakledilen tefsirleri bünyesinde toplayan tefsirdir.
•Bu tefsirde yöntem olarak nakil kullanılır. Ama bu nakilleri tercih etme konusunda yine müfessirin dirayetine ihtiyaç vardır.
•Rivayet ve dirayet tefsirinde ayrım yalnızca biçimseldir. Aslında her iki tefsir türünde de hem rivayet hem dirayet kullanılır.
•Kur'an tefsirine ilişkin haberler geçmişten günümüze şifahi ve yazılı olarak isnatlarıyla birlikte nakledilmiştir.
•Tabiun döneminde müfessirler hocalarının görüşlerini naklederken bir yandan da kendi görüşlerini ortaya koyuyorlardı. Bu da rivayet tefsiri malzemesinin artmasına neden olmuştur.
Dirayet Tefsiri
•Tefsir faaliyeti açıklama ve yorumlama içerdiği için bir insan faaliyetidir.
•Tefsir aslında bütünüyle dirayet işidir.
•Dirayet tefsirinde müfessir kendi açıklama ve yorumlarını tefsirine katar.
•Dirayet tefsirinde müfessir Arap dili ve edebiyatı, tarih, dinler tarihi gibi bilimlerden yararlanır.
•Müfessir içinde yaşadığı kültürün, ilim ve fikir çevrelerinin, mensup oldukları ekollerin ve mezheplerin özelliklerini tefsirine yansıtır.
•Aslında rivayet ya da dirayet tefsirindeki ayrım müfessirin tercihine dayanır. Bazı müfessirler geçmişte yapılan dirayetleri eserlerine alırken, bazıları kendi yorum ve açıklamalarını eserlerine eklerler.
•Dirayet tefsiri ikiye ayrılır
1)Çok yönlü dirayet tefsiri
•Kur'an'ın baştan sona tarih, dil bilimi gibi bilimler kaynak alınarak ve nakiller yoluyla tefsir edilmesidir.
2)Tek yönlü dirayet tefsiri
Kur'an'ın belli bir konusu üzerinde yoğunlaşarak tefsir edilmesine denir.
•Tek yönlü dirayet tefsiri dil bilimsel tefsir, fıkhi tefsir, ilmi tefsir, felsefi tefsir, tasavvufi tefsir olarak beşe ayrılır.
Yenilikçi Tefsir Çalışmaları
•Geçmişteki tefsir geleneğine eleştirilerini vurgulu bir şekilde yaparak ortaya çıkmıştır.
•Kur'an'ın hidayet rehberi olduğu ve hayata yön vermesi gerektiği söylenmiştir. Ama bunun göremediklerini düşündükleri tefsir geleneğini eleştirmişlerdir.
• Bu nedenle Müslümanların geri kaldığını söylemişlerdir.
•Geçmişte yapılan tefsirlerde uydurma hadisler, İsrailiyat haberleri ve hurafeler kullanılmıştır demektedirler. Bu nedenle Müslümanların kurtulması için ilk dönemdeki saflığına geri dönmeleri gerektiği söylenmiştir.
İlmi Tefsir Çalışmaları
•Kur'an'ın çeşitli ilimlere ve bazı buluşlara atıflarda bulunduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır.
•Batıda bilimin gelişmesiyle birlikte Kur'an'ın bilimle çatışmadığını ve daha önceden bu buluşların Kur'an'da yer olduğunu kanıtlama çabasıyla ortaya çıkmıştır.
•Kur'an Allah tarafından gönderildiği için insanların bulunduğu şeylerin onda olmaması gibi bir durumun söz konusu olmayacağı düşüncesinden hareketle bu çalışmalar yapılmıştır.
•Bu çalışmalar bilimin sonuçlarını temel almıştır ve bu sonuçları Kur'an'a doğrulatma çabası görülmektedir. Bu nedenle de yaklaşım temelde bir yanlışlık içindedir.
İdeolojik Tefsir Çalışmaları
•Bütün dünyada ideolojinin gündeme gelmesi, islam dünyasında bazı bilgelerin sömürge altında kalması nedeniyle ortaya çıkmıştır.
•Kur'an'ın mesajı özgürleştirici bir siyasal ideoloji olarak görülür.
•Geleneği tenkit, İslam'ı yalnızca Kur'an'a başvurarak yorumlama ve Kur'an'ın hidayete çağıran bir mesajının olduğu düşünmektedir.
•Kur'an yabancı kültür ve yönetime karşı koyan en önemli kaynak olarak görülür.
Tarihsel Tenkitçi Tefsir
•Kur'an belli bir topluma ve dönemde inmiştir. Bu nedenle onu anlayabilmek için indiği dönemin tarihini toplumun kültürünü iyi bilmek gerekir düşüncesindedirler.
•Kur'an tarihten bağımsız tefsir edilemez derler.
•Kur'an dünyası indiği tarihsel ortamla belirlenmiştir.
•Bu sebeple Kur'an'ın indiği dönemdeki Arap yarım adasının sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik vb. durumlarını bilmek gerektiğini savunmuşlardır. Bu çalışma eski çalışmalardan farklı sonuçlar üretebilmektedir. Yani yalnızca tarihe saplanıp kalmaz. Tarihin yardımıyla Kur'an ayetlerini doğru yorumlayıp günümüze uyarlamışlardır.
•Bu yeni çözümlerin sebebi gelişen ve değişen dünyanın yani sorunları karşısında eski çözümlerin yeterli olmamasıdır. Bu nedenle bu çalışma yeni sonuçlar üretmiştir.
6. ÜNİTE
Mukatil b. Süleyman
Mukatil 80/699 tarihinde Belh'te doğmuş, merv, Bağdat ve Basra'da ilim tahsil etmiş ve yine aynı yerlerde tedris faaliyetlerinde bulunmuştur. 150/767 senesinde de vefat etmiştir.
İlk fıkhi tefsir olan Tefsiru'l- Hamsi Mieti Ayetin Minel - Kur'an adlı eseri yazmıştır.
Tefsiri
Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bu özelliğiyle bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir. Eserde muğlak kelimelerin izahları yapılmakta, vucuh ve nezair üzerinde durulmaktadır. Tefsirde yer yer İsraili haberlere ve tarihi hadiselere rastlanmaktadır. Eserde her hangi bir mezhep mücadelesine rastlanmaktadır. Tefsirde hemen hemen isnad yok gibidir. Bu nedenle eleştirilmiştir.
El -Ferra
El- Ferra 144/761-62 yılında Kufe'de halife Cafer el Mansur zamanında doğdu. Çocukluğu ve ilk tahsil yıllar Kufe'de geçti. Tefsir ve lügat ilimleriyle daha fazla ilgilendi. Tahsiline Basra'da devam etti. Ömrünün sonunda hacca giden Ferra dönüşünde yolda 207/823 yılında vefat etmiştir.
Ferra Arap dilinin özelliklerini ve kurallarının belirlenmesinde büyük katkısı vardır. O dönemde Nahiv ilmi gelişmemişti. El Ferra bu alanda çalışmalar yapmış ve bu alanda tahliller yapmıştır.
Tefsiri
Meani'l- Kur'an adıyla meşhur olmuş eserin asıl adı Tefsiru Müşkili İ'rabul- Kur'an ve Meanihi'dir. Tefsirini mevcut Kur'an tertibi üzerine yapmıştır. Tefsirinin hedefi Kur'an metninin anlaşılmasında dil problemlerini çözmektir. Ferra tefsirinde yer yer kıraat meselelerine de değinmiştir. Eserinde sık sık Arap şiirlerine başvurur. Gerektiği yerde sebeb-i nüzul rivayetlerinden de yararlanır.
Ferra'nın bu tefsiri Kur'an nahivi ve kelime bilgisi açısında sonraki nesillere kaynaklık eder.
İbnu Kuteybe
Ebu Muhammed Abdullah b. Müslim b. Kuteybe et-Dineveri, 213/828 yılında Kufe'de doğmuştur. İbn. Kuteybe dönüminin en seçkin alimlerinden ders almıştır. İlk dersini babasından almış daha sonra Bağdat'ta Cahız'ın öğrencisi olmuştur. Çeşitli ilimlerde ders almış ama asıl derinleşmesini dil, edebiyat ve şiir alanında yapmıştır. Kur'an'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların yorumlarını filolojik olarak çürütmüştür.
Tefsiri
İbnu Kutetbe'nin tefsirinde günümüze kadar ulaşan iki eseri Tevitıs müşkilul- Kur'an ile Garibul- Kur'an'ı aslında birbirini tamamlayan iki eserdir. İbn. Kuteybe, kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş, gramerle ilgili konulara girmekten, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır. Garip kelimeleri açıklarken önce Kur'an'a daha sonra lügatçilerin ifadelerine müracaat etmiştir.
Taberi
Taberista'nın Mul şehrinde 224/838 yılı sonlarında doğdu. İlk tahsilini burada yaptı. İlim tahsili için Rey, Basra, Kufe, Medine, Suriye, Mısır gibi şehir ve ülkelerde dolaştıktan sonra Bağdat'a yerleşti. Hadis, fıkıh, kıraat, tarih, edebiyat sahalarında çok meşhur alimlerden ders aldı. Olgunluk döneminde bu ilimlerle ilgili eserler verdi. Taberi 310/923 yılında Bağdat'ta vefat etmiştir.
Tefsiri
Eserini tam adı Camiu'l- Beyan an Te'vili Ayi- Kur'an'dır. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden biridir. Bu tefsir kendinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir. Taberi ihtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahlillerini yapar. Ayetlerden çıkarılacak fıkhi hükümlere ve bu hükümlerin dayandığı delillere temas eder. Bu hükümlerden tercih ettiklerine ve tercihine sebeb olan delillere işaret eder. Taberi özellikle kelime izahlarında garip lafızların tefsirinde Arap şiirinden yararlanmıştır.
İbn Ebi Hatim
Ebu Muhammed Abdurrahman b. Ebi Hatim Muhammed b. İdris el Hanzeli er- Razi 240/854 yılında Rey'de doğmuştur ve yine aynı yerde 85 yaşında 327/939 da vefat etmiştir. Küçük yaşta babasından Kur'an ve kıraat ilminde eğitim almıştır. Bundan sonra babasıyla ilmi seyahatler yapmıştır. Bu şekilde çeşitli rivayetlere ulaşmıştır.
Tefsiri
Tefsirinin tam adı Tefsiru'l Kur'an'i'l- Azim Müsneden'an Rasulillahi (sav) ve's- Sahabeti ve't- Taabiin'dir. Bu eseri yazma hedefi Peygamberimizden, sahabeden ve taabiundan gelen tefsir rivayetlerini derlemektir. Zengin bir rivayet koleksiyonu olan tefsir, kendisinden sonra yazılan birçok tefsire kaynaklık etmiştir.
Zemahşeri
Ebul Kasım Mahmud ibn Ömer ez- Zemahşeri el- Harezmi, büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. Buhara'dan muhtelif hocalardan Usulü fıkıh, fıkıh, hadis, tefsir, kelam, felsefe, manıtk ve Arapça dersleri aldı. Zemahşeri yetişmiş alim olarak memleketine dönmüş 1143 yılında seyhan nehri kenarındaki Cüreaniye'de vefat etmiştir.
Tefsiri
Eserinin tam adı el Keşaf an Hakikat- Tenzil ve Uyunil- Ekavil fi Vücühi't- Te'vil'dir. Bu eser belagat ve dil bakımından önemlidir. Ancak Zemahşeri mutezile mezhebinden olduğu için eleştirilere uğramıştır. Tefsirde genellikle soru- cevap metodu kullanmıştır.
El Kurtubi
Kutuba'da doğmuştur. Doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. Tam ismi Ebu Abdullah Muhammed b. Ahmed b. Ebi Bekir b. Farh el- Kurtubi'dir. Endülüsün yetiştirdiği büyük alimlerdendir. Kurtubi önce Kurtuba'da daha sonra Mısır'da dil, edebiyat, kur'an ilimleri, kıraat, tefsir, hadis ve fıkıh dersleri aldı.
Tefsiri
Tefsirinin tam adı el Camiu li Ahkami'l- Kur'an vel Mübeyyin lima Tedammenehu mine's- Sünneti ve Ayi'l- Furkan'dır. Eser ahkam ağırlıklıdır bu nedenle Ahkamul Kur'an'lar içinda sayanlar olmuştur. Bu tefsirde Kurtibi, zamanına kadar fıkıh, hadis, dil, belagat, kıraat, akaid, tarih alanlarında yazılan tüm eserlerden faydalanmıştır. Bu da Kurtubi tefsirinin yalnızca ahkamla ilgili olmadığını ve Kur'an ayetlerini hemen her alanda inceleddiğini gösterir.
Fahruddin Razi
543/1149 senesinde Ramazan ayında Ren şehrinde doğdu. Tam ismi Muhammet b. Ömer b. El- Hüseyin b. Ali el Kurasi et- Teymi el Bekri et teberistanidir. Kelam, Tefsir, fıkıh usulü gibi dini ilimlerde çok derin bir alimdir ve edebi ilimler, matematik, kimya gibi zamanın fen ilimlerinde desöz sahibiydi. Razi'nin en meşhur olduğu ilim kelamdır. 606/1210 senesinde 61 yaşında Herat'ta vefat etmiştir.
Tefsiri
Tefsirinin asıl adı Mefatihu'l- Gayb'dır. Müfessir eserini yazmaktaki maksadı akıl prensipleri ve istidlal yolları sayesinde Kur'an'a yapılan hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak, bu konudaki karşı fikirleri geçersiz hale getirmektir. Eserde her sure bir kitap şeklindedir ve kitaplar bablara, bablar da mesellere bölünmüştür.
İbn. Kesir
701/1301 Şam bölgesinde Busra şehrinde doğdu. Tarih, tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış alimlerimizdendir. 26 Şaban 774'de Dımaşk'ta vefat etmiştir.
Tefsiri
Tefsirinin tam adı Tesiru'l- Kur'an'il- Azim'dir. Tefsir ibn. Kesir ismiyle meşhur olmuştur. Eser rivayet tefsirleri arsında önemli bir yeri vardır. Müfessir kendi görüşlerine de yer vermiştir. Eserde önce tefsir açıklandıktan sonra konuyla ilgili diğer ayetler verilir. Daha sonra da konuyla ilgili hadisleri verir. Kur'an'ın Kur'an'la tefsirinde şöhret yapmıştır.
Ebussuüd
Tam adı Ebussüud Muhammed el- İmadi'dir. 896/1490 yılında İstanbul yakınlarında metris köyünde doğmuştur. Osmanlı döneminin en önemli medreselerinde görev yapmıştır. 25 Ağustos 1574 tarihinde 84 yaşında vefat etmiştir.
Tefsiri
Tefsirini tam adı, İrşadü'l Akli's- Selim İla Mezaya'l- Kur'an'il Kerimdir. Osmanlı döneminin tefsir alimlerinin çoğu Kur'an'ın tamamını tefsir etmemiştir.daha önce yazılan tefsirlere haşiye yazmakla yettinmişlerdir. Ebussuüd Kur'an'ın tamamını etmiştir ve bunların başında gelir. Eserin en önemli özelliği ayetlerden fesahat ve belagatı ile yapmış olduğu tespitlerdir. Bu ayetlerden farklı anlamların elde edilmesinde kıraat farklılıklarında da faydalanır.
İsmail Hakkı Bursevi
İsmail Hakkı 1660/1652'de bugün Bulgaristan sınırı içinde bulunan Aydas'ta doğmuştur. İsmi İsmail lakabı Hakkı'dır. Bursa'da 30 seneden fazla ikamet edip burada vefat ettiği için Bursevi nisbetiyle meşhur olmuştur. İsmail Hakkı, çeşitli yerlerde görevler yapıp Bursa'ya yerleştikten sonra Ulucami'de vaaz vermeye başladı. Kısa bir süre sonra bu vaazlarında Fatiha'dan itibaren Kur'an'ı tefsir etmeye başladı. Böylece zaman içinnde meşhur tefsiri Rühül- Beyan ortaya çıkmış oldu. İsmail Hakkı 1725'te 72 yaşında iken vefat etti.
Tefsiri
Eserin tam adı Ruhul- Beyan fi Tefsiri'l- Kur'an'dır. Osmanlı döneminde ve işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir. Tefsir yazılmadan önce Bursa Ulucami'de vaaz olarak verildiği için meviza ağırlıklıdır. Bu açıdan meviza türündeki en eser omuştur. Tefsirinde hem rivayet hem dirayet metodunu birlikte kullanmıştır. Tasavvufi yorumlarla zenginleştirmiştir. Eserde farsça şiirlere de sık sık rastlanmaktadır.
Muhammed Abdullah
Muhammed Abdullah b. Hasan Hayrullah et- Türkmani el- Mısri 1265/1849'da Mısır'ın Buhayre'yae bağlı Mahallettunnasr köyünde doğdu. El- Ezher üniversitesinde öğrenim görmüştür. O sırada Mısır'a gelen Cemaleddin Efgani'de 1871 yılından itibaren riyaziye, felsefe, kelam dersleri almıştır. El- Ezher'e hoca olarak tayin edildi. 11 Remmuz 1905'de İskenderiye'de vefat etti.
Tefsiri
Tefsirinin asıl adı, Tefsiriu'l- Kur'anil- Hakimdir. Fakat Tefsirul- Menar ismi ile meşhurdur. Eseri hocasını El- EZher'deki derslerinde alığı notlarla kaleme alan Muhammed Reşid Rıda'dır. Abdullah tefsirinin gayesinin kuru teknik bilgi vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bilgi ve itikat ve sağlam bir yaşayış biçimi sunmak olduğunu belirtir.
İzzet Derveze
Ebu Züheyr Muhammed İzed b. Abdulhadi b. Dervişb. İbrahim b. Hasan Derveze 21 Haziran 1888'de Filistin'in Nablus şehrinde doğdu. Maddi imkansızlıklar sebebiyle öğremine devam edemeyince 18 yaşında memuriyet hayatına başladı. Devreze bu görevinin yanı sıra Osmanlı devletindeki fikir hareketleriyle de ilgilendi. Meşrutiyetin ilanından sonra ittahat ve Terakki Cemiyetine üye oldu. Derveze Türkiye'de hapishane hayatı süresince Kur'an'ı anlama ve yorumlama metodu ile ilgili olan el Kur'an'ül- Mecid isimli eserini yazdı. Kur'an'ı nüzul sırasına göre tefsir etmeyi planladı.
Tefsiri
Tefsirinin adı, et-Tefsiru'l- Hadis'tir. Tefsirinin en önemli özelliği surelerin nüzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır. Ayetleri sırayla ele alıp tefsiretme yerine aynı konu ile ilgili olanları gruplamıştır. Kur'an'ı yine Kur'an'la anlaşılmasına önem vermiştir. Eserini sade ve kolay anlaşılır bir dille yazmıştır.
Seyyid Kutub
1906 yılında Mısır'ın Asyud kasabasında dünyaya geldi. Orta ve lise tahsilini el-Ezher'de bitirdikten sonra Kahire üniversitesinin Darul- Ulum Fakültesini girdi. Mezun olduğu Fakültede Arap dili ve edebiyatı öğretim görevlisi olarak göreve başladı. 1941 yılında sosyoloji doktorasını yapmak üzere Maarif vekaleti tarafından Amerika'ya gönderildi. Cemal Abdülnasır'a düzenlenen suikast girişimi nedeniyle hapis cezası verildi ve hapse girmeden önce Fi-Zılalil-Kur'an'ı tamamladı. Tefsiri 20.yy. yazılan ictimai- edebi tefsirin en çok ilgi gören eserlerindendir. Tefsirin yazılış gayesi Kur'an'dan yola çıkarak yeni, ideal bir insan, toplum, insanlık modeli oluşturmaktır.
İbnu Aşur
Muhammed et- Tahir b. Muhammed b. Muhammed et- Tahir et-Tunisi, 1879'da Tunus'ta doğmuştur. Aşur ailesine mensub olduğundan dedeleri gibi ibnu Aşur lakabıyla tanınmıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra mezun olduğu üniversiteye öğretim üyesi olarak atandı. Üniversitede daha çok Arap dili ve edebiyatı, fıkhi usulü, hukuk felsefesi, hadis, tefsir dersleri okutturdu. Üniversitedeki görevinin Şeyhül İslam oldu. Uzun hayatı boyunca ilim çalışmaları ve fikir mücadelesini sürdüren İbnu Aşur 1973'de Tunus'ta vefat etti.
Tefsiri
Tefsirinin adı, et-Tahrir ve't-Tenvir'dir. Tunus'ta 1978-84 yılları arasında 30 cilt olarak yayımlanmıştır. Ayetleri normal sırasına göre ve ayetleri yine ayetlerden faydalanarak tefsir etmiştir. Tefsirinden Peygamber tefsirinden ve Selef görüşlerinden yararlanmıştır. Tefsirinde ince belagat konularını, gramer inceliklerine de girmiştir. Ölçülü bir ilimi tefsir taraftarıdır. Kur'an'ın muhataplarının o devirde yaşayanlar olduğunu kabul eder ama O'nun her asırdaki insanlara hitap ettiğini söyler.

11040183 Elif Kara idkab-2

 



0 Yorum - Yorum Yaz

SEDA KUNT 11040236    09.05.2013

SEDA KUNT  İDKAB II 11040236
6. ÜNİTE ÖRNEK TEFSİR VE METİN ARAŞTIRMALARI
-SEYYİD KUTUP
mısırda doğmuştur.  Kuranı ezbere biliyodur.  Eserinin adı Fİ-ZİLAİ –KURANdır. İdeal insana ulaşmak için tefsir ilmine yönelmiştir.
-İBN AŞUR
Eserinin adı ET-TAHRİR ve T-TENVİNDİR. Tefsiri  ayeti ayet ile açıklamıştır. Gramere önem vermiş tir.
Fas asıllıdır tunusta doğmuştur.  Eğitim hayatı oldukça parlaktır başarılı bir insandır sağlam bilgileri vardır.
-MUHAMMED İZZET DERVEZE
filistinde doğmuştur.  Osmanlı ile ilgilenmiştirç ittihat ve terakki cemiyetine üye olmuştur. Arap milliyetçiliği yapmiştır. Tefsir konusunda eserinin adı TEFSİRUL HADİStir. Sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmiştir. Sade üslubu vardır.
-İSMAİL HAKKI BURSEVİ  
Bulgaristan doğumludur.  Eseri RUHUL BEYANdır. Osmanlı döneminde yazılmıştır.
-İBN KESİR
Tefsiru ibni kesir ismi ile tanınır.  Eserlerinde önce kolay ve özetlerle açıklar sonra ayetlerle tasdik eder.
-ET TABERİ
Taberistanda  dünyaya gelmiştir.  Değişik yerleri gezip dolaştıktan sonra bağdatta yaşamını sürdürme kararı almıştır.  Bir çok alimden ders almıştır. Eserleri  oldukça kuvvetli sağlam kaynaklı bilgili eserlerdir.eseri Ayil kuran ‘dır. Rivayet tefsirinde önemli bir yere sahiptir bu eser. Taberi bağdatta vefat etmiştir.
-İBN EBİ HATİM
Rey de dpğmuştur.  Çok büyük alimlerden ve hocalardan dersler almıştır yetişmesine büyük katkıları olmuştur. Hatim aklın işlevini en aza indirmiştir nasları tev’il etmeden onlarlda o şekilde hüküm çıkarmayı isteyen birisidir. Çalışmalarını bu yönde yapma gayreti içerisindedir. Eserinin adı tefsirul kuranil azim müsneden ‘an rasulillahi ve’S sahabeti ve’t tabiindir. Bu eseri yazmada ki amacı peygamberden sahabeden ve tabiundan gelen tefsirleri derlemek toplamaktır. Reyde vefat etmiştir.
-EZ-ZEMAHŞERİ
Melikşah döneminde harezm kasabalarında doğmuştur.   Dil alanında edebiyat alanında kelam alanında  oldukça başarılı müfessirdir. Eserinin adı el keşşaf an hakaikı t-tenzil ve uyunil-ekavil  vücuhit- tev’il dir. Kısaca keşşaf olarak bilinir ama. Bu eserde kuranın mucizelerini ortaya koymaya çalışmıştır. Dirayet tefsirinde öncülük eden bir eserdir.
-EL –FERRA
Kufe de doğmuştur. Eseri meanil-kuran adıyla tanınmış  tefsiru muşkili İrabil kuran ve meanihidir.  Bu eserin amacı kuranın anlaşılmasında dil sorunlarında yardımcı olmak o sorunları en aza indirmektir.
- EL –KURTUBİ
Kurtuba da doğmuştur. Maliki mezhebindendir. Eserinin adı el-camiu li ahkamil kuran ve lMübeyyin lima tedammebehhu mines s-sünneti ve ayi l-Furkandır.  Kuranı baştan sona kadar tefsir eder.
-EBUSSUUD
İstanbul  çevresinde dünyaya gelmiştir. Müderrislik yapmıştır medreselerde.  Şeyhülislam görevini almıştır. Eserinin adı İrşadül akli selim ila mezaya’l kuranil kerimdir.  Bu eserde kuranın tamamı tefsir edilmiştir. Eserinde şiirlerden yararlanmıştır.


0 Yorum - Yorum Yaz

SEDA KUNT 11040236    09.05.2013

SEDA KUNT  İDKAB II 11040236
6. ÜNİTE ÖRNEK TEFSİR VE METİN ARAŞTIRMALARI
-SEYYİD KUTUP
mısırda doğmuştur.  Kuranı ezbere biliyodur.  Eserinin adı Fİ-ZİLAİ –KURANdır. İdeal insana ulaşmak için tefsir ilmine yönelmiştir.
-İBN AŞUR
Eserinin adı ET-TAHRİR ve T-TENVİNDİR. Tefsiri  ayeti ayet ile açıklamıştır. Gramere önem vermiş tir.
Fas asıllıdır tunusta doğmuştur.  Eğitim hayatı oldukça parlaktır başarılı bir insandır sağlam bilgileri vardır.
-MUHAMMED İZZET DERVEZE
filistinde doğmuştur.  Osmanlı ile ilgilenmiştirç ittihat ve terakki cemiyetine üye olmuştur. Arap milliyetçiliği yapmiştır. Tefsir konusunda eserinin adı TEFSİRUL HADİStir. Sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmiştir. Sade üslubu vardır.
-İSMAİL HAKKI BURSEVİ  
Bulgaristan doğumludur.  Eseri RUHUL BEYANdır. Osmanlı döneminde yazılmıştır.
-İBN KESİR
Tefsiru ibni kesir ismi ile tanınır.  Eserlerinde önce kolay ve özetlerle açıklar sonra ayetlerle tasdik eder.
-ET TABERİ
Taberistanda  dünyaya gelmiştir.  Değişik yerleri gezip dolaştıktan sonra bağdatta yaşamını sürdürme kararı almıştır.  Bir çok alimden ders almıştır. Eserleri  oldukça kuvvetli sağlam kaynaklı bilgili eserlerdir.eseri Ayil kuran ‘dır. Rivayet tefsirinde önemli bir yere sahiptir bu eser. Taberi bağdatta vefat etmiştir.
-İBN EBİ HATİM
Rey de dpğmuştur.  Çok büyük alimlerden ve hocalardan dersler almıştır yetişmesine büyük katkıları olmuştur. Hatim aklın işlevini en aza indirmiştir nasları tev’il etmeden onlarlda o şekilde hüküm çıkarmayı isteyen birisidir. Çalışmalarını bu yönde yapma gayreti içerisindedir. Eserinin adı tefsirul kuranil azim müsneden ‘an rasulillahi ve’S sahabeti ve’t tabiindir. Bu eseri yazmada ki amacı peygamberden sahabeden ve tabiundan gelen tefsirleri derlemek toplamaktır. Reyde vefat etmiştir.
-EZ-ZEMAHŞERİ
Melikşah döneminde harezm kasabalarında doğmuştur.   Dil alanında edebiyat alanında kelam alanında  oldukça başarılı müfessirdir. Eserinin adı el keşşaf an hakaikı t-tenzil ve uyunil-ekavil  vücuhit- tev’il dir. Kısaca keşşaf olarak bilinir ama. Bu eserde kuranın mucizelerini ortaya koymaya çalışmıştır. Dirayet tefsirinde öncülük eden bir eserdir.
-EL –FERRA
Kufe de doğmuştur. Eseri meanil-kuran adıyla tanınmış  tefsiru muşkili İrabil kuran ve meanihidir.  Bu eserin amacı kuranın anlaşılmasında dil sorunlarında yardımcı olmak o sorunları en aza indirmektir.
- EL –KURTUBİ
Kurtuba da doğmuştur. Maliki mezhebindendir. Eserinin adı el-camiu li ahkamil kuran ve lMübeyyin lima tedammebehhu mines s-sünneti ve ayi l-Furkandır.  Kuranı baştan sona kadar tefsir eder.
-EBUSSUUD
İstanbul  çevresinde dünyaya gelmiştir. Müderrislik yapmıştır medreselerde.  Şeyhülislam görevini almıştır. Eserinin adı İrşadül akli selim ila mezaya’l kuranil kerimdir.  Bu eserde kuranın tamamı tefsir edilmiştir. Eserinde şiirlerden yararlanmıştır.


0 Yorum - Yorum Yaz


5. Bölüm

Kur'an'ın yorumu sadece tefsirle değildir, bütün islam medeniyetinde tefsir faaliyeti vardır.

Kur'an'ı tefsir eden ilk kişi Hz. Muhammed'dir.

Daha sonra tefsirle sahabe ilgilenmiştir. Sahabe de ayetler ve olaylar arasındaki bağlantıyı iyi kurabiliyordu. Sahabede tefsir alanında Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Mes'ud öne çıkan isimlerdir. Sahabeden sonra tabiun tefsirle ilgilenmiştir. Bu dönemde tefsirde mevaliler öne çıkmıştır.

Tefsir ikiye ayrılırdı. Rivayet tefsirinde tefsir zinciri şeklinde devam vardır. Dirayet tefsirinde ise bu zincir dışında her müfessir kendi yorumunu da tefsire eklemiştir.

Dirayet tefsiri de pek çok araç-gereç kullanılarak yapılırsa çok yönlü, Kur'an'ı bir konu noktasından açıklarsa tek yönlü dirayet tefsiri adını alır.

Kur'an'ı yorumlamada pek çok faktör etkili olmuştur. Mesela batı kültüründe çıkan düşünce akımları bunda etkilidir. Tefsirde çağdaş yaklaşımlar bulunsa da hadislere aykırı açıklamaların bir kenara bırakılması tercih edilir.

6. Bölüm

Mukatil b. Süleyman tefsir ilminde öne çıkan temel isimledendir. bize kadar ulaşan ilk tefsir Mukatil'in tefiridir.

Tefsirde temel hedef Kur'an metninin anlaşılmasını sağlamaktır.

Taberinin de rivayet tefsiri vardır, kendinden sonrakilere kaynaklık etmiştir.

Bu iki tefsirci dışında Fahruddin Razi'nin, Seyyid Kutub'un, İbn. Kesir'in, Zemahşerinin de tefsirleri vardır.

Tefsirciler Hz. Muhammed'in ışığında kendi yorumlarıyla beraber, tefsir işini devam ettirmektedirler.


0 Yorum - Yorum Yaz


DENİZ ÖZYILMAZ 11040424 İDKABÖ 2

ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI
-Mukatil b. Süleyman: Et Tefsirul Kebir ,Tefsirul Mukatil .Kuranın tamamını ayet sırasına göre alır.Bize ilk ulaşan tefsir sayılır.Ehli kitabı tasvir eden ayetler izah edilirken ve ayetlerin iniş sebebi verilirken bol bol şahıs isimleri kullanılmıştır, Kuran kıssaları verilirkende gereksiz ayrıntılara girilmiştir.Tefsirde israili haberlerede yer verilmiştir.Eserde mezhep mücadelesine rastlanmamıştır,tefsirde çok az isnad vardır. Eser dört cilt halinde Kahirede yayınlanmıştır.
-İbnu Kuteybe:Kuranı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürütmüş, tefsir ilmine önemli katkı sağlamıştır. iki eseri Tevilu muşkilul Kuran ve Garibul Kurandır. Garibul kurana Alllahın isimleri ve sıfatlarıyla ilgili 26 kavramı açıklayarak başlamıştır.Eserinde uzatmalardan kaçınmış ve kelimelerle ilgili olarak çok detaya girmemiştir.
-Taberi:Fıkıhta önceden Şafii mezhebinden olup sonradan mutlak müçtehidlik mertebesine ulaşmıştır. Camiul Beyan an Tevili Ayil Kuran eseridir. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir,kendisinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir. Taberi tefsirine mukaddime ile başlar ,mukaddimede Kuran ile ilgili bazı konulara yer verir.Arapçanın özelliklerinden bahseder,tefsir ve tevili terimlerini açıklar.Kuran sure ve ayetlerin tevilini yapar.Tefsirine tefsir değilde te'vil adını vermiştir.Eserinde kıraatlere işaret eder.Tefsirinde israiliyata da rastlanır.Camiul Beyan adlı eserinde çokça kelam ve akide konularında bilgi vardır yine eserinde ehli sünnet vel cemaat mezhebini destekler.
-İbn Ebi Hatim:Hatim aklın alanını en aza indiren ve nassları tevil etmeksızın onlardan hüküm çıkarmayı esas alır. Yirmi iki eseri vardir İslam ilimlerinin çeşitli ilim dalları ile ilgili. Eseri Tefsirul Kuranıl Azim Müsneden ‘an Rasulullahi ves Sahabeti vet Tabiin dir.Bu eseri yazmadaki hedefi sadece Hz . Peygamberden ,sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini derlemektir.
-Zemahşeri:.Fıkıh,kelam,mantık,felsefe ,Arapça gibi dersleri muhtelif hocalardan almıştır.Zemahşeri itikatta mutezile, fıkıhta ise hanefidir. Eseri el -Keşşaftır.Bu eseriyle kuranın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır.Eserde kıraat farklılıklarına işaret eder.Az da olsa uydurma hadis ve israiliyat a yer vermiştir.Tefsrde soru cevap metodu kullanılmıştır.
-El-Kurtubi:Dil,edebiyat ,kuran ilimleri,kıraat ,tefsir ,hadis derslerini aldı.Fıkıhta Maliki mezhebine mensuptur.  Eseri el Camiu li Ahkamil Kuran vel Mübeyyin lima Tedammenehu minessünneti ve Ayil Furkandır.Ahakam ağırlıklıdır.Kuranın bütün ayetlerini hmen hemen her yönden incelemiştir
-Fahruddin Razi:en meşhur ilim dalı kelam dır. Eserin adı , Mefatihul Gayb tır.Tetfsirul Kebir de denir.Ayetlerin tefsirine sebebi nüzul ile,kelime tahlilleri ile farklı kıratları zikretmekle çoğunluklada ayetler arasında münasebeti kurarak başlar.Bir ayeti tefsir ederken önce onu açıklayan başka ayetlere işaret eder. Neshi kabul eder,kuran da her şeyin mevcut olduğu inancı vardır.Kelam ilminde derinleşmiştir.Fıkıh ilmindede iler seviyeye ulaşmıştır.Şafi mezhebine mensuptur.
-İbn Kesir:Fıkıhta Şafii mezhebindendir,diğer mezheblerin görüşlerine de açıktır.  Tefsirul Kuranil Azim dir.Eserin rivayet tefsiri arasında önemli yeri vardır.Eserinde kendi görüşüne yer vermiştir,eserin önemli mukaddimesi vardır.Kesir önce tefsir edeceği ayeti verir.Derinleşmeden fıkhi tartışmalara girer.İsrailiyatla ilgili rivayetlerden kaçınıması gerektiğin söyler.
-Ebussuud:Tefsir ,fıkıh ve diğer ilimlerde pek çok eser vermiştir.  İrşadül Akli Selim ila Mezayal Kuranil Kerimdir.Tefsirul Ebissuud ismi ile meşhur olmuştur.Kuranın tamamını tefsir etmiştir.Eserlerini Arapça olarak ele almıştır.Kuran ayetlerinin fesahat ve belagatı ile ilgili tespit yapmıştır.İsrailiyat türünden rivayetlerden faydalanmış fakat bazılarının uydurma olduğunu belitmiştir.Ahkam ayetlerinde bağlı bulunduğu Hanefi mezhebini öne çıkarmış,diğe mezheplerin görüşlerinede yer vermiştir.
-İsmail Hakkı Bursevi:Bursada otuz seneden fazla yaşamış ,Ulucamide vaaz vermeye başlamıştır.Bu vaazdan sonra Fatihadan itibaren kuranı tefsir etmeye başlamıştır.  Ruhul Beyandır. Osmanlı döneminde ve işari tefsir ekolünde yazılmıştır.Meviza türü için önemli kaynaktır.Tefsirde hem dirayet hem de rivayet tefsiri metodunu kullanmıştır.
-Muhammed Abduh:Felsefe,kelam dersleri almıştır.İngiliz sömürge yönetimine karşı faliyetinden dolayı beyruta sürülmüş,burada dersler okutmuştur.Müftülük yapmıştır.  Tefsirul Kuranil Hakim dir.Tefsir Menar ismi ile meşhur olmuştur.Amme cüzü tefsiri ve Asr suresi tefsiride vardır.Tefsirinde insanların dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru itikat ve sağlam yaşayış programı sunmayı amaç edinmiştir.Akıl taraftarıdır ,taklide karşı çıkar.Abduh ayetleri günümüzlede ilişkilendirmiştir.Tefsirinde israilliyata yer vermemiştir
-İzzet Derveze:Tefsir,hadis,fıkıh,kelam,dil ,edebiyat,şiir ,tarih alanında çok sayıda eser okumuştur. Tefsirul Hadis tir. Bu eser için 247 farklı eserden istifade etmiştir.Sureleri nüzul sırasına göre tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde siyer bilgilerini önemli veri olarak kullanmıştır.Kuranın kuranla anlaşılmasına önem verilmiş,Kurana bütün olarak bakmıştır.Eserini sade üslupla kolay anlaşılır dilde yazmıştır
-Seyyid Kutup: Fi Zilalil Kuran dır.Tefsiri yazmadaki gayesi kuranın kendisinden yola çıkarak yeni bir insan ,hayat ,ve toplum modeli oluşturmaktır.Her surenin iniş sebei,adı,maksadı,ayet sayısı ,mekki ve medeni oluşu hakkında bilgiler verir.Ayetleri teker teker değil bütünlük içinde ele almıştır.Eserde kuranın kuranla tefsirine sık sık başvurmuştur.Mezhepler arasında ihtilaflara az yer vermiştir.Kuranın emir ve yasaklarını belirtir.Sosyal meselelere geniş yer verir.
-İbn Aşur:Tefsir ,hadis,fıkıh usülü gibi alanlarda kırka yakın eser vermiştir. Et Tahri vet Tenvir dir. Otuz cilt halinde yayınlanmıştır.Yüz otuz sayfasında mukaddimesinde tefsir meseleleri üzerinde durmuştur.Ayetleri Kurandaki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde ayetlere başvurmuştur.Ayetlerin tefsirinde belagat konularına ,gramer konularına girmiştir.Şeri hükümlerle ilgili eser vermiştir

 


0 Yorum - Yorum Yaz

TEFSİR 5. ÜNİTE    10.05.2013

 

  KEZBAN BOSTAN/İDKAB-2-NO:10040079 5. Ünite

 

  Tefsir kelimesi arapça’da kapalı bir şeyin örtüsünü açmak anlamına gelen fsr kökünden türemiştir. Tefsir ilmi ayetlerin indirildikleri zaman kastettikleri anlamları ortaya koyan bir disiplindir.bundan dolayı ayetlerin indirildikleri zaman kastettikleri anlamları ortaya koyduğu için  o dönemde kullanılan Arapçanın ele alınması gerekir. Bunun yanı sıra ayetlerin geldiği zaman diliminin şartları da bilinmelidir.

Tefsir ilmi büyük oranda nesnel bilgiler kullanmakta ve tefsir ilmi kesinlik arz eder. Tefsirin yöntemini izleyen bir müfessirin Kur’an’ı kendine göre açıklaması oldukça zordur. Ancak tefsirde delillerdeki kesinsizlik durumunda müfessirin öznelliğine yer açılmaktadır.

  Te’vil: Bilindiği gibi Tefsir ilmi  ayetlerin ilk geldikleri zaman kastettikleri tek anlamı ortaya çıkarmak ve onlara kesin açıklamalar getirmeye çalışır. Ancak yeterince kesin ve sağlam rivayetler bulunmadığı zaman te’vil yapılır. Ancak Te’vil insanı kesinliğe götürmez. Te’vil ictihada dayanır ve manalar dirayetle ortaya çıkar. İmam Maturidiye  göre tefsir sahabenin Te’vil ise alimlerin işidir. Tefsirden farklı olarak tevil de yorumlayan kişinin öznenin yorumdaki etkisi artmaktadır. Yine Kur’an’ı yorumlayacak olan alimin ona yaklaşırken yaşadığı dünyadan soyutlanarak boş bir zihinle yorum yapması mümkün değildir. Ayrıca tefsirdeki bilgileri biz doğrudan hayatımıza aktaramayız. Biz bu işi ancak tevil’le yapabiliyoruz.

    Tefsir ilminin Amacı: Kur’an’ı Kerim’i vahiy yoluyla Cebrail den alan Peygamberimiz ve Kur’an’ı Rasulullahtan duyan ilk Müslümanlar ayetlerin ne demek istediklerini kolayca anlıyorlardı. Çünkü sebepler ve hükümler arasındaki ilişkiyi en iyi onlar biliyorlardı. Belki de bu olayların kahramanı durumundaydılar. Ancak daha sonraki kuşaklara ayetlerin açıklanması gerekiyordu. İşte tefsir Kur’an ayetlerinin ilk indikleri anda kastettikleri anlamları sonraki kuşaklara açıklamak amacıyla geliştirilmiştir.

 Tefsir ilminin Yöntemi: Tefsir ilmi  ayetleri açıklamak için dil biliminden yararlanır.bunun yanı sıra tarih bilgisine başvurur. Tabi bunları yaparken Tefsir ilk olarak Kur’an’ın cümlelerini dil açısından çözümler. Tefsir edilen ayette   geçen bir sözcüğün Kur’an’ın indiği dönemde hangi anlamda kullanıldığı ortaya konmalıdır. Ayrıca tefsir’i ön yargılara kapatmak amacıyla Kur’an’ın rey ile tefsiri kabul edilmemiştir. Tefsir kural koyucu bir disiplin değildir. Onun işlevi sadece Kur’an metnine açıklık getirmektir.

 Tefsir ilminin diğer temel İslam Bilimleriyle ilişkisine bakacak olursak Hadis’ten Tarih ve Dil Bilimlerinden yararlanır.

  İlk Dönem Tefsiri : Hz. Peygamber’in yaşadığı dönemde tefsiri ele alacak olursak Hz. Peygamber Kur’an’ı bütünüyle tefsir etmemiştir. Sadece günlük hayatta lazım olacak kadar tefsir yaptı.

  Sahabe Dönemi Tefsiri :

  Sahabe tefsir yaparken bu işlemi iki temele dayandırmıştır.bunlardan birincisi kendi müşahadelerine dayalı ikincisi ise kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalardır.sahabe de Kur’an’ı bütünüyle tefsir etmedi. Günlük hayatta lazım olduğu kadarını tefsirle yetindi.

 Tabiun Dönemi Tefsiri : Bu dönemde tefsir biçim değiştirdi. Basit ihtiyaçları gideren Tefsir yaklaşımı yerine sistematik olarak Kur’an’ın bütününü tefsire konu edinen bir anlayışa bıraktı. Özellikle rivayet tefsirine göz attığımızda Kur’an tefsirine ilişkin haberlerin büyük bir çoğunluğunun kaynağında Tabiun müfessirlerini görürüz.

  Tefsirin Tedvini: Kur’an tefsirine ilişkin yazılı belgeler İbni Abbasla başlar. Tefsirin tedvini hadis tedvininden sonra başlamamıştır. İki tedvinde çakışmaktadır. Tefsirler müfessirlerin bilgi birikimine tecrübesine anlayış ve kavrayışlarına göre ortaya çıkmaktadır. Müfessirler tarihinden soyutlanamazlar.

  Rivayet ve Dirayet Tefsirleri: Rivayet tefsirleri ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamberden sahabeden ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir. Müfessir burada aklı mantığı ve yorumunu katmıyor. Rivayet ve Dirayet iki açıdan birbirinden ayrılır. Kaynak ve Yöntem. Rivayet tefsirinde kaynak Hz. Peygamber sahabe ve tabiunun  rivayetlerini bizzat aktarmak nakletmek varken Dirayet tefsirinde Hz.Peygamber sahabe ve tabiunun rivayetlerinin yanı sıra müfessirin yorumları da işin içine girer. Rivayet tefsirinin yöntemi sadece nakletmeyken dirayetin yöntemi akletme ve yorumlamadır. Aslında her rivayet bir dirayet her dirayette bir rivayet içerir. Ancak Kur’an dirayet tefsirinin kaynakları arasındadır. Dirayet tefsirleri Tek Yönlü ve Çok  Yönlü olmak üzere 2 ye ayrılır.

  Çok Yönlü dirayet tefsirleri Kur’an’ı baştan sona pek çok aracı ve kaynağı kullanarak tefsir etmeye denir. Tek yönlü dirayet tefsirleri ise, müfessirler tefsirlerinde bazı konuları ve sorunları diğerlerine oranla daha fazla önemserler ve onların üzerinde odaklanırlar. İşte böyle tefsirlere  tek yönlü dirayet tefsirleri denir.

  Dilbilimsel tefsir: Kur’an’ın dilbilimsel ağırlıklı tefsirine denir ve Kur’an’ı dilbilimsel ağırlıklı tefsir edenler eserlerine Meanil Kur’an, Garibul Kur’an ve Macazül Kur’an isimlerini vermişlerdir. 

  Fıkhi Tefsir: Kur’an’ın ibadet ve amelle ilgili ayetlerini açıklamayı ve onlardan hükümler çıkarmayı amaç edinirler.

  İlmi Tefsir: Kur’an’da çeşitli ilimlere ,ilmi keşiflere ,icadlara ve sonuçlara işaret bulunduğu düşüncesinden doğmuştur.

  Felsefi Tefsir: Kur’an’ın felsefi açıdan tefsirine denir.

  Tasavvufi Tefsir: Sufi müfessirlerin, alimlerin Kur’an ayetlerinin lafzi anlamlarının dışında başka manalar aramaları sonucu ortaya çıkmış bir tefsirdir.

  Yenilikçi Tefsir Çalışmaları:Geçmişteki tefsir geleneğini eleştirerek ortaya çıkmıştır. Burada Kur’an’ın bir hidayet kitabı olduğu ve hayata yön vermesi gerektiği belirtilmiştir.  Bu tutum Cemaleddin Afgani tarafından dile getirilmiştir.Bunlara göre Müslümanların geri kalmalarının nedeni İslam geleneğidir bu durumdan çıkmak için Kur’an’ın yeniden okunması ve yorumlanması gerekir.

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz

TEFSİR 6. ÜNİTE    10.05.2013

KEZBAN BOSTAN/İDKAB-2 NO:10040079
TEFSİR 6. ÜNİTE

Mukatil B. Süleyman
Mukatil B.Süleyman Belh'te doğmuş olup bir taraftan epey tenkide uğramış olmasına rağmen bazı muteber şahsiyetler tarafından takdir edilip övülmüştür.Mukatil'in tefsiri Tefsiru Mukatil diye anılır. Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan tefsir olmasının yanı sıra bu özelliğiyle bize ulaşan ilk tefsirdir.
EL FERRA
Kufe'de doğdu. Küçük yaşlardan itibaren Lügat ve tefsir ilimlerine fazla ilgi gösterdi. Kendisi kuvvetli bir hafızaya sahipti.Ferra'nın Meanil Kur'an adında meşhur olmuş bir tefsiri vardır. Ferra tefsirinde her ayet üzerinde durmamış kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirin hedefi ise Kur'an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.
İBNU KUTEYBE
Kufe'de doğdu ancak kaynaklarda doğum yeri olarak Bağdat'ı zikredenlerde oldu gençliğinde kendisini Ehli Sünnet ve mutezile mücadelesi içinde bulmuş neticede mutezileye karşı sert tepkilerde bulunmuştur.kuteybe2nin günümüze kadar ulaşan 2 eseri Te'vilu Müşkilül Kur'an ile Garibül Kur'an'ı aslında birbirini tamamlayan iki eserdir. İbnu Kuteybe eserini gereksiz uzatmalardan kaçınmıştır. Ayrıca bu tefsir kendinden sonrakiler için bir kaynak teşkil etmektedir.
ET TABERİ
Taberistan'ın Mul şehrinde doğdu. 7 yaşında hafız oldu. Bir çok meşhur alimden ders aldı. Fıkıhta önceleri Şafii mezhebine mensupken sonradan müctehidlik mertebesine ulaşmıştır. Tefsirine gelince onun tefsiri rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir. Kendinden sonraki rivayet tefsirlerine kaynaklık etmiştir. Fakat dirayet tefsiri yönünden de küçümsenmeyecek bir tefsirdir. O tefsirine tefsir değil de te'vil gözüyle bakar.
İBN EBİ HATİM
İbn Ebi hatim Rey'de doğmuş ve aynı yerde de vefat etmiştir. Bölgenin en meşhur kıraat alimlerinden eğitim almıştır. Yüksek ilmi seviyesinin yanı sıra zühd ve takvasıyla da takdir edilmiş bir kişiliğe sahiptir.Tefsirine gelince onun tefsirinin yarısı kayıptır. Yine tefsirin orijinal rivayetleriyle başka eserlerden derlenen rivayetler birbirine karışmıştır. Hatim'in bu eseri yazmasındaki sebebi sadece Hz. Peygamberden sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini derlemektir.
EZ ZEMAHŞERİ
Kendisi büyük bir dilci, Edebiyatçı, Kelamcı ve Müfessirdir. Yine kendisine fahr-ı Harezm ünvanı verilmiştir. Zemahşeri itikadda ateşli bir Mutezile Fıkıhta ise Hanefidir. Mutezile olmasından dolayı çok eleştirilmiştir. Onun tefsiri kısaca Keşşaf olarak tanınır. Bu eser daha çok dil ve belağat açısından önemlidir. Mutezile mezhebinden olduğu için çok fazla eleştirilmiştir. Yine eserinde israiliyata zayıf ve uydurma hadislere de yer verilmiştir.
EL KURTUBİ
Kurtuba'da doğdu. Kaynaklar Kurtubi'yi Salih,arif ve mütevazi kişiliği ve sade yaşayışıyla tanıtırlar.Fıkıhta Maliki mezhebine mensup ancak eserinde diğer mezheplerin görüşlerine de yer verir.Onun tefsiri ahkam ağırlıklı olduğu için tefsirini Ahkamul Kur'anlar içinde sayanlar da olmuştur. Eser Kur'an'ı baştan sona tefsir etmiş olup geniş bir mukaddime ile başlar. Yine tefsirde rivayetin yanı sıra dirayete de yer verilmiştir.
ER- RAZİ
Soyu Kureyş kabilesine kadar ulaşır. Aslen Taberistanlıdır. Öncelikle babasından ders aldı. Bütün ilimlerle uğraştı. Razi kelam ilmini ilimlerin en şereflisi ve mükemmeli olarak görür. Razi akılcı biridir ve akla çok fazla önem vermiştir.O tefsirini çeşitli ilim dalları bakımından iyice olgunlaştığı dönemde yazmıştır.
İBNU KESİR
Fıkıhta Şafii mezhebine mensup olmakla birlikte diğer mezheplerin görüşlerine de yer vermiştir.şiilere karşı sert bir tutum izlemiştir. Tefsirine gelince pek çok baskısı olan eserin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır.O tefsirinde önce tefsir edeceği ayeti verir. Onu kolay ve özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar. Onun bu tefsiri Kur'an'ın Kur'an'la tefsirinde önemli bir yere sahiptir.
EBUSSUUD
İstanbul yakınlarında Metris Köyünde doğdu. Çeşitli medreselerde müderrislik yaptı. O Kur'an'ın tamamını tefsir yapmıştır. Tefsirin en önemli özelliği Kur'an ayetlerinin fesahat ve belağat ile yapmış olduğu tespitlerdir.bazen şiirlerden de yararlanmıştır.
İSMAİL HAKKI BURSEVİ
Bulgaristan sınırları içindeki Aydos'ta doğdu. Küçük yaşta Kur'an okumayı öğrendi. Onun tefsiri Osmanlı döneminde ve İşari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden biridir. Eserde hem dirayet hem rivayet metodu birlikte kullanılmıştır.
MUHAMMED ABDUH
Çiftçilikle uğraşan bir babanın oğludur ve babası onun okumasını ısrarla istemiştir. Onun tefsiri Tefsirul Menar adıyla meşhur olmuştur. Abduh'a göre tefsirin amacı kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikad sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir. Abduh taklide kesinlikle karşıdır. Hür bir akıl taraftarıdır.
MUHAMMED İZZET DERVEZE
Filistin'in Nablus şehrinde doğdu. Onun tefsirinin en önemli özelliği surelerin nuzul sıralarına göre tefsir edilmiş olmasıdır. Ayetleri sırasıyla ele alıp tefsir etme yerine ayrı konuyla ilgili olanları gruplandırıp işlemiştir. Eserini sade bir uslupla yazmıştır.
SEYYİD KUTUB
Mısır'ın Asyut kasabasında doğdu. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberledi. Onun tefsirinin asıl adı Fi Zılali'l Kur'an'dır.O Kur'an'ı Kerimi günümüzde yaşananlarla irtibatlı bir şekilde anlama ve yorumlama konusunda önemli tesbitleri ihtiva etmektedir. Müfessir her surenin girişinde o sürenin iniş sebebi, adı ayet sayısı mekki veya medeni oluşu hakkında bilgiler verir. Bazen de kısa bir özetle surenin muhtevası hakkında bilgi verir. Eserde Kur'an'ın Kur'anla tefsirine sık sık başvurur.
İBNU ASUR
Tunus'ta doğmuştur. Zeki ve üstün kabiliyetli bir kişiliğe sahiptir. Pek çok hocadan ders aldı. Onun tefsirinin adı Et Tahrir ve' Tenvir'dir. 30 cilt halinde yayımlanmıştır. Ayetleri Kur'an'daki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuştur.


0 Yorum - Yorum Yaz

MUSTAFA ODACI    10.05.2013

MUSTAFA ODACI /11040263/İDKAB 2

5. ÜNİTE TEFSİR İLMİ
Tefsir ilmi ayetlerin indirildikten sonraki açıklama kısmıdır. Tefsirde br evrensellik vardır bunun nedeni ise rivayetlere ve ayetlerle ortaya çıkmasıdır. Eski zamanlarda olduğu için o dinemim rahatlığına bakılarak yorum veya anlamlandırma çok az olmuştur. Bu tefsir çalışmaları günümüzde öneli bir yer tutmaktadır.
TEVİL: Ayetlerdeki kelimeler birkaç anlamı aynı anda taşıyabilir ya da hangi anlamın ayette kullanıldığını belirten kesin bir delil bulunmayabilir.Bu durumda müfessir, elindeki delilleri değerlendirir ve bunlar arasında seçim yaparak bir yoruma gider.Yapılan bu yoruma tevil denir. Terceme ise tercüme etmek ile aynı anlamdadır fakat Kuranı kerım hiçbir dile tam anlamıyla tercüme edilemez. Ayrıca terceme Lafzı terceme ve Tefsiri terceme olarak 2 ye ayrılmıştır. Lafzı terceme kelimeye bağlı kalınarak yapılan tercemedir. Tefsiri terceme ise manaya bakılarak yapılan tercemedir .
İLK DÖNEM TEFSİRİ
İlk dönemlerde Kuranın btünlüğü üzerine olan tefsir olmaktansa o zamanın tefsirine bakılmıştır yani anı yaşarak tefsir yapılmıştır. Ve Peygamber Efendimiz Kuran tefsirinden bazı açıklamalar yapmıştır. Hz peygamber bazen sahabilerin sorularına cevap niteliğinde açıklamalarda bulunur,bazen de doğrudan kendisi herhangi bir ayetle ilgili açıklamalar yapardıİnsanlar Kuran'ın anlamadıkları bölümlerini bizzat Hz. Peygambere tefsir ettirmişlerdir. Bu dönemde Peygamber Efendimizin söyledikleri geçerli olmaktadır.
Tefsirin Tedvini : İbn-i Abbas ile başlamaktadır. Tefsirle ilgili konular yazılı hale geçirilmiştir.

KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KURAN TEFSİRLERİ

Rivayet Tefsiri;Peygamber efendimizin ve sahbelerden ayrıca tabiun çerçevesinde yapılan tefsirlerdir. Yoruma yer verilmemiştir. Daha çok ileri kuşaklara dönük tefsirler nakil edilmektedir. Dirayet Tefsiri; Sadece rivayetleri değil de müfessirlerin yorumunu da bünyesinde toplayan tefsirlere denir. Müfessir aklını kullanıyor ve kendi yorumunu katıp bir sonraki nesle aktarıyor.. Çok yönlü ve tek yönlü olmak üzere ikiye ayrılır. Çok yönlü dirayet tefsiri,Kuranı bir bütün olarak tefsir eder. Tek yönlü dirayet tefsiri ise Kuran'ın tek bir konuyla ilgili olan ayetlerini tefsir etmektedir.

Mukâtil b. Süleyman: Tefsir ilminde şöhret yapmış temel şahsiyetlerden birisidir.İlk fıkhî tefsirlerden birisi olan Tefsîru'l-Hamsi Mieti Āyetinmine'l-Kur'an dalı eseri ile birlikte Kur'an kelime bilgisi açısından önem arzeden el-Vücûh ve'n-Nezâir adlı eseri Kur'an ilimleri sahasında önemli bir çalışmadır.Mukâtil'in tefsiri, Kur'an'ın tamamını âyet sırasına göre içine alan bir tefsirdir.Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.Mukâtil, sebeb-i nüzul rivayetlerine, kıssalarda detaylı açıklamlara, israili haberlere tefsirinde yer vermektedir.

El-Ferrâ: Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Tefsîru Muşkili İ'râbi'l-Kur'an ve Meânîhi adlı eseri önemlidir.Tefsirin temel hedefi Kur'an metninin anlaşılmasında karşılaşılan dil problemlerine ışık tutmaktır.Bu sebeple o, önce ele aldığı ayette izaha ihtiyaç duyulan irabı üzerinde durmakta ve kendi irab tercihine uygun olarak âyetin mânâsını vermektedir.Ferrâ eserinde sık sık Arap şiirine başvurur. Gerektiği yerde sebeb-i nüzul rivayetlerinden de yararlanır.

İbnu Kuteybe: Döneminin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir. Birçok ilimle uğraşan İbn Kuteybe asıl derinleşmesini dil, edebiyat ve şiir alanında yapmış, Kur'an'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine de önemli katkılarda bulunmuştur. Tefsirde günümüze kadar ulaşan iki eseri Te'vîlu Muşkilu'l-Kur'an ile Garîbu'l-Kur'an'ı birbirini tamamlayan iki eserdir.İbn Kuteybe kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş, gramerle ilgili konulara girmekten, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır.

Et-Taberî: İlim tahsili için Rey, Basra, Kûfe, Medine, Suriye ve Mısır gibi şehir ve ülkeleri dolaştıktan sonra hilafet merkezi olan Bağdad'a yerleşmiştir.Câmiu'l-Beyan an Te'vîli Kur'an adlı eseri rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Taberî ihtiyaç duyduğu yerde âyetlerin gramer tahlillerine girişir, âyetlerden çıkarılacak fıkhî hükümlere, bu fıkhî hükümlerin dayandığı delillere temas eder, bu hükümlerden tercih ettiklerine ve tercihine sebep olan delillere işaret eder.Taberî, diğer müstakil âlimlerden elde ettiği bütün rivayetleri toplamış, böylece byük bir Tefsir Ansiklopedisi meydana getirmiştir.

İbn Ebî Hatim: Küçük bir yaşta iken babası tarafından Kur'an ve Kıraat eğitimi almıştır.İbn Hatim aklın alanını en aza indiren ve nasları te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Tefsir kitabının tam adı Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azim Müsneden an Rasûlillâhi (sav) ve's-Sahâbeti ve't-Tâbiîn'dir.Bu eseri yazmaktaki hedefi, sadece Hz. Peygamber'den, sahâbeden ve tâbiînden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliği içinde derlemektir.

Ez-Zemahşerî: Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir.Tefsir eserinin tam adı el-Keşşaf an Hakâiikı't-Tenzil ve Uyûni'l-Ekâvîl fî Vücühü't-Te'vîl'dir.Dil ve belâğat bakımından önemli bie eserdir.Ancak, Mu'tezile mezhebini te'yid eder biçimde te'villere ve açıklamalara gitiği için bu tefsir çok tenkide uğramıştır.

El-Kurtubî: Endülüs'ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Eserinin adı el-Câmiu li-Ahkâmi'l-Kur'an ve'l Mübeyyin limâ Tedammenehû mine's-Sünneti ve Āyi'l-Furkân'dır.Eseri Ahkâmu'l-Kur'an'lar içinde sayanlar da olmuştur.Bu eserinde sayfalarca tutacak kadar çok hadis, fıkıh, kıraat, dil ve belâğat, akâid ve kelâm, tarih sahalarında zamanına kadar yazılmış birçok eserden alıntılar yapmıştır.

Fahruddîn Râzi: Kelam, Tefsir, Fıkıh ve Usûlü Fıkıh gibi dini ilimlerde çok derin bir alimdir.En meşhur olduğu ilim dalı Kelâm'dır.Eserinin adı Mefâtihu'l-Ğayb'dir.Müfessir eserini yazmaktan maksadının akıl prensipleri ve istidlal yolları ışığında Kur'an'a yöneltilen hücumları çürütmek, İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri geçersiz bırakmak olduğunu belirtmiştir.Razi, ayetlerin tefsirine, bazen sebeb-i nüzûü ile, bazen kelime tahlilleri ile, bazen de farklı kıraatleri zikretmekle, çoğunlukla da ayetler arasındaki münasebeti kurarak başlar.Bir ayeti tefsir ederken genellikle önce onu açıklayan başka âyet veya âyetlere işaret eder.

İbn Kesir: Tarih, Tefsir, Hadis ve Fıkıh ilimlerinde öne çıkmış âlimlerimizdendir. Tefsirinin adı Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm'dir.Eserin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır. Bununla birlikte müfessir kendi görüşlerine de yer vermiştir.Eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir, onu özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar.Bu nedenle bu eseri Kur'an'ı Kur'an'la tefsirinde şöhret yapmıştır.Daha sonra da konu ile ilgili hadisleri verir.

Ebussuûd: Osmanlı döneminin en önemli medreselerinde görev yapmıştır.Tefsirinin adı İrşâdü'l-Akli's-Selim ilâ Mezâya'l-Kur'âni'l-Kerim'dir.Ebussuûd Osmanlı döneminde Kur'an'ın tamamını tefsir edenlerin başında gelmektedir.Eserin en önemli özelliği, Kur'an âyetlerinin fesâhat ve belâatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir.

İsmâil Hakkı Bursevî: Bursa Ulucâmi'de verdiği vaazlarda Fatiha'dan itibaren Kur'an'ı tefsir etmeye başlamıştır.Böylece zaman içinde meşhur tefsiri Rûlıu'l-Beyân fî Tefsîi'l-Kur'an ortaya çıkmıştır.Osmanlı döneminde ve İşârî tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir.Tefsirde hem rivayet hem de dirâyet metodu birlikte kullanılmış ve müllifin tasavvufî yorumlarıyla zenginleşmiştir.

Muhammed Abduh: Cemâleddin Efgânî'den 1871 yılından itibaren Riyâiye, Felsefe, Kelâm dersleri almıştır.İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri sebebiyle üç yıllığına Beyrut'a sürüldü.1883 sonlarında Efgânî'nin daveti üzerine Paris'e gitti ve onunla el-Urvetu'l-Vüskâ dergisini çıkarmaya başladı.El-Menar dergisinin öğrencisi Muhammed Reşid Rıdâ'nın yönetiminde kurulmasına öncülük etti.Tefsirinin adı, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Hakîm'dir.Abduh, tefsirin gayesinin kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir.

İzzet Derveze: Uzun yıllar memur, müdür ve müfettiş olarak çeşitli görevlerde bulundu.1906'dan itibaren Osmanlı Devleti'ndeki fikir hareketleri ike yakından ilgilendi.Türkiye'de hapishane hayatı süresünce Kur'an'ı anlama ve yorumlama metodu ile ilgili olan el-Kur'ânü'l-Mecîd isimli eserini yazdı ve Kur'an'ı nüzul sırasına göre tefsir etmeyi planladı.Tefsirinin adı et-Tefsîru'l-Hadis'tir.En önemli özelliği surelerin nüzul sırasıyla tefsir edilmiş olmasıdır.Aynı konuyla ilgili olanları gruplandırarak işlemektedir.

Seyyid Kutub: 1941'de sosyoloji doktorası yapmak üzere Maarif Vekâleti tarafından Amerika'ya gönderildi.1951'de İhvan-ı Müslimin teşkilatının bir fikir elemanı olarak çalıştı.1954'te tutuklanarak on beş yıl hapis cezası aldı.Hapiste daha önce telifine başladığı tefsiri, Fî-Zılâli'l-Kur'an'ı tamamladı.Yazarın tefsirini yazmakta gayesi Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.

İbn Āşûr: Üniversitede çeşitli ilimler okuttu.1913'ten itibaren on yıl Mâlikî Kadılığı yaptı.1932'de ilk Mâlikî Şeyhülislam'ı oldu.Tefsirinin adı et-Tahrîr ve't-Tenvîr'dir.Ayetleri Kur'an'da normal sırasına göre tefsir etmiştir.Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş, gerektiğinde Hz. Peygamberin tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade etmiştir


0 Yorum - Yorum Yaz

Kur'an ve Hadis İlimleri    10.05.2013

       Büşra İNAN / 11040437 / İDKAB-2   

         5. ÜNİTE        

—Kur’an-ı Kerim tefsiri Peygamberimizin, Ashabın anlamadığı ayetleri açıklaması ile başlamıştır. Hz. Peygamber’in, Kur’an’ın tamamını tefsir ettiğini iddia edenler olsa da Gazali ve Suyuti’in ileri sürdükleri gibi O, Kur’an’ın tamamını tefsir etmemiştir.

—Hz. Peygamberin vefatından sonra Kur’an’ı açıklama işiyle sahabiler meşgul olmuşlardır. Sahabenin tefsiri temelde iki kategoriye ayrılmaktadır:

    1) Müşahadelerine dayalı açıklamaları

    2) Kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar.

—Sahabilerin Kur’an Tefsiri kaynakları; Hz. Peygamber, Arap Dili ve Edebiyatı, kendi müşahedeleri ve Ehl-i Kitap âlimleridir.

—Sahabe neslinden sonra tabiiler Kur’an tefsiri ile ilgilenmişlerdir. Kur’an hakkındaki bilgi sahibi sahabiler Kur’an ve Kur’an’ın anlaşılmasına dair görüşlerini tabiun nesline aktarmışlardır.

—Tefsir tarihine baktığımızda iki temel tercihler karşılaşırız. Bunlardan biri, Kur’an tefsirini Hz. Peygamber ve ilk iki neslin açıklamalarında ibaret gören anlayış (Rivayet Tefsiri), diğeri ise bunların yanında kişisel bilgi ve tecrübeye dayalı açıklama ve yorumlamayı esas alan anlayıştır (Dirayet Tefsiri). Bir üçüncü kategori ise içe doğuş, keşf, ilham ve sezgi gibi diğer insani kuvvelerin anlama ve yorumlamada etkin kılınmasını öngören anlayıştır.

—Dirayet tefsirleri Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri ve Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Tek yönlü dirayet tefsirleri:

             Dilbilimsel Tefsir: Kur’an’ın dilbilimsel açıdan sadece dilci müfessirlerin tefsirlerinde yer almamış, başlangıçtan günümüze pek çok müfessir Kur’an’ı açıklarken Arap Dili açısından değerlendirmeler yapmışlardır.

              Fıkhi Tefsir: Kur’an’ın ibadet ve hukukla ilgili ayetlerini açıklamayı ve onlardan hükümler çıkarmayı amaç edinmişlerdir.

              İlmi Tefsir: Kur’an’da çeşitli ilimlere, ilmi keşiflere, icadlara ve sonuçlara işaretler bulunduğu düşüncesinden doğmuştur. Bu düşünceye dayalı tefsirde Kur’an’ın bazı ayetlerinin doğa bilimleri alanındaki gelişmeler ışığında yorumlanması söz konusundadır.

               Felsefi Tefsir: Müslüman filozoflar Kur’an’ın bazı ifadeleri ve kelimeleri hakkında fikir yürütmüşlerdir. Temelde vahiy ve peygamberlik anlayışları farklı olduğu için onlar, Kur’ani kavramları tahlil ederken daha özgür hareket etmişler ve lafza bağlı kalmamışlardır.

             Tasavvufi Tefsir: Sufi müfessirlerin ve âlimlerin, Kur’an ayetlerinin lâfzî/zahiri anlamlarının dışında başka anlamlar aramaları sonucunda ortaya çıkmıştır.

—Günümüz tefsirlerinde ise; Yenilikçi tefsir çalışmaları, İlmi  tefsir çalışmaları, İdeolojik tefsir çalışmaları, Tarihsel-Tenkitçi tefsir çalışmaları mevcuttur.

             6. ÜNİTE

Mukatil b. Süleyman (h. 80–150/ m. 699–767) : Kur’an’ın tamamını ayet sırasına göre tefsir etmiştir. Müfessirin Tefsiru’l-Hamisi Mieti Ayetin mine’l-Kura’an adlı eseri ilk fıkhi tefsirlerden birisidir.

El-Ferra (h. 144–207/ m. 761–822): Ferra not tutmaya gerek duymadan hocalarından öğrendiklerini hafızasına kaydederdi. Arap Dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkıları olmuştur. Tefsirini mevcut Kur’an tertibi üzerine yazmıştır. Fakat her ayet üzerinde durmamış, kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulan ayetler üzerinde durmuştur. Tefsiru Muşkili İ’rabi’l-Kur’an ve Meanihi adlı eseri vardır. Eserinde sık sık arap şiirine başvurmuştur.

İbnu Kuteybe (h. 213–276/ m. 828–889): İbn Kuteybe, eserinde lüzumsuz uzatmalardan kaçınmış, kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiştir. Te’vilu Muşkilu’l- Kur’an ve Ğaribu’l-Kur’an adlı eserleri günümüze kadar ulaşan iki eseridir ve bu ikisi de birbirini tamamlamaktadır.

Et-Taberi (h. 224–310/ m. 838–923): İmam-ı Taberi’nin te’lif ettiği eserlerin çoğu kaybolmuş günümüze kadar ulaşamamıştır. Camiu’l-Beyan an Te’vili Ayi’l-Kur’an adlı eseri Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir. Eserine Tefsir değil de Te’vil adını vermiştir. Ayetin tefsiri ile ilgili olarak kendine ulaşan rivayetlerden birbirini destekleyenleri, aynı anlamda olanları veya birbirini tamamlayan rivayetleri ve peş peşe senedlerini de zikretmektedir. Eserinde kelam ve akide konularında çok sayıda bilgi bulunmaktadır.

İbn Ebi Hatim (h. 240–327/ m. 854–939): Eserinin adı Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim Müsneden ‘an Rasulillahi (s.a.v) ve’s-Sahabeti ve’t-Tabiin’dir. Burada Hz. Peygamber’den (s.a.v), sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliği içinde derlemektedir. Tefsirinde kendi görüşlerini belirtmekten özellikle kaçınmıştır.

Ez-Zemahşeri (h. 467–538/ m. 1075–1143): Eserinin adı el-Keşşaf an Hakaikı’t-Tenzil ve Uyuni’l-Ekavil fi Vücühi’t-Te’vil’dir. Kısaca Keşşaf olarak tanınır. Eserde kıraat farklılıklarına büyük ölçüde işaret edilir. Keşşaf’ta ehl-i sünnet âlimlerine karşı oldukça ağır bir dille tenkidler yer alır ve ehl-i sünnet âlimleri ile adeta alay ederek onların Kur’an’ı ve ayetlerini anlamaktan aciz olduklarını ileri sürer.

El-Kurtubi (ö. 671-1273): Tefsirinin adı el-Camiu li-Ahkami’l-Kur’an ve’l Mübeyyin lima Tedammenehu mine’s-Sünneti ve Ayi’l-Furkan’dır. Rivayet ağırlıklı, son derece faydalı bir tefsir ortaya koymuştur. Aynı zamanda dirayet de ihmal edilmemiştir. Sahabe devrinden başlayıp o zamana kadar yazılan ve söylenen ayet tefsirlerini toplamıştır. Ayetlerin açıklamasını yaparken konuyla ilgili hadis bulmuşsa onunla yetinmiş, hadis bulamadığı takdirde Sahabe, Tabiun ve daha sonra gelen âlimlerin görüşlerine yer vermiştir, bu görüşlerin değişik olması halinde aralarında tercih yapmıştır.

Er-Razi (h. 543–606/ m. 1149–1210): Razi’nin en meşhur olduğu ilim dalı Kelamdır. Kelam ilmini ilimlerin en şereflisi olarak görür.  Eserinin adı Mefatihu’l-Ğayb’dır. Eserde her sure bir kitap niteliğinde olup kiaplar bölümlere, bablar meselelere bölünmüştür. Kelam ilmindeki derinliği eserinde de görülür. Çeşitli vesilelerle Kelam konularının hemen hemen hepsine girer, kelam mezheplerinin görüşlerini tartışır, ehl-i sünnet dışı mezheplere karşı ehl-i sünneti müdafaa eder.

İbnu Kesir (h. 701–774/ m. 1301–1373): Tefsirinin adı  Tefiru’l-Kur’ani’l-Azim’dir. Eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir. Onu kolay ve özet bir şekilde açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili diğer ayetleri sıralar.

Ebussuud (h. 896–982/ m. 1490–1574): Tefsirinin adı İrşadü’l’Akli’s-Selim ila Mezaya’l-Kur’ani’l-Kerim’dir. Eserin en önemli özelliği Kur’an ayetlerinin fesahat ve belağatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir. Cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlarla ilgili dikkat çekici tesbitleri vardır.

İsmail Hakkı Bursevi (h. 1060–1137/ m. 1653–1725): Eserinin adı Ruhu’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an’dır. Tefsirde hem rivayet hem de dirayet metodu kullanılmıştır. Ayetler öncelikle ayetlerle ve hadis-i şeriflerle açıklanmıştır.

Muhammed Abduh (h. 1265–1315/ m. 1849–1905): Tefsirinin adı Tefsiru’l-Kur’ani’l-Hakim’dir. Tefsirinin gayesini kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı olduğunu belirtir. Ömrü eserini bitirmeye yetmemiş ve eser Yusuf Suresinin 52. ayetinde kalmıştır.

Muhammed İzzet Derveze (h. 1305–1404/ m. 1888–1984): Tefsirinin adı et-Tefsiru’l-Hadis’tir. Tefsirinin en önemli özelliği surelerin nüzul sıralarına tefsir edilmiş olmasıdır. Kur’an’ın yine Kur’an’la anlaşılmasına önem vermiştir. Kur’an’a bir bütün olarak bakmış ve onun ana ilke ve prensiplerini tespit etmeye çalışmıştır.

Seyyid Kutub (1906–1967): Eserinin adı Fi-Zılali’l-Kur’an’dır. Müfessir her surenin girişinde o surenin iniş maksadı, adı, ayet sayısı, Mekki ve Medeni oluşu hakkında bilgi verir. Varsa bu konudaki ihtilafları belirtir. Eserde Kur’an’ın Kur’an’la tesirine sık sık başvurulur.

İbnu Aşur (1879–1973): Tefsirinin adı et-Tahrir ve’t-Tenvir’dir. Ayetleri Kur’an’daki normal sıraya göre alıp tefsir etmiştir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuş, gerektiğinde Hz. Peygamber’in tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade edilmiştir.


0 Yorum - Yorum Yaz

idiris Küçükoğlu    10.05.2013

KURAN VE TEFSİR İLİMLERİ DERS KİTABI


İLİTAM DERS KİTABI 5. ÜNİTE TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ


Tarih içinde tefsir ve tefsir eğilimleri
Kur anın tefsiri o kadar anlaşılmaz olmamalıdır çünkü onun anlaşılması ve ikası için bu kaçınılmazdır.

İlk dönem tefsiri

Tefsir hz peygamber ile başlamıştır. O kur anı ilk tefsir eden kişi olsa da tamamını tefsir ve açıklama yapmamıştır.

Sahabe dönemi tefsir

Pey. sonra tefsir işi sahabeye geçmişti ve onlar iki şekilde kur anı açıklamaya çalışmışlardır. 1. müşahadeler ile 2. kendi bilgi ve kavrayışlarına göre. Sahabe onu açıklarken dil ve edebiyatın yanında hristiyan ve Yahudi kültüründen yararlanmakta idi. Sahabenin kur anı tefsir kaynakları hz. Pey.sünneti müşahedeleri arap dili ve edebiyatı ehli kitab alimleri olarak sayılabilir.

Tabiun dönemi tefsir

Bu dönem de tefsiri rivayet tefsirinin gövdesini oluşturur. Kelimelerin daha çok izahı göze çarpar. Garib kelimeler daha geniş açıklanır ve şiirlerden büyük ölçüde delil getirilir. İsrayiliyat bu dönem de tefsire girişi söz konusu olur. Ayrıca tefsir biçimi taha sistematik ve kur anın bütünlüğü içinde yapılmaya başlanıyor.

Tefsir in Tedvini

Tefsir in tedvini Saad in bin Cubeyr, Mucahid bin Cebr, Ed Dahhak b. Muzahhim, el Hasanul Basri, Atiye b. Sad, Atab ebi rahhab, gibi müfessirler tarafından zaman içinde olmuştur. Hz peygambere isnad edilen haberler eserlerde belli bir başlık altında toplanmaya başlayınca tefsirin tedvini başlanmiş olunuyordu.

Rivayet Tefsirleri

Rivayet tefsirleri kendilerinden önce ki rivayet edilen ayet yorumlarından ve belli müfessirlerin ayet yorumlarından oluşmaktadır. Yani ki rivayet tefsirleri haz peygamberin sahabeye sahabenin tabi un a rivayetlerini bünyesinde toplayan tefsir kitaplarıdır. Kaynağı genellikle hz peygamber olan ve sahabe rivayetlerine çokça başvuran bir disiplindir.
Methodu belli başlı rivayetleri(senedinde zayıflık olmayanları özellikle )belli bir plan dahilinde sıralamalarıdır.
İbn i Cerir, Ebi Hatim İbn Hatiyye bu yönde eser veren belli başlı müfessirlerdendir.

Dirayet Tefsiri

Dirayet tefsiri bir neyi akli tefsirdir. Asmıl ki insan kur an ı anlamak ve onu yorumlamak gizli ve muhayyen konularını açıklama işi ise bütün müfessirler kur anı yorumlarken akli görüşlere de yer vermişlerdir. İşte bu noktada yapılan tefsir dirayet tefsirleri olarak adlandırılmıştır. Tabi bu yorumların bilgi ve ilmi seviyede yüksek kişilerce yapılması daha doğru olmaktadır.
Aynı zaman da dirayet tefsiri yapılırken bir çok ilim ve fenden yararlanılmıştır. Niteki dirayet tefsiri tek-çok yönlü olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Tek yönlü olması ayetin bir ilim bağlamın da açıklanması işi olur. Çok yönlü olması ise bir den çok bağlamda çokça ilim dalı ile açıklanmaya çalışılmasını ifade eder.
Dirayet tefsirinin kaynağı başta kur an ı kerimdir. Sonra ise tabi ki şiir ve akli delillere dayandırılır.
Ebu Cafer et Tusi, Zemahşeri çok yönlü; Zeyd bin Ali Yunus b.Habib ise tek yönlü tefsir alimlerindendir.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi tefsir tek yönlü olarak fıkhi, ilmi, felsefi, tasavvufi, olmak üzere pek çok bağlamda ele alınmıştır. Kur an ı kerim açıklanırken pek çok ilim dikkate alınmalıdır ki anlamı daha net ortaya çıkabilsin.
Ancak yenilikçi tefsir olarak nitelendirilen tefsir faaliyetleri eskiyi çok şiddetli bir biçimde eleştirmiştir. Bu durumun nedeni ise Müslümanların geri kalmasını önüne ancak kur an ın yeniden yorumlanması ve eski İslami geleneğin yeniden tahsisi gerekmektedir.
Bazılarına göre ise tefsir ilim ışığın da yapılmalıdır. Yani gelişen teknoloji edinilen bilgiler ışığında yeniden yorumlasın ki kur anın dinamik özelliği işlevsel hale gelebilsin.
Kur anı bir ideoloji savaşın da adeta bir silah gibi kullanılması da söz konusudur. Tabi böyle bir tefsir yaklaşımı islama aykırı olsa gerek.
Bazı tefsir çalışmaları ise kur an tefsiri için indiği dönem bazlı açıklamıştır. Onlara göre onu anlamanın yegane yolu onu meydana getiren ve inmesine sebeb olan coğrafi sosyal ve fiziki şartların bilinmesi tek şarttır.


6. ÜNİTE ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ARAŞTIRMALARI


Mukatil bin Süleyman (h. 80-150 m. 699-767)

a. Mukatil bin Süleyman Belh şehrin de doğmuştur. Merv Bağdat ve Basra da eğitimini tamamlamış ve yine aynı yerler de ilim vermiştir. Mukatil in tefsir i et tefsirül kebir yada tfsir ül mukatir diye anılırdı. Tefsirlerin de ki en önemli özellik kur anın tamamını ayet sırasına göre tefsir etmesidir. Kur an kıssalarında gereksiz ayrıntılara da yer veriyor.
b. Eserlerin de herhangi bir mezheb tartışmasına rastlanmamaktadır. Nadir olarak isnad a yer vermektedir. Bu eseri ile mukatil İsrail ihaberlere de yer vermiştir. Mukatil devrin ileri gelenleri tarafından övülmüştür.
El ferra (h. 144-207 m.761822)

a. Halife Cafer el Mansur zamanın da kufe de doğmuştur. İlk tahsilini kufe de kisai ile tanıştığı bağdad a gidiyor. Hocalık hayatına bura da vefat eden hocasını yerine başlıyor. Arap dilinin kuralları ve özelliklerini belirlemiştir.

b. Meanil kur an ismi ile anılan tefsir kitabı vardır. Her ayetten ziyade tefsire ihtiyacı olduğunu anladığı ayetlere yönelmiştir. Eserin de sık sık arap şiirine vurgu yapmış. Özetle ferra bu eserinde kur an nahvi kelime bilgisi açısından kendisinden sonra gelen tefsircilere kaynaklık etmiştir.

İbni Kuteybe (h.213-276 m. 828-889)

a. diyer mfessirle gibi kufe de doğmuştur. Bazı rivayetlerde bağdad olduğu söylenir. İlk öğrenimlerini babasından sonra ise bağdad da devam etmiştir. Horasan Mekke ve bağdad da ilim tahsil etmiştir. Hadis tefsir fıkıh ve kelam gibi bir çok ilimle uğraşmışlardır.

b. Günümüze ulaşan iki eserinden Te vil ül Müşkillül Kur an ve Garibül kur an birbirini tamamlayan iki eser niteliğindedir. Garibul kur an adlı eserinde Allah ın isimlerininde bulunduğu 26 kelimeyi tek tek açıklamış iştikakları ve manaları hakkın da bilgiler vermiştir. Bundan sonra da Fatiha dan Nas a kadar bütünsureler de anlaşılması zor kelimeleri açıklayarak eserini bitirmiştir . Hadis ve isnadlardan kaçınmıştır.


Et Taberi (h.244-310 m.838-923)

a. Taberista nı Mul şehrinde doğmuştur. Yedi yaşında hafız olmuştur. Rey Basra kufe mısır Suriye gibi yerlerde ilim tahsil etmiştir. Ne Şiilik ne de bir başka mezheb e bağlıdır. Ahmet bin Hanbel den ders alamıyor. Bağdad da ilimle uğraştığı yerde vefat ediyor.
b. Camiul Beyan An Te veli Ayil Kur an esrinin tam adıdır. Rivayet tefsirine yer vermektedir. Tefsir e Tevil demektedir. Mukaddime ile esrine başlamaktadır. Arapça nın özelliklerinden ve lehçelerine vyrgu yapmaktadır. Gerek duyarsa kelimelerin dil ile gramerine başvurmuştur. Eserinde yer yer israyiliyata yer verir. Taberani kendinden önceki alimlerin eserlerinden de yararlanarak bir tefsir ansiklopedisi ortaya çıkarmıştır.

İbni Ebi Hatim (h.240-327 m. 854-939)

a. Rey şehrin de doğmuştur. İlk ilim gördüğü yer aynı şehir de babasından almıştır. Babası hadis alimdir. 15 yaşın da iken ilk seyehat namesini yazıyor. Mısır Suriye ve isfehan da ilim tahsili görmüştür. İmam şafi ile görüşme şansı oluyor İslamın çeşitli dalları ile ilgili 22 eser verdği rivayet edilir.
b. Esririnin tam adı Ttefsir ul Kur an Azim Müsneden Rasulullahi ve Tabi un dur. Eseri bir hadis kitabı görüntüsüdedir. Hatim birkaç örnek dışında kendi görüşlerine eserlerin de yer vermemektedir. Zengin bir rivayet tefsirinden oluşan bir eser ortaya koymuştur.
Ez Zemahşeri (h. 467-538 m.1075-1143)

a. kelamcı bir müfefsirdir. Mekke de uzun süre ikamet etmiştir. Zemahşer de doğmuştur. İlim tahsili için Buhara ya gitmiştir. Buhara da muhtelif hocalardan pek çok ilim dersi almıştır. Arap dilini çok iyi bildiği rivayet edilir. İtikatta mu tezile fıkıhta ise hanefidir. Hayatının sonlarına mutezileden ayrıldığı söylense de bu eserlerinde görülmez.
b. Eserinin adı el Keşşaf an Hakai t Tenzildir. En önemli özelliği bu tefsire bir çok yorumun yapılmasıdır. Kendisinden önce ki nakilleri çokça kullanmış ve bir çok rivayetler de bunlarsa atıfta bulunmuştur. Dil ve belegat açısından önemlidir. Her müfessirin kullandığı gibi o da şiirleri delalet getirerek açıklama yolunu kullanmıştır. Soru cevap usulünü kullanmıştır eserlerinde.
El Kurtu bi (ö. 671-1273)

a. Kurtuba da doğmuştur. Endülüs ün yetiştirdiği büyük alimlerdendir. İlk çoculuk çağların da arpça şiir ve kur an ı öğrenmiştir ve Ebu Cafer Ahmet ibn Muhammet den İslami dersler almıştır. Kahire de öğrenci yetiştirdi. Fıkıhta maliki olan kutru bi bu yönünü tefsirine yansıtmamıştır.
b. Kutru bi nin eseri ahkam ağırlıklı olup bütün kur anın açıklanmasından oluşur. Rivayet ağırlıklı bir tefsirdir. Sahabe ve tabiundan bol bol alıntı yapmıştır. Kurtubi ehli sünnet mezhebi dışın da ki mezheblerin görüşlerini çürütmeyi yeğlemiştir.

Er-Razi(h.543-606 m.1149-1210)
a)Rey şehrinde doğmuştur.Soyu Kureyş kabilisene dayanır.Kelam,Fıkıh,Tefsir,Tıp,Astronomi vb alanlarda eğitim almıştır.Razi'nin özellıikle Kelam alanında çok meşhur olunduğu bilinmektedir.Akılcıdır ve Allah'ın varlığını delillendirmek için nakli bilimlerle akli bilimleri harmanlamıştır.
b)Mefatihul Ğayb adında önemli bir eseri vardır.Bu eserde hem kelime tahlilleri hem ayetlerin iniş sesbepleri,bazende rivayetlere yer vermiştir.Şafii mezhebine mensuptur.Tefsiri çok detaylı olduğundan çeşitli eleştiriler almıştır.

İbnu Kesir(h.701-774 m.1301-1373)

a)Şam bölgesinin Busra kasabasında doğmuştur.Fıkıh,Hadis,Tefsir konusunda kendini yetiştirmiştir.Hocası İbn Teymiyye'nin ilim hayatında ki etkisi büyüktür.
b)Tefsirül İbni Kesir isimiyle ünlü,önemli bir eseri bulunmaktadır.Bu eser rivayet tefsiri alanında yazılmış önemli eserlerdendir.Kendisi önemli bir muhaddistir ve hadislerden bolca yararlanmıştır.İsrailiyat konusunda hassasdır ve kaçınılması gerektiğini vurgulamıştır.

Ebussuûd(h.896-962 m.1490-1574)

a)İstanbul'da doğmuştur.Hadis,Fıkıh,Tefsir alanlarında kendini yetiştirmiş önemli bir alimdir.2.Bayezid zamanında yaşamış ve Kazaskerlikten Şeyhülislamlığa bir çok devlet hizmetinde bulunmuştur.
b)Tefsiru Ebissuud adında önemli bir eseri bulunmaktadır.Yaşadığı dönemde Kur'an'ın tamamını tefsir eden nadir kişilerdendir.Ayetleri değerlendirirken dilsel analizler ve gizli anlamlar üzerine yoğunlaşmış ve çeşitli yorumlar getirmiştir.Tasavvufla fazla ilgilenmemiş ve israiliyattan yararlanmasına rağmen bazılarının uydurma olduğu yönünde görüşler ortaya atmıştır.

İsmail Hakkı Bursevi(h.1060-1137 m.1653-1725)
a)Bulgaristan'da ki Aydos şehrinde doğmuştur.Otuz beş seneden fazla Bursa'da bulunduğu için bu lakabı almıştır.Arapça konusunda kendini çok geliştirmiştir,bunun yanında hattat sanatı ile ilgilenmiş ve bazı eserler ortaya koymuştur.Tasavvufi tefsir alanının en önemli alimlerinden biridir.Bursa Ulu Camii de görev yaparken Tefsir çalışmalarına başlamış ve başka alanlarda da eserler ortaya koymuştur.
b)Ruhul Beyan isminde önemli bir eseri bulunmaktadır.Bu eser genelde vaaz ağırlıklıdır.Hem rivayet hem dirayet metodunu birarada görmek mümükündür.Vahyin peygambelere geldiğini kabul ederken Allah dostlarına da ilham geldiğini savunur ve sünnet kavramına farklı bakış açıları getirir.Özellikle kalp gücü üzerinde çok durmuş ve kişinin kendiliğinden bazen Allah ile iritibat kurabileceğini savunmuştur.

Muhammed Abduh(h.1265-1315 m.1849-1905)

a)Buhayre'de doğmuştur.Hz Ömer neslinden geldiği düşünülmektedir.Eğitim alması için Tanta'na ya gitmiş ve burada Felsefe ve Kelam ağırlıklı olmak üzere çeşitli alanlarda ilim tahsil etmiştir.Özellikle Hocası Cemaleddin Efgani'den fikirsel manada çok etkilenmiştir.
b)Tefsirul Menar isminde önemli bir çalışması bulunmaktadır.Bu eseri hocasının notlarını toplayan Muhammed Rıza oluşturmuştur.V e bu esere kendisi de bir çok eklemeler yapmıştır.Eser 12 cilttir.Eserin temel amacı,insanlara kuru bilgi vermek yerine onlara dünya ve ahiret mutluluğu sağlayacak İslamı,bizzat yaşatmaktır.Eserde israiliyata yer verilmemiş ve bu konuda eleştiriler oraya konmuştur.Kur'an'ın bazı surelerine çok farklı yorumlar ve bakış açıları olması ise göze çarpan diğer özelliklerdir.

Muhammed İzzet Derveze(h.1305-1404 m.1880-1984)

a)Nablus şehrinde doğmuştur ve çeşitli yerlerde ilim tahsil etmiştir.Gençliğinde posta teşkilatı gibi kurumlarda çalışmıştır. 1906 yılı itibari ile çeşitli akımların içine karışmış ve bunların etkisi altında kalmıştır.Özellikle Arap milliyetçiliği ile ilgilenmiş ve ademi merkeziyetçiliği savunmuştur.
b)et Tefsirul Hadis adında önemli bir eseri bulunmaktadır.Tefsirin en önemli özelliği ayetlerin nüzul sırasına göre tefsir edilmiş olmasıdır.Ayrıca konular grup grup ayrılmış ve öyle değerlendirilmiştir.Kur'an'a bir bütün olarak bakılmış ve eser sade bir uslüple ele alınmıştır.Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'tan fikirsel manada etkilenen yazar eserinde ideolojik konulara da temas etmesi gözden kaçmamıştır.

Seyyid Kutup(1906-1967)

a)Mısır'ın Asyut kasabasında doğmuştur.Küçük yaşlarda hafız olan Kutup dindar bir ailenin çocuğudur.Ezher ve Kahire Üniversitelerinde eğitim almış ve bir süre Amerika'da bulunmuştur.1951 de Müslüman Kardeşler teşkilatının fikirsel olarak bir lideri durumuna gelmiş ve bir çok insanı etkisi altına almayı başarmıştır.Bu yapılanmanın içinde bulunmasından dolayı bir çok zorlukla karşılaşan Kutup netice itibari ile 1966 da idam edilmiştir.
b)Fi-Zılali-Kur'an isminde çok önemli bir eseri bulunmaktadır.Eserin amacı günümüzde donanımlı ve İslamın hidayeti çerçevesinde yetişmiş insanları birarada toplayıp insanları İslam çatısı altında bütünleştirmektir.Ayetlere ilişkin tarihi bilginin yanında dilbilimsel tahlillere de yer verilmiştir.Fıkhi ve mezhebi konulara çok az yer verilen eserde çeşitli ideolojik değerlendirmeler çokca göze çarpmaktadır.

İbnu Aşur (1879- 1973)

a. Tunus da doğmuştur. Zeytune Camii de orta ve yüksek öğrenimini tamamladı. Alışverişte muhayyerlik konusunda tez verdi ve üniversite de ders verdi. Tunus milli eğitim programlarının yeniden hazırlanmasın da baş rol oynadı. Aşur üniversitesindeki akedemik faaliyetlerinin yanında Maliki Kadılığı görevinde bulundu. Zeytune üniversitesinde rektör oldu ve ilk maliki şehlül İslam oldu.
b. Eserinin adı et Tahrir ve t Ttenvirdir. Ayetleri tefsir de yine ayetlere baş vurmuştur. Şerri hükümlerin hikmetlerine olan öneme dikkat çekmiş. Eser hem klasik hem de çağdaş dönemi tefsiri açısından önemlidir.

 


İDİRİS KÜÇÜKOĞLU
11O4O249
.

 


0 Yorum - Yorum Yaz

esmanur ulutaş 11040319    10.05.2013

TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ

Kuran büyük kitlelerin önem verdiği bir kelam olduğu için onun tefsir edilmesi kaçınılmaz olmuştur. Tefsirinde bütün Müslüman dünyanın kültür ve medeniyet duygusu da etkilidir.

Peygamberimizin kuranı sorular üzerine açıklamaya başlaması ile ilk dönem tefsiri başlamış ve onun bu yöntemi daha sonra da takip edilmiş incelenmiştir. Hz. Peygamberin kuranı tefsiri %4 oranındadır. Sahabe döneminde tefsir peygamberimizin vefatı ile birlikte başlamıştır. İki temel kategoride görülmüştür: Müşahedelerine ve kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar.

Sahabeler Kuranda ki garip kelimeleri ve müşkil lafızları dil açısından zaman zaman şiirle istişhad ederek kıssaları İsrailiyat dedikleri Hristiyan ve Yahudi kültüründen yararlanılmıştır. Tefsirdeki bu yönelişi daha sonra devam ettiren ibn-i Abbasın öğrencisi Mücahid olmuştur.

Tabiun döneminde sınırlarında hızla genişlemesi ile mevali denen grubun sahabelerden edindikleri bilgileri ve tecrübelerinden etkilenmişlerdir. Mücahidin ibn-i Abbas‘a kuranı 30 kez arz etmesi ona tefsir konusunda haklı bir imtiyaz tanımıştır. Tefsirin büyük çoğunluğun kaynağında Tabiun müfessirleri görülmektedir. Kelime ve kavramları açıklamaları daha ayrıntılıdır. Basit ihtiyaçları gözeten tefsir yerini sistematik olarak kuranın bütününü tefsire konu eden anlayışa bırakmıştır.

Kuranı kerim tefsirinin yazılı belgeleri ibn-i Abbas ile başlamıştır. Ve Tabiun müfessirlerinde devam etmiştir. Said b.Cubeyr, Mucahid b.Cebr gibi. Kuranın Müslüman toplumunun odağında oluşu, toplumun çeşitli alanlarda onun rehberliğini esas alması, kuşkusuz onun anlaşılması, yorumlanması faaliyetlerini de bir gereklilik haline getirmiştir.

Kuranı tefsire çalışan herkes, ilmi kapasitesine, kavrayış derecesine, çeşitli ilim dallarında ki ihtisasına, siyasi ve mezhebi kanaatlerine ve bilinç muhtevasına göre kuranı açıklamışlardır. Önceki görüşler akli çaba ve ilham gibi insani araçlar etkili olmuştur. Hiçbir müfessir kendi tarihselliğini ve öznelliğini bütünüyle aşabilme imkanına sahip değildir.

Rivayet tefsiri: ayetlerin tefsirine ilişkin Hz.Peygamberden sahabeden tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir. Müfessirler hocaların görüşlerini naklederken kendi görüşlerini de koyuyorlardı onların kendi anlayışları çerçevesinde ürettikleri sonuçlardı. Yani her rivayet tefsiri aynı zamanda dirayet işiydi.

Dirayet tefsiri: kuran tefsiri anlama açıklama yorumlama bakımından bir insan faaliyetidir. Hz.Peygamberden beri böyleydi. Kendi bilgi birikimine tecrübesine anlayış ve kavrayışına dayalı olarak üretilmiş tespitlerdir, görüşlerdir. Hepsi bir mezhebe  ve ya bir görüşe bağlıdırlar. Dirayet tefsirlerini iki türlü inceleyebiliriz çok yönlü; dil bilimsel analizler, edebi sanatlar,kıraat,kelami,fıkhi,tıbbi izahlar yer alır. Diğeri tek yönlü dirayet tefsirleri; bazı konu ve sorunları diğerlerine oranla daha fazla önemserler. Taberi ve Tabresi kıraat konusunda Ebu Hayyan gramer bakımından tahlile önem vermesi gibi.

Günümüzde yenilikçi tefsir çalışmaları yaklaşımında kuranın bir hidayet kitabı olduğu ve hayata yön vermesi gerektiğini belirtilmiş ve tefsirin ilk, saf kaynağına dönüş şeklinde bir tutum görmekteyiz. “Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” ayetine dayanarak ilmi tefsir çalışmalarına gidilmiştir.bilhassa 19.yy dan itibaren batı biliminin yoğun gündeme gelmesi ile kuranın bilimle çatışmadığını göstermek amacıyla tefsirler kaleme alınmıştır. Gazali ve razi ilmi tefsir diyebileceğimiz yorumlara gitmişlerdir.

İslamı sadece kurana başvurarak yorumlama ve kuranın hidayete çağıran bir mesajı olduğunu vurgulama özelliklerini ideolojik tefsir çalışmalarında görebilmekteyiz. Seyyid Kutup Mevdudi gibi. Tarihsel tenkitçi tefsir çalışmalarında her kişiyi öncelikle tarihi ortamı dikkate almış ve kuranın indiği arap toplumunu durumunu kültür ve dili dikkate almışlardır. Müfessir, Kuranın ayetlerin sıralanması tarihi sebebi nuzul,nasih,mensuh ve kıraat gibi bilgilere sahip olmalıdır.

 

 

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz

esmanur ulutaş 11040319    10.05.2013

ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ARAŞTIRMALARI

Mukatil bin Süleymanın eseri tefsirül kebir diye anılır. mukatilin kuranın tamamını ayet sırasına göre içine alan ve günümüze kadar ulaşan ilk tefsirdir. ayetlerin iniş sebebini ve israili haberler yer verir. Ayrıca ilk fıkhi tefsir olan tefsirul hamsi mieti ayetin minel kuran adlı eserin sahibidir.

El ferra meanil kuran adlı eseri ile meşhur olmuştur. Arap dilinin özellik ve kurallarının tespit edilmesinde büyük katkılar sağlamıştır. Arap şiiri ve sebebi nuzul rivayetlerine başvurmuştur.

İbn. Kuteybe dönemin en seçkin alimlerinden ders almış, Tevilul Muşkilul Kuran ile Garibul Kuran adlı birbirini tamamlayan eserler yazmıştır.garip kelimeleri açıklamada lügatçi ve müfessirlerin ifadelerinden fasih olanları seçmiştir.

Taberi bir çok ülkeden sonra hilafet merkezi bağdada yerleşmiş, Hanefi şafi ve maliki gibi meşhur Alimlerden ders almıştır. Rivayetleri toplayarak tefsir ansiklopedisi meydana getirmiştir. Eseri Camiul Beyan an Tevili Ayinil Kuran dır. Ve eserine bir mukaddime ile başlar. Tefsir tevil terimlerini açıklar.

Zemahşeri Buhara da yaşamış ve el keşşaf adlı eseri vardır. Eseri dil ve belegat bakımından önemlidir. Müellifi Mutezile mezhebinden olduğu için mezhebini teyid eder biçimde tevillere ve açıklamalar yaptığı için bu tefsir çok tenkide uğramıştır.

Fahruddin Razi dini ve fenni ilimlerde çok bilgili olan bir alimdir.En meşhur olduğu ilim dalı kelam olmuştur. Mantık metodundan sonra gazali ile birlikte akli ve felsefi görüşleri de kullanmıştır. Eserinin adı Mefatihul Ğayb dır. Razi, eserinde sebebi nuzul ile ya da ayetler arasındaki münasebetleri kurarak başlar.

Ebu Suud ilk dersi babasından alarak başladı. Osmanlı döneminin en önemli medreselerinde görev yapmıştır. Kuranın tamamını tefsir etmiştir. Eserinin adı İrşadül akli-s Selim ila Mezayal Kuranil Kerimdir.

İzzet Derveze Osmanlı fikir hareketlerinden etkilenmiş İttihad ve Terakki cemiyetine üye olmuş, parti ve derneklerin kurulmasında öncülük etmiştir. Kuranil Mecid ve Tefsirul Hadis eserleri eserlerine sahiptir.

Seyyid Kutup 1951 de Müslüman kardeşlerde önemli bir fikir adamı olan kutup aynı zamanda bir çok ilim tahsil etmiştir. Kuttuba göre Müslümanlıkta yeni ideal insan oluşturma düşüncesi kuran tefsirine itmiş ve suikasttan hapiste yatarken Fi Zılalil Kuranı tamamladı. 20. Yüzyılın edebi içtimai edebi tefsirin en çok ilgi toplayan örneklerindendir.


0 Yorum - Yorum Yaz

tefsir 4    10.05.2013

TEFSİR KUR'AN HADİS VE İLİMLERİ 5. BÖLÜM
TEFSİR İLMİ
Tefsir: ayetlerin indirildikleri zaman kastettikleri anlamları ortaya koyan bir ilimdir.Kur'an ayetleri incelenirken Kur'an dili olan Arapçanın dil özelliklerinin dikkate alınması gerekir. Yine Kur'an'ın indiği dönemin özelliklerinin de dikkate alınması gerekir. Bu yüzden peygamberimizin ve sahabenin sözlerinin tefsir ilminde büyük önemi vardır. Tefsirde bir kesinlik vardır. Maturidi'nin de söylediği gibi tefsir ‘'Allah burada bu kelime ile kesinlikle bunu demek istemiştir'' dir. Tefsir yöntemi müfessirin öznelliğini sınırlandırır. Müfessirlerin kendi yorumlarını tefsirlerine katmaları zorlaşır. Ancak delillerdeki kesinsizlik müfessirin öznelliğini tefsire sokar.
Tevil: Ayetleri açıklamak için olan deliller yetersiz olunca müfessirler kendi araştırmalarıyla elde ettikleri yorumlarını , açıklamalarını katarak yeni bir anlayış ortaya koymaktır. Maturidi'ye göre göre tevil ‘' Allah burada bu kelime ile kesin olarak şu anlamı kastetmemektedir.'' Yine Maturidi'ye göre tevil alimlerin, tefsir ise sahabelerin işidir.
Terceme: Bir sözü başka bir dilden başka bir dile çevirmektir. Lafzi ve tefsiri olmak üzere ikiye ayrılır. Lafzi tercüme de metne bağlı kalınır. Metinde geçen tüm kelimelere tercüme edilen dilde karşılık verilmeye çalışılır. Tefsiri tercümede de metnin ifade ettiği mana esas alınarak yapılır. Harf harf tercüme edilmesi gerekmez.
Kur'an'ı lafzi olarak tercüme zordur. Mana olarak tercüme edilir. Buna da meal denir. Kur'an arapça olarak inmiştir. Ama arap olmayan bir sürü insan vardır. Onların da Kur'an'ı anlaması gerekir. Bu yüzden de tercüme şarttır.
Tefsir yapılırken iki yöntem izlenir. Birinci olarak Kur'an dili olan arapça dil özellikleri hakkında bilgi sahibi olunur. İkinci olarak da Kur'an'ın indirildiği dönemin özelliklerinin bilinmesi gerekir. Bu iki yöntem bize tefsir ilminin tarih, filoloji,hadis ilimleriyle ilişkisi olduğunu gösterir.
İLK DÖNEM TEFSİRLERİ
Peygamberimiz Kur'an indiğinde inen ayetlerle ilgili bir takım açıklamalar yapmıştır. Bazen de sahabelerin sorularına cevap olarak ayetleri açıklamıştır. Bazen de kendisi bazı durumlarda açıklama yapma gereği duymuştur. Peygamberimiz Kur'an'ın tamamını tefsir etmemiştir.
Sahabeler Kur'an'ın indiği dönemi bizzat yaşamış olmalarından dolayı inen ayetlerin hangi olay üzerine indirildiğini bilmektedirler. Bu yüzden onlar tefsiri en iyi şekilde yapmışlardır. Sahabe dönemi tefsirinde İbni Abbas ön plandadır.
Tabiin döneminde sahabelerin toprak kimseyi kutsamaz anlayışıyla çeşitli ilim merkezlerine giderek öğrendiklerini öğrencilerine aktardıkları ve onların da kendi yorumlarını katarak oluşturdukları tefsir anlayışı vardır. Bu dönemde tefsir basit ihtiyaçları karşılamaktan çıkarak sistemli bir hale gelmiştir. Rivayet tefsirlerinin çoğunun kaynağı bu dönemdir. Yine bu dönem de kelime ve kavramlar daha ayrıntılı şekilde açıklanmaya başlanmıştır. İsrailiyat yoğun olarak tefsire girmiştir.
TEFSİRİN TEDVİNİ
Tefsirin tedvini İbni Abbas ile başlamıştır. Onun öğrencisi olmayanlar bile kaynak olarak onu göstermektedirler. İbni Abbas bu konuda pek çok çalışma yapmıştır. İbni Abbas'tan sonra bu işi Saad b. Kubeyr, Hasasn-ül Basri, Mücahid b. Cebr vs. gibi müfessirler devam ettirmiştir.
Tefsirin tedvini hadis tedvininden sonra başlanmıştır. Çünkü önce hadisler toplanmış daha sonra bu hadisler arasından peygamberimizin ayetlerle ilgili söyledikleri ayrı şekilde toplanıp ve tefsirler oluşturulmuştur.
Tefsirde öncekilerin görüşleri, akli çaba veilham olmak üzere üç esas temel alınır. Tefsirler kaynak tercihi bakımından rivayet ve dirayet olarak ikiye ayrılır.
RİVAYET TEFSİRİ
Hz. Peygamber ve sonraki iki neslin rivayetlerinin esas alındığıb tefsirlerdir. Kur'an rivayet tefsirinin kaynağı olarak görülmez. Çünkü rivayet tefsirin de öncekilerin görüşleri esas alınır. Aslında müfessir gelen rivayetleri seçerken kendi tercihini kullanır. Yani dirayet yapmış olur. Kısaca tefsir aslında sadece bir dirayet işidir.Rivayet tefsiri uydur ma haberlere bolca yer vermesinden, isnatların hıfzedilmesi ve israiliyata yer vermesinden dolayı tenkit edilmiştir.
DİRAYET TEFSİRİ
Müfessirin kendi yorum ve açıklamalarını içeren rivayetlerdir. Bu yüzden tefsir bir insan faaliyetidir. Yapılan tefsirin tamamen objektif olması beklenemez. Her müfessirin tefsirinde yaşadığı çevrenin, kültürünün ilgilerinin etkisi görülmektedir.
Müfessirler kendi uzmanlık alanları, ilgilerive zevklerine göre Kur'an' yaklaşımları faklılaşır. Eğer Kur' anı tefsir ederken birden fazla kaynak kullanılıyorsa bu çok yönlü tefsir olur. Örneğin Kur'an'ın fıkhi, kelami, ahlaki açıdan ele alınması. Eğer müfessir Kur'an' sadece bir yönden ele alıyorsa bu da tek yönlü tefsir olur. Örneğin ilmi, tasavvufi, kelami ve felsefi tefsirler....
Yenilikçi tefsir çalışmaları önceki tefsir çalışmalarını tenkit etmiştir. İslam dünyasında ki gerilemenin sebebini islam geleneğine bağlamışlardır. Bu durumdan kurtulmak içinde Kur'an'ın tekrar okunup yorumlanması istenmiştir.Bu alanda Muhammed Afgani ön plandadır. Muhammed Abduh ve Reşit Rıza'da bu alanda çalışma yapmıştır. Örneğin Reşit Rıza'nın başlayıp Muhammed Abduh'un bitirdiği Tefsir-ül Menar vbu alandaki önemli bir eserdir.
İlmi tefsir çalışmaları Kur'an'ın çeşitli ilimlere ve bilimsel buluşlara atıfda bulunduğundan doğmuştur. Bu çalışmalarla bilim ile Kur'an'ın çatışmadığı gösterilmek istenmiştir. El İskenderani'nin Keşf-ül Esrarin Nuraniyye'si bu alandaki önemli çalışmalardandır.
İdeolojik tefsir çalışmaları bütün dünyada ideolojilerin dünyada gündeme gelmesi ve islam dünyasının sömürge altında kalmasıyla çağdaş bir tutum olarak ortaya çıkmıştır. Mevdudi'nin Tefhim-ül Kur'an adlı eseri bu alandaki önemli çalışmalardandır.
Tarihsel- eleştirel tefsir çalışmaların da Kur'an'ın belli bir zaman diliminde, belli bir topluma indiği, bu yüzden onu değerlendirirken o dönemin dikkate alınması gerektiği kabul edilir. Bu dönemin temel özellikleri Muhammed Abduh ve Reşit Rıza'da görülür. Derveze'de bu yaklaşımı en iyi şekilde uygulayanlardandır. Emin el Huli' bu çalışmaları ileriye taşımıştır.
               

                   TEFSİR KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ 6. BÖLÜM
MUKATİL BİN SÜLEYMAN : 699 tarihinde Belh'de doğmuştur. Basra'da ilim tahsil etmiştir. Pek çok eserde yalan hadis rivayet etmiştir. Bu yüzden tenkide uğramıştır. Tefsiri Et Tefsir'ul Kebir'dir. Tefsirinde Kur'an'ın tamamını ayetlerin iniş sırasına göre tefsir etmiştir. Bu eser bu yönde bize ulaşan ilk eserdir. Tefsirinde ehli kitabın geçtiği ayetlerde şahıslara bolca yer vermiştir. Yine israiliyata ve tarihi olaylara yer vermiştir. Eseri 1997/1988 yılları arasında tahkik edilmiş ve Kahire'de yayımlanmıştır.
EL FERRA: 761-62'de Kufe'de doğmuştur. Tahsil hayatı burada geçmiştir. Bağdat ve B asra'da da pek çok ilmi alanda tahsil görmüştür. Hocalık yapmıştır. Dil alanında eserler vermiştir. Tefsiri Mean-ül Kuran'dır. Tefsirinde Kur'an tertibi ve ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Kur'an'ın anlaşılmasında dil problemine dikkat çekmiş ve kendi irab tercihine uygun olarak ayetlerin manasını vermiştir. Kıraat meselelerine de değinmiştir. Tefsirinde arap şiirine sık sık başvurmuştur. Kısaca Ferra'nın eseri Kuran nahivi, kelime bilgisi açısından kendinden sonrakilere büyük ölçüde kaynaklık etmiştir.
İBNU KUTEYBE: 828'DE Kufe'de doğmuştur. İlmi pek çok konuda seçkin alimlerden ders almıştır.İlim tahsili için Basra, Mekke ve Horasan'a gitmiştir. Mutezili anlayışa karşı sert tepki vermiştir. Dil, edebiyat ve şiir alanında derinlemesine uğraşmıştır. Hadis, fıkıh, tefsir alanlarında çalışmalar yaparak tefsir ilmine büyük katkılar sağlamıştır. Tevil'ul Kur'an ve Garib'ul Kur'an adlı iki esri vardır. Mutarrif el Kinani bu iki eseri El Kurtey adıyla birleştirmiştir. Eserinde lüzumsuz uzatmalardan kaçınmış, hadis ve isnad zikretmemiştir. Garib kelimeleri önce Kur'an'a başvurarak daha sonraları ise müfessir ve lügatçıların görüşlerine başvurarak açıklamıştır.
ET TABERİ: 838 YILINDA Taberistan'da doğmuştur. Rey, basra, küfe, medine gibi pek çok şehir dolaşmıştır. Fıkıh ,tefsir, hadis, kıraat, edebiyat ve dil alanında alimlerden ders almıştır. Döneminde mezhep mensuplarınca itham edilmiştir. Fıkıhta önceden şafi iken daha sonraları müctehitlik mertebesine ulaşmıştır. Pek çok eser telif etmiştir. Ama bu eserlerin çoğu kaybolmuş bize kadar ulaşamamıştır. Tefsirinin adı Cami-ul Beyan an Tevili Ayil Kur'an'dır. Rivayet tefsiri özelliği taşır. Dirayet yönünden de önemlidir. Eserine Kuran dilinin özelliklerinden bahseden, tefsir ve tevil terimlerini açıklayan ve Kuran tefsiri edenlerin isimlerini zikreden bir mukaddimeyle başlamıştır. Eserine tefsir değil tevil adını vermiştir. Eserinde bir ayetin tefsiriyle ilgili kendisine ulaşan rivayetlerden birbirini destekleyen veya aynı anlama gelen rivayetleri peş peşe senetlerini de hadis şekline göre verir. Rivayetlerin sened ve metinlerini tenkide tabi tutar. Ayetlerden çıkarılacak olan fıkhi hükümlere temas eder. Eserinde kıraatlere de yer verir. Tefsirinde israiliyata da rastlanır. Kelime izahlarında ve garip kelimelerin izahında eski arap şiirinden yararlanmıştır. Cami-ül beyan adlı eserin de kelam ve akide konularına ait pek çok bilgi bulunmaktadır.
İBNİ EBİ HATİM: 854 yılında Rey'de doğmuştur. Başta babası olmak üzere pek çok alimden ders almıştır. Kıraat ilmini tamamladıktan sonra babasıyla beraber üç ilmi seyahata çıkmıştır. İlk olarak hacca gitmiştir. Daha sonra Basra ve Suriye'ye son olarakta İsfehan'a gitmiştir. Bu seyahatlerde pek çok alimle ilim alış verişi yapmıştır. Aklın alanını aza indirerek nasları tevil etmeden hüküm çıkarmayı savunur. Problemin naslarda olduğunu söyler. Bu yüzden de rivayetlerin sağlamlığını değerlendirme konusunda çok çaba harcar. El Cerh ve Tadil isimli eseri bu konu üzerinedir. Tefsirinin adı Tefsir-ül Kuran-ül Azimdir. Bu eseri peygamberimiz, sahabe ve tabiin rivayetlerini derlemek için yazmıştır. Eserde kendi görüşlerini bildirmekten kaçınmıştır. Bu yüzden bu eser daha çok hadis kitabına benzer. Rivayetleri toplarken önce peygamberimizden rivayet varsa onu almış sahabeyi zikretmemiştir. Sahabeden bulunan tefsirlerde ise bir sahabe kaç sahabe aynı görüşü savunmuşsa bu görüşü en sağlam isnatlarla derece bakımında en yüksek olandan başlayarak zikretmiştir. Eğer sahabe arasında farklı görüşler varsa bunları da kendi isnadı ile ayrı ayrı vermiştir.
EZ-ZEMAHŞERİ: 1075 yılında Zemahşer'de doğmuştur. Dil, kıraat, edebiyat ve tefsir alanlarında çalışmalar yapmıştır. Fıkıh, arapça, kelam, hadis dersleri almıştır. İtikatta koyu bir mutezilidir. Fıkıhta ise hanefidir. Mutezili olduğu için ilmi itibar görmemiştir. Tefsirinin adı El-Keşşaf'tır. Bu tefsir dil ve belagat bakımından önemlidir. Kur'an'ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Fıkhi meselelerde Hanefiliği baz almış aynı zamanda şafi mezhebini tercih ettiği yerlerde olmuştur. Eserde kıraat farklılıklarına büyük ölçüde işaret edilir. Uydurma hadis ve rivayetlere yer vermiştir. Tefsirde soru cevap metodunu kullanmıştır.
EL KURTUBİ: Hicri 600 yılında Kurtuba'da doğmuştur.Dil bilgisi, belagat, hadis, kıraat ,tefsir ilimleri hakkında dersler almıştır. Fıkıhta maliki mezhebine mensuptur. Tefsiri El Camiu li Ahkamil Kur'an'dır. Ahkam ağarlıklı konular vardır. Kur'an'ı baştan sona kadar ihtiva eder. Rivayet ağırlıklı bir tefsir ortaya koymuştur. Sahabe ve taabin görüşlerinden başlayarak kendi zamanına kadar gelen eserlerden alıntılar yapmıştır. Ayetleri tefsir ederken o ayet üzerine söylenen hadisleride dikkate almıştır. Ahkam-ul Kur'an kitablarından yararlanmıştır. Fıkıhta maliki itikat da eşaridir. Ahkam ayetlerinin tefsirinde mezhebinin görüşlerine başvurmuştur. İtikadi konularda kesin delilleri olan ayetlerin tefsirinde ehli sünnet dışındaki mezhep görüşlerini çürütmüştür. Tefsirinde az da israiliyata yer vermiştir
ER RAZİ: 1149 yılında Rey'de doğmuştur. İlmi pek çok ders almıştır. Fen ilimlerinde de öncüdür. Kelam ilminde derinleşmiştir. Onu ilimlerin en mükemmeli olarak görmüştür. İslam aleminde çıkan yanlış anlaşılmaların , bidatlerin yanlış olduğunu delillerle isbat etmiştir. Kelamdan Allah'ın varlığını isbatlamada akıl-vahiy uymundan bir ilim meydana getirmektir. Tefsirinin adı Et Tefsir-ul Kebir'dir. Eseri yazmaktaki amacı Kur'an'a yapılan hücümları ve inanç konularındaki karşı fikirleri geçersiz kılmaktır. Ayet tefsirine bazen sebebi nüzul bazen kelime tahlili bazen de ayetler arasındaki münasebet kurarak başlar. Eserde her sure bir kitap şeklinde olup bablara bölünmüştür. Bir ayeti tefsir ederken onu açıklayan diğer ayetlere de işaret eder. Ayetle ilgili hadis ve rivayetlere de yer verir. Kur'an'da her şeyin mevcut olduğuna inanır . Bu yüzden tefsirinde farklı bilimlerin alanına da girer.
İBNİ KESİR: 1302 yılında Busra'da doğmuştur. Dımeşk2te çeşitli hocalardan fıkıh,hadis, kelam ve tarih dersleri almıştır. Fıkıhta şafi mezhebine mensuptur,ama diğer mezhep görüşlerine de açıktır. Tefsirinin adı Tefsir-ül Kur'an-ül Azim'dir. Eserinde önce tefsir edeceği ayeti verir, onu açıkladıktan sonra o konuyla ilgili ayetleri sıralar. Bundan sonra da sahabe, tabiin ve tebei tabinden kendisine kadar gelen görüşleri sıralar.
EBUSSUUD: 1490'da Metris köyünde doğmuştur. İlmi dersler almış ve müderrislik yapmıştır. Dini hükümleri iyi bilen bir alimdir. Tefsiri Tefsiru Ebussud'dur. Kur'an'ın tamamını tefsir etmiştir. Eserin de cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlara dikkat çekmiştir. Yer yer gramer açıklamalarında bulunmuştur. Kıraat farklılıklarından ve israiliyattan faydalanmıştır. Ama bu israili haberlerin uydurma olduğunu söyler. Ahkam ayetlerini açıklamasında Hanefi mezhebinin özellikleri görülür.
İSMAİL HAKKI BURSEVİ: 1652' de Aydosta doğmuştur.Fıkıh, kelam gibi konularda dersler almıştır. Vaaazlar ve dersler vermiştir. Eserinin adi Ruhul Beyan'dır. İşari tefsir ekolünde yazılmış önemli eserlerden birisidir. Tefsirinde islamın itikat esaslarına ters düşen tesbitleri bulunur. Farsça şiirlere çokça rastlanır. Tevhidin üç kademesi olduğunu söyler. Üçüncü kademesinin ‘' Benden başka ilah yoktur. ‘' diyebilmek olduğunu söyler. Çünkü bunu söyleyenler her yerde Allah'ı görebilen kendi varlığını Allah'ın varlığında eritmiş kimselerdir. Tefsirde rivayet ve dirayeti bir arada kullanır. Ayetleri ayet ve hadislerle açıklar. Manayı açmak için gramer ve kelime tahliline girer.
MUHAMMED ABDUH: 1849'DA Mısır'da doğmuştur. Mısır El Ezher'de eğitim görmüştür. El Vekai-ul Mısıriyye gazetesine yazılar yazmıştır. Siyasi nedenlerden dolayı Beyrut'a sürülmüştür. Müftülük görevi sırasında ıslah çalışmaları yapmıştır. Tefsirinin adı Tefsir-ül Menar'dır. Tefsirinin gayesinin insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu söyler. Tefsir derslerinde Kuran metnini esas almıştır. Hür akılcılığı savunmuştur. Ayetleri sadece nazil olduğu dönemde değil günümüze de getirilip günümüz olaylarıyla irtibat kurma taraftarıdır. Eserinde ayet ve sureler arasındaki münasebete önem vermiştir.
MUHAMMED İZZET DERVEZE: 1888'de Mablus'ta doğmuştur. Kendi çabalarıyla tefsir, fıkıh, hadis, kelam, dil ve edebiyat alanlarında bilgi sahibi olmuştur. İlmi çalışmalarda da pek çok eser kaleme almıştır. Tefsiri Et-Tefsirul Hadistir. Sureleri nüzül sırasına göre tefsir etmiştir. Aynı konuyla ilgili olan ayetleri gruplandırarak tefsir etmiştir. Ayet tefsirin de siyer bilgisine önem vermiştir.
SEYYİD KUTUB: 1906 ‘da Mısır'da doğmuştur. Eğitimini tamamladıktan sonra öğretim görevliliği yapmıştır. Pek çok eser yayımlamıştır. Amerika'ya giderek Amerikan kültürünü incelemiştir. Suikast girişiminde bulunduğu için hapse atılmıştır. Fi Zilalil Kur'an'ı burada bitirmiştir. Tefsiri 20. yy'da yazılan içtimai, edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerindendir. Tefsiri yazmakta ki amacı; kurandan yola çıkarak ideal bir insan, hayat ve toplum modeli oluşturmaktır. Her surenin girişin de o surenin nüzul sebebini, ayet sayısını ve mekki ya da medeni olduğunu belirtir. Ayetleri konu bütünlüğünü dikkate alarak gruplandırarak tefsir etmiştir. Kur'an'ın Kur'an'la tefsirine sık sık başvurmuştur. Hadislere çok az yer vermiştir. Sosyal meselelere geniş yer vermiştir.
İBNU AŞUR: 1879'da Tunus'da doğmuştur. Kadılık ve müftülük görevleri yapmıştır. Pek çok ilmi çalışmalar yapmıştır. Tefsiri Et- Tahrir vet-Tenvir'dir. Ayetleri Kur'an'daki sırasına göre tefsir etmiştir. Ayet tefsirinde ayetlere de başvurmuştur. Hz. Peygamber tefsirinden ve selef görüşlerinden yararlanmıştır.TUĞBA KALAYCI İDKAB 2

 


0 Yorum - Yorum Yaz


 5.ünite

 Peygamber Efendimiz Kur'an tefisirini yapan ilk kişidir. peygamber efendimiz bu tefsiri bazen sahabelerden gelen sorular üzerine bazen yaşanan olaylara istinaden yapmıştır bazen de günlük olaylara göre yapmıştır. bu dönemde sürekli olarak yapılan bir tefsir çalışması bulunmamaktadır. gerekli görüldüğü zaman ve konularda yapılmıştır.

 daha sonrasında ise sahabe döneminde tefsir çalışması başlamıştır.  sahabe döneminde tefsir çalışmalrı ise  kuranın indiği dönemdeki arap dilini bilen insanlar, sahabeler tarafından gerçekleştirilmiştir o yüzden onların yaptıgı tefsir daha net ve dil açısından anlatılanı daha iyi kavratabilcek güçtedirler. Kişisel düşünceleri ve bilgileri ile tefsir yorumlamalarında bulunmuşlardır.

son olarak ise tabiun dönemi tefsir çalışmaları. sahabe döneminde tefsir çalışmalrı ise  kuranın indiği dönemdeki arap dilini bilen insanlar, sahabeler tarafından gerçekleştirilmiştir o yüzden onların yaptıgı tefsir daha net ve dil açısından anlatılanı daha iyi kavratabilcek güçtedirler. Kişisel düşünceleri ve bilgileri ile tefsir yorumlamalarında bulunmuşlardır. 

 TEFSİR TEDVİNİ 
Yazılı belgeler tefsir ile ilgili ibni Abbas ile başlamıştır. Daha sonrasında tabiun müfessirleri devam etmiştir.
 KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KURAN TEFSİRİ
- Rivayet tefsiri 
Rivayet Tefsirleri özellikle üç noktadan tenkid edilmişlerdir:

1)Uydurma haberlerin çokluğu

2)İsrailiyyata yer verilmesi

3)İsnadların hazfedilmesidir

 - Dirayet tefsiri 
Hz peygamberden sahabeden ve tabiundan rivayet edilen tefsirleri yorum katarak kendi düşüncelerini ekleyerek açıklanılmasıdır.
Dirayet Tefsirleri:

 -Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri
 -Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri (Dil Bilimsel Tefsir, Fıkhi Tefsir, İlmi Tefsir, Felsesi Tefsir, Tasavvufi Tefsir)

-Yenilikçi Tefsir

-İdeolojik Tefsir

-İlmi Tefsir

-Tarihsel-Tenkitçi Tefsir 

 6.ünite

Mukatil b. Süleyman
Mukatil, 80/699 yılında Belh ‘te doğmuş ve 150/767 yılında vefat etmiştir. K.Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Bu özelliğiyle bize kadar ulaşan ilk tefsirdir. Mukatil'in eseri et Tefsiru'l Kebir olarak anılır. Tefsirinde israili haberlere ve tarihi hadiselere de yer vermiştir. Bazı ayetlerin isnadı bulunmadığı için eleştirilmiş; eserlerinde her hangi bir mezhep mücadelesine yer vermediği için de övülmüştür.
El Ferra
El Ferra 144/761'de Kufe'de doğmuş ve 207/823 yılında vefat etmiştir. Tefsirinin adı Tefsiru Muşkili İ'rabi'l Kur'an ve Meanihidir. Ferra her ayet üzerinde durmamış sadece kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirinde kelimeleri açıklarken yer yer Arap şiirine de yer verir. Bu bağlamda Ferra'nın tefsiri dil bilimci tefsir alanında ele alınan bir eserdir.
İbnu Kuteybe 
213/828 yılında Kufe ‘de doğmuştur ve 276/889'da Bağdat'ta vefat etmiştir. Eserlerinin ismi Te'vilu Muşkilu'l Kur'an ile Garibu'l Kur'andır. Tefsirine başlarken ilk önce kırk kelime hakkında bilgi vermiş daha sonrada Fatiha suresinden başlayarak Nasr suresine kadar her surede anlaşılması zor olan kelimeleri açıklamıştır. Tefsirini ele alırken K.Kerim'den, müfessirlerin ve lügatçıların ifadelerinden faydalanmıştır.
Et Taberi
Et Taberi 224/838 yılında Mul şehrinde doğmuş ve 310/923 yılında Bağdat'da vefat etmiştir. Eserinin adı Camiu'l Beyan an Te'vili Ayi'l Kur'an'dır. Rivayet tefsirinin ilklerindendir ancak dirayet tefsirinde de önemli tespitleri olmuştur. Taberi eserine tefsir değil te'vil adını vermiştir. Tefsirinde ayet tefsirine ilişkin kendisine ulaşan muhtelif rivayetlerden birbirini destekleyenleri aynı anlamda olan ve birbirini tamamlayan rivayetleri senetleriyle bir arada vermiştir. Taberi kendinden önceki bütün müfessirlerin görüşlerini bir araya getirmiş ve büyük bir tefsir ansiklopedisi oluşturmuştur. Ancak zayıf âlimlerden nakilde bulunmamaya gayret etmiştir.
İbn Ebi Hatim 
Ebi Hatim 240/854 yılında Rey'de doğmuş ve 327/939 yılında vefat etmiştir. Onun tefsiri bir hadis kitabı görüntüsündedir. Çünkü tefsiri kaleme almadaki amacı sadece Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini titizlik içerisinde derlemekti. Bu yüzden eserinde kendi görüşlerini ifade etmekten kaçınmış toplamda iki sayfa kendi görüşüne yer vermiştir. İlk önce bir ayetin tefsiriyle ilgili bizzat Hz. Peygamberden rivayet varsa onunla yetinir, sahabe ve tabiinden aldığı rivayetlerde ise içerisinde en sağlam isnada sahip rivayeti alırdı. İbn Hatim kendisinden sonraki kaleme alınan rivayet tefsirlerine zengin tefsir koleksiyonu sayesinde kaynaklık etmiştir.
Ez Zemahşeri
Zemahşeri 467/1075 yılında doğmuştur. Tefsirinde dil yönünden Kur'an ‘ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. El Keşşaf tefsirlerin anası olarak kabul edilir. Bu bakımdan dirayet tefsircileri bu eserinden faydalanmışlardır. Tefsirinde soru cevap yöntemini kullanır. Kendisi mutezile olmasından dolayı eserinde çok fazla mezhebin görüşüne yer verdiğinden dolayı eleştirilmiştir. Ehlisünnet görüşlerine ters düşen çokça tevile yer vermesine rağmen Sünni İslam dünyasında en çok okutulan ve istifade edilen eserdir.
El Kurtubi
Kurtubi 600/1200 yılında Kurtuba'da doğmuş ve 671/1230'da vefat etmiştir. Tefsiri K.Kerim'in tamamını kapsar. Genellikle ahkâm ayetlerinin tefsirine yer verdiği için eseri Ahkamu'l Kur'an tefsiri içinde yer alır. Kurtubi eserinde sadece ahkâm ayetlerini değil K.Kerim'in bütün ayetlerini her yönden incelemiş hatta zamanındaki tabii ilimler ışığında bazı ayetleri tefsire çalışmıştır.
Er Razi
Fahreddin razi 543/606 yılları arasında yaşamıştır. Razi'nin en meşhur olduğu ilim dalı kelamdır. Razi tabii ve nakli ilimleri kullanarak zamanındaki yanlış itikad sahipleri ve filozofların bozuk düşüncelerini araştırdı. Onları düzeltmeye çalıştı ve Müslümanları araştırmaya yönlendirerek uyardı. Kelam başta mantık metodunu kullanıyordu ancak Razi döneminde bu metodun yanında akli delilleri ve felsefi görüşleri kullandı ve felsefi kelam ekolünü başlattı.
İbn Kesir
İbn Kesir 701/774 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'ani'l Azimdir. Tefsiri rivayet tefsirleri arasında önemli bir yere sahiptir. İbn Kesir önce tefsir edeceği ayeti verir onu açıkladıktan sonra varsa o konu ile ilgili ayetleri sıralardı. Bu yüzden onun tefsiri K.K'in K.K'le tefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.
Ebussuud
896/982 yılları arasında İstanbul'da yaşadı. Osmanlı'da Yavuz Sultan Selim ve Kanuni döneminde şeyhülislamlık yapmıştır. O dönemde K.Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Tefsirinin en önemli özelliği israilliyata yer vermemesidir ve ona göre cümlelerin taşıdığı gizli ve ince anlamlar vardır.
İsmail Hakkı Bursevi
160/1137 yılları arasında yaşamıştır. Eserinin adı Ruhu'l Beyan fi Tefsiru'l Kur'an'dır. Tefsiri işari tefsir yöntemiyle yazılmıştır. Tefsirinde hem rivayet hem de dirayet metodunuda kullanmıştır.
Muhammed Abduh
1849/1905 yılları arasında yaşamıştır. Tefsiru'l Menar isimli eserini insanların teknik ve yararsız bilgilerden ziyade dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru ve yararlı bilgilerle sunmuştur diğer müfessirlerin tefsirlerinde mezhebi çatışmalarına yer vermelerine karşı çıkar.
Muhammed İzzet Derveze
1888/1984 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirini Türkiye'deki esareti yıllarında kaleme almıştır. Tefsirinin adı et Tefsiru'l Hadistir ve K.Kerim'i nüzul sırasına göre tefsir etmeyi başardı. Ayetleri sırasıyla tefsir etmek yerine aynı konuyla ilgili ayetleri bir çatı altında gruplandırdı.
Seyyid Kutub
1906/1967 yılları arasında yaşamıştır. Seyyid Kutubta esareti yıllarında tefsirini kaleme almıştır. Eserinin adı Fi Zilali'l Kur'andır. Dili ve ele aldığı ayetlerde konu bütünlüğü göze çarpar. Eserinde Kuran ‘ın Kur'an'la tefsirine çokça başvurur. Tefsirinde geçmiş zamanı belirten ifadeler yerine sürekliliği ifade eden ifadeler yer alır. Tefsirini yazmasındaki amacı K.Kerim'in önderliğinde birey ve toplum oluşturmaktır.
İbn Aşur

1879/1973 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirinin adı et Tahrir ve't tenvirdir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuştur. Diğer tefsirlerde oluğu gibi o da K.Kerim'in dil inceliklerine de değinmiştir. 

 


0 Yorum - Yorum Yaz


KUR'AN VE HADİS İLİMLERİ 5.BÖLÜM

Tarih içinde tefsir ve tefsir eğilimleri

Başlangıçtan günümüze kadar Müslümanlar Kur'an'ın tefsiri için epey çaba göstermişlerdir. İslam geleneğinde Kur'an yorumunun örnekleri Tefsir,Hadis,Kelam,Fıkıh,Tasavvuf,Ahlak,Fıkıh Usulü,Tefsir Usulü,Felsefe vb. alanlarda olduğu gibi İslam sanat ve mimarisinde de görülmektedir.

İlk dönem tefsiri

Hz. Peygamber döneminde tefsir

Hz. Peygamber bazı ayetleri açıklamıştır.Bazı sorulara cevap vermiştir.Onun Kur'an'ın tamamını tefsir ettiğini iddia edenler olsada bu gerçeği yansıtmamaktadır.

Sahabe dönemi tefsiri

Sahabe tefsirinde iki temel kategori vardır;

1)Müşahadelerine dayalı açıklamalar,

2)Kendi bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar

Sahabilerin Kur'an tefsiri kaynakları Hz. Peygamber,Arap Dili ve Edebiyatı,kendi müşahadeleri ve Ehli kitab alimleri olarak sayılabilir. Sahabe arasında meşhur müfessirler şöyledir; Abdullah ibni Abbas,Abdullah ibni Mesud, Ali bin Ebu Talib,Ubeyy bin Ka'b,Ebu Musa el-Eş'ari,Zeyd bin Sabit,Ebu Hureyre,Abdullah bin Zübeyr.

Tabiun dönemi tefsiri

Sahabilerden sonra tabiilerde tefsirle ilgilemişlerdir.Özellilkle rivayet tefsirlerinde Kur'an tefsirine yönelik kaynakların çoğu tabiun dönemine aittir.

Tefsirin tedvini

Kur'an tefsirine yazılı belgeler ibni Abbas'la başlamaktadır.

Rivayet tefsiri;Hz. Peygamber,sahabe ve tabiundan nakledilen tefsirlerdir.

Dirayet tefsiri;Her müfessirin kendi bilgi birikimine,tecrübesine göre yaptığı tefsirlerdir.

Çok yönlü dirayet tefsirleri; Bu tür tefsirlerde dilbilimsel analizler,edebi sanatlar,kıraat,kelam,fıkıh,felsefe,doğa bilimleri,tıp gibi alanlardan faydalanılır.

Tek yönlü dirayet tefsirleri;Kur'an'ın baştan sona tefsirinde bazı konuları diğerlerinden daha fazla önemseyen tefsirlerdir.

Yenilikçi tefsir çalışmaları 

Tefsir geleneğini eleştiren yaklaşımlardır.Kur'an'ın yeniden hurafelerden ve israiliyyattan ayrılarak yorumlanmasını savunurlar.

İlmi tefsir çalşmaları

Kur'an'ın bazı bilimlere atıflarda bulunduğunu savunurlar.

İdeolojik tefsir çalışmaları

Çeşitli bölgelerin sömürge yönetimi altında kalması sonucu ortaya çıkmıştır. İslamı yalnızca Kur'an'a başvurarak yorumlamayı savunurlar.

Tarihsel tenkitçi tefsir çalışmaları

Gündeme gelen yorum bilim çerçevesindeki tartışmaların Kur'an'a yansıtılmasından kaynaklanmaktadır.Kur'an'ı anlamak isteyen kimse indiği dönemi anlamalıdır.

6. ÜNİTE

ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI

Mukatil b. Süleyman:Belh'te doğmuştur. İlk fıkhi tefsir olan Tefsiru'l-hamsi Mieti Ayetin Mine'l Kur'an'ı yazmıştır. Kur'an dili, nahiv ve beleğat inceliklerine vakıf olduğu için övülür. Tefsir günümüze kadar ulaşmıştır. Ayetlerin sırasına göre tefsir edilen ilk tefsirdir. İsnadlara yer vermediği için eleştirilir.

İbnu Kuteybe:Kufe'de doğmuştur. İlimde asıl derinleşmesi dil, edebiyat, şiir alanında olmuştur. Kur'an'ı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik olarak çürüterek tefsir ilmine önemli katkıda bulunmuştur. Te'vilu Müşkilu'l Kur'an ve Garibu'l-Kuran günümüze kadar ulaşan iki eseridir.

Taberi:Bağdat'a yerleşmiştir. Rivayet tefsirlerin ilklerinden ve önemi büyük olan Camiu'l Beyan'ı yazmıştır. Fıkıh alanında ilk tefsirlerdendir. Özellikle kelime izahlarında, garip lafızların tefsirinde eski arap şiirinden de büyük ölçüde istifade etmiştir. Diğer müfessirlerin tefsirinide toplayıp büyük bir ''Tefsir Ansiklopedisi'' oluşturmuştur.

İbn Ebi Hatim: Ona göre aklın alanını en aza indiren ve nasları te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir.Tefsiru'l Kur'an'ul Azim'i yazmıştır.

Zemahşeri:Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. İlim tahsilatı için Buhara'ya gitmiş ve ilmi dersler almıştır. Tefsirinin adı kısaca ' keşşaf ' olarak bilinir.Müellifi mutezile olduğu için ve mezhebini teyid eder biçimde te'villere yer verdiği için tenkit edilir, Tefsirinde genellikle soru-cevap -eğer şöyle dersen bende derim ki- şeklinde muhavere metodunu kullanmıştır.

El-Kurtubi: Endülüs alimidir. Kur'an ayetlerini hemen her yönden inceleyen, hatta zamanındaki tabii bilimler ışığında bazı ayetleri tefsire çalışan, geniş bir tefsir olan Ahkamu'l Kur'an'ı yazmıştır.

Fahruddin Razi: En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır.Tefsirinin adı Mefatihu'l Kur'an'dır. Bir ayeti tefsir ederken başka ayetlere de işaret eder. Bu konuda ki ilgili hadis ve rivayetlere de yer verirdi. Sonunda çıkarılabilecek sonuçları neticeleri sıralardı.

İbn Kesir: Tefsiru ibni Kesir ismi ile meşhur olmuştur.Eserinde önce onu kolay ve özet bir ifadeyle açıkladıktan sonra varsa konu ile ilgili ayetleri sıralar. Bu nedenle Kur'an'ı Kur'an'latefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.

Ebussuud: Osmanlı döneminde en önemli medreselerde yetişmiştir. o dönemde kur'an'ın tam tefsiri yapılmıyor sadece bir kısmı yapılıyordu. Bunu o dönemde yapan kişi olmuştur. Eserinin en önemli özelliği ayetleri fesehat ve belağatı ile yapmış olduğu tespitlerdir.

İsmail Hakkı Bursevi: Otuz yıl Bursa'da yaşadığı için bu ismi almıştır. Ruhu'l Beyan adlı tefsirini Ulucamii'de verdiği vaazlarla oluşturmuştur. Rivayet , dirayet ve tasavvufi yorumlarla zenginleştirmiştir.

Muhammed Abduh: El-Ezher üniversitesinde öğrenim görmüştür. Celalettin Afgani'den felsefe, kelam ve riyaziye dersleri almıştır. onun yönlendirmesiyle sosyal ve siyasal konularla ilgilenmeye başlamıştır. Afgani'nin isteğiyle sürgünden Paris'e gitmiş ve El-Menar dergisini çıkarmaya başlamışlardır. Tefsiru'ul Menar'ı Abduh'un öğrencisi Reşit Rıza üniversite de aldığı notları derleyerek oluşturmuştur. Abduh tefsirin gayesini kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu söylemiştir.

İzzet Derveze : Maddi imkansızlıklar nedeniyle okula devam edememiş ve memur olmuştur. Arap milliyetçiliğinde aktif rol oynamıştır. Kur'an'ı nüzul sırasına göre ilk defa tefsir eden kişidir. Aynı konuda ki ayetler bir araya tarih sırasına göre sıralanmıştır.

Seyyid Kutup: Ihvan-i Müsliminin fikir elemanı olmuştur. Nasır'a düzenlenen suikastte 15 yıl hapis yatmıştır.Fı-Zılalil Kur'an adlı eseri hapiste tamamlamıştır. Tefsirdeki gayesi, Kur'an'ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan, hayat, toplum modeli oluşturmaktır.

İbn Aşur: İlk Maliki şeyhulislamı olmuştur.Tefsirinin adı Et'Tahrir ve'l-Tenvir'dir. Ayetleri normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir. Tefsirinde belagat konularına, lügavi ve gramer inceliklerine girmiştir.

 

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz


Kur-an ve hadis ilimleri 5

-Kur-an’ı Kerim’i ilk tefsir eden Hz. Peygamberdir.

-İlk dönem tefsirinde sahabe anlayamadıkları konuları direk olarak gelir peygamber efendimize sorarlar ve açıklığa kavuşmasını sağlarlardı.

-Hz. Peygamber’in Kur-an’ın tamamını tefsir ettiğini iddia edenler olsa da böyle bir durum söz konusu değildir.

-Peygamber efendimizin vefatından sonra sahabe tefsir işlemlerinde bulunurken Hz. Peygamberi, Arap dili ve Edebiyatı, kendi müşahedeleri ve Ehl-i Kitab alimleri kaynak olarak gösterilmiştir.

-Tabiün döneminde kelime ve kavramların açıklamaları daha ayrıntılı bir görünüme bürünmüştür. Müşkil ve mübhem kelimelerin izahı yanında geniş fıkhi izahlar yapılmış ve ayetlerden çeşitli hükümler çıkarılmıştır.

-Tabii alimleri tümevarım yöntemini kullanarak kelime tahliline girişmişlerdir.

- Tâbiûn döneminin sonlarına kadar sözlü nakil yoluyla gelen tefsir rivayetleri yanında, insan tefekkürünün gelişmesi ve yeni yeni birtakım hâdiselerin meydana gelmesi sonucu aklî/içthâdî tefsir de ortaya çıkmaya başlamıştır.

- İbn-i Abbas’la başlayan süreç tabiün müfessirlerince devam ettirilmiştir. İlk tefsir çalışmalarında alimlerin kendi bakış açılarına dair eserler vermeye çalıştıkları göze çarpmaktadır.

-Kaynak ve yöntem tercihleri tercihleri çerçevesinde Kur-an tefsirine gelecek olursak Kur-an, Müslümanların düşünce,inanç ve davranışlarını yönlendiren, onlara hayatın çeşitli alanlarında yol gösteren bir kitap olmasından dolayı müfessirler, şu veya bu şekilde tarihi, kültürel, siyasi, iktisadi ve sosyal gelişmelere bağlı olarak zihinlerinde oluşan kanaatlerin sahihliğini, Kur-an da aramışlardır.

-Ayetlerin tefsirine ilişkin Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiün nakledilen rivayetleri bünyesinde toplama işlemine rivayet tefsiri denilmektedir.

-Dirayet tefsirinde ise müfessirler ayetleri açıklarken Arap dili ve edebiyatı, tarih, dinler tarihi, felsefe, tabii bilimler, tıp, matematik, astronomi, gibi pek çok disiplinin verilerinden yararlanmışlardır.

-Dirayet tefsiri birçok bilimi bir arada işleyebildiği gibi tek konu üzerine de yoğunlaşabilmektedir.

-Kur-an’ı Kerim’i tarihin belli bir diliminde ve dünyanın belli bir diliminde ve dünyanın belli bir bölgesinde yaşanmakta olan bir hayata bir müdahale olarak inmiştir. Öyleyse Kur-an’ı kerimi anlamaya çalışan her kişi öncelikle bu tarihi ortamı dikkate almak zorundadır.

-Kur-an’ı anlamak için ilk Müslümanların verdiği mücadeleyi örnek almak gerekir.

-Günümüzde batıya ait düşüncelerin ve buna tepkilerin oluşturduğu tefsiri görüşler fazlaca vardır. Yenilikçi tefsir çalışmaları geçmişi sıkça eleştirmektedir.   

ÖRNEK  TEFSİR METİNLERİ 6.ÜNİTE

Mukatil b. Süleyman : 699 tarihinde Belh’te doğmuştur. Başarılı akli terkip ve tahliller bulunmuştur. Kur-an’ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsir çalışmasında bulunmuştur. Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsirolarak kabul edilmektedir. Eserde muğlak kelimelerin izahları yapılmakta, vücuh ve nezair üzerinde durulmaktadır.

El- Ferra : 761-62 yılında Küfe’de doğdu. Gerektiği yerde Kur-an da geçen bir kelimenin Arap dilindeki kullanılış şekillerini göstererek bu konuda kendilerinden öncekilerinde görüşlerine yer verir.

İbnu Kuteybe : 828 yılında Küfede doğmuştur. Eserini çok muhtasar tutmuş, lüzumsuz uzatmalardan özellikle kaçınmıştır. Fazla detaya inmemiş,gramerle ilgili konulara girmekten, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır.

Et- Taberi : 838 yılında Taberistan’ın Mul şehrinde doğmuştur. İhtiyaç duyduğu yerde gramer tahlillerine girişir, ayetlerden çıkarılacak fıkhi hükümlere, bu fıkhi hükümlerin dayandığı delillere temas eder, bu hükümlerden tercih ettiklerine ve tercihine sebepolan delillere işaret eder.

İbn Ebi Hatim : 854 yılında Rey de doğmuştur. Aklın alanını en aza indiren ve nasları tevil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. O, bütün gücünü rivayet zincirlerinin sağlıklı bir şekilde değerlendirmesine vermiştir. 

Ez- Zemahşeri : 1075 de Zemahşer de dünyaya gelmiştir. İtikadda ateşli bir mu’tezile, fıkıhta ise Hanefidir. Mu’tezile oluşundan dolayı çok fazla tenkid edilmiş ve bu yüzden çok muhalif kazanmıştır. 

El- Kurtubi : Tahmini 600 yılında Kurtuba da doğdu. Mezhep taassubuna kapılmadığını, hatta bu eserinde zaman zaman diğer mezheplerin görüşlerini de tercih ettiğigörülmektedir.  

Er- Razi : 1149 senesinde Rey şehrinde doğmuştur. Zamanın bütün ilimlerinde mutehassıstır. Dönemindeki İslam düşünürlerine oranla daha fazla akılcıdır ve kelam ilminde de akla diğer alimlerden daha fazla yer vermiştir.

İbnu Kesir : 1301-02 yılında Şam da dünyaya gelmiştir. İlk sufilerden saygıyla bahsetmesine rağmen tarikatlerı reddeder. 

Ebussuüd : 1490 yılında metris köyünde doğdu. Sekiz yıl kazaskerlik yapmış 55 yaşında Şeyhulislam olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman’ın cenaze namazını kıldırmıştır. Dini hükümleri çok iyi bilen, sağlam karakterli, kimseye haksızlık etmeyen, hatır için asla söz söylemeyen, çok çalışkan ve gayet tedbirli bir alimdi.

İsmail Hakkı Bursevi : 1652 yılında bugünkü Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Aydos ta doğmuştur. 1675 te şeyhi tarafından Üsküp’e gönderildi. Vaazda söylediklerine tasavvufi yorumlar ve şiirler ekleyip Arapça olarak yazıya döktü. 1.ve 2. Avustralya seferine iştirak etti. Okuyup tetkik ettiği rivayet tefsirlerinden de istifade etmiş ve onlardan tercihlerde bulunmuştur.  

Muhammed Abduh : 1849’da Mısır da dünyaya gelmiştir. Arap dili ve edebiyatı dersleri vermiştir. İngiliz sömürge yönetimine karşı faaliyetleri sebebiyle üç yıllığına Beyrut’a sürüldü. Hayatının sonuna kadar devam eden müftülük görevi sırasında bütün mesaisini ıslah çalışmalarına ayırdı.

Muhammed İzzet Derveze : 1888 yılında Filistin’in Nablus şehrinde doğdu. Arap milliyetçiliği hareketlerinde aktif rol alarak Osmanlı idaresindeki Arap vilayetlerinde adem-i merkeziyetçi idareler kurulmasını isteyen çeşitli parti ve derneklerin kurulmasına öncülük etti. Tefsirin en önemli özelliği nüzul sırasına tefsir edilmiş olmasıdır.  

Seyyid Kutub : 1906 yılında Mısır’ın Asyut kasabasında dünyaya geldi. 29 ağustos 1966’da idam edildi. Kutub, ayetleri teker teker ele almak yerine konu bütünlüğünü nazarı itibara alarak gruplar halinde ele alıp işler.

   İbnu Aşür : 1879’da Tunus da doğmuştur. Müellifin Arap dil ve Belağat bilgisindeki mahareti tefsirine yansımış ve ayetlerin tefsirinde ince belağat konularına, lügavi ve  gramer inceliklerine de girmiş ve bu bakımdan önemli katkıları olmuştur.

 

 

 

 

        


0 Yorum - Yorum Yaz


MERVE TOPUZ/11040310/İDKAB-2
TEFSİR İLMİ
5.bölüm
Tefsir,üzerinde çalıştığı ayetler ile nesnel bilgiler kullanmaktadır.Kesin hükümler verilebilmektedir.Bu yüzden bir müfessirin Kur'anı kendine göre açıklaması oldukça zordur.Ancak müfessirler arasında bazen bir kelimenin birçok anlamının olması karışıklığı oluşabiliyor.Bu durumda bir kelimenin bir çok anlamından müfessire uygun olan alınıp karışıklık giderilir.

Te'vil:Kesin açıklama yapılamayan ayetler veya ayetlerdeki kelimeler için elde olan bilgileri kullanılarak yapılan genel yorumlamalardır.İmam Maturidiye göre tefsi r sahabenin,te'vil alimlerin işidir.Te'vilde yorumlamalar kişinin hayatından esinlenmektedir,etkilenmektedir.Burada öznellik ön plandadır.Kaynak bakımından kesin olmayıp anlama kesin olarak ulaşılamamaktadır.

Terceme:Bir sözü bir dilden başka bir dile çevirmektedir.Lafzi ve tefsiri terceme diye ikiye ayrılmaktadır.Lafzi terceme,kelime kelime terceme edilirken ;tefsiri terceme ise manen yani bütün olarak yapılan tercemedir.Kur'an lafzi tercemenin zorlukları yüzünden tefsiri tercemenin yapılmasını tercih etmiştir.Kur'anın terceme edilmesi meselesine gelince hemen hemen her dile çevrilmektedir. Çünkü evrensel bir özellik taşıyan her mesaja sahiptir ,bunun yaygınlaşmasının da tek yolu budur.Peygamberimiz bazı davranış ve uygulamalarıyla Kur'anın terceme edilmesini onaylamıştır.
Tefsir İlminin Amacı: Tefsir,Kur'an Kerimin ifadelerine doğru açıklamalar getirmeyi amaçlar.Bu açıklamaları Resullullah ve o dönem Müslümanları anlıyordu.Çünkü o dönemde yaşıyorlardı.bunun ise sonraki nesile aktarılması gerekiyordu Kur'an tefsiri bunun için geliştirilmiştir.Suyuti ,el-itkan adlı eserinde tefsirin gerekliliğini şöyle açıklarken tıp ,matematik gibi bilimlere ihtiyaç duyulduğunda bunları anlamak için şerhlerden yararlanılıyorsa Kur'anı anlamak için tefsire ihtiyaç vardır.Kur'anın kullandığı yöntemlere gelince tefsir ilmi ayetlere açıklama getirirken bazı işlemler gerçekleştirmiştir.Bunlardan ilki Kur'anın cümlelerini dil açısından analiz eder.Bu yüzden Arapçanın iyi bir şekilde bilinmesi gerekir.İkincisi ise ayetleri doğru bir şekilde tefsir edebilmek için onların ne gibi koşullarda nazil olduğunun bilinmesi gerekir.İmam Gazaliye göre tefsir, ‘Kur'anın anlamlarıyla ilgilenmektir.Tefsir ilminin diğer temel İslam bilimleriyle ilişkisi birbiriyle bağlantılıdır.mesela anlama,yorumlama için kelamla,dil analizi içi arap dili ve edebiyatına ,indiği koşulları bilmek için hadislere,iman esasları için ise fıkıhla oldukça bağlantılıdır.

İlk Dönem Tefsiri

Hz.Peygamber dönemi

Peygamberimiz gerek sorulara cevaben gerek olaylara karşılık ayetleri tefsir etmiştir.Gazali ve Suyuti Peygamberimizin Kur'anı Kerimi tamamen tefsir etmediğini iddia etmişlerdir. Fakat şu var ki Kur'anı ilk tefsir eden kişi Hz. Peygamberdir.

Sahabe Dönemi

Peygamberimizin ölümü üzerine Kur'anı açıklama görevini üstlenmişlerdir.Müşahedelerine dayalı açıklamaları ve kişisel bilgi ve becerilerine göre açıklamalar ile tefsir etmeye çalıışmışlardır .Sahabenin tefsiri için bir sonraki nesil için çok önemlidir.Çünkü ayetlerin nüzul sebebini,o dönem ortamını peygamberimizden sonra en iyi bilen onlardı.Sahabelerin tefsir kaynağı Hz.Peygamber,Arap Dili ve Edebiyatı ,kendi müşahedeleri ve Ehli kitap alimleridir.Tefsir alanında en önemli sahabe isimlerinden biri Abdullah b. Abbas ‘dır.

Tabiin Dönemi Tefsiri

Sahabelerden sonra dönemin sosyal,siyasal,ekonomik gibi toplumsal yapısını bilen anlayan kişilerdir tabiinler.Bu toplumsal yapının merkezinde dinin kaynağı Kur'ana ilişkin görüşlerin bir sonraki nesle aktarılmasına dikkat edilmiştir.Bu dönemde tefsirinde kelime ve kavramaların açıklamaları daha ayrıntılıdır.Bu dönemin bir önemli özelliği ahret ve gayb alemine ilişkin açıklamaların yoğun olmasıdır.İhtiyaca binaen tefsir değil de sistematik bütünlük için genel tefsire önem vermişlerdir.Tümevarım yöntemi kullanılmıştır.Bu dönem tefsirinin kaynağı Sahabe,Ehli kitap ve kendi bilgi kavrayışlarıdır.

TEFSİRİN TEDVİNİ

Bu tedvin ilk İbni Abbas ile başlandığı söylenmektedir.Tefsirin konuları , açıklamaları bir araya getirilip yazılı hale getiriliyordu.Başta dağınık halde bulunan haberler sonradan camiler,sünenler ile Kitabul Tefsir başılığı altında bir araya getirilmiştir.Kaynak ve yöntem çerçevesinde Kur'an tefsirine gelecek olursak;ilim ve fikir çevrelerin niteliğine göre Kur'anın açıklaması ve yorumlanmasında farklı eğilimler ortaya çıkmıştır.Kur'anı açıklayanlar kendi çevresinden siyasi,iktisadi,ahlaki,ilmi,felsefi gibi yapılardan oldukça etkilenmişlerdir.Aldıkları eğitim,kişisel idrak ve anlayış seviyeleri farklıdır.Bu yüzden tefsirler arasında farklılıklar olabilmektedir.

KUR'AN TEFSİRİ:Hz.Peygamberin ve ilk iki neslin açıklamalarına , kişisel yorum ,kavrama ve insanımız için önemli olan ilham ve sezgiye dayanan tefsirdir.Rivayet ve Dirayet tefsir diye ayrılmaktadır.

Rivayet Tefsiri;Hz.Peygamber ,sahabe ve tabiinden alınan naklin sened gösterilerek direk nakledilmesi işidir.Bir dirayet işidir aynı zamanda .Bunun amacı öncekilerin görüşlerini bir araya getirerek birbirinde farklı olduğunu göstermektir.

Dirayet Tefsiri;Kur'anı anlama,yorumlama,açıklama unsurlarını içeren Kur'an tefsiri bir insan faaliyetidir.Bunlar biçimlerdir.Önceki görüşlerin belirtilmesi için birlikte kişisel yorumlamalar da yapılmaktadır.Bunun için o dönem koşullarının, Arap dilinin çok iyi bilinmesi ,anlaşılması gerekmektedir. Çok yönlü ve Tek yönlü dirayet diye ikiye ayrılmaktadır.Çok yönlü tefsir bir bütünlük içinde tefsir etmeye çalışırken Tek yönlü tefsir ise ilgi duyulan ,ihtiyaç hissedilen konuları,sorunları ayrıntılı tefsir etme işidir.Gerek dil bilimsel,fıkıh ilmi gerekse felsefi,tasavvufi ilmi olsun bu alanlarda ayrıntılı tefsirler yapılmıştır.Yüzyılı aşan batı kültüründe ortaya çıkan her düşünce akımı Kur'anı tefsir etmede ve yorumlamada kullanılmıştır.

TEFSİR ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

Yenilikçi Tefsir Çalışmaları: Kur'anın bir hidayet kitabı olduğunu ve hayat yön vermesi gerektiğini savunarak geçmişteki tefsir geleneğine eleştiriler yaparak ortaya çıkmıştır.Daha önceki tefsirlerde israiliyat haberleri,hurafeler ve uydurma hadisler kullanılmıştır..Bu durumun aşılabilmesi için Kur'anın yeniden çokça okunması ve yorumlanması gerektiği düşünülmüştür. Bu durum ilk önce Cemalettin Afgani tarafından dile getirilmiştir.Müslümanların geri kalış nedeni olarak İslam geleneği gösterilmiştir.

İlmi Tefsir Çalışmaları:Bu yaklaşım Allah tarafından gönderilen kitabın insanların faaliyeti olan bilimsel ve teknoloijk bulguları içermesi gerektiğini savunmaktadır.Kur'anın çeşitli ilimlere,bilişsel buluşlara atıflarda bulunduğunu savunur.Daha öncekilerde az da olsa ilmi tefsir yorumlamalarına yer verilmiştir.Müslümanlar bilim ile Kur'anın çatışmadığını göstermek amacıyla tefsirler yapmışlardır.Bu alanda en meşhur çalışma Tantavi Cevherinin el-Cevahirul Kur'an adlı çalışmasıdır.

İdeolojık Tefsir Çalışmaları :İslam dünyasının çeşitli bölgelerinin sömürge altında kalması sonucunda dünyanın her yerinde ideolojilerin gündeme gelmesi sonucu oluşmuştur.Kur'anı inasanları hidayete çağıran geleceğe yönelik yön vermesi gerektiğini düşünülmesini savunmuştur.Seyyid Kuttub tefsirinde Kur'anın edebi inceliklerini işlemeye özen göstermesiyle daha iyi olacağını düşünmüştür.

Tarihsel -Tenkitçi Tefsir Çalışmaları :Bu yaklaşıma göre Kur'an tarihin belli bir dilimde ve belli bir insan topluluğun hayatını düzenlemek için indirilmiştir düşüncesini savunur. Kur'anı anlamak hayata geçirmek isteyen nüzul olduğu dönemin tarihi ortamını bilmelidirler. Bu düşünce Kur'anın içeriği, yapısı, mesajı indiği dönemle bağlantılı olduğu kanaatindedir bu yaklaşım.Emim el-Huli bu yaklaşımı ileriye götürenlerdendir.Konu birliğine sahip ayetleri bir araya getirip konular üzerine tefsiri çalışmalar geliştirmiştir.

 


0 Yorum - Yorum Yaz

Fatih Mustafa Taşkafa    10.05.2013


   TEFSİR İLMİNİN TANIMI - 5. ÜNİTE
 
 
  TEFSİR:Kur'an'ın kullandığı Arap dili bilgilerine ve ayetlerin indiği dönemde ki rivayetlere dayanarak,ayetlerin indiği zaman kastettiği anlamları açıklayan disipline denir .Tefsir açısından dönemin şartları, Özellikle Peygamberimizden ve sahabeden gelen bilgiler çok önemlidir.Bu bilgiler onların ayetleri nasıl anladıklarını bildirir.Tabiundan gelen bilgiler de çok önemli çünkü onlar da sahabeye ve Rasulullaha dayanır.
Tefsir disiplininde delillerdeki kesinsizlik müfessirlerin öznelliğine yer açar.Bu da bazı aksama ve eksikliklere neden olur.Yöntem ve kaynaklar müfessirlerin öznelliğini en aza indirir.
 
   TE'VİL: Bazı ayetlerdeki kelimeler birkaç anlamı aynı anda taşıyabilir ve hangi ayette kullanıldığını belirten kesin bir delil bulunamayabilir.Bu durumda müfessir elindeki delilleri değerlendirir ve bunlar arasında seçimler yaparak yorumlar yapar.Ancak bu bilgiler onu bir kesinliğe götürmez.İşte bu kesinlik taşımayan yoruma te'vil denir. Tefsirden farklı olarak te'vilde yorumlayan kişinin yorumdaki etkisi daha fazladır.Çünkü ellerindeki deliller onları bir kesinliğe ulaştırmaz.Bundan dolayı kendi tercihleri etkin olur.
Her insan belli bir kültür dünyası içinde doğar.Kişinin bundan tamamen sıyrılması mümkün değildir.Bu müfessirler için de geçerlidir bundan dolayı, Kur'an'ı yorumlarken onu yaşadığı dünyadan soyutlanarak boş bir zihinle yorum yapması mümkün değildir. Mutlaka yorumda kendi ilgisi, bilgisi, mezhebi veya kültürüyle alakalı bir bağ vardır.
 
   TERCEME: Bir sözü,bir dilden başka bir dile çevirmek;bir sözün anlamını diğer bir dilde dengi bir söz ile aynen ifade etmek anlamına gelir. İki şekilde yapılır:
1)-Lafzi terceme:Her kelimeye tercüme edilen dilde bir anlam verilir.Bu tercüme Kur'an için imkansızdır çünkü O,Allah'ın kelamıdır, bundan dolayı onu bütün fesahat,belagat,icaz ve üslup özellikleriyle başka bir dİle çevirmek imkansızdır.
2)-Tefsiri terceme:Bunda kelimeler bire bir tercüme edilmez.Metnin ifade ettiği "anlam" esas alınır.Lafzi tercümenin zorlukları yüzünden, Kur'an'da bu tercüme tercih edilir.Kur'an tercümesi için "meal" kelimesi kullanılır.Bu tercümenin, mana dikkate alınarak yapıldığını ve eksik , yetersiz olabileceğini belirtmek içindir.
 
   Tefsir ilminin amacı
Kur'an-ı Kerim'i vahiy yolu ile Cebrailden alan peygamberimiz ve Kur'an'ı peygamberimizden duyan ilk Müslümanlar ayetlerin ne demek istediklerini kolayca anlıyorlardı.Çünkü Kur'an-ı Kerim onların dilini kullanıyordu.Ayrıca,onlar ayetlerin işaret ettiği durum ve olayları biliyorlardı.Anlamadıkları ayetler olduğunda da bu ayetleri peygamberimiz müslümanlara açıklıyordu.Ancak, daha sonraki kuşakların Arapçayı çok iyi bilmeleri ve ayetlerin indiği ortamı öğrenmeleri gerekiyordu.İşte tefsir, Kur'an ayetlerinin ilk indikleri anda kastettikleri anlamları sonraki kuşaklara açıklamak amacıyla geliştirilmiştir.Kur'an'ın anlaşılması için tefsire ihtiyaç vardır.
 
   Tefsir ilminin yöntemi 
Tefsir ilmi,ele aldğı Kur'an cümlesinin indirildiği anda kastettiği anlamını verme hadefini güder.Tefsir ilmi ayetlere açıklama getirirken bazı işlemler gerçekleştirir.Bu işlemleri iki ana başlık altında toplayabiliriz.
1)-Kur'an'ın kullanıldığı Arapçanın bilinmesi gerekir.Tefsir edilen ayette geçen bir sözcüğün Kur'an'ın indiği dönemde,Kur'an'ın kendilerine hitab ettiği Araplar tarafından hangi anlamda kullanıldığı ortaya konmalıdır.Kur'an'ın açıklanmasında Kur'an öncesi Arapça gözden uzak tutulmamalıdır.Kur'an edebi sanatlar açısından da ele alınmalıdır.
2)-Ayetleri doğru bir şekilde tefsir edebilmek için onların ne gibi koşullarda indiğini de incelememiz gerekir.
Tefsirin öngördüğü bu işlemler yerine getirilmezse ayetlerin ilk vahyedildiğinde kastettikleri anlamları doğru bir şekilde anlayamayız.Bu da Kur'an'a yanlış açıklamalar getirmekle sonuçlanır.Re'y ile tefsir yani rivayete dayanmadan yorum yapmak,tefsirde bilinmesi gereken bilimleri bilmeden tefsir yapmak,Allah'tan başkasının bilemeyeceği müteşabih ayetleri tefsir etmeye çalışmak,bir delile dayanmadan,kendi arzularına göre tefsir yapmak kabul edilemez.Çünkü kişi doğru yöntemi izlememiştir ve ilkesiz davranmıştır.
 
   İlk dönem tefsiri
1) HZ. Peygamberin yaşadığı dönemde tefsir:Hz peygamber bazen sahabilerin sorularına cevap niteliğinde açıklamalarda bulunur,bazen de doğrudan kendisi herhangi bir ayetle ilgili açıklamalar yapardı.Örneğin Bakara s.a:238'degeçen "salatu'l vusta" kelimesini "ikindi namazı" olarak açıklamıştır.
Kaynaklarda Hz. Peygambere isnad edilen açıklamaların sahabe ve tabiundan nakledilen tefsirlere oranla çok az oluşu,peygamberin Kur'an'ın tamamını tefsir etmediğini gösterir.
2)Sahabe dönemi tefsiri :Sahabe tefsirini iki kategoride görmek mümkün:1)-müşahedelerine dayalı açıklamalar 2)-kişisel bilgi ve kavrayışlarına göre yaptıkları açıklamalar
Sahabe bazen Kur'an'daki garip kelimeleri ve müşkil lafızları dil açısından zaman zaman şiirle açıklarken,diğer yandan mesela kur'an kıssalarının açıklanmasında ehli kitap kültüründen yararlanıyorlardı.Sahabilerin Kur'an tefsiri kaynakları,hz. Peygamber,Arap dili ve edebiyatı,kendi müşahedeleri ve ehl-i kitab alimleri dir.Tefsir denilince sahabelerden Abdullah b. Abbas ismi öne çıkar.
3) Tabiun dönemi tefsiri:Peygamberimizden sonra fetihlerle devletin sınırları genişledi.Sınırlar genişledikçe dili,kültürü vs. farklı insanlara hitap edildi.İnsanlar değiştikçe ihtiyaçlar vs değişti. Bu dönemde tefsir biçim değiştirdi.Pek çok tabiin alimi tümevarım tarzın kullanarak kelime tahliline girişmiştir.Kelimelerin açıklanmasında şiirlerden delil getirilmiş,garip kelimeler biraz daha geniş bir biçimde açıklanmıştır. İsraili rivayetlerin yoğun bir şekilde Kur'an tefsirine girişi tabiun dönemine rastlar.Rivayet tefsirine bakıldığında Kur'an tefsirine ilişkin haberlerin büyük çoğunluğunun kaynağında tabiun müfessirlerinin olduğu görülür.İsnadın %74'ü tabiun ve sonrasına aittir. Tabiin kaynakları Sahabe,ehli kitab, kendi bilgi ve kavrayışlarıdır.
 
   TEFSİRİN TEDVİNİ
Kur'an tefsirine ilşkin yazılı belgeler ibn.Abbas ile başlar.İbn Abbas'ın öğrencilerinden Kureyb b.ebi Müslim hocasına ait bir deve yükü yazılı belgeyi yanında sakladığını nakl eder.İbn Abbas ile başlayan bu süreç tabiun müfessirlerince devam etmiştir.Bir çok tefsirden bahsedilir fakat günümüze kadar ulaşabilmiş ve Kur'an'ın tamamının tefsiri mahiyetinde olan tek tefsir Mukatil b.Süleyman'ın tefsiridir.
 
   KAYNAK VE YÖNTEM TERCİHLERİ ÇERÇEVESİNDE KUR'AN TEFSİRLERİ
  İlim ve fikir çevrelerinin niteliklerine göre Kur'an'ın anlaşılmasında ve yorumlanmasında farklı eğilimler ortaya çıkmıştır.Kur'an'ı tefsire çalışan herkes ilmi kapasitesine,kavrayış derecesine,uzmanlık alanına,siyasi-mezhebi kanaatlerine,idrak-anlayışlarına göre Kur'an'ı açıklamıştır.Bütün bunlar Kur'an'ı anlama ve yorumlamada çeşitlenmeyi ve farklılaşmayı doğurdu.Ayrıca müfessir hangi konunun uzmanı ise Kur'an'ın o konu ile ilgili ayetlerini daha geniş bir şekilde açıklama çabasında olmuştur.
 
   TEFSİRİN KULLANILAN KAYNAK VE YÖNTEMLERE GÖRE SINIFLANDIRILMASI
A)-RİVAYET TEFSİRİ:Ayetlerin tefsirinde Hz.peygamber,sahabe ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirdir.Taberi'nin Camiu'l Beyan an Te'vil-Kur'an adlı 30 cüzlük tefsiri önemli örneklerindendir.Açıklama işini yapacak olan önceki görüşleri nakledrken,diğer yandan da kendi görüşlerini de ortaya koyar,kendi kavrayışına göre bir sonuca ulaşır.Bu bir dirayet işidir.Dolayısı ile rivayet tefsirinde dirayet vardır diyebiliyoruz.
 
B)-DİRAYET TEFSİRİ:Peygamberimiz ve diğer iki neslin açıklamalarının yanında kişisel bilgi,tecrübeye dayalı akıl yürütmeyi kişisel anlama, değerlendirme, açıklama ve yorumlamayı esas alan anlayıştır.Bu tefsirde müfassirler ayetleri açıklarken yaşadıkları kültürün,ilim ve fikir çevrelerinin mensup oldukları ekolün izlerini eserlerine yansıtırlar.Örneğin Fahrettin Razi,döneminin biliminden etkilenerek dünya düzdür demiştir.Tefsir faaliyeti aslında bütünüyle dirayet işidir.Bu tefsir ikiye ayrılır: 1)-Çok yönlü dirayet tefsiri 2)-Tek yönlü dirayet tefsiri (dilbilimsel tefsir,fıkhi tefsir,ilmi tefsir,felsefi tefsir,tasavvufi tefsir)
 
 
 
 
Tefsir Metinleri Araştırmaları - 6. Ünite
 
 
 
Mukatil b. Süleyman
Mukatil, 80/699 yılında Belh ‘te doğmuş ve 150/767 yılında vefat etmiştir. K.Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Bu özelliğiyle bize kadar ulaşan ilk tefsirdir. Mukatil'in eseri et Tefsiru'l Kebir olarak anılır. Tefsirinde israili haberlere ve tarihi hadiselere de yer vermiştir. Bazı ayetlerin isnadı bulunmadığı için eleştirilmiş; eserlerinde her hangi bir mezhep mücadelesine yer vermediği için de övülmüştür.
El Ferra
El Ferra 144/761'de Kufe'de doğmuş ve 207/823 yılında vefat etmiştir. Tefsirinin adı Tefsiru Muşkili İ'rabi'l Kur'an ve Meanihidir. Ferra her ayet üzerinde durmamış sadece kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirinde kelimeleri açıklarken yer yer Arap şiirine de yer verir. Bu bağlamda Ferra'nın tefsiri dil bilimci tefsir alanında ele alınan bir eserdir.
İbnu Kuteybe 
213/828 yılında Kufe ‘de doğmuştur ve 276/889'da Bağdat'ta vefat etmiştir. Eserlerinin ismi Te'vilu Muşkilu'l Kur'an ile Garibu'l Kur'andır. Tefsirine başlarken ilk önce kırk kelime hakkında bilgi vermiş daha sonrada Fatiha suresinden başlayarak Nasr suresine kadar her surede anlaşılması zor olan kelimeleri açıklamıştır. Tefsirini ele alırken K.Kerim'den, müfessirlerin ve lügatçıların ifadelerinden faydalanmıştır.
Et Taberi
Et Taberi 224/838 yılında Mul şehrinde doğmuş ve 310/923 yılında Bağdat'da vefat etmiştir. Eserinin adı Camiu'l Beyan an Te'vili Ayi'l Kur'an'dır. Rivayet tefsirinin ilklerindendir ancak dirayet tefsirinde de önemli tespitleri olmuştur. Taberi eserine tefsir değil te'vil adını vermiştir. Tefsirinde ayet tefsirine ilişkin kendisine ulaşan muhtelif rivayetlerden birbirini destekleyenleri aynı anlamda olan ve birbirini tamamlayan rivayetleri senetleriyle bir arada vermiştir. Taberi kendinden önceki bütün müfessirlerin görüşlerini bir araya getirmiş ve büyük bir tefsir ansiklopedisi oluşturmuştur. Ancak zayıf âlimlerden nakilde bulunmamaya gayret etmiştir.
Muhammed İzzet Derveze
1888/1984 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirini Türkiye'deki esareti yıllarında kaleme almıştır. Tefsirinin adı et Tefsiru'l Hadistir ve K.Kerim'i nüzul sırasına göre tefsir etmeyi başardı. Ayetleri sırasıyla tefsir etmek yerine aynı konuyla ilgili ayetleri bir çatı altında gruplandırdı.
Seyyid Kutub
1906/1967 yılları arasında yaşamıştır. Seyyid Kutubta esareti yıllarında tefsirini kaleme almıştır. Eserinin adı Fi Zilali'l Kur'andır. Dili ve ele aldığı ayetlerde konu bütünlüğü göze çarpar. Eserinde Kuran ‘ın Kur'an'la tefsirine çokça başvurur. Tefsirinde geçmiş zamanı belirten ifadeler yerine sürekliliği ifade eden ifadeler yer alır. Tefsirini yazmasındaki amacı K.Kerim'in önderliğinde birey ve toplum oluşturmaktır.
İbn Aşur
1879/1973 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirinin adı et Tahrir ve't tenvirdir. Ayetlerin tefsirinde yine ayetlere başvurmuştur. Diğer tefsirlerde oluğu gibi o da K.Kerim'in dil inceliklerine de değinmiştir. 
İbn Ebi Hatim 
Ebi Hatim 240/854 yılında Rey'de doğmuş ve 327/939 yılında vefat etmiştir. Onun tefsiri bir hadis kitabı görüntüsündedir. Çünkü tefsiri kaleme almadaki amacı sadece Hz. Peygamberden, sahabeden ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini titizlik içerisinde derlemekti. Bu yüzden eserinde kendi görüşlerini ifade etmekten kaçınmış toplamda iki sayfa kendi görüşüne yer vermiştir. İlk önce bir ayetin tefsiriyle ilgili bizzat Hz. Peygamberden rivayet varsa onunla yetinir, sahabe ve tabiinden aldığı rivayetlerde ise içerisinde en sağlam isnada sahip rivayeti alırdı. İbn Hatim kendisinden sonraki kaleme alınan rivayet tefsirlerine zengin tefsir koleksiyonu sayesinde kaynaklık etmiştir.
Ez Zemahşeri
Zemahşeri 467/1075 yılında doğmuştur. Tefsirinde dil yönünden Kur'an ‘ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. El Keşşaf tefsirlerin anası olarak kabul edilir. Bu bakımdan dirayet tefsircileri bu eserinden faydalanmışlardır. Tefsirinde soru cevap yöntemini kullanır. Kendisi mutezile olmasından dolayı eserinde çok fazla mezhebin görüşüne yer verdiğinden dolayı eleştirilmiştir. Ehlisünnet görüşlerine ters düşen çokça tevile yer vermesine rağmen Sünni İslam dünyasında en çok okutulan ve istifade edilen eserdir.
El Kurtubi
Kurtubi 600/1200 yılında Kurtuba'da doğmuş ve 671/1230'da vefat etmiştir. Tefsiri K.Kerim'in tamamını kapsar. Genellikle ahkâm ayetlerinin tefsirine yer verdiği için eseri Ahkamu'l Kur'an tefsiri içinde yer alır. Kurtubi eserinde sadece ahkâm ayetlerini değil K.Kerim'in bütün ayetlerini her yönden incelemiş hatta zamanındaki tabii ilimler ışığında bazı ayetleri tefsire çalışmıştır.
Er Razi
Fahreddin razi 543/606 yılları arasında yaşamıştır. Razi'nin en meşhur olduğu ilim dalı kelamdır. Razi tabii ve nakli ilimleri kullanarak zamanındaki yanlış itikad sahipleri ve filozofların bozuk düşüncelerini araştırdı. Onları düzeltmeye çalıştı ve Müslümanları araştırmaya yönlendirerek uyardı. Kelam başta mantık metodunu kullanıyordu ancak Razi döneminde bu metodun yanında akli delilleri ve felsefi görüşleri kullandı ve felsefi kelam ekolünü başlattı.
İbn Kesir
İbn Kesir 701/774 yılları arasında yaşamıştır. Tefsirinin adı Tefsiru'l Kur'ani'l Azimdir. Tefsiri rivayet tefsirleri arasında önemli bir yere sahiptir. İbn Kesir önce tefsir edeceği ayeti verir onu açıkladıktan sonra varsa o konu ile ilgili ayetleri sıralardı. Bu yüzden onun tefsiri K.K'in K.K'le tefsirinde haklı bir şöhret yapmıştır.
Ebussuud
896/982 yılları arasında İstanbul'da yaşadı. Osmanlı'da Yavuz Sultan Selim ve Kanuni döneminde şeyhülislamlık yapmıştır. O dönemde K.Kerim'in tamamını tefsir etmiştir. Tefsirinin en önemli özelliği israilliyata yer vermemesidir ve ona göre cümlelerin taşıdığı gizli ve ince anlamlar vardır.
İsmail Hakkı Bursevi
160/1137 yılları arasında yaşamıştır. Eserinin adı Ruhu'l Beyan fi Tefsiru'l Kur'an'dır. Tefsiri işari tefsir yöntemiyle yazılmıştır. Tefsirinde hem rivayet hem de dirayet metodunuda kullanmıştır.
Muhammed Abduh
1849/1905 yılları arasında yaşamıştır. Tefsiru'l Menar isimli eserini insanların teknik ve yararsız bilgilerden ziyade dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru ve yararlı bilgilerle sunmuştur diğer müfessirlerin tefsirlerinde mezhebi çatışmalarına yer vermelerine karşı çıkar.
 
Fatih Mustafa Taşkafa 11040297 İdkab-II 


0 Yorum - Yorum Yaz


MERVE TOPUZ/11040310/İDKAB-2/ 6.bölüm
MUKATİL B. SÜLEYMAN

Mukatil 699 yılında Belh'de doğmuştur.Merv ,Bağbat ve Basra'da ilim tahlis etmiş ve yine buralarda tedris faaliyetinde bulunmuştur.Başarılı akli terkip ve tahlillerde bulunmuştur,bununla beraber nakli tefsire ve Kur'an ehlinin lugat ,nahiv ve belagat inceliklerine vakıftır.İlk fıkhi tefsirlerinden Tefsirul Hamsi Mieti Ayetin Minel Kur'an adlı eserdir.El Tefsirul Kebir adlı tefsir Kur'anın tamamını ayet sırasında göre içine alan bir tefsirdir.Bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul ediliyor.Tefsirde yer yer israili haberlere ,tarihi hadislere ve kıssaları ile ilgili lüzumsuz ayrıntılara girilmektedir.

EL-FERRA

El Ferra 761 yılında Küfe'de doğmuştur. Not tutmadan direk hafızasına işleten biridir.Halife Memun'un isteği üzerine dil alanında eserler vermiş ve çocuklarına da hocalık yapmıştır. Ferra'nın Arap dilinin özellik ve kurallarını tespit edilmesinde büyük katkısı olmuştur.tefsirine gelince her ayet üzerinde durmamıştır kendisinin ihtiyacı üzerine olan ayetleri tefsir etmiştir.Hedefi Kur'anın anlaşılmasında karşılaşılan dil problemine ışık tutmaktır.Gerektiği yerde sebebi nüzul rivayetlerinden yararlanmıştır.

İBNU KUTEYBE

İbnu Kuteybe 828 yılında Küfe'de doğmuştur.Dönemin en seçkin alimlerinden ders alarak yetişmiştir.Asıl derinleşmesi Dil,Edebiyat ve Şiir alanında olmuştur.Kur'anı kendi inançlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürüterek Tefsir ilmine de önemli katkıda bulunmuştur.Tefsirine gelince kendi dirayet ve ilmi gücünü ortaya koymuştur.Tefsir eserini çok muhtasar tutmuş lüzumsuz uzatmalardan özelliklerden kaçınmıştır.Kelimelerle ilgili olarak fazla detaya inmemiş, hadis ve isnad zikretmekten kaçınmıştır.

ET-TABERİ

Et-Taberi 838 yılının sonlarında Taberistan Mul şehrinde doğmuştur.Fıkıhta önceleri Şafii mezhebine mensupken sonra da mutlak müçtehidlik mertebesine ulaşmıştır.Telif ettiği birçok eser kaybolmuş ve zamanımıza kadar ulaşmamıştır.Tefsir alanında Camiul Beyan an Tevili Ayil Kur'an adlı eseri mevcuttur.Rivayet tefsirlerinden ilk ve en önemlilerinden biridir. Tefsirine bir mukaddime ile başlamıştır. Mukaddimede Kur'an ile ilgili konulara yer verir.Kur'anın nazil olduğu Arapça özelliklerden ve lehçelerinden bahseder.Eserine tefsir değil te'vil adı vermiştir.İhtiyaç duyduğu yerde ayetlerin gramer tahlillerine girişir,ayetlerden çıkarak fıkhi hükümlere ,bu fıkhi hükümlerin dayandığı delillere temas eder.Taberinin tefsirinde yer yer israiliyata rastlanır. ‘Tefsir Ansiklopedisi' meydana getirmiştir. Özellikle kelime izahlarında ,garib lafızların tefsirinde eski Arap şiirinden de büyük ölçüde istifade edilmiştir,izahlama cahiliye devri şiirinden çokça deliller getirmiştir.Camiul Beyanda kelam ve akide konularında azımsanmayacak derecede bilgi bulunmaktadır.Müfessir eserinde ehli sünnet ve el cemaat mezhebini destekler,te'villere yer verilmiştir.

İBNİ EBİ HATİM

İbni Ebi Hatim 854 yılında Rey'de doğmuştur.Çok geniş bir rivayet malzemesine sahiptir.Aklın alanını en aza indiren ve naslara te'vil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir.Yüksek ilmi seviyesinin yanında zühdu ve takvasıyla da takdir edilmiş bir kişiliğe sahiptir.Başta hadis olmak üzere 22 çeşit İslam ilminin dallarında eser vermiştir.Tefsirine gelince Tefsirul Kur'anul Azim Müsneden an Resulillah ve Sahabeti ve Tabiin adlı eseri vardır. Yaklaşık yarısı kayıptır. Bu tefsirin amacı tefsir eserinin isminden de anlaşılacağı üzere sadece Hz. Peygamber ,sahabe ve tabiinden gelen tefsir rivayetlerini bir muhaddis titizliliği içinde derlemektedir.Tefsirinde o kendi görüşlerinden oldukça kaçınmaktadır.

EZ-ZEMAHŞERİ Ez-Zemahşeri büyük bir dilci,edebiyatçı,kelamcı müfessirdir.Zemahşer'de 1075 yılında doğmuştur. ‘Fahri Harezm' ünvanını almıştır.İtikatda mutezile ,fıkıhta hanefidir.Mutezile olduğu için tenkit edilmiştir. Keşşaf adlı eseri onun İslam aleminde tanınmasını sağlayan tefsir üzerinde yüzlerce şerh,haşiye, ta'lik ve reddiye yazılmış bir kitaptır.Bu tefsir dil ve belagat bakımından önemlidir.Çünkü o bu eseriyle Kur'anın mucizeliğini ortaya koymaya çalışır. Ummul Tefsir(Ana Tefsir) diye anılmıştır.Ancak mutezilikten dolayı çokça eleştirilmiş bazı yerleri çürütülmüştür.Ama en çok kıratlara yer verilmesiyle tenkit edilmiştir.Ehli sünnet alimlerine karşı oldukça ağır tenkitlerde yer almıştır.Tefsirinde genellikle soru-cevap yöntemini kullanmıştır.Kur'anı Kerimin balagat ve icazını en güzel ortaya koyan eserdir.

EL-KURTUBİ

El-Kurtubi Kurtubada doğdu.Endülüsün yetiştirdiği büyük alimlerdendir.Salih ,arif ,mutevazi kişiliği ve sade yaşayışıyle tanınan,ilimde yüksek bir dereceye ulaşmış bir alim olarak tanınır.Kendisi zühd ve takva içinde yaşamakla birlikte ilim alemi için faydalı birçok eser yazmıştır.Maliki mezhabine mensuptur,itikad olarak eşaridir.Tefsir alanında yazdığı eserinde Kur'anın tamamen tefsirini muhteva etmektedir.Müfessirlerin tercihleri Kur'an fzaileti ve tefsirle ilgili daha birçok konuya tahsis ettiği oldukça geniş bir mukaddime ile başlar. Rivayet ağırlıklı çok faydalı tefsir ortaya koymuştur. Hadis,fıkıh,kıraat,dil ve belagat,akaid ve kelam alanında ki eserlerden oldukça faydalanmıştır.İtikadi konuların delilleri olana ayetlerin tefsirinde ise ehli sünnet dışındaki mutezile ,karamita gibi batı mezheplerin görüşlerin çürütülmesine özen göstermiştir.Az da olsa israiliyata yer verilmiştir.Kur'anın her ayetini ayrıntılı incelemektedir.

ER-RAZİ

Er-Razi 1149 Rey şehrinde doğmuştur. Hatibu-r Rey ismiyle anılırdı.Şeyhülislam lakabını aldı.Akli ve nakli bilimlerde oldukça ilerlemiştir.İslam aleminde ortaya çıkan bidatleri , yanlış itikad sahiplerinin ve filozofların bozuk görüşlerini en ince ayrıntısıyla araştırarak delillerle bunları çürütmeye çalışmıştır.En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır.Tefsir alanında Mefatihul Gayb eseri vardır.Bu tefsirin amacı Kur'ana yöneltilen hücumları çürütmek ,İslam inanç esaslarını savunmaktır. Bir ayeti tefsir ederken onu açıklayan başka ayet veya ayetlere işaret eder. Bu arada hadis ve rivayetlere de yer verir.Tasavvufi konulara oldukça yer verir.Şafii mezhebine mensuptur, Ehli sünnet dışı mezheplere karşı ehli sünneti müdafa eder.Fıkıh ilminde de oldukça ileri seviyeye ulaşmıştır.Usulü Fıkıh eseri de vardır.Neshi kabul eder ama mensuh ayetlerin sayısını asgariye indirme taraftarıdır.

İBNİ KESİR

İbni Kesir 1302 de Şam'da doğmuştur.Tarih,tefsir,fıkıh,hadis alanında öne çıkmış olan alimlerimizdendir.Şiire karşı tutumu serttir. Tesirul Kur'anul Azim adlı eseri vardır.Rivayet tefsirleri arasında önemli yere sahiptir. Eserin önemli bir mukaddimesi vardır.Kur'anı Kur'anla tefsirinde şöhret kazanmıştır.Aynı zamanda önemli bir muhaddistir.Bazen de fazla derinleşmeden fıkıh alanına girer. Tefsirinin başlıca özelliklerinden biri israiliyat konusundaki hassasiyetidir.

EBUS SUUD

Ebus Suud 1490 yılında doğmuştur. Metris köyünde doğmuştur.Budin de ilk cuma namazını kıldırdı.55 yaşında şeyhülislam oldu.Dini hükümleri çok iyi bilen sağlam karakterli,kimseye haksızlık etmeyen ,hatır için asla söz söylemeyen ,çok çalışkan ve gayet tedbirli bir alimdir.Sıradan insanları bile ciddiye alır, güler yüzlü ve tatlı dillidir. Tefsiri Ebussuudi eseri vardır,bu eseri Arapça olarak yazmıştır.Kur'an ayetlerinin fesahat ve belagat ile yapmış olduğu tespitlerdir. Cümlelerin taşıdığı ince ve gizli anlamlarla ilgili dikkat çekici tespitleri vardır.Gerekli gördüğünde gramer ile ilgili açıklamalarda bulunurdu.Tasavvufa sıcak bakmamıştır.Bu bakımdan tefsirinde işari yorumlara çok az rastlanır.Ahkam ayetlerini tefsir ederken hanefiliği öne çıkarmıştır.

İSMAİL HAKKI BURSEVİ

İsmail Hakkı Bursevi 1653 yılında Aydost da doğmuştur.Arapça,sarf ve nahiv dersleri alarak hatla ilgilenmiştir.Vaazlar vermeye başlamasıyla Arapça olarak yazdığı yorumları tasavvufi konulara aktarmıştır.Fatiha ile başlayıp Kur'anı Kerimi tefsir etmiştir.Ruhul Beyan adlı tefsiri vardır. Osmanlı dönemi ve işari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir.Bu Meviza ağırlıklıdır.Hem rivayet hem de dirayet metodu birlikte kullanılmıştır.Ve müellifin tasavvufi yorumlarıyla zenginleştirilmiştir. Ayetler öncelikle ayetlerle ve daha sonra hadislerle açıklanmıştır.Tefsirini ehli tasavvufun menakıbıyla ve şiirlerle süslemiştir.Tefsirinde İslam itikad esaslarına ters düşen tespitleri vardır. Mesela bunlardan biri Bursevi tevhidin 3 kademesi olduğunu söyleyerek üçüncüsünün ‘benden başka ilah yoktur.' diyebilmektir,der. Çünkü bunu diyebilen kişi baktığı her yerde Allah'ı görür kendi varlığını Allah'ın varlığı içinde eriten kişidir.

MUHAMMED ABDUH

Muhammed Abduh 1849 yılında Mısırda doğmuştur.Okuma isteği olmayan biriydi.Ancak babasını aracılığıyla Şeyh Derviş Hızır'la görüşmesi hayatının bir dönüm noktası olmuştur.Ondan duydukları içine ilim aşkı düşürmüştür.El-Ezher Üniversitesinde öğretim görmüştür.Ülkedeki eğitim faliyetini denetlemek üzere kurulan yüksek meclise üye tayin edildi.Başta El-ezher olmak üzere Mısır'da eğitim ve yargı kurumlarının yapılandırılması için faaliyette bulundu. Kur'anul Hakim adlı tefsiri vardır. Tefsirinde hocasından daima imam diye bahseder. Tefsirinin gayesi kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmaktır. Taklide şiddetle karşıdır,hür bir akıl taraftarıdır.Hür akılcılığıyla sahih hadisleri bile te'vil ,inkar yoluna gitmiştir.Ayet ve sureler arasındaki münasebete özel önem vermiştir.İsrailiyata yer vermemiştir ,verenlere tenkit etmiştir.

MUHAMMED İZZET-E DERVEZE

Muhammed İzzet Derveze 1888'de Filistin'de doğmuştur.Fransız askeri mahkemesince tutuklandı ve bu sürede Kur'anı hıfzetti ve bazı eserlerin yazmıştır.İmkan kısıtlığından dolayı okuyamamıştır ancak kendi çaba ve gayretiyle eğitim,öğretimi bol bol okuyarak telafi etmiştir.Tefsir,hadis,fıkıh,kelam,dil edebiyat ,şiir,tarih,sosyoloji felsefe alanında pek çok eser ve tefsir alanında okumuştur.Tefsirul Hadis adlı tefsir eseri vardır.Sureler nüzul sırasına göre tefsir edilmiştir.Ayetleri sırasıyla tefsir etme yerine aynı konuyla ilgili olanları bir araya getirerek yapmıştır.Kur'anın Kur'anla anlaşılmasına önem vermiştir. Kur'an ilkelerini araçlar ve amaçlar diye ayırır.Bir bütün olarak bakmıştır Kur'ana .Sade bir üslupla, kolay anlaşılır bir şekilde yazmıştır. Nahiv ve kelamda derinleşmemiştir.İlmi tefsire şiddetle karşı çıkmıştır.

SEYYİD KUTTUB

Seyyid Kuttub 1904 ‘de Mısır'da dindar bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Küçük yaşlarda Kur'anı ezberledi.Kahire Üniversitesinde okudu. Makale yazmıştır.Makalesinde toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'anın emri olduğunu savunmuştur ve Mısır'ın o dönemki toplumsal yapılandırılmasını eleştirmiştir.Fi-Zilalil Kur'an adlı tefsir eseri vardır.Yirminci yüzyılda yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden biridir.Gayesi Kur'anın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan ,hayat,toplum ve insanlık modeli oluşturmaktır.Her sure girişinde iniş maksadı,adı, ayet sayısı ,mekki,medeni oluşu hakkında bilgi verilmiştir.Edebiyatçıdır.Hadis ve tefsire çok az yer vermiştir.Fıkhi ve kelami konularda mezhepler arasındaki ihtilaflara çok az yer verir fazla ayrıntıya girmez.İslam inanç düşüncesinde tevhidin kökleşmesine önem verir ve Kur'anın fert ve toplum hayatıyla ilgili emir ve yasaklarının hikmetlerini ve sırların gözler önüne sermeye çalışır. Allah'ın zat ve sıfatlarıyla ilgili müteşabih ayetleri te'vil etmekten kaçınır ,ilmi tefsire karşıdır.

İBNU AŞUR

İbnu Aşur 1879 ‘da Tunus'da doğmuştur.İbnu Aşır lakabıyla anılmıştır,üstün kabiliyete sahiptir.1932'de ilk maliki şeyhülislamı oldu.Hayatı boyunca ilmi çalışmalarını ve fıkhi mücadelelerini aralıksız sürdürmüştür.Mücadeleci bir şahsiyete sahiptir.Tefsir,hadis,fıkıh,Arap dil ve edebiyat alanında 40'a yakın eser bırakmıştır.Et-Tahrir vet-Tenvir adlı tefsir eseri vardır. Ayetleri Kur'andaki normal sırasına göre alıp tefsir etmiştir. Şerii hükümlerin hikmet ve gayelerine ayrı bir önem vermiştir. Ölçülü bir ilmi tefsir taraftarıdır,onun her asra hitap ettiğini savunur ve İmamı Şatılayı eleştirir.Hem klasik hem de çağdaş anlayışların birleşiminden meydana gelmiş önemli bir tefsirdir.

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz


ZEYNEP EROL 11040134 İDKAB/2

TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ

*Kur’an’ı anlama açıklama faaliyeti ve onun rehberliğinde bir dünya kurma hedefi Müslüman dünyasında hep önemli bir yere sahip olmuştur.

İlk Dönem Tefsiri

Hz. Peygamberin Yaşadığı Dönemde Tefsir

*Tefsir ilmi ilk olarak Hz. Peygamber ile başlamıştır. Hz. Peygamber gerek kendi ihtiyaç duyduğu yerleri, gerek sahabeden gelen soruları açıklamak suretiyle tefsirin ilk örneklerini vermiştir.

Sahabe Dönemi Tefsiri

*Hz. Peygamberden sonra sahabe Kur’an’ı açıklamak işiyle ilgilenmiştir. Sahabe tefsiri müşahedeye dayalı açıklama ve kişisel bilgi ve kavrayışa göre yapılan açıklama olarak ikiye ayırılabilir. Sahabiler nüzul ortamında yaşıyor olmaları sebebiyle Kur’an’da yer alan yer alan nüzule bağlı ve mübhematla ilgili ayetleri daha sonraki dönemlere oranla daha iyi kavrıyor ve açıklıyorlardı.

*Sahabe tefsirinde müşkil kelimelerin açıklanmasında Arap şiiri ve İsrailiyattan da faydalanılıyordu. Sahabenin tefsir kaynakları Hz. Peygamber, Arap Dili ve Edebiyatı, Ehli Kitap âlimlerinden oluşmaktadır.

*Sahabe tefsirinde Abdullah İbn. Abbas’ın ismi öne çıkar.

Tabiun Dönemi Tefsiri

*Sahabe bilgi ve tecrübeleriyle  Kur’an tefsiri konusunda yetişen Tabiiler Sahabeden sonra da Kur’an tefsiri ile ilgilenmişlerdir.Rivayet tefsirinde Kur’an tefsirine ilişkin rivayet edilen haberlerin çoğu Tabiilere aittir. Tabiun döneminde Kur’an’ı basit ihtiyaçlar çerçevesinde  tefsirden öteye geçilmiş  ve Kur’an bütünüyle sistematik olarak tefsir edilmeye başlanmıştır.Bir kelimenin Kur’an’ın bütününde ne anlama geldiğinin ortaya konulması tabiun dönemi tefsir anlayışının ürünüdür.Tabiun tefsirinde kelime ve kavramların açıklanması, ahiret ve ğayba ilişkin açıklamalar önemli yer tutar.

Tefsirin Tedvini

*Kur’an tefsiri ile ilgili ilk yazılı belgeler İbn. Abbas ile başlar.İbn Abbas ile başlayan bu süreç tabiun müfessirlerince devam etmiştir. İlk bir buçuk asırda tefsir sahibi olan birkaç isim :Said b. Cubeyr, Mucahid b. Cebr, Mukatil b Süleyman .Bu bir buçuk asırlık süreçte kaleme alınmış tefsirlerden sadece   Mukatil b. Süleymanın eseri Kur’an’ın tamamının tefsirini içerir.

Kaynak ve Yöntem Çerçevesinde Kur’an Tefsiri

*Kur’an tefsirinde tefsiri yapan kişilerin kavrayışları, anlayışları, ilgi alanları  ve  dünya görüşlerine göre farklı tefsir tarzları ortaya çıkmıştır. Tefsir tarihinde rivayet ve dirayet tefsiri olmak üzere iki temel tefsir anlayışı vardır. Bu  tefsir anlayışları dışında sezgi, ilham gibi insani kuvvetlerin de tefsirde kullanılması gerektiğini savunan üçüncü bir görüş vardır.

Rivayet Tefsiri:Kur’an’ın tefsirini  Hz. Peygamber ,Sahabe, Tabiun görüşlerini nakletmekten ibaret gören yaklaşımdır.Aslında akli tefsir sahabe döneminden beri var olagelmiştir.Fakat gerçek ilmin önceki dönemlerden aktarılan bilgiler olduğu  inancı müfessirleri bu yönteme yöneltmiştir.

Dirayet tefsiri:Dirayet tefsiri müfessirin kendi görüşleri ile   Kur’a’nı anlama açıklama yorumlama faaliyetidir.Aslında akli tefsir hz. Peygamber döneminden beri var olagelmiştir.Çünkü her müfessir kendi bilgi, düşünce ve tecrübesi gibi etkilerle görüşünü ortaya koymuştur.Yani esas itibariyle bütün tefsirler dirayet tefsiridir .Tefsirlerin dirayet ve rivayet olarak ikiye ayrılması yöntem farklılığından kaynaklanır.Rivayet tefsirinde müfessir ilk üç dönemin görüşlerini olduğu gibi aktarır . Dirayet tefsirinde ise müfessir kendi anlama ve açıklamaarını tefsir faaliyetine dahil eder.

Çok Yönlü Dirayet Tefsiri:Çok yönlü dirayet tefsiri Arap dili ve edebiyatı, farih,felsefe, tıp, matemetik gibi pek çok alandan faydalanarak tefsirlerde dilbilimsel analizler, edebi sanat alanında açıklamalar, kıraate ilişkin açıklamalar, kelami, fıkhi ahlaki yorumlar, tıbbi açıklamalar gibi pek çok alnada izahlara yer vermekle oluşur.

Tek Yönlü Dirayet Tefsiri:Tek yönlü tefsir müfessirin Kur’an tefsirinde daha çok ilgi duyduğu  konuya, soruya daha fazla yer vermesi ile oluşur.

a)Dilbilimsel(filolojik) tefsir: Kur’an’ın dilbilimsel açıdan tefsir ve tahlil edilmesidir.Kur’an’ı açıklarken Arap dili açısından değerlendirmeler yapılmıştır.

b)Fıkhi tefsir: Kur’an’ın ibadet ve amelle ilgili ayetlerini açıklamayı ve onlardan hükümler çıkarmayı hedefler. Müfessirler ahkam ayetlerini kendi mezheplerinin ilke ve kabullerine bağlı kalarak yorumlamaya çalışmışlardır.

c) İlmi tefsir: Kur’an’da çeşitli ilimlere, keşiflere, icatlara ve sonuçlara işaretler bulunduğu  inancından yola çıkarak Kur’an’ın bazı ayetlerinin doğa bilimleri alanındaki gelişmeler ışığında yorumlanmasıdır.

d)Felsefi tefsir: Filozoflar ayetleri lafzi olarak açıklamak yerine  batıni bir anlayış içinde daha özgür açıklamalarda bulunmuşlardır.

e)Tasavvufi tefsir: Sufi müfessirlerin Kur’an’da lafzi anlamın dışında anlamlar aramaları ile ortaya çıkmıştır.

Günümüzde Tefsir Çalışmaları

*Günümüzde batıdan gelen etkiler tefsir çalışmalarına yansımıştır. Bu anlamda Batının Müslüman toplumlar karşısında ileri konumu ve bunun sebepleri sorgulanmıştır. Bizim Kur’an’ı gerektiği gibi anlayamadığımız için bu durum oluştuğu kanaatinden hareketle batıda üretilen bilimsel ve düşünsel birikim ile Kur’an yorumlanmaya çalışılmıştır. Böylece Müslümanların eski başarılı dönemlerine döneceğine inanılmıştır.

*Bu çabanın dışında Batıda ortaya çıkan düşünce akımları ve ideolojiler de tefsir çalışmalarına etki etmiştir.

Yenilikçi Tefsir Çalışmaları :Kur’an’ın  hidayet rehberi olduğu gerçeğini göremediğini düşündükleri için geçmiş tefsir geleneğini eleştirmişlerdir.Bu sebeple Kur’an’ın yeniden okunması ve yorumlanması gerektiğini savunmuşlardır.Bu tefsir anlayışıyla beraber ilk defa  çağdaş düşüncenin gerekleri doğrultusunda  tefsir örneklerinin ortaya çıktığı görülür. Yenilikçi tefsir anlayışında hem İslam’ın ilk , saf kaynağına dönüş , hem de çağdaş akımların tefsire uygulamasını görürüz.

İlmi Tefsir Çalışmaları: İlmi tefsir çalışmalarıyla bilim ile Kur’an’ın çatışmadığı , bilimin söylediği her şeyin  Kur’an’da yer aldığı görüşü savunulmuş ve bu yönde tefsirler kaleme alınmıştır.

İdeolojik Tefsir Çalışmaları: Dünyada ideolojik eğilimlerin gündeme gelmesiyle ve İslam toplumlarının sömürge altında kalması etkileriyle ortaya çıkan çağdaş bir tutumdur. Bu tefsir türünde de geleneği tenkit söz konusudur. Kur’an’ın getirdiği mesaj özgürleştirici, siyasal bir ideoloji olarak algılanır.

Tarihsel-Tenkitçi Tefsir Anlayışı: Tarihsel-tenkitçi anlayış  çağdaş İslam düşüncesinde görülmeye başlamıştır. Bu görüşe göre Kur’an’ın indiği dönemin dil özellikleri, kültürü vb. bilinmelidir. Tefsir bu bilinçle ve Kur’an’ın değerleri göz önünde bulundurularak yapılır. Bu yolla Kur’an’dan günümüze uygun hükümler çıkarılır.

ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI

1)MUKATİL BİN SÜLEYMAN: Mukatil  b. Süleyman tefsir ilminde şöhret yapmış bir şahsiyettir.Belhte doğmuştur. Mevr , Bağdat ve Basrada ilim tahsil etmiş ve bu yerlerde öğretmenlik yapmıştır. Mukatil senedsiz ve  yalan haber rivayet etmesi , eserlerinde israiliyata yer vermesi, kelami, fıkhi görüşleri sebebiyle tenkit edilmiş fakat aynı zamanda o nakli tefsir ve Kur’an dili konusunda ki bilgisi sebebiyle övülmüştür. Mukatilin tefsiri  et-Tefsiru’l-Kebir , Tefsiru Mukatil diye de anılır. Kur’a’nın tamamını ayet sırasına göre işlemesi özelliği ile günümüze ulaşan ilk tefsirdir. Eserinde dil üzerinde durur ayrıca  bolca şahıs isimlerine ve gereksiz ayrıntılara yer verir.Eserde hemen hemen hiç isnadın olmaması sebebi ile eleştirilmiştir.

2) EL-FERRA:Kufede doğdu. Çocukluğu ve ilk eğitim yılları burada geçti. el-Ferra  dönemin meşhur alimlerinden dersler aldı. Hocası Kisainin ölümüyle onun yerine geçmiş ve böylece hocalık hayatı başlamıştır. Arap dilinin özelliklerinin tespitinde önemli katkıları olmuştur. Menai’l-Kur’an adlı tefsiri meşhurdur. Ferra tefsirini mevcut Kur’an düzenine göre yapmıştır fakat her ayetin üzerinde durmamış sadece gerekli gördüğü ayetler üzerinde durmuştur. Tefsirinde dil problemleri üzerinde durmuş , kıraat meseleleri ve Arap şiirine yer vermiştir.

3)İBNU KUTEYBE: Dönemin en seçkin alimlerinden dersler alarak yetişmiştir.Hadis, Tefsir, Fıkıh, Kelam gibi ilimlerle uğraşmış  fakat asıl olarak dil, edebiyat ve şiirle ilgilenmiştir. Kur’an’ı  kendi  inanışlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürütmüş bu bakımdan  tefsir ilmine önemli katkıları olmuştur. Kuteybenin günümüze kadar ulaşan iki eseri  Tevilu Muskilul Kur’an ve Garibul-Kur’an birbirini tamamlar niteliktedir. Bu sebeple bu iki eser el-Kurteyn adıyla el-Kinani tarafından derlenmiştir. Garibul-Kur’an da Allahın isim ve sıfatlarıyla ilgili yirmi altı kavram ve Kur’an’da sıklıkla kullanılan kırk kelime hakkında bilgi verilmiş son olarak da  Kur’an ‘da baştan sona anlaşılması zor kelime ve terkipler üzerinde durulmuştur.

4)ET-TABERİ:Yedi yaşında hafız oldu . Dokuz yaşında hadis ezberlemeye başladı.İlim öğrenmek için Basra, Kufe, Mısır, Suriye gibi yerleri gezdikten sonra Bağdat’a yerleşti. Hadis, Fıkıh, Kıraat, Tarih, Edebiyat alanlarında bir çok meşhur alimden ders aldı. Olgunluk dönemine geldiğinde ders aldığı ilimler alanında hacimli eserler vermiştir. Taberinin telif ettiği eserlerin çoğu kaybolmuş ve zamanımıza ulaşamamıştır.Tefsiri Cmiu’l –Beyan  rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir. Ayetlerin tefsirinde rivayetleri aktarmakla kalmaz bu rivayetleri tenkide tabi tutar.Taberi tefsirinde kelime izahını gerekli gördüğü yerlerde  Arap şiirinden faydalnmıştır. Eserinde kelam ve akide konularında önemli miktarda bilgiler bulunmaktadır .

5)İBN EBİ HATİM:İbn Hatim  önemli bir hadis alimi olan babasından aldığı dersler dışında Kur’an ve Kıraat eğitimi almıştır. Bundan sonra da ilmi seyahatlere çıkmıştır. İbn Ebi Hatim başta hadis olmak üzere bir çok İslami ilim dalında yirmi iki kadar eser vermiştir. Tefsirinin tam adı Tefsiru’l-Kur’ani’l –Azim Müsneden’an  Rasulillahi  ve’s-Sahabeti ve’t Tabiin’dir. Eserin yarısı kayıptır. Eser 1997 yılında Esad Muhammed  tarafından neşredilirken  arada kalan boşluklar başka kaynaklarda yer alan Ebi Hatim’e ait rivayetlerle doldurulmuştur. Dolayısıyla  orijinal rivayetlerle dışarıdan derlenen rivayetler birbirine karışmıştır .İbn Hatim eserini Hz. Peygamber, sahabe ve tabiinden gelen rivayetleri toplamak için yazmıştır.

6)EZ-ZEMAHŞERİ:Zemahşeri büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. İlk eğitimini doğduğu yer olan Zemahşerde aldıktan sonra Buharaya gidip burada Fıkıh,Hadis,Kelam, Mantık, Felsefe, Arapça dersleri aldı.Mekke ve Arap yarımadasının muhalif yerlerini gezerek Arapçasını kuvvetlendirdi. Ömrünün önemli bir kısmını Mekkede geçirmiş, meşhur tefsiri  Keşşaf’ı ve birçok  eserini burada yazmıştır. Tefsiri Keşşaf Zemahşerinin bütün İslam aleminde tanınmasını sağlamıştır.Zemahşeri tefsirinde dil ve belağat yönünden Kur’an’ın  mucizliğini ortaya koymaya çalışmıştır . Eser bu bakımdan önemlidir.Tefsirde genellikle soru cevap  şeklinde bir anlatım tarzı kullanılmıştır.

7-KURTUBİ:Kurtuba da doğdu Endülüs’ün yetiştirdiği büyük  alimlerdendir. Öğrenim çağına ilk girdiğinde Arapça, şiir ve Kur’an’ı Kerim öğrenmiştir. Bundan sonra da önce Kurtuba sonra Mısırda olmak üzere çeşitli alimlerden Tefsir, Dil bilgisi, Nahiv, Kur’an ilimleri, Hadis, Fıkıh dersleri aldı. Kurtubi’nin tefsiri Kur’an’ın baştan sona tefsiri şeklindedir. Fakat ahkam ağırlıklı olması bakımından bu eser Ahkamul Kur’an olarak da kabul edilmiştir.Eser rivayet ağırlıklı olarak kaleme alınmıştır.Kurtubi eserde Sahabe ve Tabiun ‘dan başlayarak kendi dönemine kadar olan alimlerden kaynak olarak bol bol faydalanmış, alıntılar yapmıştır.

8-ER-RAZİ:Razi önce büyük bir alim olan babası olmak üzere dönemin büyük  alimlerinden dersler aldı. Eğitimini tamamladıktan sonra ilmi seyahatler yaptı.Razi  Fıkıh, Tefsir gibi birçok dini  ilim yanında Fizik,Kimya,Tıp gibi fen bilimlerinde de  bilgi sahibiydi. En meşhur olduğu ilim dalı Kelamdır.Tefsirinin tam adı Mefatihu’l  Ğayb’dır.Çeşitli  ilim dallarını içeren hacimli bir eserdir. Yazar eserini  Kur’an’ a  yöneltilen saldırıları çürütmek, islam esaslarını savunmak için kaleme almıştır.Eserde her sure kitap şeklinde ele alınmıştır. Kitaplar baplara, baplar meselelere, meseleler de alt başlıklara bölünmüştür.

9-İBNU KESİR:Çeşitli hocalardan Fıkıh, Tarih, Tefsir, Kelam, Hadis dersleri almıştır.  Tarih, Tefsir, Fıkıh, Hadis ilimlerinde  ismini duyurmuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra müderris, müftü, mahkeme üyesi olarak çeşitli görevlerde bulunmuştur.Tefsiri  İbni Kesir adı ile meşhurdur. Eserde İbnu Kesir’in görüşleri olmakla beraber eser rivayet tefsiri olarak yer edinmiştir. İbnu Kesir eserinde tefsir edeceği ayeti kısaca açıkladıktan sonra ilgili diğer ayetleri verir.Bu bakımdan eser Kur’an’ın Kur’an’la tefsirinde önemli bir yere sahiptir. İbnu Kesir ayet açıklamasından sonra  konu ile ilgili hadis ve  rivayetleri sıralar.

10-EBUSSUUD: Ebussuud babasından ve çeşitli alimlerden ders aldıktan sonra müderrislik yaptı. Daha sonra sırasıyla kadılık, kazaskerlik  görevlerinde buulundu ve 55 yaşındayken Şeyhulislam oldu.Tefsir,  Fıkıh gibi ilimlerde pek çok eser vermiştir. Eseri Tefsiru  Ebissuud  ismi ile meşhur olmuştur. Kur’an’ın tamamını tefsir etmiştir. Kur’an’ın fesahat ve belağatı ile ilgili yaptığı tespitler tefsirinin en önemli özelliğini oluşturur.Tefsirinde kıraat farklılıkları, şiir ve israili haberlerden de faydalanmıştır fakat faydalandığı bazı israili haberlerin uydurma olduğunu da belirtmiştir.

11-İSMAİL HAKKI BURSEVİ:İsmai l Hakkı küçük yaşta Kur’an okumayı öğrenmiş bundan sonra da Arapça Sarf, Nahiv, Fıkıh, Kelam  ve hat dersleri almıştır.Şeyhi Osman Fazıl efendiden manevi terbiye ve zahiri ilimler ile ilgili dersler almıştır. Çeşitli camilerde vaazlarda bulunmuştur. Ulucamide vaaz verdiği sıralarda  Fatihadan itibaren Kur’an’ı tefsire başlamştır.  Bu süreç sonunda eseri  Ruhul-Beyan ortaya çıkmıştır.İşari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerdendir.Tefsirde rivayet ve dirayet metodu bir arada kullanılmıştır.İsmail hakkı tefsirinde tasavvufi yorumlarına ve şiirlere yer verir.Eserinde İslamın  itikat esasları ile ters düşen tespitleri yer alır.

12- MUHAMMED ABDUH:İlk olarak köyünde okuma yazma öğrenip hafızlığını tamamladıktan sonra Tata ve Kahirede öğrenimine devam etti.Ezher üniversitesinde öğrenim gördü. Öğrenimini tamamladıktan sonra bu üniversitede hocalığa başladı. Çeşitli bölgelerde öğretmenlik yaptı.Dergilere yazılar yazdı. Siyasi olaylarda faal bir insandı. Tefsiri Tefsiru’l-Menar ismi ile meşhur olmuştur.Eseri  Ezher üniversitesinde verdiği derslerde Muhammet Reşit Rıda isimli öğrencisi kaleme almıştır.  Eser tamamlanmadan Abduh ölünce esere Rıda kendisi devam eder fakat o da eseri  tamamlayamadan vefat eder.Abduh tefsirin kuru teknik bilgiler vermek yerine hidayet rehberi olacak nitelikte olması , insanlara doğru bir ilkat ve yaşayış programı sunması gerektiğini savunur.Ayetleri indiği dönem dışında günümüz olaylarıyla da irtibatlandırma taraftarıdır.

13-MUHAMMED İZZET DERVEZE :İlk ve orta öğrenimini tamamladıktan sonra imkansızlıklar sebebiyle memuriyet hayatına başlamıştır. Bu dönemde siyasi olaylar içinde yer almıştır.1948 yıılından itibaren siyasi olayları bırakarak kendini ilme adamıştır. Bu dönemde ilk olarak on iki ciltlik tefsirini kaleme almıştır.Gençlik döneminden itibaren kendi gayretleri dahilinde bir çok alanda okumalar yapmıştır.Tefsirinin adı et-Tefsiru’l-Hadis’tir.Derveze bu eseri kaleme alırken 247 farklı eserden faydalanmıştır.Eserini nüzul sırasına göre tefsir etmiştir. Ayetleri  tek tek değil konu itibariyle gruplandırarak işlemiştir.Kur’an ‘ın  Kur’an ile anlaşılmasına önem vermiş, eserinde siyer bilgileri önemli yer tutar.

14-SEYYİD KUTUB:Orta ve lise eğitimini Ezherde tamamladıktan sonra Kahire üniversitesine girdi. Mezun olduğunda da bu üniversitede hocalık yapmaya başladı. Hayatı boyunca siyasi olaylarda adı geçen Kutub  Cemal Abdunnasır’a düzenlenen suikast nedeniyle üyesi olduğu Müslüman Kardeşler’in diğer  mensublarıyla beraber tutuklandı.On beş yıl hapse mahkum edilen Kutub  hapiste  daha önce telifine başladığı tefsiri  Fi-Zilalil-Kur’an  tamamladı.Eser yirminci yüzyılda yazılmış ictimai-edebi tefsirlerin önemli örneklerindendir.Kutub tesriri ile Kur’an’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal insan, toplum, hayat modeli oluşturmayı  hedefler.Tefsirinde ayetleri günümüzle irtibatlandırır.

15-İBNU AŞUR:Pek çok hocadan ders almıştır. Mezun olduğu Zeytune üniversitesine öğretim üyesi olarak atanmış ve burada farklı alanlarda dersler vermiştir. Hayatının çeşitli dönemlerinde kadılık, müftülük, şeyhülislamlık, rektörlük gibi görevlerde bulundu.İlmi çalışmaları sonucunda kırk kadar eser vermiştir.Tefsirinin adı et-Tahrir ve’t-Tenvir’dir. Eser otuz ciltten oluışur.Ayetler Kur’an’da yer aldığı sıraya göre tefsir edilmiştir.Aşur’un  Arap Dili ve Belağatı konusundaki bilgisi eserine yansımıştır.


0 Yorum - Yorum Yaz


5.ÜNİTE


Kur'an'ın açıklanması için geliştirilen disiplini tefsir olarak adlandırırız.
Tefsir ve tevil farkını ele alırsak; tefsirden farklı olarak tevilde yorumlayan kişinin yani öznenin yorumdaki etkisi artmaktadır. Çünkü deliller onu kesin bir bilgiye götürmemektedir. Tefsirin ürettiği bilgiler Kur'an'ın yorumlanmasının son noktası değildir.
Terceme; bir sözü , bir dilden başka bir dile çevirmek demektir.Yani bir diğer anlamı ile mealdir.
Tefsir ilminin amacı; daha sonraki kuşaklara ayetlerin doğru bir şekilde açıklamaktır.Tefsir ilmi ,ele aldığı Kur'an cümlesinin indirildiği anda kasdettiği anlamını verme hedefini güder.Tefsir, islamiyeti ilk dönemin dili, tarihi, yaşantıları ve temel metni Kur'an ile her nesilde buluşturarak onun başlangıç noktasını sürekli göz öünde tutmasının en önemli aracı olmuştur.
Kur'an'ı ilk tefsir eden peygamberimizdir. O,Kur'an'ın tamamını tefsir etmemiştir.Her ayete açıklama yapmamış tır. Çünkü Arapça bütün sahabilerin anladığı bir dil olduğu için sadece anlamadığı kelimeleri soruyorlardı. Bazen de kendi sahabilere açıklıyordu. Hz. peygamber dirayet tefsirinin öncüsüdür zaten tefsir tamamıyla bir dirayet işidir.Fetihler artmış, İslam çeşitli ülkelere dağılmıştır. Bu yüzden K.Kerim'in anlaşılmasına ve açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur. Sahabiler kıssaları açıklarken ehli kitap âlimlerinden faydalanmışlardır. Anlaşılması zor kelimeleri açıklarken şiirleri kullanmışlardır. Sahabiler ihtiyaç doğrultusunda açıklamalar yapıyorlardı. Tümdengelim yöntemini kullanmışlar ve kaynakları da Hz. Peygamber, Arap dili ve edebiyatı, kendi müşahedeleri ve ehli kitap âlimleri olmuştur. Tabiun tefsiri dönemlerinde ilmi konularda Arap olmayan mevalilerin ön plana çıktıklarını görüyoruz. Tefsir alanında mevaliler çeşitli beldelere dağılan sahabilerin bilgi ve tecrübelerinden önemli ölçüde yararlanmışlardır.Rivayet tefsirlerinin gövdesini büyük ölçüde tabiilerin görüş ve açıklamaları oluşturur.
Rivayet tefsirleri ayetlerin tefsirlerine ilişkin Hz. Peygamberden sahabeden ve tabi undan nakledilen rivayetleri içerisinde bulunduran tefsirdir. Rivayet tefsirinde kuran kaynak olarak görülmez. Rivayet tefsirinde amaç kuranın tefsirine ilişkin öncekilerin görüşlerini toparlamak bir araya getirmek olduğu için kuranla bu görüşleri ayırmak gerekmektedir. Kuranın kuranla tefsiri müfessirin kuranı kendi bütünlüğü içinde açıklamasıdır. Rivayet tefsirlerini oluştururken müfessirler, rivayetleri seçerken, onları sıralarken kendi görüşüne ve düşüncesine göre yapar.
Diyaret tefsiri,Kuran tefsiri başından bu yana anlama açıklama ve yorumlama unsurundan oluştuğundan dolayı bir insan faaliyetidir. Tefsir faaliyetleri tamamıyla dirayet tefsirinin eseridir. Dirayet tefsirinde müfessirler yaşadıkları kültürün ilim ve fikir çevrelerinin etkisiyle tefsirlerini yazmışlardır. Dirayet tefsirinde müfessirlerin bağlı bulundukları mezhepler etkili olmuştur.

6. ÜNİTE


Mukatil b. Süleyman: Mutakil, 699 tarihinde Belh'te doğmuş, Merv, Bağdat ve Basra'da ilim tahsil etmiş ve yine aynı yerde tedris faaliyetlerinde bulunmuştur.767 senesinde de vefat etmiştir. Mukatil'in tefsiri, et-Tefsiru'l-Kebir, Tefsiru Mukatil diye de anılır. Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.
El-Ferraa: Kufe'de doğmuştur.Basra'da ilim tahsil etmiş ve güçlü hafızası ile dikkat çekmiştir.Bağdatta,büyük bir alim olan,Kisai ile tanışması hayatında önemli bir dönüm noktası olmuş ve ondan bir çok alanda yaralanarak vefat edincede yerine geçme başarısını göstermiştir.Meani'l Kur'an adlı ünlü eseri kaleme almış ve bu eserinde her ayet üzerinde durmamış,kendisi yorumlanmaya ihityaç gördüğü ayetler üzerinde durmuştur.Özellikle ayetlerin dilsel özellikleri üzerinde çok durmuştur,yer yer kıraat meselelerine de temas etmiş ve kendisinden önceki alimlerden yararlanmayı da ihmal etmemiştir.
İbnu Kuteybe: 828 yılında Kufe'de doğmuştur. İlk olarak babasından daha sonra da çeşitli hocalardan ders almıştır. Hadis, Tefsir, Fıkıh ve Kelam gibi ilimlerle ilgilenmiştir. Ama asıl derinleşmesini Dil, Edebiyat ve Şiir alanında yapmıştır. Tefsir ilmine Kuran'ı kendi inancına göre yorumlayanların görüşlerini çürüterek önemli katkılarda bulunmuştur. Günümüze kadar ulaşan iki eseri vardır. Bunlar; Te'vilu Müşkilu'l Kur'an ile Garibul-Kur'an'dır. Bu iki eser birbirini tamamlar niteliktedir. Garibul-Kur'an adlı eserinde Allah'ın isim ve sıfatlarıyla ilgili kavramları ve Kur'an da anlaşılması zor olan kavram ve kelimeleri açıklamaktadır.
Et-Taberi: Taberistan'ın Mul şehrinde dünyaya geldi.Yedi yaşında hafız olduve dokuz yaşında hadis ezberlemeye başladı.İlim tahsili için pek çok yer gezmiştir.Eserlerin birçoğu günümüze kadar gelmemiş ama gelenler de onun büyüklüğüne şahitlik etmeye yetmiştir.Tefsiri=Camiu'l-Beyan an Te'vili Ayi'l-Kur'an dır.Rivayet tefsirinin ilklerinden ve en önemlilerinden birisidir.Tefsirine mukaddime ile başlar.İhtiyaç duyduğu yerde gramerlerin incelenmesine başvurur, fıkhi hükümler çıkarır ve delillerine işaret eder.Önceki alimlerden elde ettiği tüm rivayetleri toplamış ve büyük bir ‘'Tefsir Ansiklopedisi'' meydana getirmiştir.
İbn Ebi Hatim: Ebu Muhammed Abdurrahman b. Ebi Hatim Muhammed b. İdris el Hanzeli er- Razi 854 yılında Rey'de doğmuştur ve yine aynı yerde 85 yaşında 939 da vefat etmiştir. Küçük yaşta babasından Kur'an ve kıraat ilminde eğitim almıştır. Bundan sonra babasıyla ilmi seyahatler yapmıştır. Bu şekilde çeşitli rivayetlere ulaşmıştır.Tefsirinin tam adı Tefsiru'l Kur'an'i'l- Azim Müsneden'an Rasulillahi (sav) ve's Sahabeti ve't Taabiin'dir. Bu eseri yazma hedefi Peygamberimizden, sahabeden ve taabiundan gelen tefsir rivayetlerini derlemektir. Zengin bir rivayet koleksiyonu olan tefsir, kendisinden sonra yazılan birçok tefsire kaynaklık etmiştir.
Ez zemahşeri: Melikşah döneminde harezm kasabalarında doğmuştur. Dil alanında edebiyat alanında kelam alanında oldukça başarılı müfessirdir. Eserinin adı el keşşaf an hakaikı t-tenzil ve uyunil ekavil vücuhit tev'ildir. Kısaca keşşaf olarak bilinir. Bu eserde kuranın mucizelerini ortaya koymaya çalışmıştır. Dirayet tefsirinde öncülük eden bir eserdir.
Muhammed Abduh: Felsefe,kelam dersleri almıştır.İngiliz sömürge yönetimine karşı faliyetinden dolayı beyruta sürülmüş,burada dersler okutmuştur.Müftülük yapmıştır. Tefsirul Kuranil Hakim dir.Tefsir Menar ismi ile meşhur olmuştur.Amme cüzü tefsiri ve Asr suresi tefsiride vardır.Tefsirinde insanların dünya ve ahret mutluluğunu sağlayacak doğru itikat ve sağlam yaşayış programı sunmayı amaç edinmiştir.Akıl taraftarıdır ,taklide karşı çıkar.Abduh ayetleri günümüzlede ilişkilendirmiştir.Tefsirinde israilliyata yer vermemiştir
Seyyid Kutub: Eserinin adı Fi-Zılali'l-Kur'an'dır. Müfessir her surenin girişinde o surenin iniş maksadı, adı, ayet sayısı, Mekki ve Medeni oluşu hakkında bilgi verir. Varsa bu konudaki ihtilafları belirtir. Eserde Kur'an'ın Kur'an'la tesirine sık sık başvurulur.
İsmail Hakkı Bursevi: Eserinin adı Ruhu'l-Beyan fi Tefsiri'l-Kur'an'dır. Tefsirde hem rivayet hem de dirayet metodu kullanılmıştır. Ayetler öncelikle ayetlerle ve hadis-i şeriflerle açıklanmıştır.
Fahruddin Razi: En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır.Tefsirinin adı Mefatihu'l Kur'an'dır. Bir ayeti tefsir ederken başka ayetlere de işaret eder. Bu konuda ki ilgili hadis ve rivayetlere de yer verirdi.


sena savaş / 11040285/ idkab-2


0 Yorum - Yorum Yaz


ÜNİTE 5-TARİH İÇİNDE TEFSİR VE TEFSİR EĞİLİMLERİ

1.    İslam dünyası Kuran’ın anlaşılması ve yorumlanmasına çok önem vermiştir. Çünkü müslümanlar Kuran rehberliğinde bir dünya kurmayı hep hedeflemişlerdir. Kuran’dan önce Tevrat ve İncil’inde tefsiri yapılmıştır. Kuran tefsirinin örneklerini hadis,kelam,fıkıh gibi ilimlerde gördüğümüz gibi mimari gibi alanlarda da görebiliriz. Ana kubbenin tevhidi temsil etmesi gibi…

2.    Kuran’ı ilk tefsir eden kişi Hz. Peygamber’dir. Hz. Peygamber  Kuran’ı yalnızca tebliğ etmemiştir aynı zamanda açıklamıştır. Bu açıklamalar sahabilerin soruları akabinde gelebildiği gibi Peygamber (s.a.v)  doğrudan ayetlerle ilgili açıklamalarda yapmıştır. Hz. Peygamber  Kuran’ın tamamını tefsir etmemiştir, ona isnad edilen haberler sahabe ve tabiuna isnad edilen haberlere nazaran daha azdır.

3.    Hz. Peygamber’in vefatından sonra Kuran’ı açıklama,anlama ve yorumlama işiyle sahabe ilgilenmiştir. Sahabelerin Kuran tefsiri kaynakaları, Hz. Peygamber,Arap Dili ve Edebiyatı,kendi müşahedeleri,ehl-i kitap alimleri olarak sayılabilir. Sahabe tefsiri, tefsir ilmi açısından çok önemlidir. Çünkü sahabe ayetlerin iniş sebeplerine ve indiği döneme  vakıftı, bu yüzden Kuran’ı daha iyi anlayabiliyorlardı ve işte bu durum onların yaptıkları açıklama ve yorumlamaları daha sağlıklı kılıyordu. Sahabe tefsirinde öne çıkan isimler İbn Abbas ve İbn Mesud’tur.

4.    Sahabeden sonra Kuran tefsiriyle tabiun ilgilenmiştir. Hz. Peygamber’den sonra devletin sınırları alabildğiine genişlemiş ve yeni kültürlerle karşılaşılmış bunun sonucunda elde edilen müşahedeler ve görüşler tabiuna aktarılmıştır. Bu dönemde tefsir alanında mevaliler öne çıkmış, israili rivayetler yoğun bir şekilde kullanılmış,kelime ve kavramlar daha ayrıntılı açıklanmış,mübhem ve müşkil  kelimelerin izahı,fıkhi izahlar,ahiret ve gayb alemine ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Tabiun tefsirini farklılaştıran yalnızca içeriğindeki değişimler değildir, bunu yanısıra sistematik olarak Kuran’ın bütününü tefsire konu eden bir anlayış ortaya çıkmıştır. Ayrıca rivayet tefsirlerinin büyük bir kısmını tabiun tefsiri oluşturur. Tabiun döneminde öne çıkan isimler İkrime, Mücahid, Sad b. Cübeyr ,Süddi diyebiliriz. Tabiun tefsirlerinin kaynakları sahabe,Ehli Kitab ve kendi bilgi ve kavrayışlarıdır.

5.    Kuran tefsirine ilşkin yazılı belgeler İbn Abbas ile başlamıştır ve tabiun müfessirlerince devam ettirilmiştir. Tefsirin tedvini sürecinde öne çıkan  Müfessirler arsında yalnızca Mukatil b. Süleyman’ın tefsiri Kuran’ın tamamının tefsiri mahiyetindedir. Ayrıca hadis tedvini içerisinde Hz. Peygambere isnad edilen haberler,hadis eserlerinde kitabu’t tefsir başlığı altında toplanmıştır. Bunların sayısı rivayet tefsirlerinde yer alan haberlere oranla oldukça azdır. Bu da tefsirin bağımsız tedvininin hadisinkinden önce olduğunu göstermektedir.

6.    Rivayet tefsiri, ayetlerin tefsirine ilşkin Hz. Peygamber’den,sahabeden,ve tabiundan nakledilen rivayetleri bünyesinde toplayan tefsirlerdir. Rivayet tefsirinin kaynakları Hz. Peygamberin sünneti,sahabe ve tabiun görüşleridir. Ancak Kuran’ı rivayet tefsirinin kaynağı olarak göremeyiz. Çünkü rivayet tefsirlerinde amaç Kuran’ın tefsirine ilişkin öncekilerin görüşlerini bir araya getirmek olduğuna göre Kuran’la bu görüşleri mahiyet  itibariyle ayırmak gerekir. Ayrıca rivayet tefsirinde haber Kuran’a değil kişiye isnad edilir. Taberi’nin Cami’ul Beyan’ı ve İbn Hatim’in Tefsiru’l Kur’ani’l Azim ‘i öne çıkan rivayet tefsirleridir.

7.    Dirayet tefsiri,yani akli tefsir ise rivayet tefsirinde zikredilen malzemenin yanısıra kişisel bilgi ve tecrübeye dayalı akıl yürütmeyi,kişisel anlama,değerlendirme,açıklama ve yorumlamayı esas alan ve Hz. Paygamber’den beri var olan bir tefsirdir. Aslında tefsir faaliyeti tümüyle bir dirayet işidir. Tefsirin dirayet ve rivayet tefsiri diye ikiye ayrılması tefsir faaliyetinden değil, tefsir eseri ortaya koymadaki tercihlerden kaynaklanmaktadır dolayısıyla biçimseldir. Dirayet tefsiri sınıfına giren tefsirlerde Arap dili ve edebiyatı, tarih ,astronomi vb. gibi disiplinlerde kaynak olmaktadır. Çok Yönlü ve Tek Yönlü Dirayet tefsirleri diye ikiye ayrılır:

8.    Kuran’ı pek çok araç ve kaynak vasıtasıyla açıklayan tefsirlere Çok Yönlü Dirayet Tefsirleri adı verilir. Zemahşeri ,Razi,Beydavi,Nesefi,Ebusuud ve Alusi bu tefsir türünde öne çıkan isimlerdir. Kuran’ı bir ilgi veya konu noktasından yola çıkarak açıklayan tefsirlere Tek Yönlü Dirayet Tefsirleri adı verilir ve kendi içinde beşe ayrılır:

9.    Dilbilimsel Tefsir;Kuran’ın filolojik açıdan tahlilini yapan tefsirdir. Kuran’ı dilbilimsel ağırlıklı biçimde tefsir edenler eserlerine Meani’l Kur’an,Garibü’l Kura’an,Mecazü’l Kur’an isimlerini vermişlerdir. Fıkhi Tefsir;ibadet ve hukukla ilgili ayetleri açıklamayı konu edinen tefsirdir. Bu eserler Ahkamu’l Kuran olark isimlendirilir. Mukatil b. Süleyman’ın Tefsiru Hamsi Mieti Ayetin mine’l Kur’an’ı ilk fıkhi tefsirdir. İlmi Tefsir; Kuran’da çeşitli ilimlere,keşiflere, icatlara olan işaretleri  inceleyen tefsirdir. İlmi Tefsir hareketi Gazali ile başlatılır. Bu konuda en önemli çalışma Tantavi Cevheri’nin el-Cevahir fi Tefsiri’l-Kur’an adlı eseridir.  Felsefi Tefsir; Kuran’i kavramları daha çok batini şekilde açıklayan  tefsirdir. Filozofların tefsiridir diyebiliriz. Kur’an ayetleri ile ilgili en fazla söz söyleyen filozof ların başında İbni Sina gelir.  Tasavvufi Tefsir;sufi müfessirlerin Kuran ayetlerinin lafzi/zahiri anlamları dışında başka manalar armaları sonucu oluşmuştur.

10. Son yüzyılda yapılan çalışmalara şekil veren İslam Uygarlığının Batı Uygarlığı karşısındaki konumudur. Bu durumun sebepleri sorgulanmıştır ve sebebin Kur’an’ı yeterince anlamamak ve hayata taşımamak olduğu kanaatine varılmıştır. Bu ise Kur’an’ın yorumlanmasında eskisinden farklı çalışmaların ortaya çıkmasına zemin olmuştur. Bu yüzden günümüz tefsir çalışmalarında batıya ait düşüncelerin etkisi  ve bu etkiye tepki verme çabası  yoğun bir şekilde sezilmektedir ve islam geleneğinin temel yaklaşımları eleştirilmiştir. Günümüzde Tefsir Çalışmaları dörde ayrılır:

11. -Yenilikçi Tefsir Çalışmaları;geçmişteki tefsir geleneğini çok ciddi bir şekilde eleştirir ve geçmiş tefsirlerde Kuran’ın bir hidayet rehberi oluşunun ve topluma yön veren yanının görülmediğini savunur. Bu tutum Cemalettin Afgani tarafından başlatılmıştır. Afgani’nin görüşleri Muhammed Abduh ve öğrencisi Reşit Razi’yi etkilemiştir. Abduh’un başlayıp Razi’nin devam ettiği Menar isimli tefsir bu çalışmalara örnek olarak verilebilir. Ayrıca Yenilikçi Tefsir Çalışmaları’nda dikkat çeken bir diğer isim İzzet Derveze’dir ve Tefsiru’l Hadis isiml bir tefsiri vardır. Birçok konuda Abduh’u takip eder , tefsirinde yüzyılımızda gittikçe gelişecek olan tarihsel-eleştirel tutumun etkisini ve bu yüzden surelerin iniş sırasına göre tefsir edildiğini görmekteyiz. Yenilikçi Tefsir Çalışmalarında islamın ilk ve saf kaynağına dönüş (selefilik) talebi vardır.

-İlmi Tefsir Çalışmaları;tefsirde bu yaklaşım çeşitli ilimlere,bilimsel buluşlara, bazı atıflar bulunduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Batıda yoğun bir şekilde işlenen pozitivizm ve akılcılık bu tefsir çalışmasında etkili olmuştur.

-İdeolojik Tefsir çalışmaları;bu tefsir çalışmalarında İslam ve Kuran’ın getirdiği mesajın özgürleştirşici siyasal bir ideoloji olarak algılanışını görmekteyiz. Bu yaklaşımın bir örneğini Mevdudi ortaya koymuştur ve o Kuran öğretisiyle    bir hayat düzeni ortaya koyduğunu düşünmektedir. Aynı yaklaşımda tefsir yazmış başka bir düşünürde Seyyid Kutub’tur ve ona göre de Kuran hayatı düzenleyen kitaptır.

-Tarihsel-Tenkitçi Tefsir Çalışmaları;bu yaklaşım temel olarak Kuran’ın yapısının ve içeriğinin bütünüyle oluştuğu tarihi dönem ile bağlantılı olduğunu kabul etmektedir ve ayetleri bu bağlamda tefsir etmektedir.İzzet Derveze ile tohumları atılan bu yaklaşımı Muhammed Abduh ve Reşit Rıza da takip etmiştir.Emin el-Huli,Aişe Abdurrahman,Ahmet Halefullah,Ebu Zeyd,Muhammed Arkun bu yaklaşımı ileri götüren tefsircilerdir.


0 Yorum - Yorum Yaz


6.ÜNİTE-ÖRNEK TEFSİR METİNLERİ VE ALIŞTIRMALARI

1.    Mukatil b. Süleyman (h. 80-150 / m. 699-767): Kendisinin lehinde ve aleyhinde pek çok söz söylenmiş olmasına rağmen tefsir ilminde şöhret yapmış temel şahsiyetlerden biridir. Kuran dilinin lügat ,belagat ve nahiv inceliklerine vakıftır ve başarılı akli terkip ve tahlillerde bulunmuştur. Fıkhi tefsiri ve Kuran kelime bilgisi ile ilgili kitapları vardır. Eseri et-Tefsiru’l Kebir ayet sırasına göre tefsir edlilip günümüze ulaşan ilk tefsirdir. Esrede muğlak kelimelerin izahı yapılmakta,vücuh nezair üzerinde durulmaktadır. Eserde sebebi nuzul rivayetler,kıssalarda detaylı açılımlar (bu yüzden eştirilmiştir),israili haberler vardır.

2.    El –Ferra (h. 144-207 / m.761-822): Çocukluğundan beridir lügat ve tefsir ilimlerine özel bir ilgisi olan Ferra kuuvvetli bir hafızaya sahiptir. Kısai gibi meşhur alimlerin talebeliğini yapmıştır. Eseri  Meani’l  Kuran;Kuran nahvi,kelime bilgisi açısından kendisinden gelen bütün tefsirlere kaynaklık etmiş temel eserlerden biridir.Tefsirini mevcut Kuran tertibi üzerine yapmıştır ancak her ayet üzerinde durmamış ve kendisine göre tefsirine ihtiyaç duyulabilecek ayetler ve anlaşılması zor kelimelerin irablarının izahı üzerinde durmuştur. Eserinde sık sık şiire başvurur  gerektiği yerde sebebi nüzul  rivayetlerindende yaralanır.

3.    İbnu Kuteybe (h. 213-276 / m.828-889): Hadis,fıkıh, tefsir,tarih, kelam gibi ilmlerle de uğraşmıştır ancak esas derileşmeyi dil,edebiyat ve şiir alanında yapmıştır. Kuran’ı kendi inançalarına göre  yorumalayanların görüşlerini filiolojik delillerle çürüterek  Tefsir ilmine önemli katkılarda bulunmuştur. Günümüze kadar ulaşan iki eseri  Te’vilu Müşkilu’l Kur’an ve Garıbu’l Kuran aslında birbirini tamamlayan iki eserdir. Bu eserler daha sonra İbn Mutarrif el-Kinani  tarafından birleştirilerek El-Kurteyn adıyla yeniden derlenmiştir.Garibu’l Kuran’da Allah’ın isim ve sıfatları ile ilgili  26 kavramın mana ve iştikakları ,Kuran’da geçen 40 kelime ve kısa surelerin anlaşılması zor kelime ve terkipleri hakkında bilgiler vermiştir. Eserde lüzumsuz uzatmalardan kaçınmıştır ve garib kelimeleri açıklarken önce Kuran’a başvurmuş daha sonra müfessir ve lügatçıların müracaat ederken çok titiz davranmıştır. Eser kendinden sonra yazılan tefsirler için önemli bir kaynak olmuştur.

4.    Et-Taberi (h. 224-310 / m. 838-923):Hadis,fıkıh,tarih,kıraat ve edebiyat alanlarında esrler vermiştir. Birçok eseri kaybolmuştur ve günümüze kadar ulaşmamıştır fakat bize kadar ulaşan esrlerinin bile bir ömre sığdırılması zordur. Kırk yıl hergün kırk varak  yazmıştır. Esrinin adı Camiu’l Beyan an Te’vili Ayi’l Kur’an’dır. Rivayet tefsirlerinin ilklerinden ve en önemlilerindendir. Bu eserinde kendinden önceki müfessirlerin hemen bütün görüşlerini, ozamana kadar teşekkül eden tefsir ekollerinin müfessirlerinden ve diğer müstakil alimlerden elde ettiği bütün rivayetleri toplamış ve büyük bir tefsir ansiklopedisi meydana getirmiştir. Eserine tefsir değil te’vil demiştir.

5.    İbn Hatim (h. 240-327 / m. 854-939):Zamanın şartları altında büyük meşekkatlerle yirmiden fazla şehir gezerek bölgenin alimleri  ile görüşüp ilmi bilgi ve malzeme alışverişinde bulunmuştur. Bu yüzden çok fazla rivayet malzemesi vardır ve tefsirde asl olanın isnad zincirinin sıhhati olduğunu savunanlardandır. Bu konu ile ilgili olan Cerh veTa’dil isimli bir eser kaleme almıştır. Tefsirinin adı Tefsiru’l Kur’ani’l Azim Müsneden  an’Rasulullahi (sav) ve’s-Sahabeti ve’t-Tabiin’dir. Bu eseri yazmaktaki hedefi Hz. Peygamber ,sahabe ve tabiinin rivayetlerini bir muhaddis titizliğinde derlemektir. Bu   yüzden kendi görüşlerine yer vermez.

6.    Ez-Zamehşeri (h.467-538 / m.1075-1143): Büyük bir dilci,edbiyatçı,kelamcı ve müfessirdir.  İtikadda mutezile,fıkıhta hanefidir. Eserinin adı El-Keşşaf’tır ve tefsir tarihinde önemli bir yer tutan, leh ve aleyhinde yüzlerce şerh,haşiye,ta’lik ve reddiye yazılmış bir kitaptır. Keşşaf müellifi kendinden önceki tefsir ve müfessirlerden,dilci,kurra,sahabe ve tabiun devri müfessirlerinden istifade etmiş ve nakillerde bulunmuştur. Zamehşerinin bu tefsiri daha ziyade dil ve belagat bakımından önemlidir. Çünkü  o bu eseriyle belagat yönünden Kuran’ın mucizeliğini ortaya koymaya çalışmıştır. Eserin bu yönünden kendinden sonra gelen bütün dirayet tefsirleri istifade etmişler ve Keşşaf  “Ummu’t Tefasir” olarak kabul edilmiştir. Ancak müellifin mutezile oluşu ve mezhebini teyid eder  biçimde te’villere ve açıklamalara gittiği için bu tefsir çok tenkide uğramıştır.

7.    El-Kurtubi (ö. 671 / 1273): Fıkıhta mezhebi maliki,itikadda mezhebi eşaridir. Ancak tefsirlerinde mezhep taassubuna kapılmadığı görülür. Tefsirinin adı el-Camiu li-Ahkami’l Kuran ve’l Mübeyyin lima Tedammenehu mine’s-Sünneti ve Ayi’l –Furkan’dır. Eser ahkam ağırlıklı olmak ile birlikte Kuran’ın tamamı tefsir edilmiştir. Rivayetlere ağırlık verilmiş ancak dirayette ihmal edilmemiştir. Sahabe,tabiun ve daha sonra gelen alimlerinde görüşlerine başvurulmuştur. Ayetlerin Arap dilbilgisine göre tahlillerine ve şiirle istişhada bolca rastlanır. İsrailiyattan ve tabi ilimlerdende yararlanmıştır.

8.    Er-Razi (h. 543-606 / m. 1149-1210): Hem dini hemde fen ilimlerinde söz sahibiydi. En meşhur olduğu ilim dalı kelamdır. Tefsirinin adı Mefatıhu’l Gayb’tır. Hacmi ve çeşitli ilim dallarını ihtiva etmesi sebebi ile et-Tefsiru’l Kebir de denmiştir. Müfessirin eseri yazmaktan maksadı akıl prensibleri ve istidlal yolları ışığında Kuran ‘a yöneltilen hücumları çürütmek,İslam inanç esaslarını savunmak ve bu konularda ileri sürülen karşı fikirleri gereksiz bırakmaktır. Kelam ilmindeki derinliği tefsirindede kendini gösterir. Her şeyin Kuran’ var olduğu inancına sahip olduğundan tefsirinde farklı ilim dallarının sahalarınada girmiştir.

9.    İbnu Kesir (h. 701-774 / m. 1301-1373): Tarih,tefsir,hadis ve fıkıh ilimlerinde öne çıkmış olan alimlerdendir. Tefsirinin adı Tefsiru’l Kur’ani’l Azim’dir. Eserin rivayet tefsirleri arasında önemli bir yeri vardır bununla birlikte müfessir yer yer kendi görüşlerinede yer vermiştir. Eserin önemli bir mukaddimesi vardır ancak burada yer alan bilgiler hocasi İbn Teymiyye’nn tefsir usulünden aktarılmıştır.

10. Ebussuud (h. 896-982 / m.1490-1574): Müderrislik,kazaskerlik ve şeyhülislamlık yapmıştır. Osmanlı sultanları tarafından çok sevildi ve sayıldı. Fıkıh,tefsir ve diğer alanlarda eserler yazdı. Tefsirinin adı İrşadü’l Akli’s Selim ila Mezaya’l-Kur’ani’l-Kerim’dir. Eserin en önemli özelliği , Kuran ayetlerinin  fesahat ve belagatı ile yapmış olduğu tespitlerdir. Cümlelerin taşıdığı  ince ve gizli anlamlarla ilgil ilginç tespitleri vardır. Babası tasavvufçu olmasına rağmen tasavvufa sıcak bakmamış bu yüzden tefsirinde işari yorumlara çok az rastlanır. Bağlı bulunduğu Hanefi mezhebini tefsirlerinde öne çıkarır. Surelerin fazileti ile ilgili tefsirine aldığı uydurma haberlerden dolayı eleştirilmiştir.

11. İsmail Hakkı Bursevi (h. 1060-1137 / m. 163-1725): Hayatının sonuna kadar vaaz-irşad ve kitap telifi ile meşgul olmuştur.Bir dönem halifelik yapmıştır. Eserinin adı Ruhu’l Beyan’dır. Osmanlı döneminde İşari tefsir ekolünde yazılmış önemli tefsirlerden birisidir. Tefsir  yazılmadan önce Bursa Ulu Cami ‘de halka vaaz olarak sunulması sebebiyle mevazi ağırlıklıdır bu yüzden mevazi türü içinde önemli bir kaynak olmuştur. Tefsirde hem rivayet hem dirayet metodu birlikte kullanılmıştır ve tasavvufi yorumlarla zenginleştirilmiştir.

12. Muhammed Abduh (h. 1265-1315 / m.1849-1905): Çeşitli ilimlerde dersler aldı,sosyal ve siyasal konularda aktifti. Bir çok makale ve eser kaleme aldı. Hocası Cemalettin Efgani’den çok etkilenmiştir ve bir çok konuda onun izinden yürümüştür. Tefsirin adı Tefsiru’l-Kur’ani’l Hakim’dir ancak bu tefsiri kendi tamamlayamamıştır. Kitap Tefsiru’l Menar adı ile meşhur olmuştur. Tefsirin gayesinin kuru ve teknik bilgiler vermek yerine insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlayacak doğru bir itikat ve sağlam bir yaşayış programı sunmak olduğunu belirtir. Bu yüzden klasik müfessirleri kur’an’daki irşad ve hidayeti ihmal edip sarf,nahiv,belagat vb. fıkhi  ihtilaflarla uğraşmakla itham eder.  Abduh taklide kesinlikle karşı olup son derece akılcıdır.Zaman zaman sahih hadisleri dahi kabul etmediği olmuştur.

13. Muhammed İzzet Derveze (h.1305-1404 / m.1888-1984): Hayatının ilk döneminde siyasi faaliyetler ağırlıktayken ikinci döneminde ilmi faaliyetler ağırlık kazanmıştır. Tefsirin adı Tefsiru’l Hadis’tir. Tefsirin en önemli özellikleri şunlardır ki telif edilirken 247 eserden yararlanılmıştır.Sureler nüzul sırasına göre tefsir edilmiş,aynı konuyla ilgili ayetler gruplandırılmış,siyer bilgileri kullanılmış,Kuran’ın Kuran’la anlaşılmasına dikkat edilmiş,Kuran’a bütün olarak bakılmış ve ana ilke ve prensipler tespit edilmeye çalışılmıştır.Eserini sade bir üslup ile yazmış nahiv ve kelam konularına girmemiş ve ilmi tefsire şiddetle karşı çıkmıştır.

14. Seyyid Kutub (1906-1967): Esas itibariyle bir edebiyatçıdır. Tefsirinin adı Fi-Zılali’l-Kuran’dır ve bu tefsir 20.yy’da yazılan içtimai-edebi tefsirlerin en çok ilgi toplayan örneklerinden birisidir. Yazarın tefsirini yazmaktan gayesi ,Kuran’ın kendisinden yola çıkarak yeni ve ideal bir insan,hayat,toplumve insanlık modeli oluşturmaktır. Tefsir, Kuran’ı günümüzde yaşananlarla irtibatlı bir şekilde anlama ve yorumlama konusunda önemli tesbitleri ihtiva eder. Bir dirayet tefsiridir.

15. İbn Aşur (1879-1973): Tefsirinin adı et-Tahrir ve’t-Tenvir’dir.Ayetleri normal sırasına göre alıp tafsir etmiştir. Ayetlerin tefsirine yine ayetlerle başvurmuş, gerektiğinde Hz. Peygamber’in tefsirinden ve seleften gelen görüşlerden de istifade etmiştir. Tefsirinde belagat konularına,lügavi ve gramer inceliklerinede girmiştir.


0 Yorum - Yorum Yaz

ENSAR KAYA /11040199    11.05.2013

PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİ TEFSİR FAALİYETLERİ

Peygamberimiz dönemi tefsir; tefsir döneminin başlangıcıdır.Yani tefsir ilk Peygamberimiz döneminde başlamıştır.Bu dönemde yapılan tefsir faaliyetleri daha çok kısımsal olarak yapılmaktaydı.Hz. Muhammed (sav) sahabenin anlamadığı yerlerde ayetleri nuzul sebeblerini de içinde bulundurarak tefsir yapmaktaydı.Yani efendimiz ihtiyaç olduğu kadar tefsir faaliyeti yürütmüştür.

SAHABE DÖNEMİ TEFSİR FAALİYETLERİ

Efendimizle beraber ve ondan hemen sonra gelen nesil olan sahabe Kur’anı tefsir ediş aşamasında genellikle peygamberimizin metodlarını kullanmıştır.Çünkü sahabeler de ayetlerin nuzul sebeblerini indiği ortamı biliyordu ve o dönemde yaşıyordu.Sahabeler garip kelimeleri açıklığa kavuşturmuş ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirmiştir.

TABİUN DÖNEMİ TEFSİR FAALİYETLERİ

Peygamberimizden ve sahabeden sonra fetihlerle devletin sınırları genişlemiştir.Ve bununla birlikte Kur’anla ilgili yeni noktalar ortaya çıkmıştır.Kur’an hakkında bilgi sahibi tabiiler çeşitli merkezlerde Kur’an’ın anlaşılmasına ilişkin görüşlerini ve müşahedelerini sonraki nesillere iletmişlerdir..Kur’an tefsirine ilişkin haberlerin büyük çoğunluğunun kaynağında tabiun vardır.Rivayet tefsirinin önemili bir kısmını ,büyük ölçüde tabiilerin görüş ve açıklamaları oluşturur.Müşkil ve müphem kelimelerin izahı yanında  fıkhi izahlar yapılmış ve ayetlerden çeşitli hükümler çıkarılmıştır.Ahirete ve gayb alemine ilişkin açıklamalarda tabiun dönemi tefsirinin özelliklerindendir.Kelimelerin ve ifadelerin açıklanmasında şiirlerden delil getirilir,garib kelimeler biraz daha geniş bir biçimde açıklanırdı.İsraili rivayetlerin yoğun olarak Kur’an tefsirine girişi tabiun dönemine rastlar.Tabiun döneminde  tefsir daha sistemli kuramlı bir hale gelmiştir.

Kaynak ve Yöntem Tercihleri Çerçevesinde Kur’an Tefsirleri

RİVAYET TEFSİRLERİ

Rivayet tefsiri daha çok Peygamberimiz, sahabe, tabiunun görüş ve bildirişlerine dayalı tefsirlerdir.Onlardan gelen rivayetlerle oluşturulmuştur. Rivayet tefsirleri  Kur’an’ın bazı ayetlerini yine başka ayetlerle hadislerle, sahabenin sözleriyle ve bazen tabiînlerin görüşlerine de yer verilerek açıklanması ve îzâh edilmesidir.

DİRAYET TEFSİRİ

Dirayet kelime manasına da bakıldığında bir şeyler üzerinde kendi ilmi seviyesi çerçevesinde düşünüp yeni şeylerortaya koymaktır.Dirayet tefsirleride müfessirlerin kendi çabaları anlamaları  sonucu ortaya çıkmış olan tefsirlere denir.Bunlarda müfessirlerin düşünceleri görüşleri yer almaktadır.Müfessirler Kur’anı açıklarken Kur’anın dili edebi uslubu gibi herşeyi içinde bulundurarak tefsir yapmışlardır.


0 Yorum - Yorum Yaz

ENSAR KAYA /11040199    11.05.2013

 

Mukatil b. Süleyman

Mutakil bin suleyman, 699 tarihinde Belh'te doğmuştur. Merv, Bağdat ve Basra'da ilim öğrenmiş ve yine aynı yerde muderrıslık faaliyetlerinde bulunmuştur.767 yılında vefat etmiştir.Onun tefsiri, et-Tefsiru'l-Kebir, Tefsiru Mukatil diye de anılır. Kur'an'ın tamamını ayet sırasına göre içine alan bir tefsirdir. Bu özelliği ile bize kadar ulaşan ilk tefsir olarak kabul edilmektedir.
El-Ferraa: Kufe'de doğmuştur.Basra'da ilim tahsil etmiş ve güçlü hafızası ile dikkat çekmiştir.Bağdatta,büyük bir alim olan,Kisai ile tanışması hayatında önemli bir dönüm noktası olmuş ve ondan bir çok alanda yaralanarak vefat edincede yerine geçme başarısını göstermiştir.Meani'l Kur'an adlı ünlü eseri kaleme almış ve bu eserinde her ayet üzerinde durmamış,kendisi yorumlanmaya ihityaç gördüğü ayetler üzerinde durmuştur.Özellikle ayetlerin dilsel özellikleri üzerinde çok durmuştur,yer yer kıraat meselelerine de temas etmiş ve kendisinden önceki alimlerden yararlanmayı da ihmal etmemiştir

İbn Kuteyb

828 yılında kufe de doğmuştur. Dönemin en büyük alimlerinden dersler almıştır.Hadis, Tefsir, Fıkıh, Kelam gibi ilimlerle uğraşmış  fakat asıl olarak  edebiyat ve şiirle ilgilenmiştir. Kur’an’ı  kendi  inanışlarına göre yorumlayanların görüşlerini filolojik delillerle çürütmüş bu bakımdan  tefsir ilmine önemli katkıları olmuştur. Kuteybenin günümüze kadar ulaşan iki eseri  Tevilu Muskilul Kur’an ve Garibul-Kur’an dır.Bu sebeple bu iki eser el-Kurteyn adıyla el-Kinani tarafından derlenmiştir. Garibul-Kur’an da Allahın isim ve sıfatlarıyla ilgili yirmi altı kavram ve Kur’an’da sıklıkla kullanılan kırk kelime hakkında bilgi verilmiş son olarak da  Kur’an ‘da baştan sona anlaşılması güç kelimeler üzerinde durulmuştur.

Et Taberi

Et Taberi 838 yılında Mul şehrinde doğmuş ve 923 yılında Bağdat'da vefat etmiştir. Eserinin adı Camiu'l Beyan an Te'vili Ayi'l Kur'an'dır. Rivayet tefsirinin ilklerindendir ancak dirayet tefsirinde de görüşleri vardır. Taberi eserine te'vil adını vermiştir. Tefsirinde ayet tefsirine ilişkin birbirini tamamlayan rivayetleri senetleriyle bir arada vermiştir. Taberi kendinden önceki bütün müfessirlerin görüşlerini bir araya getirmiş ve büyük bir tefsir ansiklopedisi oluşturmuştur.Zayıf kalanlara fazla yer vermemiştir.

 İbn Ebi Hatim

 854 yılında Rey de doğmuştur. Aklın alanını en aza indiren ve nasları tevil etmeksizin onlardan hüküm çıkarmayı esas alan bir anlayışa sahiptir. Rivayet tefsirinin sağlıklı bir şekilde değerlendirmesine vermiştir. 

Zemahşeri

Büyük bir dilci, edebiyatçı, kelamcı ve müfessirdir. İlim için Buhara'ya gitmiş ve ilmi dersler almıştır. Tefsirinin adı  ' keşşaf ' olarak bilinir.Bulunduğu cemaat mutezile olduğu için ve yer yer cemaatının görüşlerinede yer verdiği için eleştirilmiştir. Tefsirinde genellikle soru-cevap  metodunu kullanmıştır.

Kurtubi

Kurtubi Endülüs'ün yetiştirdigi büyük alimlerdendir. Tefsir,  hadis,  kıraat,  fıkıh gibi İslami ilimlerde çok iyi yetişmiştir.Eseri Ahkamul Kur’andır.Bu eserinde Kur’anın bütün ayetlerini incelemiştir.

 

Er Razi

1149 yılında Rey'de doğmuştur. İlmi pek çok ders almıştır. Fen ilimlerinde de kendini geliştirmiştir. İslam aleminde ortaya çıkan yanlış anlaşılmaları delillerle isbat etmiştir. Kelamdan Allah'ın varlığını isbatlamada akıl-vahiy uyumunu kullanmıştır.Tefsirinin adı Et Tefsir-ul Kebir'dir. Ayet tefsirine bazen sebebi nüzul bazen kelime tahlili bazen de ayetler arasındaki münasebet kurarak başlar. Eserde her sure bir kitap şeklinde olup bablara bölünmüştür. Bir ayeti tefsir ederken onu açıklayan diğer ayetlere de işaret eder.Kur'an'da her şeyin mevcut olduğuna inanır . Bu yüzden tefsirinde farklı bilimlerin alanına da girer.

İbnu Kesir

Şam bölgesinin Busra kasabasında doğmuştur.Fıkıh,Hadis,Tefsir konusunda kendini yetiştirmiştir.Hocası İbn Teymiyye'nin ilim hayatında ki etkisi büyüktür.Tefsirül İbni Kesir isimiyle ünlü,önemli bir eseri bulunmaktadır.Bu eser rivayet tefsiri alanında yazılmış önemli eserlerdendir.Kendisi önemli bir muhaddistir ve hadislerden bolca yararlanmıştır.İsrailiyat konusunda önemle durmuştur.

 

 

Ebussuûd

Osmanlı döneminin en önemli medreselerinde görev yapmıştır.Tefsirinin adı İrşâdü'l-Akli's-Selim ilâ Mezâya'l-Kur'âni'l-Kerim'dir.Ebussuûd Osmanlı döneminde Kur'an'ın tamamını tefsir edenlerin başında gelmektedir.Eserin en önemli özelliği, Kur'an âyetlerinin fesâhat ve belâatı ile yapmış olduğu tesbitlerdir.

Seyyid Kutub

1906 yılında Mısır'da doğmuştur. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberlemiştir. Fi- Zılali'l- Kur'an isimli tefsiri vardır.Yazarın tefsiri yazmadaki amacı, Kur'an'ı rehber edinerek ideal insan ve toplum modeli oluşturmaktır. Kutup ayetleri tefsir ederken ayetleri, konu bütünlüğüne göre gruplar halinde ele almış yani Kur'an'ın Kur'an'la tefsirine başvurmuştur. Aynı zamanda edebi bilgisini çok iyi değerlendirmiş, tevhit esası üzerinde durmuş, sosyal meselelere geniş yer vermiştir.

 

 

 


0 Yorum - Yorum Yaz

MUSTAFA KARA 11040184    12.05.2013

TAR